Refine Search

New Search

Results in Journal Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi: 124

(searched for: journal_id:(385551))
Page of 3
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Mahdi Norouzi, Refik Çabuk, Görkem Aybars Balci, Hakan As, Özgür Özkaya
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi; https://doi.org/10.17644/sbd.931304

Abstract:
Critical power (CP) varies up to 5-20% depending on the preferred mathematical model and different time to exhaustion intervals. Those differentiation rates related to CP estimations cause some contradictory results. The aim of this study was to evaluate relationship between CP predictions obtained from three different exhaustion approach (short: 2-10; medium: 2-15; long: 2-20 minutes) using five mathematical models (linear total work (CP1), linear 1/time (CP2), nonlinear 2-parameter (CP3), nonlinear 3-parameter (CP4), and exponential (CP5)), and other indices such as maximal lactate steady state (MLSS), ventilatory threshold (VT), respiratory compensation point (RCP) and critical threshold (CT). 10 well trained male cyclists voluntarily participated in the study. VT and RCP levels of the athletes were determined by incremental ramp tests. Constant work rate exercises were applied on different days to determine maximal oxygen uptake, peak power output, MLSS, CT and CP. Obtained data were tested by validity analysis. As mathematical models and exhaustion intervals changed, the CP predictions varied up to 20%. Except the CP4, other CP estimations were higher than the work rates corresponding to the MLSS and VT (p≤0.05). The CP5, which was estimated by short exhaustion interval, corresponded to the work rates belonging to the CT and RCP (p>0.05; standard error of estimate ~4% and r>0.95). Regardless of the preferred exhaustion interval, CP predictions obtained from the other mathematical models were insufficient to estimate any of anaerobic threshold indices (p>0.05). As a result, the CP5 estimated by short exhaustion interval can be used to predict the work rates corresponded to the CT and RCP. It was not appropriate to estimate the other threshold intensities by the CP. Kritik güç (KG) düzeyi, tercih edilen matematiksel model ve farklı tükenme zaman aralıklarına bağlı olarak %5-20 oranında farklılaşır. Bu oranlarda farklılaşan tahminler, KG ile ilişkili bir takım çelişkili sonuçlar yaratır. Bu çalışmanın amacı üç farklı tükenme aralığı (kısa: 2-10; orta: 2-15; uzun: 2-20 dakika) kullanılarak, her bir aralık için beş farklı matematiksel model (doğrusal toplam iş (KG1), doğrusal 1/zaman (KG2), doğrusal olmayan 2-parametreli (KG3), doğrusal olmayan 3-parametreli (KG4), ve üstel (KG5)), yoluyla elde edilen KG tahminlerinden hangisi ya da hangilerinin maksimal laktat dengesi (MLD), ventilasyon eşiği (VE), solunumsal kompenzasyon noktası (SKN) ve/veya kritik eşikle (KE) ilişkili olduğunu değerlendirmektir. Çalışmaya 10 iyi antrene erkek bisiklet sporcusu gönüllü olarak katıldı. Sporcuların VE ve SKN düzeyleri kademeli rampa testleriyle belirlendi. Maksimal oksijen kullanımı, zirve güç çıktısı, MLD, KE ve KG’yi hesaplamak için farklı günlerde sabit yüklü testler uygulandı. Elde edilen veriler geçerlilik analizleri ile sınandı. Kullanılan matematiksel model ve tükenme aralıkları değiştikçe elde edilen KG düzeyleri %20’ye kadar farklılaştı. KG4 dışındaki diğer KG düzeyleri MLD ve VE’ye karşılık gelen iş oranlarından daha yüksekti (p≤0,05). Kısa tükenme aralıklarıyla bulunan KG5 değeri, KE ve SKN iş oranlarına karşılık geldi (p>0,05; tahmini standart hata ~%4 ve r>0,95). Tercih edilen tükenme aralığı fark etmeksizin diğer matematiksel modellerden elde edilen KG’ler herhangi bir anaerobik eşik indeksini tahmin etmede yetersizdi (p>0,05). Sonuç olarak, yalnızca kısa tükenme aralığıyla belirlenen KG5 düzeyinin, KE ve SKN iş oranlarını tahmin etmede kullanılabileceği gösterildi. Diğer eşik indekslerinin KG yoluyla tahmin edilmesi uygun değildi.
Ebubekir Aksay
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi; https://doi.org/10.17644/sbd.833283

Abstract:
The aim of the study is to compare the Senior Fitness Test (SFT) results of older adults aged 60 to 94 with body mass index (BMI) and the obtained STF results by age groups and gender with standard norm values. A total of 273 older adult aged between 60-94 participated in the study. 151 (71 women, 80 men) older adult with BMI values below 25 kg / m2 constituted the normal weight group and 122 (70 women, 52 men) older adults with BMI values above 25 kg / m2 constituted the overweight group. In the study, SFT, which consists of six different test parameters and measures muscle strength, aerobic endurance, agility/dynamic balance and flexibility, and can be applied in a short time without the need for medical examination was used. Since the data analyzed for skewness - kurtosis and normality analysis showed normal distribution, the independent sample t-test was used in the comparison of two independent groups, one-way analysis of variance in the comparison of more than two independent groups, and the Bonferroni test, one of the post-hoc tests, to determine the reason of the difference in source. The data obtained show that the performance decreases with the increasing age, the decline reaches the upper level especially in the group above the age of 70, and there is a statistically significant difference between the groups in terms of leg strength, arm strength, endurance and flexibility with increasing age (p Bu çalışmanın birinci amacı 60 – 94 yaş arası yaşlı yetişkinlerin Senior Fitness Test (SFT) sonuçlarının Vücut Kütle İndeksi (VKİ) ve yaş gruplarında cinsiyete göre, ikinci amacı elde edilen STF sonuçlarının standart norm değerleri ile karşılaştırmasıdır. Araştırmaya yaşları 60-94 arasında olan toplam 273 yaşlı yetişkin birey katılmıştır. VKİ değerleri 25 kg/m2 altında olan 151 (71 kadın, 80 erkek) birey normal kilolu ve 25 kg/m2 üzeri olan 122 (70 kadın, 52 erkek) birey fazla kilolu grubunu oluşturmuştur. Çalışmada tıbbi muayene gerekmeden kısa sürede uygulanabilen kas kuvveti, aerobik dayanıklılık, çeviklik/dinamik denge ve esneklik ölçümleri yapan ve altı farklı test parametresinden oluşan SFT kullanılmıştır. Çarpıklık – basıklık değerleri ile normallik analizi yapılan veriler normal dağılım gösterdiği için bağımsız iki grup karşılaştırmasında bağımsız örneklem t-testi, bağımsız ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi ve yaş grupları arasındaki farkın kaynağının belirlenmesi için post hoc testlerinden Bonferroni testi kullanılmıştır. Elde edilen veriler esneklik gerektiren testlerde kadınların daha yüksek değerlere ulaştığını, kuvvet, dayanıklılık, çeviklik/beceri gerektiren testlerde erkeklerin ölçüm değerlerinin daha yüksek olduğunu, ilerleyen yaş ile beraber incelenen performans değerlerinin düştüğünü, düşüşün özellikle 70 yaş üzeri gurupta üst seviyeye ulaştığını, bacak kuvveti, kol kuvveti, dayanaklılık ve esneklik özelliklerinde artan yaş ile birlikte normal ve fazla kilolu gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık olduğunu göstermektedir (p
Aysu Ayhan, Selen Müftüoğlu, Beril Köse
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi; https://doi.org/10.17644/sbd.876856

Abstract:
The aim of this study is to evaluate the nutritional knowledge and nutritional intake of professional football and volleyball players and to compare the relationship between caffeine intake and body composition. It was conducted on a total of 43 professional male athletes aged 18-35, 19 professional football players who played in a football team of Turkish Football Federation (TFF) 1. League and 24 professional volleyball players from two different volleyball teams of Turkish Volleyball Federation (TVF). A questionnaire was applied to the participants in order to determine their sociodemographic characteristics, general characteristics, dietary habits and caffeine intake. Nutritional knowledge levels of the participants were determined by Turkish version of the Nutrition for Sport Knowledge Questionnaire (NSKQ). It was observed that the height (cm), body weight (kg) and body fat mass (kg) of volleyball players were higher than the football players (p Bu çalışma; profesyonel futbolcular ve voleybolcuların beslenme bilgi düzeyleri ve besin tüketim durumlarının değerlendirilmesi ile kafein alımları ve vücut kompozisyonları arasındaki ilişkinin karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya; Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) 1. Lig’de yer alan bir futbol kulübünde oynayan 19 futbolcu ile Türkiye Voleybol Federasyonu’na (TVF) bağlı iki farklı voleybol takımında oynayan 24 voleybolcu olmak üzere 18-35 yaş arası toplam 43 erkek sporcu katılmıştır. Sporcuların; sosyodemografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları ve kafein alımları çoktan seçmeli soruların olduğu anket formuyla, beslenme bilgi düzeyleri ise Sporcu Beslenme Bilgisi Ölçeği (SBBÖ) ile belirlenmiştir. Çalışmada voleybolcuların boy uzunluğu (cm), vücut ağırlığı (kg) ve vücut yağ kütlesinin (kg) futbolculara kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür (p
Hakan Taş, Irmak Hürmeriç Altunsöz
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 109-122; https://doi.org/10.17644/sbd.858188

