Refine Search

New Search

Advanced search

Results: 45

(searched for: doi:(10.33724/*))
Save to Scifeed
Page of 5
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Selçuk Sunulu, Ziya Dumlupinar, Mustafa Yildirim
Published: 1 October 2020
Ziraat Mühendisliği pp 69-83; doi:10.33724/zm.696421

Abstract:
Kültürü yapılan yulaf (Avena sativa L. ve Avena byzantina Coch.), insan ve hayvan beslemesinde kullanılmakta ve mısır, buğday, arpa, çeltik ve darıdan sonra Dünya’da en çok üretimi yapılan tahıl bitkisidir. Yulaf taçlı pası (Puccinia coronata f. sp. avenae) yulafın en yaygın ve zarar verici hastalığıdır. Etmenin teliosporlarının tepe kısmının mikroskop altındaki görüntüsü taç şekline benzediği için bu ismi almıştır. Yulaf taçlı pası (Puccinia coronata f. sp. avenae) çok kurak bölgeler hariç dünyanın her yerinde yulaflarda (Avena spp.) epidemi yaparak % 10’dan % 40’a kadar verim kayıplarına sebep olmakta ve şiddetli enfeksiyonlarda ürün tamamen elden çıkabilmektedir. Yulaf taçlı pası (Puccinia coronata f. sp. avenae)’nın kontrolünde erken ekim, sık ekimden kaçınma (uygun ekim normu kullanma), aşırı azotlu gübreleme yapılmaması, alternatif konukçuların yok edilmesi, dayanıklı çeşit kullanılması ve fungisit uygulamaları önerilmektedir. Etmenin eşeyli ve eşeysiz üremeyi kapsayan yaşam döngüsünden dolayı virülenslik ve agresiflik bakımından sürekli yeni ırklarının ortaya çıkması hastalığa karşı mevcut dayanıklılık kaynaklarının etkinliğini kaybettirmektedir. Ülkemizde Yulaf taçlı pası (Puccinia coronata f. sp. avenae) ile ilgili çalışmalar sınırlı düzeydedir. Bu derleme ile yulafın en önemli ve tahripkâr hastalığı olarak kabul edilen Yulaf taçlı pası (Puccinia coronata f. sp. avenae)’nın coğrafi dağılımı, ekonomik önemi, biyolojisi, belirtileri, zararı, konukçuları ve mücadelesi ile ilgili güncel bilgilerin verilmesi amaçlanmış ve ülkemizde bu hastalığa karşı yapılması gerekenlere ilişkin öneriler sunulmuştur.
Sevgi Ayten, Selma Ülgentürk
Published: 1 October 2020
Ziraat Mühendisliği pp 122-132; doi:10.33724/zm.737338

Abstract:
Ankara ili aspir alanlarında 2018 ve 2019 yıllarında zararlı olan yeşilkurt türünün Heliothis peltigera Denis & Schiffermüller (Lepidoptera: Noctuidae) olduğu tespit edilmiştir. Ankara’nın aspir yetiştirilen sekiz ilçesinde, 2018 yılında 1709 da alan 2019 yılında ise 3487 da alanda H. peltigera’ nın yaygınlığı, yoğunluğu ve bulaşma oranı araştırılmıştır. Survey yapılan aspir alanlarından Çubuk ilçesi hariç olmak üzere Haymana, Polatlı, Ayaş, Beypazarı, Gölbaşı, Bala, Elmadağ, Şereflikoçhisar ilçelerindeki aspir tarlalarının tamamında zararlının yaygın olduğu belirlenmiştir. Ankara aspir alanlarında 2018-2019 yıllarında sırasıyla H. peltigera’ nın %96- 98,7 yaygınlık, 0,57- 1,017 adet larva/bitki yoğunluk, %2,5- %79,80 bulaşma oranına sahip olduğu saptanmıştır.
Uğur Sevilmis, Deniz Sevilmiş, Yaşar Ahu Ölmez, Sait Aykanat, Oktay Burak Özcan
Published: 1 October 2020
Ziraat Mühendisliği pp 4-21; doi:10.33724/zm.675983

Abstract:
Mangan bitkilerde esas olarak fotosentez, lipid biyosentezi ve oksidatif stres ile ilişkili temel metabolik işlemlerde kofaktör olarak görev yapmaktadır. Mn eksikliği bitkilerde büyüme ve verim azalırken patojenlere ve don hasarına karşı hassasiyet artmaktadır. Mangan noksanlığının sık görüldüğü kireçli, yüksek pH’ya sahip topraklara mangan sülfat gibi tuzlar vermek genellikle faydasız bulunmaktadır. Çünkü verilen mangan kısa sürede yükseltgenerek alınamaz forma dönüşmektedir. Ayrıca topraktaki Mn, aynı yerde bir yetiştirme sezonu boyunca hem eksik hem de toksik olabilen tek elementtir. Bu durumun sebebi olarak toprağın sulama gibi sebeplerle su altında kalması, mikrobiyal faaliyetleri ve hacim ağırlığının manganın etkinliğini ciddi şekilde etkilemesidir. Türkiye’nin soya üretiminde kendine yeterliliğinin çok düşük bir düzeyde olması, soya üretiminin artırılmasını zorunlu kılmaktadır. Türkiye’de soya ekim alanlarının büyük kısmının bulunduğu Çukurova Bölgesi’nde toprakların Mn düzeyi düşük durumdadır. Soya bitkisi Mn eksikliğine karşı oldukça hassastır ve soyada mangan eksikliği diğer mikro besin eksikliklerinden daha sık görülür fakat soya, eksiklik durumunda Mn gübrelerine iyi yanıt verir. Mangan eksikliği, yüksek pH’ya sahip topraklarda yetiştirilen soyada tekrarlayan bir sorundur. Kimyasal gübrelerin topraktan uygulanması bu eksiklikten kaynaklanan verim kayıplarını hafifletmek için kullanılmaktadır ancak çoğu zaman etkisiz kalmaktadır. Bu derlemede soyada yapraktan mangan uygulamaları konusunda dünyada yürütülmüş bitki besleme çalışmalarının yanında manganın, yeni bir alan olan fungusit olarak kullanımı konusunda yapılmış çalışmalar da bir araya getirilmiş ve değerlendirilmiştir.
Hatice Nur Kiliç, Osman Olgun
Published: 1 October 2020
Ziraat Mühendisliği; doi:10.33724/zm.782575

