Refine Search

New Search

Results: 296

(searched for: publisher_group_id:7003)
Save to Scifeed
Page of 6
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Hüseyin Gökal, Volkan Cantemir,
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 12-28; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.03.001.x

Abstract:
This study aims to conduct a descriptive analysis and evaluation of graduate theses regarding decision support systems carried out between 1989 and 2020 in Turkey. The qualitative research methodology was applied, the theses were analyzed through the descriptive content analysis technique. Forty-eight graduate studies accessible from the national thesis center database of YÖK were included in the analysis. The theses were coded according to the date of publication, university, institute, department, degree level, the academic title of the thesis supervisor, thesis language, research methodology, research sub-areas. Graduate studies on DSS have increased in the last 15 years, and 42 studies have been conducted in the last 15 years. Selçuk University ranks first with the most studies on DSS. Half of the studies were carried out in the Institute of Science, and most of the studies that were produced in the universities were master's theses. Most supervisors were "Prof. Dr." titled faculty members. Most of the theses were written in Turkish, and primarily experimental studies were conducted. The business administration department produced most of the theses on DSS. Business and environment studies were the primary disciplines that produced theses. These were carried out in 7 institutes and 26 different departments. The findings of this study will guide other researchers who are willing to work in the decision support systems field.
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 68-82; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.03.004.x

Abstract:
Dijital dünyada gün geçtikçe daha da fazla imaja dayandırılan tüketim, çalışma kapsamında mercek altına yatırılacak ve reklam kampanyalarında gözlemlenen ‘Selfie’ kullanımı ve sosyal medya sitelerinden Instagram’ın filtrelerime yönelik reklam örneklerine yer verilirken, viralleşmiş en başarılı ve öncü kampanya örnekleri, imaj yaratma ve narsizm çerçevesinde incelenecek; reklamın öz-tüketim ile ilişkisi “selfie” penceresinden mercek altına alınacaktır. Selfie ile imajlaşan bireyin tüketimde nasıl nesneler arasında yer aldığı sorgulanırken, konuya ilişkin kapsamlı literatür taramasının yanında tıklanma ile görülme sayıları yüksek olan ve sektöründe tanınan sosyal media analiz şirketlerince örnek gösterilen ‘özçekim-selfie’ konulu, ulusal ve uluslararası olmak üzere iki viral reklam kampanyası örneği üzerinde göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılarak bir inceleme yapılmıştır.
Ipek Aslan, Aşkın Demirag, Erkut Akkartal
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 29-45; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.03.002.x

Abstract:
In this study, business intelligence concept and architecture were explained from data sources to reporting with many advantages provided to institutions in the first part. Then, both cloud computing technology with its service and deployment models and the characteristics of cloud computing experienced clarified in the second part of the study. The relationship between cloud computing and business intelligence and the concept arisen from this collaboration, cloud business intelligence, were represented with its benefits and obstacles experienced by companies using this technology in the third part. Four service providers as alternatives serving cloud business intelligence solutions were selected and the criteria were determined according to the needs of the company, that would like to use a cloud business intelligence software. After all the criteria are prioritized and the alternatives are determined, the best software was chosen by using the Analytic Hierarchical Process software, called Expert Choice.
Serkan Bayrakci, Haldun Narmanlioğlu
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 46-67; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.03.003.x

Abstract:
Bu çalışmanın amacı Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin ve mezunlarının dijital okuryazarlık düzeylerini ölçmektir. Bu çalışmada basit tesadüfi (rastgele) örnekleme yöntemiyle çevrim içi ortamda Dijital Okuryazarlık Ölçeği (DOYÖ) 1287 katılımcıya uygulanmıştır. Araştırma kapsamında üniversite öğrencileri ve mezunlarının dijital okuryazarlık puanları katılımcıların cinsiyetlerine, eğitim durumlarına, yaş gruplarına, ekonomik durumlarına, akıllı cihaz kullanmaya başlama dönemine ve dijital teknolojilerle ilgili gelişmeleri takip etme biçimlerine göre farklılık gösterip göstermedikleri incelenmiştir. Ayrıca bahsi geçen değişkenlerin bazılarıyla DOY puanları arasında anlamlı ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Veriler Levene varyans homojenliği, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi, Brown-Forsythe testi, Pearson ilişki testi ve Cohen’s d etki büyüklüğü ve Post Hoc testi gibi çeşitli istatistiksel testler kullanılarak analiz edilmiştir. Bu araştırmada, erkek katılımcıların kadınlardan; lisans mezunlarının lisans öğrencilerden; 25-32 yaş arasındaki katılımcıların diğer yaşlardaki katılımcılardan; akıllı cihaz kullanmaya ilkokul ve öncesinde başlayanların üniversite ve sonrasında başlayanlardan; teknolojik gelişmeleri takip edenlerin etmeyenlerden daha yüksek dijital okuryazarlık puanına sahip olduğu sonucuna varılmıştır.
Ramazan Çelik
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 45-64; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.02.003.x

Abstract:
Bir küresel salgına dönüşen Kovid-19 salgını ile birlikte online gazeteciliğe olan ilgide bir o kadar artış göstermiştir. Evde geçirilen karantina süreci internet tabanlı olan yeni iletişim teknolojilerinin altın çağının başlaması anlamına gelmiştir. Artık fiziksel olan ile dijital olanın birleştirildiği dönem olan “fijital” süreci yaşanmaktadır. Birçok bilimsel veri ve görüş “yeni normal” denilen bu dönemin kalıcılığını tartışır hale getirmiştir. Bu çalışma online gazetecilik ortamında pandemi ile ilgili haberlerde “yeni normal” ve “fijital” kavramları bağlamında haberin yeniden üretiminin mümkün olup olmadığı sorunsalına odaklanmaktadır. Bu durum verilen haberin haber değerinden, içeriğine kadar birçok başlığının yeniden gözden geçirilmesinin önemli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle pandemi sürecinde günlük vakaların ele alındığı haberlerde zamanla havada uçuşan rakamlardan başkaca bir şey verilmediği görülmektedir. Bu da zamanla bilginin anlamsızlaşması, griftleşmesi ve haberin amacından uzaklaşıldığını göstermektedir. Bir haberin haklı bilgilendirmesinden çok sadece günlük vaka sayılarının verildiği kalıplara gömülmesi, habere olan ilginin de zamanla azalmasına sebep olmaktadır. Bu çalışma ile günlük en çok tıklanan haber sitelerinde pandemi ile ilgili haberlerin nasıl verildiği, Van Dijk’ın söylem çözümlemesi modelinde yer alan makro yapı üzerinden değerlendirilmektedir.
Aslı Uyar, Yasemin Atılgan Şengül
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 12-28; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.02.001.x

Abstract:
Embryo transfer may be performed at cleavage stage (on day 2-3) or at blastocyst stage (on day 5) in In-Vitro Fertilization (IVF) treatment. Elective single embryo transfer at blastocyst stage increases the pregnancy probability and reduces the number of multiple pregnancies. However, the extended culture of embryos in the laboratory may result in transfer cancelation if no high quality blastocyst develops by day 5. Predicting the blastocyst score of individual embryos may help physicians to decide whether or not to further culture the embryos in the laboratory. In this paper, we use Bayesian networks for predicting the blastocyst score by modeling the morphological evolution of IVF embryos. We propose a weighted nearest neighbor approach to adjust the frequency estimates in the conditional probability table. Experimental results show that the proposed method significantly increases the accuracy and reduces false positive rates in IVF data in comparison to the frequency estimate method. Our proposed model can also predict low quality blastocyst development with a 77.3% True Negative rate. Using this model can help preventing developmental failures of embryos during IVF treatment.
Keziban Talak
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 124-153; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.02.007.x