Abstract:
The history of physical literacy, its philosophical background, various definitions,benefits and the stage of physical literacy were investigated. Studies related to physicalliteracy were examined in national and international literature. Based on researches,it was seen that Margaret Whitehead's work was taken as a reference in many studies.Whitehead, defined physical literacy as an ability that anyone can reach. In addition,Pot and colleagues emphasized that the concept of p hysical literacy has a strongphilosophical basis. These philosophical grounds are explained as monism,existentialism and phenomenology. It is known that the educators' knowing thephysical literacy philosophy well has an important factor in both understa nding theconcept and applying the concept of physical literacy in the field. It is observed thatphysical literacy has many individual and sociological benefits. For instance, theindividual's being physically active improves the individual's motivation, selfconfidence, self awareness and social skills. Physically active individuals are seen to behealthier and as a reflection of this situation on the society, it is expected that therewill be less health spending in the society. The concept of physical l iteracy is a dynamicprocess and continues throughout life. Studies have shown that the concept of physicalliteracy emerges in different forms at different age periods and that differentstakeholders in human life are effective in these periods. Although the characteristicsof these periods are basically the same, the concept of physical literacy emerges tomeet different needs for individuals. In conclusion, the concept of physical literacy wasexamined and in the light of the obtained information, it was aimed to contribute tothe limited Turkish literature on the subject. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası alanyazında bedensel okuryazarlıkla ilgili yapılançalışmalar incelenerek bedensel okuryazarlık kavramının tarihçesi, felsefi zeminleri,çeşitli tan ımları, alt bileşenleri, faydaları ve bireylerin bedensel okuryazarlık gelişimdönemleri araştırılmıştır. Birçok çalışmada Margaret Whitehead’in çalışmalarınınreferans alındığı görülmüştür. Whitehead, bedensel okuryazarlığı herkesinulaşabileceği bir kabi liyet veya yetenek olarak tanımlamıştır. Buna ek olarak Pot vearkadaşları bedensel okuryazarlık kavramının güçlü felsefi zeminleri olduğunuvurgulamıştır. Bu felsefi zeminler monizm, varoluşçuluk ve fenomonoloji olarakaçıklanmaktadır. Eğitimcilerin beden sel okuryazarlık felsefesini iyi bilmelerinin hembedensel okuryazarlık kavramını anlamak hem de sahada bunları uygulamak içinönemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Bedensel okuryazarlığın faydalarınabaktığımızda ise bireysel ve sosyolojik açıdan bi rçok yararı olduğu gözlemlenmiştir.Örneğin, bireyin fiziksel olarak aktif olması, bireyin motivasyonunu, öz güvenini, özfarkındalığını ve sosyal becerilerini geliştirmektedir. Ayrıca, aktif bireylerin daha sağlıklıoldukları görülmektedir ve bu durumun t opluma yansıması olarak toplumda daha azsağlık harcamalarının olması beklenmektedir. Bedensel okuryazarlık kavramı dinamikbir süreç olup yaşam boyu sürmektedir. Araştırmalar bedensel okuryazarlık kavramınınfarklı yaş dönemlerinde farklı şekiller de orta ya çıktığı ve insan yaşamındaki farklıpaydaşların bu dönemlerde etkili olduğunu göstermiştir. Bu dönemlerin özellikleritemelde aynı olsa da bedensel okuryazarlık kavramı bireyler açısından farklı ihtiyaçlarıkarşılamaya yönelik olarak ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak, bu çalışmada, bedenselokuryazarlık kavramı incelenmiş ve elde edilen bilgiler ışığında konuyla ilgili sınırlı olanTürkçe alanyazına katkı sağlamak amaçlanmıştır.
Metin Argan, Bülent Gürbüz, Funda Koçak, Merve Atici
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi, Volume 32, pp 75-97; https://doi.org/10.17644/sbd.898381

Abstract:
Bu araştırmanın amacı, bedensel engelli sporcuların spora katılımlarında karşılaştıkları engellere yönelik deneyimlerini ve bu engelleyici unsurların bireylerin spora katılımlarını nasıl etkilediğini Sosyo-Ekolojik Model (SEM) perspektifinden fotoses yöntemi ile anlamaya çalışmaktır. Yorumlayıcı paradigmanın temel alındığı bu nitel araştırmada katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Çalışmada yaşları 20-42 arasında değişen, dördü tekerlekli sandalye atletizm ve yedisi tekerlekli sandalye basketbol olmak üzere 11 bedensel engelli sporcu yer almıştır. Araştırmada hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu çerçevesinde yüz yüze ve odak grup görüşmeleri ile fotoğraf verisi olmak üzere üç farklı veri toplama tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. Analiz sonucunda bedensel engelli sporcuların spor deneyimlerini etkileyen kişisel, sosyal, çevresel, kurumsal ve politik faktörler belirlenmiştir. Kişisel engellerin temelde bedensel engelli sporcuların tekerlekli sandalye sporlarına uyum sağlama ve engellilik durumlarının yarattığı sorunlardan kaynaklandığı görülmüştür. Sosyal engellerin, prososyal davranış engelleri ve damgalamanın yarattığı toplumsal bakış açısı sebebiyle oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada en çok vurgu yapılan çevresel engeller ise spor alanlarına ulaşımda kamusal alanların iyi tasarlanmamasından ve toplumsal yaşamda bireylerin bazı kurallara uymamasından kaynaklanan erişim engelleri üzerine temellenmektedir. Kurumsal engeller temasında spora ilişkin kaynaklara ulaşmada sürdürülebilirliğinin olmayışı ve sistematik yaklaşımların benimsenmediği görülmüştür. Politik engeller temasında ise toplumun engellilere yaklaşımı konusunda yeterince politikalar üretilmediği, medya etkisinin engelliler için yeterince kullanılmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak bedensel engelli sporcuların spora katılım deneyimini etkileyen ve SEM’in beş boyutunu da içeren çok faktörlü engeller bulunmaktadır. Bedensel engelli sporcuların karşılaştıkları bu engeller günlük hayatlarını etkilediği gibi spor hayatlarını da olumsuz etkilemektedir. Bu engellerin ortadan kalkması veya azaltılması durumunda engelli sporlarının daha fazla gelişim göstereceği düşünülmektedir.
Ayda Karaca, Sinem Hazir Aytar, Necip Demirci, Funda Akcan, Emine Çağlar, Şule Nehir Araç
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi, Volume 32, pp 98-108; https://doi.org/10.17644/sbd.903014

Abstract:
The aim of this study was to examine the sedentary screen time (SST) of working individuals before and during the COVID-19 pandemic. Two hundred eighty-nine female and 313 male, a total of 602 (aged between 18-64 years) working adults participated in this study. In order to calculate the duration of sedentary behavior (SB) at work and home, participants were asked to complete the work and household indexes of the Physical Activity Assessment Questionnaire (PAAQ) for Turkish people developed by Karaca et al. (2000). The results of statistical analyses indicated that recreational sedentary screen time (recreational SST) during COVID-19 was higher than before COVID-19 in both genders, in all age groups and all income groups (p <0.05). Sedentary screen time at work during COVID-19 was lower than before COVID-19 in both genders aged between 45-64 of moderate and high income groups (p 0.05). As a result, it was concluded that the SST in the workplace during COVID-19 decreased by about two hours per week, while recreational SST increased by about 10 hours per week compared to the period before COVID-19.
Koray Kiliç, Mustafa Ince
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi, Volume 32, pp 64-74; https://doi.org/10.17644/sbd.887547