Abstract:
Covid-19, Mart 2020’den bu yana tüm dünyayı en üst düzeyde olumsuz etkileyen ve tüm yaşamı kuşatan, birkaç sektör dışında neredeyse tüm sektörlerde yıkıcı etki yapan büyük ve daha önce görülmemiş bir kriz durumudur. Söz konusu virüs doğrudan doğruya insan sağlığını tehdit ettiğinden, küresel çapta insan yaşamıyla ilgili olarak kurulan bütün sosyal ve ekonomik süreçlerin durmasına ve hem üretim hem de tüketim sistemlerinin çökmesine neden olmuştur. Bu durumun örgütsel sağlığı ve örgütsel performansı etkilememesi mümkün değildir. Bu bağlamda, örgütlerin, ellerindeki çeşitli enstrümanlarla müdahale ve önlemleri söz konusu olmaktadır. İşletmelerin tepe yönetimlerinin sahip olduğu kriz yönetimi anlayışı bu kapsamda yer almaktadır. Tepe yönetimlerinin müdahale ve önlemlerinin en net görülebildiği alanlardan biri de e-ticaret süreçlerine yönelik olarak yapılan örgütsel dönüşüm çabalarıdır. Kriz koşullarının neden olduğu makro değişiklikler bir yandan örgütün yapısında ve diğer yanda da iş yapma biçimlerinde önemli değişiklikler yapılmasını gerektirebilmektedir. Günümüzde ulaşılan teknolojik seviye ile iletişimin artık bir etkileşim olarak farklı bir formata geçiş yaptığı görülmektedir. Sadece örgütlerde değil, aynı zamanda devletler bazında, bireylerde ve dünyadaki tüm süreçlerde internete dayalı dönüşüm yaşanmaktadır. Bu teknolojinin ve yeni anlayışların, yeni yaşam tarzlarının dikkate alınarak örgütsel faaliyetlerin güncellenmesi bir zorunluluktur. Bu bağlamda e-ticaret tüm örgütler için bir yenilik, bir fırsat ve bir güncelleme anlamına gelmektedir. Bununla birlikte, örgütlerin kendi geleneksel süreçlerini terk ederek e-ticarete doğru yoğunlaşmaları ya da geleneksel faaliyetlerin yanına e-ticaret süreçlerini entegre etmeleri örgüt içinde çeşitli problemleri de beraberinde getirme riskini taşımaktadır. Eski ve geleneksel süreçlerin terk edilmesi kıdemli personelde bir tedirginlik ve hoşnutsuzluk kaynağına dönüşebilmektedir. Yeni iş akışlarının ortaya çıkması ile yeni vasıfların gerekliliği gündeme gelmektedir. Bununla birlikte örgüt daha nitelikli personel istihdamına yönelebilmektedir. Eski/kıdemli çalışanlara örgüt içi eğitimler verilse bile söz konusu çalışanların yeni vasıfları elde edememe riski önemli bir risk durumundadır. Bunlara ek olarak bazı departmanların ve pozisyonların kalıcı olarak ortadan kalkma ihtimali örgüt kamuoyu tarafından algılanabilmektedir. Bu çerçevede, örgütün geleneksel faaliyetlerden e-ticarete geçiş yapması, e-ticarete yönelik istekliliği ve yoğunlaşma düzeyi, çalışanlar arasında “yenilik ve belirsizlikten kaynaklı” huzursuzluk yaratma potansiyeli taşımaktadır. Söz konusu huzursuzluğun örgüt boyunca yayılması durumunda ise kurumsal huzursuzluk olgusundan söz etmek mümkün olacaktır. Bu durumda örgütsel bağlılığın azalması, örgütsel yapıya ve kurumsal markaya yönelik muhtemel hasarlar önemli bir risk olarak ortaya çıkmaktadır. Problemli alanlara üst yönetim tarafından yapılacak müdahalelerin etkili olmaması durumunda ise iç faktörler kaynaklı örgüt-içi kriz ortamı oluşması söz konusu olabilecektir. Bu çalışmanın temel amacı, örgütlerin tepe yönetiminin sahip olduğu kriz yönetimi anlayışının örgütsel süreçlerde ve özellikle de bir nihai hedef olan örgütsel güçlenme üzerinde etkili olup olmadığını analiz etmektir. Bu bağlamda, araştırma kapsamındaki başlıca bağımsız değişken olan “tepe yönetimin kriz yönetimi anlayışı” ile bağımlı değişken olarak belirlenen “örgütsel güçlenme” arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Bu çalışmada kullanılan veriler bir ulusal zincirde franchise mağazalar olarak yer alan 133 işletmeden anket uygulaması yoluyla sağlanmıştır. Franchise zincirinin Türkiye Merkez ofisi “tepe yönetim” olarak ele alınmış ve franchise mağazalar da örgüt-içi birimler şeklinde düşünülmüştür. Araştırma modeline dayalı olarak çeşitli hipotezler test edilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda, tepe yönetimin kriz...
, Mehmet Sinan Başar
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 29-44; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.02.002.x

Abstract:
Bu çalışmanın amacı Açıköğretim Fakülteleri için gerçekleştirilen sınavlarda kullanılan kitapçıklardaki ders tekrarlarını azaltarak, toplamda üretilen farklı kitapçık sayısını düşürmektir. Bu şekilde baskı maliyetlerini ve işlem karmaşıklığını azaltarak işlem süresini ve bu süreçteki olası hataların azaltılması hedeflenmektedir. Kitapçıklara dersler tanımlanırken, derslere ilişkin sınavların hangi oturumlarda yapılacağı bilgisi ile öğrenci ders alma bilgisi kullanılmaktadır. Diğer taraftan herhangi bir öğrencinin tüm derslerinin bir kitapçıkta bulunması ve bir kitapçıkta en fazla 15 ders bulunması kısıtlarına uyulmaktadır. Kitapçıklara ders ataması probleminin çözümü için A* algoritması kullanılmıştır. İlk kitapçığa ilk ders ataması yapılırken öğrenci ders alma bilgisi kullanılmış ve en fazla öğrenci tarafından alınan ders ilk kitapçığa yerleştirilmiştir. Kitapçıkta yer alacak diğer tüm derslerin seçiminde ise seçilecek dersle birlikte kitapçıktaki derslerden başka dersi kalmayan öğrenci sayısının maksimum olması hedeflenmiştir. Çalışma öncesi durumda, üç oturumda gerçekleştirilen sınavlar için 1. oturumda 18, 2. Oturumda 18 ve 3. Oturumda 8 olmak üzere toplamda 44 adet farklı kitapçık bulunmaktadır. Çalışma sonucunda ise toplamda 24 tür kitapçık üretilmiştir. Tekrar eden ders sayısı artmasına rağmen kitapçık sayısı nerdeyse yarı yarıya azaltılabilmiştir.
Pelin Canbay,
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 106-123; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.02.006.x

Abstract:
Endüstri 4.0 ile makinelerin birbiriyle haberleştiği bir sürece girmiş bulunmaktayız. Bu süreç, makinelerin otonom kararlar vereceği ve bu kararlar ile insanların hayatına önemli etkilerde bulunacağı Endüstri 5.0 döneminin de ilk adımlarını oluşturmaktadır. Endüstride meydana gelen bu gelişmelerin temelinde yapay zekâ algoritmaları ile birçok alanda elde edilen yüksek başarılar yer almaktadır. Geliştikçe başarısı ve karmaşıklığı artarken anlaşılabilirliği azalan yapay zekâ temelli sistemlerin insanları etkileyen önemli kararların alınmasında kullanılacak olması birçok şüpheyi de beraberinde getirmektedir. Bu şüpheler sadece son kullanıcı tarafında değil aynı zamanda sosyal ve ekonomik dönüşümlerle de ilgilidir. Endüstri 5.0’ın önündeki engellerin başında geliştirilmesi planlanan zeki topluluğa karşı toplumsal önyargılar bulunmaktadır. Bu sebeple, zeki ve otonom makinelerin ne tür etik ve ahlaki sorumlulukların bilincinde makineler olduğunun topluma açıklanabilir olması gerekmektedir. Bu çalışmada, hangi durumlarda yapay zekâ nın etik ve ahlaki değerlere sahip olması gerektiği ve bu değerleri ne şekilde öğrenebileceği araştırılmış, teknoloji ve sosyoloji bağlamında mevcut çalışmalar derlenerek zeki otonom sistemler için sağlam bir etik zeminin olası toplumsal ve teknolojik etkileri değerlendirilmiştir.
Duygu Findik Coşkunçay Findik Coşkunçay, Şule Erdilmen Ocak
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 65-89; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.02.004.x

Abstract:
Economic development can be achieved through knowledge-based growth. In this respect, universities have a significant role to produce knowledge and contribute innovation management through their research and development activities. However, too many obstacles bring difficulties on academicians to develop projects to increase innovation capabilities of the countries. The aim of this study is to identify the factors affecting attitudes of academicians towards research and development projects. In this study, an attitude scale and a structural model were developed to identify the key factors. According to the consequences obtained, perception of self-worth, perceived self-efficacy, reputation, anxiety, team interaction and justice factors directly and significantly affect academicians' attitudes towards project development. It is envisaged that identification of the factors affecting academicians' attitudes towards project development leads to rethink the obstacles of universities to become targeted innovative and entrepreneurial universities, contributing the enhancement of innovation, and produce projects that support the country's economy and solve social problems.
Fatih Ilkbahar, Şeyma Ünal, Armağan Tuğçe KARAKAYA, Bayram Eren
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 90-105; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.02.005.x

Abstract:
Günümüzde, ev ve iş hayatını kolaylaştırmak amacıyla teknolojinin kullanımı her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Sürekli gelişmekte ve değişmekte olan teknoloji ile akıllı ev kavramı ortaya çıkmıştır. Uzaktan yönetim ve güvenlik çözümleri uyguladıkça evlerimiz akıllı duruma gelmektedir. Akıllı duruma gelen evler bize zaman, güven, hız ve konfor kazandıran yaşam alanlarıdır. Bu yoğun yaşamda evden uzakta iken enerji israfına neden olan aletlerin uzaktan kontrol edilebiliyor olması, eve girişlerin denetlenebiliyor olması kullanıcılar için daha tasarruflu, daha güvenli ve daha konforlu bir yaşam sunmaktadır. Bu çalışmada, Telegram uygulaması üzerinden gönderilen kısa bir mesajla, prototip evde bulunan lambaların ve bahçe girişinde bulunan kameranın kontrolü gerçekleşmektedir. Buna ek olarak yüz tanıma sistemi ile eve giriş yapan kişinin yüzü algılanmakta ve sistem, ev sahibine giriş yapan kişinin bilgisini Telegram üzerinden bildirim olarak göndermektedir. Böylece eve girişte daha güvenli bir ortam oluşturulması amaçlanmaktadır.
Sümeyra Boydak, Yusuf Yalçın Ileri
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 71-92; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.01.005.x

Abstract:
Günümüzde internete erişimin kolaylaşması ve internete erişim araçlarının ucuzlayarak yaygınlaşması işletmeleri kurumsal kimliklerini sunabilecekleri iyi tasarlanmış, yaşayan ve sürekli gelişen web siteleri kurmaya yöneltmiştir. Web siteleri kurumların görünen yüzü haline gelmiştir. Ziyaret eden kullanıcıların kurum hakkında ve kurumun sunduğu ürün ve hizmetler hakkında ilk izlenimleri web sitelerinin sunabildiği kalite ile doğrudan ilişkilidir. İnternet yaygınlaştıkça artan bilgi kirliliği ise özellikle sağlık sektöründe hizmet talep edenler açısından büyük bir problem haline gelmiştir. Bu noktada, sağlık kurumları açısından hastaların doğru, güvenilir ve güncel bilgileri alabilecekleri en önemli araç hastane web siteleridir. Hastane web sitelerinin kullanıcı dostu, kolay erişilebilir ve anlaşılabilir şekilde tasarlanması, interaktif bir yapıda olması ve hastaların ihtiyaç duyacakları bilgileri güncel şekilde sunabilmesi kritik önemdedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki üniversite, devlet ve özel hastanelerin kurumsal web sitelerinin; kullanılabilirlik, erişim kalitesi, performans, güncellik, teknik altyapı ve sosyal boyut açısından belirlenen kriterler vasıtasıyla incelemektir. Çalışmanın örneklemi, Türkiye’nin Marmara, İç Anadolu, Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgelerinden seçilerek kapsama alınan toplam 252 hastane web sitesidir. Hastane web siteleri, arama motoru optimizasyonu algoritmalarını kullanan bir yazılım aracılığıyla, 6 ana boyut altında yer alan 22 kriter üzerinden analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları özellikle özel hastane web sitelerinin daha tatmin edici sonuçlar vermelerine rağmen, Türkiye’deki hastane web sitelerinin genel olarak güncellik, sosyal boyut, görsellik ve içerik kalitesi noktasında önemli geliştirmelere ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.
Sevda Ünal, Ayşe Aslı SEZGİN
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 47-70; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.01.004.x

Abstract:
Büyük Veri kavramı bağlamında gerçekleştirilen çalışmalarda, teknolojik determinist yaklaşımın etkileri dikkat çekmektedir. Bu etkilere yönelik eleştirilerin merkezinde, teknoloji odaklı bir yaklaşımın sosyal, kültürel ve etik yönleri göz ardı edeceği anlayışı bulunmaktadır. İki yönlü tartışmalar içerisinde Büyük Veri kavramı, bir yönden önemli bir teknolojik devrim olarak kabul edilirken diğer yönden ise kontrolün kaybedildiği, toplumsal huzursuzluğun kaynağı olarak distopik senaryolarda yer almaktadır. Bu çalışma, eleştirel bir bakış açısıyla, kavramın, toplumsal yaşamda yarattığı sorunlara odaklanmıştır. Makine yanlılığının büyük miktarlardaki verilerden, zamanla otomatik öğrenme sağlayan yapay zekâ olarak tanımlandığı süreçte, algoritmik ayrımcılığı ve bunun neticesinde yaşanan sınıflandırmayı örneklerle ortaya koymayı amaçlayan çalışmada, niteliksel betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Büyük Veri kaygıları başlığı altındaki yanlılıklardan yola çıkan çalışma, insanların kâr ve verimlilik arayışındaki programlama ile manipüle edilmesine dikkat çekmek istemiştir. Çalışmanın sonucunda algoritmik ön yargıların, toplumsal sınıflandırmaya ve kaygılara sebep olduğu ve bunu anlayabilen bir toplumsal yapıya ihtiyaç duyulduğu, tartışma konusu olarak tespit edilmiştir. Büyük Veri kavramına ilişkin araştırmalarda bireye saygıyı ön plana alan çözüm süreçlerine gereksinim vardır. Böylece mantık güdümlü bir toplumsal görünümün ortaya çıkması önlenirken, kişi hak ve özgürlükleri, mahremiyeti dikkate alınabilecek, böylece etiketleme ve ötekileştirmeye yönelik çözümler üretilebilecektir.
, Nevzat Ünalan
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 37-46; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.01.003.x

Abstract:
This study investigates user perception and resistance against change in the Hospital Information System (HIS) change. A quantitative approach with a survey was applied to determine perception and resistance ofvgroups.The results were compared with each other: the percentage of innovators (32%), the percentage of early adopters (21%), the percentage of early majority (31%), and the percentage of late majority (12%), and the percentage of laggards (4%). Acceptance differs due to financial reasons. The resistance differs according to the employees’ status. IT developments, management supported security and privacy rules increase employee performance and acceptance. For resistance, there has been a significant difference feedback of employees is required, and functional needs reduce resistance. Hospitals need to use new and up-to-date information technology in order to serve effective patient care with valid standards.
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 11-21; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.01.001.x

Abstract:
R. Louis Stevenson’s famous book called “Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde” is an 1886 novel about a legal worker in London, who investigates the unprecedented events happening between his friend Dr Jekyll, and the evil counterpart Mr. Hyde. This story's impact has been such that the phrase "Jekyll and Hyde" still keeps coming up in conversations even today; referring to persons with an unpredictably dual nature. In order to understand the underlying reasons for the dualistic behavior amongst the humans, and their desperate search for perfection, 7 types of "Jakyll and Hyde" traits proposed by B.Engel will be discussed and analyzed through observing their appearances on advertisements, and how they lead to the consumption of the self in the era of transhumanism today. Qualitative methods, namely content analysis with semiotic undertones, will be applied on the chosen advertisement (Verizon, HTC Droid DNA) to make the necessary analysis on the topic together with a complimentary datamining sentiment analysis on ‘Transhumanism’ hashtag. To analyze the common public opinion on “transhumanism”. Tweets under this hashtag between the 19th of January 2020 – 27th of January 2020 have been gathered by using ‘Seobots’ application, and then the collected data which held 108 tweets on the mentioned hashtag were analyzed by using the NVIVO program for sentiment analysis.
Busra Ertogrul, Gizem Kilicsiz,
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 12, pp 22-36; https://doi.org/10.5824/ajite.2021.01.002.x

Abstract:
Social media platforms have become an inevitable part of our daily lives. Companies that noticed the intense use of social media platforms started to use them as a marketing tool. Even ordinary people have become famous by social media and companies have been sending their products to them to try and advertise. Many people have gained a considerable amount of money in this way and today new jobs are emerged like "Youtuber" and "Instagram Influencer". Therefore, ordinary people realized the power of social media and many people started to strength their digital identity over social media. The question raising in people’s mind is that “What is the difference between the influencers and the ordinary people who have also digital identity over social media?”. This study examined Instagram influencers for five categories namely fashion, makeup, photography, travel, and fitness in Turkey. As an exploratory study, the relationship between the influencers’ average number of posts, the number of likes, the number of views, the number of comments, number of followers, and the number of following were examined. As well as the engagement rates of the followers to the influencers were calculated. In addition, the words they mostly used in the captions of the posts were examined.
Veli Özcan Budak,
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 37-55; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.04.002.x

Abstract:
Web siteleri, kurumsal ya da bireysel açıdan hitap edilen kitleyle ilk temasın sağlandığı bir etkileşim aracıdır. Bu araç, yoğun bir bilgi erişim ve ziyaret trafiğinin bulunduğu süreçlerde, kullanıcı davranışlarındaki farklı desenlerin tespit edilebileceği önemli bir potansiyeli içinde barındırmaktadır. Bu desenler, kullanıcı ihtiyaçlarının daha belirginleştirilmesi ve site geliştiricilerinin bu ihtiyaçlar doğrultusunda güncellemeler yapabilmesi açısından oldukça kritik görevler üstlenebilir. Bu çalışmanın amacı, dünya genelinde yaşanan Covid-19 pandemisinin ülkemizde etkinliğini arttırdığı süreçte, Kırklareli Üniversitesi web sitelerindeki kullanıcıların bilgi erişim ihtiyaçlarındaki değişimin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, kullanıcıların bilgi erişim ve ziyaret davranışları, apriori algoritmasıyla bağımsız ve birlikte olacak şekilde incelenerek, aralarındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Bilgi erişim kavramı açısından çalışma sonuçları, kullanıcıların “tez yazımı”na yönelik çeşitli arama terimleriyle bilgi ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıklarını göstermiştir. Bu sonuç, özellikle lisansüstü öğrencilerin ilgili süreçte aktif olduklarına işaret etmektedir. Ziyaret davranışları açısından, “uzaktan eğitim”, “koronavirüs” ve “tatil” temalı sayfaların ağırlıklı olarak ziyaret edildiği ortaya çıkmıştır. Bilgi erişim davranışları sonrasında sergilenen ziyaret davranışları açısındansa, “tez yazımı”, “tatil” ve “eğitim öğretimin ertelenmesi” temalı ziyaretlerin birliktelikleri göze çarpmıştır. Çalışma sonucunda ortaya çıkarılmış olan davranış desenleri ve bu desenlerden nasıl faydalanılabileceğine yönelik öneriler çalışma kapsamında detaylı bir şekilde açıklanmıştır.
Ali Yeşildal
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 56-73; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.04.003.x

Abstract:
Son yıllarda endüstri 4.0 ya da dördüncü sanayi devrimi olarak anılan gelişme tüm dünyanın dikkatini çekmektedir. Teknolojik gelişmelerin hızlı ilerlemesi önceki sanayi devrimlerinde kilit rol oynamıştır. Bununla birlikte, dördüncü sanayi devrimi (Endüstri 4.0) ve gömülü teknoloji hızlı ilerlemesinin teknik değişim ve sosyoekonomik etki açısından katlanarak büyümesi beklenmektedir. Bu nedenle, bu tür bir dönüşümle başa çıkmak, sadece teknolojik olanları değil, yenilikçi ve sürdürülebilir sistem çözümlerini içeren bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor.
Güven Çatak, Server Zafer Masalci, Seray Şenyer
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 12-36; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.04.001.x

Abstract:
Virtual reality has great potential for immersive experiences that is not available in other mediums. Thus, it has a significant place in the entertainment and the game industry. However, creating a well-designed immersive experience can be extremely complicated due to the replacement of human perception from the real-world to an isolated virtual world. Understanding the essentials of virtual reality (VR) experiences and game design principles is necessary for designing an immersive VR game. Although there are many differences in design elements of VR games according to the experience that is wanted to be given to the player, many games also have common elements. In the line of this view, a guideline is aimed to be framed for VR game designers in the current study. For this purpose design pillars of VR experiences and game design principles were reviewed, and five VR games were analyzed. Games are highly plastic mediums that can be adapted to any environment and technology. Many game types have a close relationship in terms of game elements and design. However, the implementation of game elements from other mediums to the VR medium is challenging. Therefore, game design principles should be well-comprehended and implemented to the VR medium by considering the existed technology. Virtual reality takes the player and put him in a new virtual world. In this world, everything should be designed to be easily perceivable by the player. Thus, the human perception was reviewed as one of the design pillars. Virtual reality also offers an interactive experience that allows the user to affect the world. Like in traditional video games, players can interact and navigate in the virtual world. Therefore, interaction and navigation were reviewed as two other design pillars. Based on the reviewed design pillars, five VR games were analyzed. Then, a VR game design guideline is proposed based on common game design elements in those games
Ali Durdu, Emine Ipek
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 105-114; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.04.005.x