Abstract:
Bu çalışmanın amacı Antrenörlerin Kullandıkları Öğretim Yöntemleri Ölçeği Antrenör Sürümünün (AKÖY-Antrenör) daha önce yapı geçerliği gösterilmiş sporcu sürümüne göre eş zamanlı geçerliğini (concurrent validity) ve ölçek alt boyutlarının iç tutarlığını sınamaktır. Ölçeğin antrenör sürümü, sporcu sürümüne benzer şekilde 5’li Likert ölçeğinde cevaplandırılan 11 senaryolaştırılmış öğretim yöntemi üzerine kuruludur (AKÖY – Sporcu; Kılıç ve İnce, 2020). Sporcu sürümünün yapı geçerliğini inceleyen öncül çalışmada on bir öğretim yönteminin ‘antrenör merkezli’, ‘problem çözme’ ve ‘sporcunun tasarladığı/başlattığı’ olmak üzere üç faktöre dağıldığı gösterilmiştir. Bu çalışmada, ölçeğin sporcu sürümü çeşitli sporlardan 150 sporcuya, antrenör sürümü ise bu sporcularla çalışan 56 antrenöre uygulanarak, ölçeğin antrenör sürümünün sporcu sürümüne göre eş zamanlı geçerliği Spearman Korelasyon Analizi ile incelenmiştir. AKÖY-Antrenör’ün iç tutarlılığını değerlendirmek amacıyla ölçek faktörlerinin Cronbach Alfa değerleri hesaplanmıştır. Eş zamanlı geçerlik analizine ait bulgular, ölçeğin “Antrenör merkezli yaklaşım” (r = .83, p < .01) “Problem çözme yaklaşımı” (r = .71, p < .01) ve “Sporcunun tasarladığı/başlattığı yaklaşım” (r = .62, p < .01) alt boyutlarında antrenör ve sporcu veri değerleri arasında güçlü bir anlamlı ilişki olduğunu göstermiştir. İncelenen faktörlerin Cronbach Alfa değerleri sırasıyla 0.86, 0.81 ve 0.69 olarak bulunmuştur. Çalışma bulguları, üç faktörlü Antrenörlerin Kullandıkları Öğretim Yöntemleri Ölçeği Antrenör Sürümü’nün antrenörlerin kullandıkları öğretim yöntemlerini antrenör algısıyla ölçmede kabul edilebilir düzeyde geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğunu göstermektedir. Ölçeğin, antrenörlerin öğretim yöntemleri kullanımıyla ilgili mesleki ihtiyaçlarının belirlenmesine ve bu ihtiyaçlara yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlaması beklenmektedir.
Human Feyzanur Aksoy, F.Hülya Asci
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi, Volume 32, pp 53-63; https://doi.org/10.17644/sbd.760444

Abstract:
Bu çalışmanın amacı sporcularda ruminatif düşünce ve akıldışı inançların optimal performans duygu durumunu belirlemedeki rolünü araştırmaktır. Çalışmaya İstanbul ilinde bireysel spor ve takım sporu yapan 133 kadın (Xyaş: 21.41; SS = 4.33) ve 261 erkek (Xyaş: 21.92; SS = 3.94) olmak üzere toplam 394 sporcu (Xyaş: 21.75; SS = 4.07) katılmıştır. Sporculara “Kişisel Bilgi Formu”, “Ruminatif Düşünce Biçimi Ölçeği”, “Akıldışı Performans İnançları Envanteri-2” ve “Sürekli Etkinlik Tecrübe Ölçeği Kısa Formu (SDFS-2)” uygulanmıştır. Yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre, ruminatif düşünce optimal performans duygu durumunun anlamlı belirleyicisi değildir (p>0.05). Elde edilen bulgular, sporcuların akıldışı inanç düzeylerinin optimal performans duygu durumunu anlamlı olarak yordadığını göstermektedir (p<0.05). Akıldışı inanç alt boyutlarından düşük tolerans ile optimal performans duygu durumu arasında anlamlı pozitif ilişki bulunmuştur (β=0.22; p<0.05). Sonuç olarak; sporcuların zihnini meşgul eden tekrarlayıcı içsel düşünceler, sporcuların yaptığı aktivite ile özdeşleşip göreve odaklanmaları ile ilişkili değilken; sporcularda başarısızlığa ve belirlenen hedeflere ulaşamamaya karşı tahammülsüzlüğü ifade eden akıldışı inanç alt boyutlarından düşük toleransın, sporcuların optimal performans duygu durumunu belirlemede rol oynadığı görülmektedir.
F.Hülya Asci, Halis Egemen Merdan
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 1-32; https://doi.org/10.17644/sbd.729982

Abstract:
Bu çalışmanın amacı, adolesan sporcuların optimal performans duygu durumu, zihinsel dayanıklılık, antrenör sporcu ilişki kalitesi ve takım sargınlığı kavramlarının mizah tarzları ile ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmaya 2019-2020 sezonunda İstanbul’da futbol, basketbol, voleybol, hentbol ve su topu branşlarında mücadele eden 139 kız (X𝑦𝑎ş=15,44±1,00), ve 213 (X𝑦𝑎ş=15,73±1,41) erkek olmak üzere toplam 352 (X𝑦𝑎ş=15,61±1,27) adolesan sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Çalışma kapsamında sporculara “Kişisel Bilgi Formu”, “Mizah Tarzları Ölçeği”, “Sürekli Optimal Performans Duygu Durum Ölçeği Kısa Formu”, “Sporda Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği”, “Antrenör Sporcu İlişkisi Ölçeği”, “Genç Sporcu Takım Sargınlığı Ölçeği” uygulanmıştır. Verilerin analizinde çoklu hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda katılımcı mizah tarzının, optimal performans duygu durum, (β= 0,12, p<0,05), zihinsel dayanıklılık (β= 0,18, p<0,01), antrenör-sporcu ilişki kalitesi ölçeğinin yakınlık (β= 0,12, p<0,05), bağlılık (β= 0,13, p<0,05), tamamlayıcılık alt boyutlarının (β= 0.12, p<0,05) ve takım sargınlığının sosyal sargınlık alt boyutunun (β= 0,14, p<0,05) pozitif yordayıcısı olduğu bulunmuştur. Ayrıca kendini geliştirici mizah tarzı optimal performans duygu durumun (β= 0,23, p<0,01) pozitif yordayıcısıdır. Öte yandan, saldırgan mizah tarzının optimal performans duygu durumun (β=-0.12, p<0,05), zihinsel dayanıklılığın (β= -0,25, p<0,01), antrenör-sporcu ilişkisi kalitesi ölçeğinin yakınlık (β= -0,21, p<0,05), tamamlayıcılık alt boyutlarının (β= -0,21, p<0,01) ve takım sargınlığının görev sargınlığı alt boyutunun (β= -0,14, p<0,05) negatif yordayıcısı olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular, katılımcı ve saldırgan mizah tarzının, optimal performans duygu durum, zihinsel dayanıklılık, antrenör sporcu ilişki kalitesi ve takım sargınlığı düzeylerinin önemli yordayıcıları olduğunu göstermektedir.
Elif Köse, Tennur Yerlisu Lapa
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 38-52; https://doi.org/10.17644/sbd.790765

Abstract:
Bu çalışmanın amacı serbest zaman alanında yayım yapan Journal of Leisure Research dergisinin 1970-2019 yılları arasında yayımladığı 1134 çalışmayı bibliyometrik açıdan incelemektir. Bibliyometrik çalışmalar araştırmacılara önemli eserler, alana yön veren araştırmacılar, çalışma trendleri ve alandaki boşluklar hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Bu bağlamda dergide yayımlanan makalelerin yılları, yayın sayıları ve yayın dillerine göre dağılımları, atıf analizleri, ülke iş birliktelikleri, ortak atıf ağları ve kavram-konu yönelimleri incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre ABD’nin ülke iş birlikteliklerinde kilit rol oynadığı, en fazla atıf patlamasına sahip olan ülkenin Kanada olduğu tespit edilmiştir. Alana yön veren en önemli çalışma ise Jackson ve diğ.’ne (1993) aittir. Journal of Leisure Research’te ön plana çıkan konu kümesinin “psikolojik yapı” olduğu, çalışmaların özet ve anahtar kelimeler kısmında en çok yer alan kelimenin ise “serbest zaman” olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmanın alan yazındaki boşluklar hakkında önemli bilgiler sunacağı ve gelecekteki eğilimlerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Gaye Hadi, , Erhan Duman
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 10-19; https://doi.org/10.17644/sbd.702867

Abstract:
Bu çalışmanın amacı; sportif rekreatif aktivitelere katılan bireylerin serbest zaman doyum düzeyleriyle optimal performans duygu durumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca katılımcıların serbest zaman doyum düzeyleri ve optimal performans duygu durumlarını cinsiyet ve katılma sebepleri açısından incelemektir. Çalışmanın örneklemi seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiş ve 261 kadın (Ortyaş=22.49 ±5.64) ve 293 erkek (Ortyaş=22.63 ±5.37) bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla kişisel veri formu, Serbest Zaman Doyum Ölçeğinin kısa versiyonu ve Sürekli Optimal Performans Duygu Durum Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler, tanımlayıcı istatistik, korelasyon analizi, bağımsız gruplar t testi ve ANOVA kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre katılımcıların optimal performans duygu durumları ve serbest zaman doyumları arasında pozitif yönde anlamlı ve yüksek derecede bir ilişki olduğu görülmüştür (r=.600, p<.01). Katılımcıların serbest zaman doyum puanlarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı görülürken (t=-1.776, p=.078), kadın ve erkek katılımcıların optimal performans duygu durumu puanları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür (t=-2.554, p=.011). Ayrıca, katılımcıların serbest zaman doyumlarının (F(2-551)=1.173, p>.05) ve optimal performans duygu durumu (F(2-551)=1.816, p>.05) puanlarının sportif rekreatif aktivitelere katılım sebeplerine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Serbest zaman doyumu ile optimal performans duygu durumu arasında ilişkinin ortaya konması, pozitif duygu durumlarının deneyimlenmesinin bireylerin serbest zamanlarından elde ettikleri doyumla yakından ilişkili olduğunu desteklemektedir.
Çağla Ayna, Hüseyin Gümüş
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 1-9; https://doi.org/10.17644/sbd.793415