Abstract:
Günümüzde bilgi, hayatımızın en önemli faktörü olarak nitelendirilmektedir. Bilgiyi yönetebilmek için teknolojik gelişmelere ayak uydurabilmek gereklidir. Bilgi yönetimi, işletmelerde rekabet avantajı sağlamakta ve işletmelerin pazar değerini artırmaktadır. Ortaya çıkan fırsatları rakiplerden önce görebilmek ve bunun sonucunda elde edilen üstünlüğü uzun vadede sürdürebilmek bilgi yönetiminin belirleyici rolleri olarak görülmektedir. Çalışmada, bilgi, bilgi yönetimi kavramları incelenmiş, bilgi yönetiminin amaçları ve işletme için önemine değinilmiş, bilgi yönetiminin işletmeye sağladığı yenilik ve rekabet üstünlüğü ortaya koyulmuştur.
Ulkar Gülmammadzade, Şevki Işikli
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 74-104; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.04.004.x

Abstract:
İnternet tabanlı iletişim teknolojileri ve özellikle sosyal medya platformları, bireysel davranışları ve toplumsal ilişkileri pek çok yönde etkiler. Sosyal medya, 21. yüzyılda ortaya çıkan dijital kültür içindeki en etkili iletişim platformdur çünkü gerçek toplumsal çevreye karşı alternatif bir sanal toplumsal çevre oluşturmaya izin verir. Kullanıcılar bu platformları sadece sosyalleşmek, diğer insanlarla bağlantı halinde olmak veya haber almak için kullanmazlar, aynı zamanda “kendilerini-benliklerini sunmak” için de kullanırlar. Kullanıcılar, sosyal medya ortamlarında kendi arzu, beğeni ve ideallerine göre yeniden inşa ettikleri bir dijital kimliğe sahip olabiliyorlar. Sosyal medyanın bu psiko-sosyal etkisinin çok yönlü olarak analiz edilmesi gerekir. Araştırmalar, “daha fazla takipçi edinme ve daha fazla izlenme arzusu”nun bazı sosyal medya fenomenlerinde kompulsif sanrı aşamasına değin ilerleyebildiğini göstermektedir. Elinizdeki dramaturjik analiz araştırmasında, Instagram fenomenlerinin sosyal medyadaki benlik sunumları ile gözlemci-takipçi etkisi arasındaki ilişki incelenmiş; benlik sunumunda özbelikten ideal benliğe doğru geçiş şeklinde yaşanan dönüşüm, psikanalitik ve sosyal psikoloji terimleriyle yorumlanmıştır. Takipçi sayısı 10,000’den (on bin) fazla olan ve “sosyal medya fenomeni” olarak adlandırılan, rastlantısal yöntemle belirlenen 6 (altı) farklı İnstagram kullanıcısının takipçi sayısı düşük olduğu “fenomenlik öncesi dönemi” ile takipçi sayısının 10,000’i aştığı “fenomenlik dönemi”ne ait 5’şer adet paylaşımı, Goffman’ın dramaturjik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Bu araştırma bulgularına göre, fenomen olarak adlandırılan kullanıcılar, gözlemci-takipçi etkisinin gücü ve hızına bağlı olarak beğeni odaklı benlik sunumu evresine daha hızlı giriyor, öz beliklerinden daha hızlı uzaklaşıyor ve gündelik benlik sunumu davranışlarını daha hızlı terk ediyorlar. Bu olgu; fenomenlerin kendilerini takipçilerinin izleme, beğenme, ilgisiz kalma, cesaretlendirme, destekleme, paylaşma, kaydetme, eleştirme ve yorum yapma gibi dijital tepkilerine göre yeniden biçimlendirdikleri, benlik sunumlarını takipçi arzularına göre yeniden şekillendiridikleri anlamına gelmektedir. Kullanıcıların bir tür dijital yabancılaşma ve öz-benlik ile ideal benlik arasındaki çatışma yaşamaları beklenilebilir. Sosyal medya bir iletişim aracı olmanın ötesine geçmiş, bir sosyal etkileşim ortamı haline gelmiştir.
Sedef Subölen
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 123-142; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.03.005.x

Abstract:
Yeni medya teknolojilerinin gelişimi sosyal medya ortamında etkileşim düzeylerine de aynı oranda etki etmektedir. Fiziksel mesafelerin öneminin kaybolduğu ağ toplumunda, sosyal medya kullanım seviyesindeki artış oldukça yüksek bir noktaya ulaşmıştır. Bireyin gündelik hayatın sorunlarından kaçmak için sosyal medya ortamında etkileşimde bulunma isteği, hayata ilişkin kriz durumlarında daha etkin şekilde ortaya çıkmaktadır. Çalışma kapsamında, Covid 19 pandemisinin birey üzerinde oluşturduğu olumsuz etkilerden kurtulmak amacıyla, bireyin sosyal medyada ürettiği mizah odaklı içeriklerin ve bu mizahın diğer sosyal medya kullanıcıları tarafından aldığı etkileşimi saptamak amacıyla Instagram’da yer alan yüksek takipçili “cezmikalorifer” ve “saykodelipaylasimlarr” isimli iki fenomen hesabın pandemi sürecindeki gönderilerinin nicel içerik analizi yapılmış, elde edilen bulgularda pandemi döneminde bireylerin mizah konulu etkileşimlerde bulundukları, bu etkileşimlerin sokağa çıkma yasağının ilk zamanlarında daha yüksek oranda olduğu tespit edilmiştir.
Hamiyet Sayan
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 100-122; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.03.004.x

Abstract:
Bu çalışma; örgün eğitim yapan kurumlarda Covid-19 nedeniyle, ansızın geçiş yapılan uzaktan eğitim uygulamalarının, öğretim elemanı gözüyle değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul’daki bir devlet Eğitim Fakültesi ve bir vakıf Sağlık Bilimleri Fakültesinde çalışan ve uzaktan eğitim yöntemiyle ders veren öğretim elemanlarının görüşleri 45 sorudan oluşan bir anket yoluyla toplanmıştır. Çalışmada, öğretim elemanlarının uzaktan eğitim uygulamalarında karşılaştıkları durumları genel anlamda belirleyerek, incelemek ve yeni uygulamalara ışık tutmak istenmektedir. Çalışma tarama modelde desenlenmiş, kesitsel tipte niceliksel olarak planlanan bir çalışmadır. Çalışmada; araştırılan konu hakkında bilgi verecek olan bireylerin ya da durumların seçildiği yöntem olan, amaçlı örneklem yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğretim elemanlarından elde edilen bulgular Tablolarda sunulmuş ve yorumlanmıştır. Yapılan çalışmanın özellikle uzaktan eğitime geçmeyi düşünen, yeni geçmiş olan veya zorunlu hallerde uygulamaların etkililiğini artırmayı düşünen öğretim elemanlarına bilgi vereceği, eğitim kurumlarına yol göstereceği, bu konuda yaşanabilecek sıkıntılara yönelik önlemler almalarına katkıda bulunacağı açılarından önemli görülmektedir.
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 55-86; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.03.002.x

Abstract:
Tarihsel süreçte toplumlar, teknolojideki, kültürdeki, ideolojilerdeki değişimler vb. etkisiyle daha karmaşık toplumsal yapılara doğru evirilmiştir. Fizik bilimlerde, teknolojideki gelişmeler çok hızlı gelişmiş, sosyal bilimlerde, kültürde olan değişimler ise aynı hızda ilerleyememiştir. Ancak, bütün bir tarihin de gösterdiği gibi, sosyal bilimler gelişmeden ne fizik bilimlerin ne de sosyo-ekonomik gelişmelerin yerini bulması olanaklı değildir. O nedenle buradaki makalede, öncelikle, bilimsel yaklaşımlar dikkate alınarak, genel olarak bilimin ve sosyal bilimlerin sağlam temeller üzerinde oturması üzerinde durulmuştur. Devamında bazı önemli teorisyenlerin, düşünürlerin görüşlerine de yer verilerek, toplumsal gelişme açısından sosyal bilimlerin işlevi, farklı yaklaşımların düşünce dünyasına kazandırdıkları zenginliklerle anlatılmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda toplumlardaki değişmelere dikkat çekilerek, sosyal bilimlerin bu değişimlerle olan ilişkisi, etkileşimi açıklanmaya çalışılmıştır. Buradaki satırlarda yer alan derinliğine incelemeler ve analizlerle toplumsal gelişme açısından sosyal bilimlerin işlevini değerlendirmek makalenin amacıdır. Sağlıklı bir toplumsal gelişme olabilmesi için, sağlıklı bir temelde gelişen sosyal bilimlere ihtiyaç bulunmaktadır. Bu durum ise, konu üzerinde gerçekleştirilen makalenin farkındalık yaratma açısından ne kadar önemli olduğunu açıklamaktadır. Çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. İncelenen teoriler ve yaklaşımlar, literatür taraması yöntemi benimsenerek, yorum ve analizlerle güçlendirilmek istenmiştir.
Betüle Ersöz, Mehmet Özmen
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 170-179; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.03.007.x

Abstract:
20 yıl öncesine kadar teknolojinin insanlara sunduğu fırsatlar oldukça sınırlıydı. Günden güne evrensel ilerleme aracı olarak kullanılan bilişim teknolojileri bu fırsatları artırarak, küreselleşen dünyanın vazgeçemediği bir unsur haline gelmiştir. Günümüzde dijitalleşmenin artması ile birlikte teknolojinin hızına yetişmek oldukça zordur. Dijital çağ olarak adlandıran teknoloji yüzyılı, bireylerin hayatlarını kolaylaştırırken yenilikler sunarak teknolojiye bağımlı bireyler haline dönüştürmüştür. Bilişim teknolojinin gelişmesi ile örgütler teknolojinin sunduğu araçları kullanarak çağın sunduğu olanakları fırsata dönüştürerek hem ulusal hem de uluslararası bir ilerlemenin parçası olmuştur. Örgütler 21.yüzyıl ile hızlı bir dönüşüme girerek teknolojinin sunduğu araçları bünyelerine entegre etmişlerdir. Dolayısıyla, Dijitalleşme ve Bilişim teknolojilerinin çalışanlar üzerinde olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğu görülmektedir. Çalışmanın amacı, dijitalleşme sürecinde meydana gelen dönüşümün çalışanların üzerinde bıraktığı etkiyi yapılan çalışmalar ışığında inceleyerek, alanyazına katkı sağlamaktır.
Şevki Işıklı, Şirvan Önce
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 143-169; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.03.006.x

Abstract:
Bu metinde, John Naisbitt’in yüksek teknoloji toplumlarındaki teknolojik olarak zehirlenmiş bölgeleri tanımlamak için geliştirdiği teknolojik zehirlenme nosyonundan hareketle siyasal zehirlenme nosyonu geliştirilmiştir. Siyasal zehirlenme, tüm toplumsal süreçleri etkisi altına alan ve semptomları önceden tespit ve teşhis edilebilen bir toplumsal anomali durumudur; apolitik süreçleri bile aşırı, yoğun ve hızlı biçimde siyasallaştırır. Bu metinde tanımlanan siyasal zehirlenme ve semptomları, bürokrasi başta olmak üzere medya, iletişim ve dinde kolayca tespit edilebilir. Çünkü bu kurumlar tarihsel geçmişleri yüzünden aşırı siyasallaşmaya daha açıktır. Semptomların tümünü sergileyen bir toplum, virüsle enfekte olmuş, virüs bulaşmış ve enfekte olmuş bir bünye gibidir; paralize olmuş halde kendinden beklenen işlevlerini yerine getiremez. Tümüyle gözlenebilir olan bu altı semptom, kişisel ve apolitik olanın siyasallaşma seviyesini ve siyasal zehirlenme yoğunluğunu da tanımlarlar. Üstelik aşırı siyasallaşmanın sosyal medya ve toplumsal ilişkiler üzerindeki etkisini, teknolojik bağlamda görünür kılar. Yatay mimarisi ve etkileşimlilik karakterleriyle ana akım medyadan farklılaşmış olsa da sosyal medya, siyasal zehirlenmeye karşı bağışık değildir. Kullanıcılarını zehirleyen yüksek sanallık teknolojileri gibi güçlü, yaygın ve popüler siyasal etki de kitle iletişim kanalları ve sosyal medya aracılığıyla kişi ve kurumları zehirlemektedir. Siyasal zehirlenme, internet tabanlı iletişim teknolojileriyle yalnızca yayılmaz, aynı zamanda medyanın kendisini de zehirler. Teknoloji ile siyaset arasındaki ilişkiye odaklanan bu araştırmada elde edilen sonuçlar, siyasal zehirlenmenin yaygın internet ağları ve teknolojik zehirlenmeye paralel işleyen bir süreç olduğunu göstermektedir. Bu yüzden siyasal zehirlenme nosyonu, yeni türden sosyoteknik ve dijital olgular listesine dahil edilebilir.
, Güven Çatak, Mıstık Çağın Eremektar
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 180-204; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.03.008.x

Abstract:
Since the contemporary game production process is based on the Integrated Development Environment (IDE) applications, it is easier for developers to create multiple versions of their game for both VR and desktop platforms. This provided a great opportunity for researchers to conduct comparative studies to explore the user experience of the relatively novel virtual reality applications In this study, we evaluated a puzzle game through a within-subjects experiment design using objective measures of game success and gameplay duration, as well as plenty of subjective measures in order to assess game user experience, comparing desktop and VR. In addition to selected dimensions of GUESS (Game User Experience Satisfaction Scale), we employed MEC-SPQ (Measurement Effects Conditions - Spatial Presence Questionnaire) to measure presence. Furthermore, we employed NASA-TLX (NASA Task Load Index) to compare the perceived task complexity of the same task executed in VR and desktop gaming environments. Results revealed that there is not a significant difference in objective measures of player performance, comparing the VR and desktop gameplay. The Game User Experience Satisfaction Scale did not reveal any significant difference between the mean scores of VR and desktop experiences. The spatial presence related dimensions of MEC-SPQ revealed significantly higher scores of VR, for Possible Actions and Self Location dimensions. NASA-TLX weighted scores were significantly higher for VR in physical load and for desktop in frustration. Our results show that a puzzle-based game experienced in VR does not lead to a higher level of satisfaction in terms of game user experience but triggers a sense of spatial presence. Due to the different control schemes, players perceive that HMD based gameplay demands more physical task load. However, the gameplay duration and game success rate are not significantly different. The failure in desktop gameplay might have led to higher frustration, since the experience seems more familiar to players. Since the results are partially concordant with previous studies, it is not possible to make a strict conclusion on the effect caused by different immersive technologies on game user experience. Further studies are required through a more consistent methodology with a focus on game design components rather than game genre.
Mesut Iris, Tansu Akdemir
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 12-54; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.03.001.x

Abstract:
İletişim teknolojilerinin gelişimi, kişilerarası ilişkileri etkilediği gibi devletler ve toplumlar ile olan ilişkileri de yeniden düzenlemektedir. Devletler sadece ilgili devletler ile diplomatik faaliyetler içerisinde bulunmamış, aynı zamanda etki alanı inşaa ettiği her alanda toplumları ikna etme ve stratejik hedefleri doğrultusunda bakış açısı üretme çabasına girmiştir. Kamu diplomasisi olarak da adlandırılan kamuoyuna yönelik faaliyetler iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte yeni mecralarda farklı kurallar ile devam etmektedir. Günümüz dijitalleşen dünyasında devletler ve devletlerin tüm bürokrasisi dijitalleşmeye ayak uydurarak kendi toplumuna anlık olarak ulaşabilir ve geri bildirim alabilirken, farklı toplumlara da ulaşabilmekte ve anlık olarak stratejik politikalar üretip sonuç alabilmektedir. Bu çalışmada kamu diplomasisin bir dalı olarak dijital diplomasinin Türkiye özelinde kullanımı incelenmiştir. Çalışma ile Türkiye’nin gerçekleştirdiği askeri operasyonların uluslararası ortamda yankılarının ve diğer toplumlar nezdinde kamuoyuna yönelik gerçekleştirilen dijital diplomasi faaliyetlerinin görülebilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla Barış Pınarı Harekâtı sırasında büyükelçilerin Harekâtı n uluslararası camiadaki haklılığı ve gerekliliğine ilişkin yürüttükleri dijital ve kamu diplomasisi faaliyetleri seçilen sosyal medya örneklemi üzerinden incelenecek, dijital çağa ne kadar uyum sağlandığı ve dijital temelli iletişim kanallarından ne kadar yararlanıldığı da görülecektir.
Nurat Kara, Mehmet Karanfiloğlu
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 87-99; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.03.003.x

Abstract:
Dünyada bilginin üretimi ve tüketimi konusunda tartışmalar artarak ileri bir noktaya doğru gitmektedir. Bilginin üretiminde kullanılan enformasyon teknolojileri de gün be gün daha çok gelişmekte ve çeşitlenmektedir. Enformasyon teknolojileri günümüz yaşam koşullarının oluşmasında önemli bir role sahiptir. Bu teknolojilerin giderek yaygınlaşması pek çok işin ve yaşamsal sürecin iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Bu sayede birçok iş sürecinin hız, zaman ve mekansal bağlamda daha iyiye doğru gittiği görülmektedir. Öte yandan yeni tip koronavirüs (COVID-19) Çin’den tüm dünyaya yayılarak küresel çapta bir pandemiye dönüşmüştür. Aralık ayından günümüze halen devam etmekte olan pandemi süreci pek çok olumsuz durumu da beraberinde getirmiştir. İlk vakanın ortaya çıktığı Çin’de ise vaka artış hızı durma noktasına gelmiş, normalleşme sürecine girilmiş ve bu süreç devam etmektedir. Çin’de bu durumun yaşanmasında kuşkusuz ki enformasyon teknolojilerinin katkısı yadsınamaz bir gerçektir. Telefon uygulamaları, 5G teknolojisi, bulut bilişim, algoritmalar, yapay zeka, büyük veri, nesnelerin interneti gibi teknolojiler pandemi sürecinde sıkça kullanılan enformasyon teknolojileri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma ile Çin örneğinde bu durumun incelemesi yapılarak enformasyon teknolojilerinin pandemi sürecindeki önemi yapılan literatür ve çeşitli kaynak taraması ile ortaya konmaya çalışılmaktadır.
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 11-26; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.02.001.x

Abstract:
Climate change is an undeniable fact. Considering that two-thirds of greenhouse gas emissions originate from the energy sector, it is expected that the world's energy system will be transformed with renewable energy sources. Energy efficiency will be continuously increased. Reducing energy-related carbon dioxide emissions is the heart of the energy transition. Big data in energy systems play a crucial role in evaluating the adaptive capacity and investing more smartly to manage energy demand and supply. Indeed, the impact of the smart energy grid and meters on smart energy systems provide and assist decision-makers in transforming energy production, consumption, and communities. This study reviews the literature for aligning big data and smart energy systems and criticized according to regional perspective, period, disciplines, big data characteristics, and used data analytics. The critical review has been categorized into present themes. The results address issues, including scientific studies using data analysis techniques that take into account the characteristics of big data in the smart energy literature and the future of smart energy approaches. The manuscripts on big data in smart energy systems are a promising issue, albeit it is essential to expand subjects through comprehensive interdisciplinary studies
, Zehra Altuntaş
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 42-71; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.02.003.x