Abstract:
İçinde bulunduğumuz yüzyılda dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi nedeniyle sosyal ilişkilerin tekrar gözden geçirildiği, belli yaş grupları için sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı ve yüz yüze iletişimin, kolektif davranışların sorgulandığı bu süreçten en çok etkilenen ve ne yapması ya da ne yapmaması en çok tartışılan grup şüphesiz 65 yaş üstü bireyler olmuştur. Pandemi sürecinden önce verileri toplanan bu araştırmanın amacı, 60 yaş üstü bireylerin katıldıkları boş zaman etkinlik türleriyle yaşam doyumu ve sağlık algısı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evrenini Mersin'de yaşayan 60 yaş ve üzeri bireyler oluşturmaktadır. Araştırmaya bu evrenden amaçsal örneklem metoduyla seçilen toplam 391 kişi katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; “Yaşam Doyumu Ölçeği” ve “Sağlık Algısı Ölçeği”nin yanı sıra katılımcıların boş zaman etkinlik türlerine katılım sıklığını belirlemek için 6 farklı etkinlik türünü içeren “Boş Zaman Etkinlik Türü Anketi” kullanılmıştır. Yaşam doyumu, sağlık algısı ve boş zaman etkinlik türü ilgisi arasında istatistiksel olarak bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacı ile de Spearman sıra farkları korelasyon analiz tekniği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; 60 yaş üstü bireylerin tercih ettikleri boş zaman etkinlik türü “ev merkezli sosyal etkinlikler” ile “kültürel ve eğlence içerikli etkinlikler” iken en az tercih edilen etkinlik “fiziksel etkinlikler” ile ‘’gönüllülük ve sosyal sorumluluk etkinlikleridir’’. 60 yaş üstü erkeklerde yaşam doyumu ile boş zaman etkinlik türü arasındaki en yüksek ilişki gönüllülük ve sosyal sorumluluk etkinlikleri (r=0.206) arasında iken 60 yaş üstü kadınlarda kültürel ve eğlence içerikli etkinlikler (r=0.286) arasındadır. Sağlık algısı ile arasında en yüksek ilişki olan boş zaman etkinliği ise kadınlarda (r=0.413) ve erkeklerde (r=0.418) “hobiler ve iç mekân etkinlikleri” olarak tespit edilmiştir.
Tennur Yerlisu Lapa, Emrah Serdar, Evren Tercan Kaas, Veli Ozan Çakir, Elif Köse
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 82-94; https://doi.org/10.17644/sbd.684205

Abstract:
Bu çalışmanın amacı Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları Ölçeğinin (RASÇÖ) geçerlik ve güvenirlik değerlerinin incelenmesidir. Araştırma örneklemini oluşturan ilk grup; bir platformun düzenli olarak organize ettiği açık hava rekreasyon etkinliğine katılan ve düzenli olarak haftada en az iki kez koşan 166 kadın ve 179 erkek olmak üzere toplam 345 katılımcıdan (kadınyaş ort=31.59±9.36, erkekyaş ort=34.36±11.10, toplamyaş ort=33.02±10.38 yıl), ikinci grup ise 91 kadın ve 109 erkek olmak üzere toplam 200 katılımcıdan (kadınyaş ort=33.24±8.71, erkekyaş ort =33.18±9.03, toplamyaş ort=33.21±8.87 yıl) oluşmaktadır. Ölçeğin dil geçerliliği süreçlerinden sonra RASÇÖ’nün yapı geçerliğini sınamak amacıyla birinci grupta uygulanan açımlayıcı faktör analizi sonuçları; yapının üç faktörlü olduğunu ortaya koymaktadır. Buna göre birinci faktör toplam varyansın %25.98’ini; ikinci faktör toplam varyansın %22.30’unu ve üçüncü faktör toplam varyansın %18.05’ini açıklamakta ve toplam varyansın %66.34’ünü açıkladığı saptanmıştır. RASÇÖ’nün üç faktörlü yapısının düzenli egzersiz yapan bireyler üzerinde doğrulanıp doğrulanmadığını ortaya koymak için yapılan Doğrulayıcı Faktör analizi sonuçları ise yapıyı desteklemektedir. Birinci düzey DFA analizi, RASÇÖ’nün orijinal formundaki gibi üç faktörlü yapısını doğrulamış ve Türkçe uyarlaması yapılan ölçek maddelerinin orijinal formdaki maddeler ile örtüştüğü tespit edilmiştir. Birinci ve ikinci düzey DFA analizi sonuçlarından elde edilen uyum indekslerinin hem kabul edilebilir ve mükemmel uyum indeksleri arasında yer aldığı hem de birbirine yakın olduğu saptanmıştır ve uyum yeterliğinin iyi olduğu tespit edilmiştir. Ölçeğin üç alt boyutu için hesaplanan Cronbach alfa ve bileşik güvenirlik katsayıları ölçeğin güvenilir olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak; RASÇÖ Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak serbest zaman ve rekreasyon araştırmalarında kullanılabileceği söylenebilir.
Serhat Sağinç, Necip Demirci, Ayda Karaca
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 53-67; https://doi.org/10.17644/sbd.705795

Abstract:
Bu çalışmanın amacı Ankara ilinde ikamet eden ev hanımlarının farklı fiziksel aktivite (FA) şiddetlerine ve alanlarına göre harcadıkları enerji, adım sayısı ve oturma sürelerinin yaş, medeni durum, eğitim ve gelir düzeylerine göre incelenmesidir. Araştırmaya 18-65 yaşları arasında toplam 311 ev hanımı katılmıştır. Tüm katılımcıların enerji harcamaları ve oturma süreleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Uzun Form (UFAA-UF) ile değerlendirilmiş, 60 ev hanımının adım sayısı ActiGraph wGT3X-BT ile ölçülmüştür. Verilerin analizinde normal dağılan verilerin ortalamaları arasındaki farkı incelemek için t testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Normal dağılmayan verilerin ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığını test etmek için Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis Varyans Analizi uygulanmıştır. Ev hanımlarının orta şiddetli aktiviteler için harcadığı enerjinin (MET-dk/hafta), yürüyüş ve yüksek şiddetli aktivitelerden fazla (sırasıyla: 1410.01±818.73; 710.66±677.17; 81.80±400.64), ev aktiviteleri için harcadığı enerjinin, aktif ulaşım ve serbest zaman aktivitelerinden fazla olduğu (sırasıyla:1367.82±838.90; 502.64±416.45; 332.00±605.86) görülmüştür. Oturma süreleri 3546.55±672.65 dk/hafta olarak bulunmuştur. UFAA-UF sonuçlarına göre ev hanımlarının %2.3’ü düşük, %64.6’sı orta ve %33.1’i yüksek FA düzeyindedir. Ev hanımlarının %95'i bir günde minimum 7500 adım, %76.6'sı bir günde minimum 10000 adım atmıştır. Katılımcıların bir günde ortalama 12057.38±2787.34 adım attığı saptanmıştır. Katılımcıların günlük ortalama adım sayıları bakımından yaş, medeni durum, eğitim ve gelir düzeylerine göre anlamlı düzeyde fark saptanmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak; çalışmaya katılan ev hanımlarının neredeyse tamamı orta ve yüksek şiddette fiziksel aktivite düzeyini, dörtte üçü önerilen düzeyde adım sayısını karşılamaktadır.
Ihsan Sarı, Neslişah Yaren Köleli
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 68-81; https://doi.org/10.17644/sbd.537450

Abstract:
Bu araştırmanın amacı antrenör kaynaklı destekleyici ve kısıtlayıcı güdüsel iklimin sporcuların tükenmişlik ve ahlaki karar alma tutumları ile ilişkisini belirlemektir. Bireysel ve takım sporlarından 141 sporcu araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Antrenör Kaynaklı Destekleyici ve Kısıtlayıcı Güdüsel İklim Ölçeği, Sporda Tükenmişlik Ölçeği ve Altyapı Sporlarında Ahlaki Karar Alma Tutumları Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 22 paket programında tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve regresyon analizi ile analiz edilmiştir. Pearson korelasyon analizi sonuçlarına göre, sporcuların tükenmişliği destekleyici güdüsel iklim ile negatif, kısıtlayıcı güdüsel iklim ile pozitif olarak ilişkilidir. Ahlaki karar alma tutumu ise destekleyici güdüsel iklim ile pozitif, kısıtlayıcı güdüsel iklim ile negatif olarak ilişki göstermiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre ise; destekleyici güdüsel iklim ve kısıtlayıcı güdüsel iklimin anlamlı olarak (kısmen) sporcuların tükenmişlik ve ahlaki ahlaki karar alma tutumunu açıkladığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, destekleyici güdüsel iklimin olumlu, kısıtlayıcı güdüsel iklimin ise olumsuz olarak sporcuların tükenmişlikleri ve ahlaki karar alma tutumlarına etki edeceği söylenebilir. Antrenörler, spor psikologları ve spor yöneticileri bu bulguları göz önünde bulundurmalıdır.
Hüsrev Turnagöl, Selin Aktitiz, Derya Canan Korur, Dilara Kuru
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi, Volume 31, pp 29-44; https://doi.org/10.17644/sbd.669792