Abstract:
Websites become main information dissemination mechanism to a variety of audiences for a wide spectrum of organizations from commercial to governmental context. The universal design of this communication medium, which enables them to be accessible for all people, becomes an important issue. However, currently websites are still not accessible. One of the reason for this situation can be based on the lack of awareness and understanding of software professionals who develop them since they have the greatest influence. In this study, the aim was to reveal the current situation among software professionals who contributed in any stage of the website development in Turkey by mainly focusing on their perceptions of website accessibility and related issues. A web-based questionnaire was implemented with 108 participants from academy, industry and government to reveal the perceptions regarding the relationship between accessibility, user experience (UX) and usability as well as professionals’ perspectives on related issues such as the need of a standard accessibility definition, accessibility evaluation methods, and accessibility drivers. The results showed that software professionals prefer inclusive definitions for website accessibility by relating it to all people. They think that accessibility, usability and UX are all related concepts and user-centered practices should be applied to enable the website accessibility. In addition, they think that legislations should be enabled to ensure web accessibility. Although the findings provides the snapshot of the Turkish situation regarding website accessibility perceptions, these perceptions are critical since they provide guidance on shared understanding for the accessibility community.
Umut Çardak, Muhammed Özbey
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 27-41; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.02.002.x

Abstract:
Teknoloji günümüz çağında hızla gelişmektedir ve bu gelişmenin sağlık alanındaki yansıması kaçınılmazdır. Teknolojinin sağlık alanındaki yansıması cerrahi alanda olduğu kadar standart tedavilerde de kendini göstermektedir. Fizyolojik ve bilişsel tedavilerde teknolojinin kullanımı, elektronik ve dijital ortamların geliştirilmesi ve sağlık alanına daha çok uygulanmaya başlaması ile bariz bir şekilde kendini göstermektedir. Sağlık alanında teknolojinin kullanıldığı alanlardan biri de çeşitli hastalıkların tedavi edilebilmesi amacı ile geliştirilen dijital oyunlar ve beraberinde kullanıldığı cihazlardır. Bu çalışmanın amacı; bilişsel ve fizyolojik destek sistemi olarak dijital oyunların sağlık alanında kullanımını gerçekleştiren deneysel çalışmaların sistematik analizin yapılarak sonuçlarının incelenmesidir. Bu kapsamda 2000-2019 yılları arasında ulusal ya da uluslararası dergilerde yayımlanmış makaleler, konu ile ilgili yapılan lisansüstü tez çalışmaları ve çeşitli kongrelerde sunulan bildiriler çalışma kapsamında incelenmiş, deneysel bir yöntem kullanan ve spesifik olarak bir dijital oyun platformu içeren 21 araştırma çalışmaya dahil edilmiştir. Analiz sonunda elde edilen bulgular tartışılarak oyunların sağlık alanında kullanımına ilişkin bazı önerilerde bulunulmuştur.
, Burcu Zeybek
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 72-95; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.02.004.x

Abstract:
Sosyal medya fenomenlerini, spesifik konular hakkında kişisel deneyimlerine dayalı içerik paylaşan ve bu paylaşımlar üzerinden geniş sayıda takipçi sayısına ulaşan bireyler olarak ifade etmek mümkündür. Fenomenlerin, günlük yaşam önerilerine ve deneyimlerine dayalı tavsiyelerini içeren paylaşımlarının geniş bir kullanıcı kitlesi tarafından takip edilmesi, onların dijital ortamın önemli kanaat önderleri olarak kabul edilmelerini gerekli kılmaktadır. Fenomenler tarafından paylaşılan bu içerikler, markalar için de dikkat çekici reklam mecralarına dönüşmekte, hatta öyle ki birçok marka bir fenomen markasını da yanına alarak işbirliklerinden oluşan özel ürünler piyasaya sürmektedir. Fenomen ve marka işbirlikleriyle piyasaya sürülerek, Instagram üzerinden tanıtımı yapılan ürün paylaşımlarına odaklanan bu çalışmada, öncelikle, söz konusu işbirliği ürünlerinin sosyal medya fenomenleri tarafından nasıl duyurulduğunun ve kullanım önerisinin nasıl gerçekleştirildiğinin ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Sonrasında ise, sosyal medya fenomenleri tarafından Instagram hesaplarında yayınlanan bu paylaşımların altına gelen kullanıcı yorumlarında öne çıkan temaların ve bu temalara ilişkin duygu durumlarının neler olduğunun ortaya koyulması hedeflenmektedir. Bu amaç doğrultusunda, kategorisel içerik analizi tekniğiyle betimsel yönteme dayalı bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda ise, sosyal medya fenomenlerinin, Instagram hesapları üzerinden yayınladıkları marka işbirliği paylaşımlarında en fazla fotoğraf paylaşımında bulundukları, ürün tanıtımına odaklanan bu paylaşımları öncelikli olarak konuyla ilgili açıklama metinleri ve emojilerle destekledikleri bulgulanmıştır. Söz konusu paylaşımların altına gelen kullanıcı yorumlarının ise, sırasıyla olumlu, olumsuz ve nötr duygu durumlarını yansıttığı ve kullanıcıların fenomene ilişkin beğeni ya da eleştirilerinin paylaşımı yapılan işbirliği ürününe de genellenen yorumlara dönüştüğü ortaya koyulmuştur.
Merve Ergüney
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 96-122; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.02.005.x

Abstract:
Yirmibirinci yüzyılın başlarından itibaren internet, yaşamın hemen her alanında etkin ve yaygın bir biçimde kullanılmaya başlamıştır. İnternet, ifade hürriyetinin en önemli araçları olan; gazete, dergi, radyo, televizyon ve sinema gibi diğer tüm kitle iletişim araçlarını bünyesinde barındırmaktadır. İnternet yayınlarının ifade hürriyetini engellemeyecek biçimde, demokratik ve özgür bir yayıncılık anlayışı içerisinde düzenlenmesi son derece önemlidir. Bu çalışma, 21 Mart 2018 tarihinde 6112 sayılı Kanun’a eklenen “Yayın Hizmetlerinin İnternet Ortamından Sunumu” kenar başlıklı 29/A maddesi ve bu madde kapsamında, 1 Ağustos 2019 tarihinde çıkarılan “Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik” üzerine hazırlanmış eleştirel bir değerlendirme niteliğindedir. Çalışma 6112 sayılı Kanun’un 29/A maddesinin genel değerlendirmesini ve ilgili Yönetmelikteki maddelerin ayrı ayrı incelenmesini içermektedir. Çalışmanın amacı söz konusu hukukî düzenlemelerdeki problemli noktaları yasal dayanaklarıyla birlikte ortaya koymaktır. Çalışmada belgesel tarama yöntemi kullanılmıştır. Yapılan incelemeler neticesinde söz konusu düzenlemelerin, ifade hürriyeti, hukukî belirlilik ve hukuk güvenliği bakımından bazı sorunlar içerdiği tespit edilmiştir.
Serhat Çoban
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 43-64; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.01.003.x

Abstract:
Bu çalışmada hackerlık kavramının tarihsel süreç içinde yaşadığı değişimlerden bahsedilerek kavramın alanyazında ele alınış biçimlerinin bir modellemesi yapılmaya çalışılmıştır. Alanyazında temel olarak iki modelin yer aldığı saptanmıştır. Bunlar suç odaklı korumacı model ile özgürleşimci model olarak betimlenebilir. Çalışmadan çıkartılan bu modellemeler ekseninde medyanın hackerlık kavramını nasıl ele aldığı sorusuna da yanıtlar aranmıştır. 2019 yılının ilk altı ayında en çok ziyaret edilen İnternet haber sitelerinin üçünde çıkan hacker temalı haberler eleştirel söylem analizi yöntemi ile incelenmiş ve korumacı modelin haberlerde daha yaygın bir kullanıma sahip olduğu görülmüştür.
Kenan Duman
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 24-42; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.01.002.x

Abstract:
Bu makalenin amacı “Yavaş Gazetecilik” kavramını tanımlamak, yavaş gazeteciliğin temel özelliklerini ve uygulamalarını ortaya koymaktır. Çalışmanın ana sorusu şudur: Alternatif yavaş gazetecilik pratikleri, gazeteciliğin geleceği için ne önerebilir? Çalışma soruları dört ana başlıkta toplanmıştır: Yavaş gazetecilik, hızlı gazeteciliğe bir alternatif midir? Haber tüketicisinin derinlemesine araştırılmış, şeffaf, çok kaynaklı bir haberciliğe talebi var mıdır? Yavaş gazetecilik, giderek güvenilmez hale gelen gazetecilik mesleğine güveni artırabilir mi? Yavaş gazetecilik ekonomik bakımdan sürdürülebilir mi? Çalışmada fenomen ve öncülleri bağlamsallaştırıldıktan sonra yavaş gazeteciliğin pratikte neye benzediğini görmek için İtalya’da ‘Lora Dell Pelice’ medya kuruluşu bağlamında görüşme biçimi ile araştırılma gerçekleştirilmiştir. Örnek vakada, derginin editörü ile yapılan görüşmenin yanı sıra derginin yazılı ve çevrimiçi içerikleri incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda çoğu yavaş gazetecilik projesinin okur odaklı olduğunu ve kendi kitlelerini yarattıkları, ilk dönem yavaş gazetecilik deneyimlerinin kendilerini hızlı gazeteciliğin yerine ya da gazeteciliğin geleceği olarak düşünmedikleri sonucuna varılmıştır. Ayrıca çalışma sonucunda yavaş gazeteciliğin hızlı haber sarmalında güvenli bir medya ortamı için bir alternatif olduğu ve ilk dönem örneklerin kısa sürede ekonomik sürdürülebilir yapı oluştursalar da ilerisi için endişeler taşıdıkları gözlemlenmiştir.
Faruk Ayata, Hayati Çavuş, Mevlüt Inan, Ebubekir Seyyarer, Emre Biçek, Erol Kina
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 82-96; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.01.005.x

Abstract:
Speed, time and safety are of great importance in many operations conducted today. There are standards such as ISO 27001, ITIL (Information Technologies Infrastructure Library), COBIT (Control Objectives for Information and Related Technology), which are globally recognized not only regarding access to information and the use of information but also information retention. Governmental institutions and many large companies use fingerprint, card reading, iris recognition and facial recognition systems in entrances and exits, regarding the protection of information. The facial recognition system application developed within the scope of this study performs the facial recognition by using Convolutional Neural Networks (CNN), which is one of the deep learning algorithms and restricts the use of your personal computer by people you do not know. In addition to this restriction, it takes a photo of the person who wants to use your personal computer and sends this photo to the mobile phone of the owner of the computer, who was previously defined in the system and informs him/her.Regarding the testing of the face recognition system application FEI (Faculdade de Engenharia Industrial- Faculty of Industrial Engineering) facial database was used. In this facial database, there are 14 different poses of 200 people (one is neutral, one is smiling, one is not smiling, and the others are at different angles). Trials were made to access the system with a total of 2800 photographs and as a result of the trials, success was achieved with a ratio of 76.31% in the worst angle and light and a ratio of 99.15% in the best angle and light.
Pius Marthin, Duygu Içen
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 8-23; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.01.001.x

Abstract:
Online product reviews have become a valuable source of information which facilitate customer decision with respect to a particular product. With the wealthy information regarding user's satisfaction and experiences about a particular drug, pharmaceutical companies make the use of online drug reviews to improve the quality of their products. Machine learning has enabled scientists to train more efficient models which facilitate decision making in various fields. In this manuscript we applied a drug review dataset used by (Gräβer, Kallumadi, Malberg,& Zaunseder, 2018), available freely from machine learning repository website of the University of California Irvine (UCI) to identify best machine learning model which provide a better prediction of the overall drug performance with respect to users' reviews. Apart from several manipulations done to improve model accuracy, all necessary procedures required for text analysis were followed including text cleaning and transformation of texts to numeric format for easy training machine learning models. Prior to modeling, we obtained overall sentiment scores for the reviews. Customer's reviews were summarized and visualized using a bar plot and word cloud to explore the most frequent terms. Due to scalability issues, we were able to use only the sample of the dataset. We randomly sampled 15000 observations from the 161297 training dataset and 10000 observations were randomly sampled from the 53766 testing dataset. Several machine learning models were trained using 10 folds cross-validation performed under stratified random sampling. The trained models include Classification and Regression Trees (CART), classification tree by C5.0, logistic regression (GLM), Multivariate Adaptive Regression Spline (MARS), Support vector machine (SVM) with both radial and linear kernels and a classification tree using random forest (Random Forest). Model selection was done through a comparison of accuracies and computational efficiency. Support vector machine (SVM) with linear kernel was significantly best with an accuracy of 83% compared to the rest. Using only a small portion of the dataset, we managed to attain reasonable accuracy in our models by applying the TF-IDF transformation and Latent Semantic Analysis (LSA) technique to our TDM.
Mehmet Ramazanoğlu,
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 11, pp 65-81; https://doi.org/10.5824/ajite.2020.01.004.x

Abstract:
En çok kullanılan sosyal ağ sitesi olan Facebook, eğitsel amaçlarla da kullanılabilir. Facebook’u eğitsel ortam tasarımında daha etkin kullanabilmek için bireylerin hangi gerekçelerle Facebook’a bağlandığının ve bu gerekçelerin çeşitli özelliklere göre değişip değişmediğinin belirlenmesi gereklidir. Ancak alan yazında bu konuda kabul gören bir anlayış bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı öğretmen adaylarının Facebook’a bağlanma gerekçelerini belirlemek ve çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Nicel verilerin analizine dayanan bir betimsel tarama modeli kullanılarak yürütülen bu çalışmada, 2018-2019 Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencilerinden uygun örnekleme ile 525’ine ulaşılmıştır. Çalışmada öğretmen adaylarının en çok bilgi arama, sonrasında iletişimi sürdürme ve en az iletişimi başlatma amaçlarıyla Facebook’a bağlandıkları bulgulanmıştır. Erkek öğretmen adaylarının kadın öğretmen adaylarına göre daha çok iletişimi başlatma ve iletişimi sürdürme gerekçeleriyle Facebook’a bağlandığı tespit edilmiştir. Ancak, Facebook’a bağlanma gerekçelerinin kayıtlı olunan bölüme göre değişmediği tespit edilmiştir. Son olarak, Facebook’a bağlanma gerekçeleri arasında orta ve yüksek düzeyde pozitif yönde ilişkiler tespit edilmiştir. Bu çalışma bulguları ışığında Facebook’un eğitsel ortam tasarımında kullanıldığı durumlarda Facebook üzerinden etkileşimi sadece aynı sınıftaki öğrenciler ile sınırlı tutmanın, Facebook üzerinden bilgi paylaşımı yapmanın etkili olacağı ön görülmektedir. Benzer çalışmalar farklı sosyal ağ sitelerini de merkeze alarak, farklı bölgelerden üniversitelerde ve farklı bölümlerden öğrencilerle tekrarlanmalıdır. Ayrıca Facebook’a ya da herhangi bir sosyal ağ sitesine bağlanma gerekçelerinin sosyal sermayeyle, ders başarısıyla ve akademik özyeterlik gibi diğer özelliklerle ilişkisin de incelenmesi sosyal ağ sitelerini eğitsel amaçlarla daha aktif kullanabilmenin yolunu açacaktır.
Çağatay Demirel, Emre Ş. Aslan
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 10; https://doi.org/10.5824/ajit-e.2019.4.003

Abstract:
İnsanoğlu var olduğu günden bu yana sonsuzdan gelip sonsuza giden bir evrende; düşünen, anlam üreten ve çevresinde karşılaştığı hemen her şeyi anlamlandırabilen bir yapı içerisinde varlığını devam ettirmektedir. Anlamlandırmak suretiyle dilin anlam üretme gücüyle beraber bireyler, karşılaştığı her yeni durum karşısında anlamlandırma sürecini tekrar ve tekrar inşa etmektedir. Sosyo-kültürel, ekonomik ve teknolojik zeminlerde meydana gelen büyük çaplı değişiklikler önceki anlam/anlamlandırma biçimlerini ortadan kaldırırken yeni sürece uyum sağlanabilmesi için yeni anlam/anlamlandırma biçimleri oluşturmaktadır. Bu bağlamda son yıllarda meydana gelen teknolojik değişimler, iletişim teknolojileri başta olmak üzere hemen her şeyi dijital bir döngü içerisinde ele alıp şekillendirmiş ve geleneksel anlamlandırma kalıplarının yeni baştan yaratılmasına ilişkin zorunluluğu ortaya çıkarmıştır. Tamamıyla iletişimsel bir olgu olan markalar, bu değişimlerin etkisiyle yeni anlamlandırma kalıplarının zeminini aramaya başlamışlardır. Varlıkları satın alınmaya veya tüketilmeye borçlu olan markalar, yoğun rekabet ortamında ayakta kalabilmek için ihtiyaçlara ilişkin yapıyı yeniden biçimlendirip bu yeni yapının da tüketicilerin zihinlerinde yeniden anlamlandırılmasını sağlamaktadırlar. Bu çalışma, tüketim olgusunun cazibe merkezinde yer alan markaların, web teknolojilerinin bir yansıması sonucu marka 2.0’ın etkisiyle beraber ihtiyaçların yeniden anlamlandırılmasında nasıl bir değişimin yaşandığına odaklanmaktadır. Tüketiciler üzerinde gerçekleştirilecek olan bu çalışmada anket (survey) tekniğinden yararlanılarak ihtiyaçların yeninden anlamlandırılmasında etkili olan faktörlerin neler olduğu ortaya konulmaya çalışılmaktadır.
Ilknur Paslanmaz, Haldun Narmanlıoğlu
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 10; https://doi.org/10.5824/ajit-e.2019.04.002

Abstract:
Instagram, Facebook ve Snapchat gibi sosyal medya uygulamalarının günlük yaşamın bir rutini haline gelmesiyle birlikte benlik sunumları ve hikâye anlatımları da bu ortamlara uyum sağlayarak dijitalleşmiştir. Snapchat ile başlayan ve daha sonrasında diğer sosyal medya uygulamalarının da kendi bünyesine eklediği hikâye özelliğini kullanan bireyler, günlük yaşamlarından kesitleri video, bumerang veya fotoğraf olarak paylaşabilmekte ve üzerine yazı, GIF, hashtag, konum, vb. araçlar ekleyebilmektedir. Kullanıcının aynı zamanda üreticiye dönüştüğü bu ortamlarda bireyler kendi hikayelerini yaratarak benlik sunumlarını yapabilmektedir. Araştırmada Influencer’ların Instagram’da 24 saatlik zaman dilimi sonunda uçucu olan hikayelerindeki benlik sunum yöntemlerine odaklanılmıştır. Araştırmada niteliksel içerik analizi yapılmıştır. Barthes’in, anlatı çözümlemesi yöntemi üzerine inşa edilen kategoriler ve Instagram’ın hikâye paylaşım araçlarıyla şekillenen alt kategorilerle kartopu yöntemiyle seçilen 14 Influencer’ın belirli bir zaman aralığındaki uçucu hikâyeleri analiz edilmiştir. Çalışmanın esas odağı, Instagram hikâyelerinin özelliklerini, kullanıcıların bu özellikleri kullanarak içeriklerini nasıl oluşturdukları ve hikâyelerini nasıl anlattıklarını anlamak ve uçucu hikâyelerde benliğin sunumunda en çok başvurulan öğelerin ve yöntemlerin tespit edilmesi olmuştur. “Uçucu hikâyelerde Influencer’lar kendilerini nasıl ifade etmekte ve benliklerini nasıl sunmaktadır?” biçimindeki ana soru ve etrafında şekillenen alt sorular ise araştırma bölümünde sorulmuş ve cevaplanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre Influencer’lar hikayelerinde benliklerini yüksek oranla fotoğraf ve videoların üzerine ekledikleri yazılarla sunmuş ve hikayelerinin neredeyse yarısında güncellemelerini takipçileriyle paylaşmıştır. Instagram gibi interaktif bir ortamda Influencer’lar hikâyelerinde takipçileriyle tam anlamıyla bir etkileşim kurmamış ve hikayelerin çoğunda kendilerini göstermeyi tercih etmiştir.
Yusuf Devran, Ömer Faruk Özcan
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 10; https://doi.org/10.5824/ajit-e.2019.4.006