Abstract:
Sporcularda sıvı dengesinin sağlanamaması ve glikojen depolarının tükenmesi, yorgunluğa neden olarak performansı olumsuz etkilemektedir. Yorgunluğun azaltılarak optimal spor performansının sağlanabilmesi için çeşitli beslenme stratejileri geliştirilmiştir. Spor içecekleri hem sıvı dengesinin korunmasına yardımcı olarak dehidrasyonu önlediği, hem de egzersiz anında substrat ve elektrolit desteği sağladığı için egzersiz yapan bireyler tarafından yaygın olarak kullanılan beslenme destekleridir. Spor içecekleri temel olarak içerisinde az miktarda karbonhidrat (6-8 g/100 ml) ve elektrolit (sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum) içeren ürünlerdir. Kullanım amacına göre farklı içeriklere sahiptirler. Spor içeceklerine alternatif olarak sunulan enerji içecekleri ise yüksek miktarda karbonhidratla birlikte kafein gibi bir takım ergojenik destekler içeren ürünlerdir. Bu içecekler, dikkat algısını ve mental uyanıklığı geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu derlemede, spor ve enerji içeceklerinin türleri ve bunların farklı spor dallarında kullanım amaçları ve performansa etkileri incelenmiştir. Branşa ve/veya amaca özgü olarak spor içeceklerinin tüketimi; hidrasyonu ve elektrolit dengesinin sağlanmasını, karbonhidrat depolarının yenilenmesini, protein alımı ile kas hasarının önlenmesini ve kas protein sentezinin arttırılmasını sağlayarak spor performansını ve toparlanmayı olumlu etkilemektedir. Ancak enerji içeceklerinin, yüksek karbonhidrat konsantrasyonuna sahip olmaları nedeniyle, egzersiz sırasında substrat kaynağı olmaya ve rehidrasyon sağlamaya uygun olmadıkları belirlenmiştir. Ayrıca kuvvet sporlarında güç/kuvvet kazanımına olası olumlu etkisinin dışında diğer spor branşlarında performansa etkisinin net ortaya konulamadığı ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğu görülmüştür.
Banu Kabak, Tuğba Kocahan, Bihter Akinoğlu, Adnan Hasanoğlu
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi, Volume 31, pp 20-28; https://doi.org/10.17644/sbd.538393

Abstract:
Bu çalışmanın amacı okçularda çekiş kolu ile tutuş kolunun omuz eklemi izometrik kas kuvveti, esneklik ve propriyosepsiyon duyusunun incelenmesidir. Çalışmamıza milli takım düzeyinde 21 okçu (9 kadın, 12 erkek) katıldı. Sporcuların omuz abdüktör ve addüktör kaslarının izometrik kas kuvveti 90º abdüksiyon açısında IsoMed 2000 cihazı ile değerlendirildi. Esneklik ölçümleri C7-T5 referans noktaları kullanılarak yapıldı. Propriyosepsiyon duyusu dijital inklinometre ile aktif repozisyon testi ile değerlendirildi ve ölçümler 60º-90º-120º hedef omuz abdüksiyon açısında yapıldı. Verilerin analizi gruplar arası ve grup içi olmasına göre Mann Whitney-U testi ve Wilcoxon Signed Ranks test kullanılarak yapıldı. Çalışmamız sonucunda tutuş kolu omuz abdüktör kaslarının kuvvetinin çekiş koluna göre, çekiş kolu omuz addüktör kaslarının kuvvetinin tutuş koluna göre daha fazla olduğu, çekiş kolu omuz eksternal rotatör kaslarının esnekliğinin daha fazla olduğu belirlendi (p0,05). Kadın ve erkek sporcuların çekiş kolu ve tutuş kolu izometrik kas kuvvetinin erkekler lehine farklı olduğu (p0,05). Okçularda tutuş kolu omuz abdüktör ve çekiş kolu omuz addüktör kaslarının izometrik kas kuvveti ile çekiş kolu omuz eksternal rotatör kaslarının esnekliğinin diğer tarafa göre daha fazla olduğu belirlendi. Erkek sporcuların omuz abdüktör ve addüktör kaslarının izometrik kas kuvvetinin kadın sporculara göre, kadın sporcuların omuz eksternal rotatör kaslarının esnekliğinin erkek sporculara göre daha fazla olduğu belirlendi.
Özgür Özkaya, Görkem Aybars Balcı, Hakan As, Refik Çabuk, Mahdi Norouzi
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi, Volume 30, pp 168-176; https://doi.org/10.17644/sbd.606182

Abstract:
En tr Although the highest power output to elicit peak O 2 consumption ( V O2peak) (aerobic limit power; ALP) is an important boundary which separates severe and extreme exercise domain and it needs several constant-load tests to estimate an athlete’s individual ALP. The purpose of this study was to suggest an approach to predict the athletes’ ALP in a single test session. 12 well-trained cyclists ( V O2max: 64.7±4.1 mL∙min-1∙kg-1 and peak power output (PPO): 374.1±65.7 W) volunteered for this investigation. Ramp incremental test was performed (+1 W·2 s-1) to determine V O2peak, and the final power output at the end of the test (FP) was evaluated with and without mean response time correction ( FP MRT and FPMRT, respectively). Constant-load exercises were performed to identify V O2max and PPO. Then, athletes’ ALP (the highest power output giving a V O2 value closer to V O2max more than 5%) levels were detected by 15-W intervals with constant-load exercises in separate days. Difference between FPMRT and ALP was not significant (435.2±50.8 vs. 435.4±62.5 W, p=0.968, respectively). Bland Altman showed high agreement between the methods (Bias=–0,20±17,6 W; p=0.968). FP MRT was corresponded to 117.7±8.8% of PPO, while ALP was corresponded to 117.1±7.37% of PPO (p=0.00). The highest 15-s V O2 means revealed from ramp incremental test were similar to V O2 responses obtained from the ALP (62.3±4.9 vs. 61.5±4.3 mL∙min-1∙kg-1; p=0.119; and 96.2% vs. 95% V O2max, respectively). In conclusion, instead of several exhausted test sessions in separate days, a ramp incremental test which underestimates the V O2max may be a practical method to predict the ALP and its V O2 response in a single test session by a ramp incremental test. Zirve O2 tüketim düzeyi ( VO2pik) veren en yüksek güç çıktısı (aerobik limit güç; ALG) şiddetli ve aşırı egzersiz alanlarını ayıran önemli bir eşiktir ve sporcularda bireysel bir ALG belirleyebilmek için çok sayıda sabit yüklü tüketici test yapmak gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; sporcuların ALG’lerini tek bir seansta belirleyebilecek bir yaklaşım önermektir. Araştırmaya iyi antrene 12 bisiklet sporcusu katılmıştır ( V O 2maks64,7±4,2 mL∙dk-1∙kg-1; Zirve Güç (ZG): 374,1±65,7 W). VO2pik düzeyinin belirlenmesi için lineer yük artışlı (ramp) testler uygulatılmıştır (+1 W·2 s-1) ve protokollerin sonunda ulaşılan final güç üretim değerleri (FG) ortalama yanıt zamanı ( mean response time : MRT) düzeltmesi uygulanmadan ( FG MRT ) ve uygulanarak ( FGMRT) değerlendirilmiştir. Sporcuların V O2maks’ı ve bu değeri veren ZG değerleri, doğrulama testleri uygulanarak bulunmuştur. Devamında sporcuların ALG ( V O2maks’a %5’ten daha yakın V O2 değeri veren en yüksek güç çıktısı) değerleri, 15 W’lık intervallerle bitkinlikle sonlanan sabit yüklü testler yoluyla ayrı günlerde taranmıştır. FG MRT ile ALG değerleri arasındaki fark anlamlı değildir ( FG MRT : 435,2±50,8; ALG: 435,4±62,5 W, p=0,968). Bland-Altman sonuçları yüksek uyum göstermiştir (Bias=0,20±17,6 W; p=0,968). FG MRT , gerçek ZG’nin %117,5±8,8’ine karşılık gelirken, belirlenen ALG değeri ZG’nin %117,1±7,37’sine karşılık gelmiştir (p=0,759). Diğer yandan ramp testinden elde edilen en yüksek 15-s V O2 ortalamaları da ALG yükündeki V Oyanıtlarıyla benzerdir ( Ramp Test: 62,3±4,9 ml∙dk-1∙kg-1, %96,2; ALG: 61,5±4,3 ml∙dk-1∙kg-1, %95; p=0,119 ). Sonuç olarak, ALG’yi belirleyebilmek için ayrı günlerde çok sayıda bitkinlikle sonlanan test yapmak yerine, tek seansta bir ramp test uygulamasının V O2maks’ı düşük tahmin ettiği ancak ALG’yi ve bu değere karşılık gelen V Oyanıtını belirleyebilmenin oldukça pratik bir yöntemi olabileceği bulunmuştur.
Deniz Durdubaş, Selen Kelecek, Ziya Koruç
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 146-157; https://doi.org/10.17644/sbd.551298