Abstract:
Anlamın ne olduğu farklı disiplinlerde çalışan araştırmacıların cevabını aradığı en önemli sorulardan biri olmuştur. Anlamın ne olduğu ve nasıl inşa edilebileceği sorusunu soran Ferdinand de Saussure, Roland Barthes, Julia Kristeva, Jacques Derrida ve Friederich Nietzsche gibi Batılı kimi dilbilimciler ve felsefeciler göstergeden başlayarak varlık, metin ve okuyucuya kadar uzanan konularda önemli tartışmalar yapmışlardır. Neticede bu uzun serüven nihilizme kadar uzanmıştır. İşte bir makalenin sınırlı kapsamında, bu serüven bazı boyutlarıyla ortaya konulmakta; dili oluşturan göstergelerin nasıl çağrışım gücünü yitirdiği, metnin öz bir metin olmaktan çıktığı, yazarın devre dışı kaldığı gibi hususlar üzerinde durulmaktadır. Göstergenin kendinden başka bir şeye işaret edememesi varlık anlamında da önemli sorunlara yol açmıştır. Çünkü kendisinden başka bir şeyi gösteremeyen göstergelerle inşa edilen ve başka metinlerle metinlerarası ilişkiye sahip olan bir metin ne müellifine, ne de yaratıcı gücüne göndermede bulunabilir. Derrida da her bir gösterileninin aynı zamanda başka bir şeyin göstergesi olabileceğine, kökenin yokluğundan dolayı her şeyin söyleme dönüşebileceğine ve anlam alanının sonsuz genişleyebileceğine vurgu yaparak, kâinatta ilanihaye göstergeler arası bir dönüşün ve devinimin süregittiğine, dilin doğası üzerinden varlığın kendikendiliğine ve sonsuzluğuna işaret etmiştir. Bu ebedi yeniden doğuş ya da ayni olanın yeniden doğması, “kendikendinelik”, varoluşun gayesini, ‘yaratıcı’ ile şeyler arasındaki ilişkiyi, boşa çıkarmakta ve hiçlik düşüncesini daha da pekiştirmektedir. Üzerinde durulması gereken diğer bir husus ise kendine özgü bir dili olan ve bu dilsel mantık üzerinden işleyen televizyonun nihilizm ile olan ilişkisidir. Bu anlamda cevabının aranması gereken en önemli soru televizyon ve nihilizme nasıl yol açtığıdır.
Alaattin Aslan, Mert Küçükvardar
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 10; https://doi.org/10.5824/ajit-e.2019.04.001

Abstract:
Dijitalleşme ile birlikte toplumsal olguların tümünde yaşanan değişimleri gözlemleyebileceğimiz bir alan da hastalıklardır. Dijitalleşmenin olumsuz etkilerinden sayabileceğimiz insanoğlunun ruh ve vücut bütünlüğünde ortaya çıkan hastalıklar ile mücadele etmek bu hastalıkların tanınması ve teşhis edilmesi ile mümkün olacaktır. Dijital hastalıkların ortaya çıkmasında dijital ortamların olumsuz katkısı ile birlikte yine bu ortamların sağlayacağı veriler tedavi için ne yapılması gerektiğini önümüze sererek bir yol haritası oluşturulmasına olanak sağlayacaktır. Peki, bu hastalıklar hakkında veri toplama ve hastaların kendi durumlarının farkında olmalarını sağlayacak bir yöntem bulunabilir mi? Bu yöntem insanların özel yaşamı ve veri toplayanlar açısından mesleki olarak etik midir? Bu makale dijital hastalıkların teşhisi için etik bir model önerisinde bulunmaktadır.
Pınar Aytekin, Volkan Yakin, Berke Han Çelik
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 10; https://doi.org/10.5824/ajit-e.2019.4.004

Abstract:
Teknolojinin gelişimi diğer birçok alanda olduğu gibi pazarlama faaliyetlerinin de gelişimine önemli katkılarda bulunmaktadır. Pazarlama alanında yakın zamana kadar ağırlıklı olarak kullanılan geleneksel iletişim araçları, internet kullanımının tüm dünyada yaygınlaşmasıyla, yerlerini giderek dijital mecralara bırakmaktadır. Arttırılmış gerçeklik ağırlıklı olarak dijital ortamlarda müşteri deneyiminin yetersizliğine çare olabilecek nitelikte yeni bir teknoloji olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Arttırılmış gerçeklik teknolojisinin pazarlamadaki yeri ve önemi hakkında bilgi vermektir. Bu doğrultuda, kapsamlı bir literatür taraması yapılmış ve bu teknolojinin çeşitli sektörlerdeki yenilikçi pazarlama çalışmalarına sağladığı katkılardan, kullanıldığı bazı pazarlama uygulamalarından ve bu teknolojiyle ilgili karşılaşılabilecek olumsuzluklardan bahsedilmiştir. Çalışmada ayrıca, pazarlamada artırılmış gerçeklik konusunun ele alındığı literatürdeki çalışmalar özet bir tablo halinde sunulmuştur.
Mehmet Faiz Akpinar, Ali Özcan
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 10; https://doi.org/10.5824/ajit-e.2019.4.007

Abstract:
Günümüz teknoloji dünyasında sınırların ortadan kalktığı, herkesin her yerde kolayca bilgiye ulaştığı ve bilgi ürettiği bir çağda, internet ve sosyal medyanın yeri her geçen gün daha da tartışılmaya ve konuşulmaya başlanmıştır. 2010 yılının sonlarında Tunus’ta patlak veren ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan halk ayaklanmaları birden fazla ülkede değişikliklere yol açmıştır. Bugüne kadar söz konusu isyanlarla ilgili yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu ise meydana gelen bu değişimleri sosyal medya endeksli ele almıştır. Genelde Arap Halk İsyanları özelde ise Mısır isyanları üzerinden yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu Mısır’da yaşananları “devrim” bu “devrimi” yapan asıl unsurun ise “sosyal medya” olduğunu belirtmektedirler. Nitekim yakın tarihte Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan isyanlarda sosyal medya ve internetin etkisi yadsınamaz. Ancak buna rağmen Arap Halk İsyanları’nda sosyal medyanın oynadığı rol günlük hayatta herhangi bir ihtiyacımızı karşılamak için kullandığımız sıradan bir araçtan fazlası değildir.
Yüksel Yurtay, Murat Ayanoğlu, Ömer Fatih Bölükbaş
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 10, pp 172-184; https://doi.org/10.5824/ajit-e.2019.04.008

Abstract:
İşletmelerin küresel ortamda rekabet edebilmesi, bilgisayar sistemleri ve üretim yöntemlerindeki yeni gelişmeleri takip edebilmesine bağlıdır. Üretim yapan işletmelerin takip etmesi gereken yeniliklerden biride gösterge paneli(dashboard) uygulamalarıdır. Elektronik ortamlarda veri birikmesi ile birlikte, gösterge paneli hızla işletmelerde yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu bağlamda gösterge paneli, özellikle üretim yapan işletmeler için, hızlı ve doğru karar alma noktasında iyi bir karar destek aracı olarak görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, üretim sistemine entegrasyonu sağlanmış bir gösterge paneli uygulama örneğinin, ortaya koyulmasıdır. Gösterge panelinin, tedarik zinciri yönetim sistemine en uygun yaklaşım modelinin oluşturulmasıdır. Çalışmada, ayrıca bir tedarik zinciri yönetim sistemi modelinde, gösterge panelinin iş akışı paylaşılmıştır. Böylelikle, tedarik zinciri yönetim sistemi kullanan tüm işletmeler için, bir yol haritası olacağı düşünülmüştür. Çalışmada, üretim yazılımları kullanan her işletme için, karar alma bağlamında önemli bir karar destek aracı olacağı düşünülmüştür. Dolayısıyla, tedarik zinciri yönetimi yazılımı üzerinde, gösterge panelinin, karar alma ve iletişim çerçevesinde, örnek bir uygulamasını paylaşmış olacağız. Böylece, sonraki adımlarda, gösterge paneli başlığı altında, farklı tekniklerle biriken verilerin analizi yapılabilecektir.
Gül Dilek Türk, Serkan Bayrakci
AJIT-e Online Academic Journal of Information Technology, Volume 10; https://doi.org/10.5824/ajit-e.2019.4.005

Abstract:
Sosyal medyanın yaygınlaşması ile birlikte bilgiye her yerden ve herkes tarafından ulaşılmaya başlanmış; bilginin kolayca dolaşıma girmesi ve yaygınlaşmasıyla birlikte sosyal medya öncesi dönemde var olan pek çok tabu da yıkılmaya başlamıştır. Daha önce ulaşılmaz ve sadece belli sosyo-ekonomik sınıflara ait olduğu düşünülen pek çok şeyde sosyal medyanın gücünün keşfiyle birlikte bir tür havastan avama yayılma formunu almıştır. Estetik işlem uygulama ve uygulatma da yine sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte form değiştirerek belli sosyo-ekonomik sınıfların yaptırdığı bir tedavi olmaktan çıkıp sıradan bir insanın da öğle yemeği arasında gidip yaptırdığı bir işleme dönüşmüş, bir ihtiyaç halini almıştır. Kullanıcılar sosyal medyada plastik cerrahların, estetisyenlerin tanıtımları vasıtasıyla bu işlemlerin ve estetik işlem uygulayıcıların ulaşılabilir olduğunu fark etmiş, bu işlemi yaptıran kendi gibi insanları gördükçe de bu işlemlerin bir ihtiyaç olduğuna hükmetmiştir. Bu bağlamda sosyal medyanın toplumdaki estetik işlem yaptırtma algısı üzerindeki etkisini ölçmek üzere sosyal medya hesaplarında çeşitli estetik sayfalarını takip eden, farklı demografik sınıflardan 116 kişiyle online anket çalışması yapılmıştır.
Page of 6
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Back to Top Top