Abstract:
Bu çalışmanın amacı ülkemizdeki antrenörlerin spor psikolojisi bilgi düzeylerine ilişkin algılarının belirlenmesi ve antrenörlerin bu algılarının spor psikolojisi danışmanlığına yönelik tutumları ile ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmaya farklı spor branşlarından toplam 313 antrenör katılmıştır. Antrenörlerin spor psikolojisine ilişkin bilgi düzeyleri araştırmacılar tarafından ilgili literatürden hareketle geliştirilen anket ile ölçülmüştür. Antrenörlerin spor psikolojisi hizmetlerine yönelik tutumlarının ölçümü için ise Antrenörlerin Spor Psikolojisi Tutumları Ölçeği Kısaltılmış Versiyonu (Shortened Version of the Sport Psychology Attitudes Revised Coaches – 2, SPARC-2) Türkçe’ye uyarlanarak kullanılmıştır. Bulgular tüm antrenörlerin spor psikolojisi bilgilerinin sınırlı olduğunu ve daha üst antrenörlük kademesine sahip antrenörlerin spor psikolojisi hizmetlerine daha açık olduklarını ortaya koymuştur. Bu sonuçlar ülkemizde spor psikolojisi hizmetlerinin arttırılması adına antrenörlerin spor psikolojisi eğitimlerinin önemini ortaya koymaktadır.
, Ayşe Kin Işler, Yunus Emre Ekinci
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi, Volume 30, pp 134-146; https://doi.org/10.17644/sbd.556227

Abstract:
Tekrarlı sprint testleri(TST) kapsamında altın standart olarak kabul edilecek bir protokol olmadığı için spor bilimleri alanında tekrarlı sprint yeteneğinin değerlendirildiği testlerin güvenirliği önemlidir. Bu çalışmanın amacı genç futbolcularda 30 saniye pasif toparlanmalı 10 x 25 m düz koşu tekrarlı sprint (TST_D) ve 10 x (2 x 12.5 m) tekrarlı mekik sprint testlerinde(TMS) ölçülen performans çıktılarının ve fizyolojik yanıtların test-tekrar test güvenirliğini belirlemektir. Çalışmaya 15 genç futbolcu (yaş: 17 ± 0.37 yıl; boy: 177.2 ± 6.06 cm; vücut ağırlığı: 68.1 ± 5.86 kg; spor yaşı: 6.73 ± 0.59 yıl) gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılara zemini suni çim olan futbol sahasında iki hafta içinde birbirini takip eden 2-3 gün ara ile ikişer kez TST_D ve TMS rastgele sıra ile uygulanmıştır. Testlerde toplam sprint zamanı(TSZ), en hızlı sprint zamanı(EHSZ), en yavaş sprint zamanı(EYSZ), laktik asit (dinlenik, test sonu ve toparlanma 3. dakikada), kalp atım hızı (dinlenik, test esnasında ve toparlanma 3. dakikada) ve 6 ayrı formülle yorgunluk skorları ölçülmüştür. Tekrarlı ölçümler arasındaki farklar için Bağımlı Gruplarda t Testi, güvenirlik için sınıf içi korelasyon katsayısı(SKK), tipik hata(TH) ve varyasyon katsayısı olarak tipik hata(VK_TH) hesaplanmıştır. TMS’de tekrarlı ölçümlerde performans bileşenleri benzer bulunurken(p>0.05), TST_D’de anlamlı fark saptanmıştır(p<0.05). Her iki testte ölçülen performans bileşenleri için VK_TH % 5’den düşük ancak SKK değerleri TMS için orta düzeyde, TST için düşük düzeydedir. Her iki testte yorgunluk skorlarının hesaplandığı 6 farklı formül için VK_TH kabul edilemez düzeyde yüksek, SKK ise düşüktür. Her iki testte fizyolojik değişkenler için VK_TH yüksek SKK ise orta ya da yüksek düzeydedir. Bu çalışmanın bulguları genç futbolcularda TMS protokolünün güvenirliğinin TST_D’den daha yüksek olduğunu göstermiştir. Genç futbolcularda tekrarlı sprint performansının ve fizyolojik yanıtların değerlendirilmesinde TMS daha uygun bir protokoldür.
Musa Doruk, Rüstem Mustafaoğlu, Abdurrahim Yıldız, Mehmet Öztürk
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi, Volume 30, pp 96-106; https://doi.org/10.17644/sbd.530004

Abstract:
The aim of our study is to investigate the relationship between core muscle endurance, aerobic capacity, speed, agility and sport-specific skills in wheelchair basketball players. The study included 27 players (mean age, body weight and sitting height were 31.78±8.19 years, 74.48±11.37 kg, and 93.67±6.08 cm, respectively) who had played at least one year of basketball in wheelchair basketball leagues, with a wheelchair sport-specific classification score of 2.5 and over, with no acute injury. Core muscle endurance were evaluated by Trunk Flexion Endurance Test, Trunk Extension Endurance Test and Flexion-Rotation Trunk Endurance Test. The aerobic capacities of the athletes were evaluated in the field with the 6-Minute Endurance Race Test, the speed with the 5-Meter Sprint Test and the 20-Meter Sprint Test, the agility with the Ball Collection Test, and the sports-specific skills with the Slalom Test and the Ball Slalom Test. A statistically significant relationship was found between trunk rotator muscle endurance with aerobic capacity (r=0.67; p<0.05), speed (r=-0.58; p<0.05), agility (r=-0.72; p<0.05) and sports-specific skills (r=-0.55; p<0.05). Also, a statistically significant relationship was found between trunk flexor muscle endurance with speed (r=-0.38; p<0.05) and aerobic capacity (r=0.39; p<0.05). According to the results of current study, there was a relationship between core muscle endurance parameters and wheelchair basketball-specific skills and on-site performance. It was concluded that the inclusion of exercises for core muscles in athletes' training programs would contribute to on-site physical performance improvements.
Nilgün Ulu, Tuba Yazıcı, Irmak Hürmeriç Altunsöz
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 122-133; https://doi.org/10.17644/sbd.511874

Abstract:
Bu çalışmanın temel amacı sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve oyun dersi öğretimi sırasındaki güven seviyelerinin araştırılmasıdır. Buna ek olarak; cinsiyet, okutulan sınıf ve hizmet yılı gibi faktörlerin öğretmenlerin güven seviyesine etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmaya Ankara’nın Çankaya ilçesinde görev yapan 320 (147 Kadın ve 173 Erkek) sınıf öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve oyun dersi öğretimi sırasındaki güven seviyelerini ölçmek için Spittle, Watt ve Spittle (2011) tarafından geliştirilen ve Türkçeye adapte edilen 6’lı likert yapıya sahip, 2 alt boyutlu (yönetim ve planlama becerileri, spor becerileri öğretimi) kendine güven ölçeği kullanılmıştır. Sınıf öğretmenlerin ders öğretimi sırasındaki kendilerine güven seviyesi orta düzeyde bulunmuştur (X=4.00, SS=0.95). Öğretmenlerin beden eğitimi ve oyun dersindeki yönetim ve planlama becerileri konusundaki güven seviyeleri (X=4.24, SS=0.93), spor becerileri öğretimi (X=3.23, SS= 1.29) konusundaki güven seviyesinden daha yüksek çıkmıştır. Kadın ve erkek sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve oyun dersindeki güven seviyeleri arasında anlamlı bir fark çıkmamıştır. Öğretmenlerin hizmet yılı (Wilks’λ= .969, F (6, 630) = 1.65, p > .05) ve okuttukları sınıf düzeyi (Wilks’ λ= .987, F (6, 632) = .682, p > .05) ile bu dersin öğretimi sırasındaki kendine güven seviyeleri arasında da anlamlı bir fark bulunmamıştır. Farklı branşlara yönelik spor öğretim becerileri konusunda sınıf öğretmenlerine hizmet içi eğitimlerin verilmesi, yönetim ve planlama konusunda öğretmenlere alan uzmanları yardımı ile destek sağlanması dersin etkinliğinin artırılması için yararlı olacaktır.
Özge Yavaş Tez
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 107-121; https://doi.org/10.17644/sbd.471304

Abstract:
Bu çalışmanın amacı Alana Özgü Risk Alma Ölçeği (DOSPERT)’in psikometrik özelliklerini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemi dilsel eşdeğerlik çalışması 30, test-tekrar test ve ölçüm güvenirliği 54, yapı geçerliği farklı kategorilerde (hava, kara, su) yer alan 510 doğa ve macera rekreasyonu katılımcısından oluşmaktadır. DOSPERT’in Türkçe’ye uyarlanması sürecinde öncelikle ölçeğin dilsel eşdeğerliği incelenmiş ve Türkçe ile İngilizce formdan elde edilen puanlar arasında pozitif yönde güçlü ve anlamlı korelasyonlar saptanmıştır. Açımlayıcı ve Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda, DOSPERT’in Türk kültürü için orijinal ölçekle tutarlı olarak beş faktörlü yapısı doğrulanmış ve yirmi beş madde olarak geçerliliği ispatlanmıştır. Güvenirlik analizi sonucunda, ölçeğin iç tutarlılık katsayıları (Cronbach Alpha (α) etik .78, finansal .78, sağlık/güvenlik .76, rekreasyonel .78, sosyal .75, toplam ölçek .86) ve test-tekrar test güvenirlik (n=54, etik .46, finansal .67, sağlık/güvenlik .78, rekreasyonel .72, sosyal .34 ve toplam ölçek .78), ölçüm güvenirliği (t=1.288, p=.203, p>.05) olarak bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara dayanarak, DOSPERT’in doğa ve macera rekreasyonu alanında kullanılabilecek yeterli psikometrik özelliklere sahip bir ölçme aracı olduğu söylenebilir.
Günay Yıldızer, Emre Bilgin, Ezel Nur Korur, Yılmaz Yüksel, Gıyasettin Demirhan
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi, Volume 30, pp 63-73; https://doi.org/10.17644/sbd.491053

Mehmet Inan, , Buket Karadağ
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi; https://doi.org/10.17644/sbd.339141

Abstract:
Bu araştırmanın amacı, spor paydaşlarının (antrenör, sporcu, eğitmen, yönetici ve öğrenci) “fairplay” ifadesine ilişkin kavramların, metaforlar aracılığı ile ortaya çıkarılmasıdır. Katılımcılar 431 kişiden oluşmaktadır. Verilerin toplanabilmesi için her katılımcıya “Fairplay gibidir; çünkü ” cümlesini içeren bilgi formu verilmiş ve akıllarına gelen ilk metaforu gerekçesiyle yazarak boşlukları doldurmaları istenmiştir. Veriler nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgularına göre katılımcılar 23 adet geçerli metafor üretmişlerdir. Bu metaforlar ortak özellikleri bakımından üç farklı kavramsal kategori altında toplanmıştır. Bunlar sırasıyla: “bir değer olarak fairplay”, “sosyal etkileşim olarak fairplay” ve “bir hak olarak fairplay” kategorileridir. Analiz sonuçlarına göre fairplay ifadesi ile katılımcıların çoğunlukla değerler sisteminde yer alabilecek kavramlar ürettiği sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, fairplay ifadesinin meslekler ve cinsiyetlere göre farklı olarak algılandığı ve buna göre kavramlaştırıldığı belirlenmiştir. Metaforların fairplay kavramını anlamak için etkili bir araç olduğu söylenebilir.
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 15-24; https://doi.org/10.17644/sbd.424518

Abstract:
European football is the most popular sports among the ball sports. Survival in the top-tier league is vital for the clubs. This study analyzes the factors that affect the survival of the clubs in Turkish Super Lig by employing the Weibull proportional-hazard model on the data set from 1990 to 2017. The most important finding is the existence of the liability of newness. The risk of relegation for the teams in their first year in Super Lig is 7.36 times higher than existing teams. In addition, each year of experience decreases the hazard ratio by 14%. Hence, the teams new to the Super Lig suffer from being new to the league. New teams face higher risk of relegation than older ones. Other than that, the number of prior relegations in club history increases the risk, while each rank higher than the last team relegated in the previous season decreases the risk. A set of other economic, demographic, and club specific variables -such as population, income, average team value, average age of the players, squad size, number of foreign players, and the year of first appearance in Super Lig- are found to be insignificant.
Atalay Derer, Özgür Mülazimoğlu Balli
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 194-204; https://doi.org/10.17644/sbd.344697

Abstract:
ÖZ Çalışmanın öncelikli amacı ilkokul öğrencilerinin fiziksel aktivite katılım durumlarına göre motor yeterlik düzeyleri arasındaki farkı belirlemektir. İkinci amacı ise ilkokul öğrencilerinin motor yeterlik düzeyleri ile yaş, boy, kilo ve BKİ arasında ilişkinin belirlenmesi ve son olarak ise yaş, boy, kilo, BKİ ve fiziksel aktiviteye katılım durumlarının motor yeterlik puanları üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Araştırmaya Denizli ili Pamukkale Eğitim Vakfı İlköğretim Okulundan spor yapan 48 (yaş=107.47±13.11 ay) ve yapmayan 87 öğrenci (yaş= 101.48±14.58 ay) gönüllü olarak katılmıştır. Fiziksel aktiviteye katılan çocuklar en az üç aydır fiziksel aktivite yapmakta ve katılım sıklıkları, haftada iki gün-günde bir saat ile haftada altı gün-günde iki saat arasında değişmektedir. Fiziksel aktivite yapmayanlar okul dışı hiçbir fiziksel aktiviteye katılmadıklarını beyan etmişlerdir. Öğrencilerin motor yeterlik düzeylerinin belirlenmesi için Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik Testi kısa formu (BOT-2 KF) ile kilo ve boy ölçümleri için baskül ve stadiometre kullanılmıştır. Ölçümler sonucu elde edilen verilerin analizinde ilkokul öğrencilerinin fiziksel aktivite yapma durumları ile motor yeterlik düzeyleri arasındaki farkın fiziksel aktiviteye katılanlar lehine anlamlı olduğu tespit edilmiştir (T(133)=4.06, p<0.05). Fiziksel aktivite yapan öğrencilerin BOT-2-KF puanları (=54.20), yapmayanlardan (=49.63) daha yüksek bulunmuştur. Yapılan korelasyon analizi sonucu yaş (r=.539), boy(r=.387), kilo (r=.207) gibi değişkenler ile motor yeterlik puanları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Regresyon analizi sonuçlarına göre yaş, boy, kilo ve fiziksel aktivite yapma durumu gibi değişkenlerin BOT-2-KF toplam puanı üzerinde etkili olduğu görülürken en büyük etkinin yaştan kaynaklandığı tespit edilmiştir (β=.539, p<0.05). Anahtar Kelimeler Motor yeterlik, Beden kütle indeksi, Fiziksel aktivite, İlkokul öğrencisi. ABSTRACT The primary purpose of study was to determine differences of primary school students’ motor proficiency (MP) level according to physical activity (PA) participation. Second purpose of study was to examine the relationship of MP level and PA participation, age, gender, height, weight, BMI of students and lastly to determine effect of these parameter on MP. Sample group was composed of primary students from Pamukkale Educational Foundation Elementary private school in Denizli. 48 (age=107.47±13.11 month-olds) physical activity participant (PAP) and 87 (age=101.48±14.58 month-olds) non-physical activity participant (NPAP) students were voluntarily participated in this study. Children PAP have been engaged in PA for at least three months, and frequency of participation varies from two days a week-one hour a day to six days a week-two hours a day. Those who did not engage in PA declared that they did not participate in any PA outside school. The Bruininks-Oseretsky Test of Motor Proficiency, Second Edition – Short Form (BOT-2-SF), was used to determine the MP levels of the students and the scale and stadiometer were used for weight and height measurements. It was found that PAP and NPAP students’ MP levels was significantly different in the favor of PAP (T(133)=4.06,p<0.05). PAP students BOT-2-SF score (=54.20) was higher than NPAP (=49.63). There were significant correlation between the MP level and age (r=.539), height boy (r=.387) and weight (r=.207), (p<0.05). According to the regression analysis results; age, weight and doing PA level were found to have an impact on BOT-2-SF total score, while the greatest effect was found from age (β=.539,p<0.05).
               
Key Words Motor proficiency, Body mass index, Physical activity, Primary school students. 
Gülay Özen, Esra Emir, Canan Koca
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 157-177; https://doi.org/10.17644/sbd.523061

Abstract:
The aim of this study is to understand the perceptions and experiences of athletes about sexual harassment. 194 female and 178 male athletes from different sport branches (e.g. boxing, football, gymnastics, swimming, taekwondo, tennis, track and field, and volleyball) were participated in this study. The questionnaire which was developed by the researchers includes the questions about knowledge for the sexual harassment behaviors, experiences and views for the measures. Descriptive analysis and Chi-square analysis were applied to analyze data. The findings of the study showed that the most rated sexual harassment behaviors by female athletes were asking about your sexual life (76%), making compliments or comment about your body (71%) and making sexist jokes (66%). Whereas the most stated sexual harassment behaviors by male athletes were sending sexually-explicit materials (e.g., photo, email, SMS) (70%), repeated unwanted sexually suggestive glances (72%), and sending flirting request message ( 51%). In addition, 27per cent of male athletes reported that they exposed to sexual harassment mostly in the locker rooms whereas 26,3 per cent of female athletes reported that they exposed to sexual harassment mostly in sport areas. The most stated reactions to sexual harassment by sexually harassed female athletes were saying warnings words (24,2%), and showing no reaction (24%). However, the most stated reactions to sexual harassment by sexually harassed male athletes were ignore perceive joke (27%) and show physical response (11,2%). The overall findings of this study show that some female and male athletes have experience sexual harassment in Turkey.
Mehmet Yildiz, Uğur Fidan
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 187-195; https://doi.org/10.17644/sbd.522607

Abstract:
In sports sciences, a lot of methods and tests are used in determining the motoric performance (speed, agility etc.) levels of sportsmen. The photocell based timing systems are the leading ones used in this area that are reliable and valid. The aim of the current study was to investigate the validity of Fitspeed the multi-functional sports performance measurement and training system. The participants were 30 male university students (Age:21.56±2.07 years, Length: 176.33±6.29 cm, Body Weight:68.88±6.18 kg). In order to determine the validity of Fitspeed system, data measured concurrently with Fitspeed and Newtest system which is valid and reliable were compared each other used in 10m and 30 m speed, agility (T test) and anaerobic capacity (RAST) tests. In the reactive agility test, the results of the concurrent measurements via Fitspeed and video image analysis were compared each other. A paired t test was applied for the detection of the systematic difference between the measurement systems. In order to test the validity, analyses of Intraclass Correlation Coefficient (ICC), Coefficient of Variances (CV) and Bland Altman method were used. A high level of ICC (0.98, 0.95, 0.98, 0.99, and p<0.001, respectively) and a low level of CV (1.08%, 0.51%, 0.63%, and 0.97%, respectively) were detected in the 10m and 30m sprint, T test, RAST test, and reactive agility test. Moreover, there was not any systematic bias or random error found. Consequently, the newly developed Fitspeed system can be used as a reliable and valid system.
Özgür Özkaya, Hakan As, Görkem Aybars Balcı, Ali Güreş, Bekir Muzaffer Çolakoğlu
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 158-178; https://doi.org/10.17644/sbd.406427

Abstract:
Bu çalışmanın amacı, Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization; WHO) ve Amerikan Spor Hekimliği Koleji ( American College of Sports Medicine ; ACSM) tarafından önerilen formüle dayalı pratik enerji tüketimi hesaplamalarının istirahat metabolizma hızı ve egzersize ait sonuçlarını solunumsal parametrelerle elde edilen enerji tüketimi düzeyleriyle karşılaştırmaktı. Çalışmaya 23,94±6,70 yaş ortalamasına sahip 35 sedanter kadın gönüllü katıldı (Boy:166,66±6,10 cm; VK: 66,77±11,64 kg; VKİ: 23,97±3,4). İstirahat analizlerinin ardından tüm gurup vücut kütle indekslerine göre normal (n=20) ve fazla kilolular (n=15) olmak üzere ikiye ayrıldı (VKİ sırasıyla 21,41±1,53 ve 27,39±1,76). Her katılımcı için istirahat ve 30 dakikalık 8 MET’lik egzersize ait toplam enerji tüketimi düzeyleri; hem VO2 yanıtları, solunum değişim oranına ait enerji eşitliği ve zaman üzerinden, hem de WHO ve ACSM eşitlikleri kullanılarak hesaplandı. İkili karşılaştırmalarda ilişkili guruplar t-testi kullanıldı. Yalnızca fazla kilolu kadınlarda ACSM (1928,64±256,61 kal) eşitliğiyle tahmin edilen istirahat metabolizma hızlarıyla solunumsal parametrelere dayalı olarak hesaplanan değerler (1868,99±223,17 kal) arasındaki farklar anlamlı değildi (p=0,342). Normal kilolu kadınlarda WHO ve ACSM eşitlikleriyle hesaplanan istirahat metabolizma hızı değerleri, laboratuvar ölçümlerine kıyasla oldukça düşük sonuçlar verdi (p=0.001). 30 dakikalık egzersizlere ait toplam enerji tüketimi düzeyleri adına ne WHO ne de ACSM eşitlikleriyle hesaplanan değerler, ne normal ne de fazla kilolu kadınlar için toplam enerji tüketimlerini doğru tahmin edemedi (p≤0,019). Çalışmanın sonuçlarına göre, fazla kilolu kadınların istirahat metabolizma hızlarını değerlendirmede [(MET*3,5*VK (kg))/1000]*5*t(dk) eşitliğinin kullanılabileceği, ancak egzersizlere ait enerji tüketimi düzeylerinin belirlenmesinde solunumsal parametrelere dayalı analizlerin yapılmasının zaruri olduğu değerlendirildi.
, F. Hülya Aşçi
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 131-146; https://doi.org/10.17644/sbd.313892

Abstract:
The purpose of this study was to examine the impact of 10 weeks psychological skills training program which included goal setting, imagery, self-talk, pre-performance routine, concentration and self monitoring on the anxiety, motivation, self-esteem, attention and shotting performance of youth football players. The sample of this study consisted of soccer players from U16 and U17 team players of one soccer club which competed at Turkish Super league during 2016-2017 season. 30 soccer players were seleceted by using convenient sampling and were assigned to experiemental and control group equally. The Sport Anxiety Scale-2, The Sport Motivation Scale (Adolescent version), Physical Self-Description Questionnaire (Self-esteem subscale), D2 Attention Test and shotting performance were used as a data collection instruments. Data were collected from both experiemental and control group before and after 10 week psycholoıgical skill training. Data were analysed by using Analysis of Covariance (ANCOVA). The results of the study indicated that the psychological skill training program had a significant influence on self-esteem and attention but there was no significant differences in somatic anxiety, worry, motivation and shooting performance bewteen experiemental and control group. It can be concluded that the psychological skill training program that consist of goal setting, imagery, self-talk, pre-performance routine, concentration and self monitoring techniques influence youth soccer players’ self-esteem and attention levels positively.
Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe Üniversitesi pp 114-130; https://doi.org/10.17644/sbd.364514

Abstract:
Bu çalışmanın amacı spor alanındaki uluslararası toplumsal cinsiyet eşitliği politika belgelerinin haritasını çıkartmaktır. Uluslararası politika belgeleri, taraf devletlerin kendi yetki alanlarındaki kişilerin hak ve özgürlüklerini güvence altına almayı taahhüt ettikleri sözleşmelerdir. Bu çalışmada ilgili politika belgeleri a) Evrensel insan hakları belgeleri ve kadın hakları odaklı belgeler; b) Toplumsal cinsiyet eşitliğini içeren uluslararası spor politika belgeleri ve c) Uluslararası spor ve toplumsal cinsiyet eşitliği politika belgelerinin benimsediği normlar ve kabul edilen politikalar olmak üzere üç temel sınıflandırma altında incelenmiştir. Çalışmada, evrensel hakların gerçekleştirilmesinde insanlık onuruna saygı, eşitlik ve ayrımcılık karşıtlığı gibi vazgeçilmez normların temel alındığı ve normlar temelinde ilgili politikaların üretildiği ortaya konulmaktadır. Spor alanında toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin ortadan kaldırılması amacıyla kabul edilen uluslararası politika belgeleri, temel insan hakları belgeleriyle uyumludur ve ortak bir anlayışı içermektedir. Bu bağlamda kadınlar arasındaki farklılıkların ve çeşitliliğin (yetenek, yaş, din, cinsel yönelim, etnisite) tam olarak tanındığı bir spor ortamının düzenlenmesi ve sağlanması belgeler tarafından garanti altına alınmaktadır. Politika belgeleri temelinde geçici özel önlemlerin alınması, sivil toplumun izleme ve değerlendirme sürecine katılması, toplumsal cinsiyete duyarlı veri toplanması olmak üzere üç stratejik alanın önemli olduğu görülmektedir. Sonuç olarak bu çalışmanın spor kurumlarında gerçekleştirilecek toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarında temel alınması gereken uluslararası politika belgelerinin okunmasında ve spor bilimcilerin toplumsal cinsiyete duyarlı veri içeren araştırmaları gerçekleştirmelerinde yol gösterici olacağını ve bu yolla ülkemiz spor alanında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına katkıda bulunacağını düşünüyoruz.
Page of 3
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Back to Top Top