Abstract:
Bu çalışma mısır yerine arpa kullanılan rasyonlara enzim ilavesinin yumurtlayan bıldırcınlarda performans, yumurta kalitesi ile serum ve kemik mineral seviyesi üzerine etkisini belirlemek için yürütülmüştür. 4 x 2 faktöriyel deneme planında, mısır yerine dört arpa seviyesi (%0, 25, 50 ve 100) ve iki enzim seviyesinin (0 ve 1.0 g/kg) oluşturulduğu 8 muamele, her birinde 5 dişi bıldırcın bulunan 4 tekerrürlü olarak denenmiştir. On haftalık yaşta toplam 160 adet dişi bıldırcın 12 hafta boyunca deneme rasyonları ile yemlenmişlerdir. Ana faktör olarak rasyon arpa seviyesi yumurtlayan bıldırcınlarda canlı ağırlık değişimini, yumurta verimini, yumurta ağırlığını, yumurta kitlesini, yem tüketimini, yemden yararlanma oranını, kabuk kırılma direncini, kabuk oranı, Haugh birimini, serum fosfor ve çinko seviyelerini ile kemik kalsiyum, manganez ve çinko seviyelerini etkilememiştir (P>0.05). Bıldırcın rasyonlarında mısır yerine arpa kullanımı yumurta kabuk kalınlığını (P
Zuhal Karakayaci, Ayşe AYDIN Öz
Published: 1 October 2020
Ziraat Mühendisliği pp 84-93; doi:10.33724/zm.727263

Abstract:
Köyden kente göçün yıllar itibariyle artması kırsal alanda bazı problemlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kırsal alanda özellikle genç nüfusun azalması tarımsal üretimin talebi karşılayacak ölçüde gerçekleşmesine ve bu alanların gelişme göstermesine engel olmuştur. Bu nedenle kırsal alanın tekrar canlanması ve gereken görevini yerine getirmesi için insanların kırsal alanda yaşamaya teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu çalışma insanların kentten köye göç etme eğilimlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Konya ili Altınekin ilçesinde 64 adet mevsimsel olarak köye göç eden bireylerle yapılan anket çalışmasına dayanmaktadır. Bireylerin kentten köye göç etmesinde etkili faktörlerin belirlenmesi amacıyla nonparametrik analizlerden biri olan Sınıflandırma Ağacı (SRA) kullanılmıştır. Analizde yaş, meslek, öğrenci sayısı, konut varlığı, göç yılı ve tarım arazisi sahipliği bağımsız değişkenler, köye dönme isteği ise bağımlı değişken olarak ele alınmıştır. SRA analizi sonuçlarına göre bireylerin köye dönme isteğini en fazla etkileyen faktör yaş olmuştur. İkinci olarak ise öğrenci sayısı önemli bulunmuş olup, öğrenci olmayan hanelerin dönme isteğinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca kentte kiralık evde yaşayan bireylerin köye dönme eğiliminin ev sahibi olanlara göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada devlet tarafından nakit desteği ve arazi tahsisi yapılması durumunda köye dönme isteğinin olabileceği yönünde eğilimler belirlenmiştir. Arazi tahsisi konusunda atıl tarım arazilerinin değerlendirilmesi önerilebilir. Köyden kente göçün en önemli nedeni ekonomik sorunlar olduğundan gerek kırsal nüfusu yerinde tutmak gerekse köye göçü sağlayabilmek için kırsal alanını refah düzeyini yükseltecek politikaların uygulanması gerekmektedir. Aile işletmelerinde sürdürülebilirliğin sağlanıp, gençlerin girişimciliğe teşvik edilmesine yönelik uygulamalar gerçekleştirilmelidir.
Orhan Alp, Yakup Onur Koca
Published: 1 October 2020
Ziraat Mühendisliği pp 30-45; doi:10.33724/zm.687235

Abstract:
Bu araştırma 2018 yılında Aydın ilinde ana ürün tane mısır yetiştiriciliğinde kullanılan ve bazen silajlık olarak da değerlendirilebilen mısır çeşitlerinin tane verimi, bazı verim öğeleri (bin tane ağırlığı, koçanda tane sayısı ve koçan boyu), bazı tane kalite parametreleri (kül, lif, protein, nişasta ve yağ oranları) ve hasıl ot (koçan, yaprak ve sap) verimlerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Adnan Menderes Üniversitesi Güney Kampüsü deneme alanında yapılmıştır. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak gerçekleştirilmiştir. Materyal olarak P1921, DKC6630, P1429, P1574, 71MAY69, İnove, 73MAY81, 70MAY82, Gladius, P2088 çeşitleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda ortalama tane verimi 1503 kg.da-1 ve bazı verim öğelerinin ortalamaları bin tane ağırlığı 336,1 g, koçanda tane sayısı 595,5 adet ve koçan boyu 20,9 cm olarak ölçülmüştür. Tane kalite değerlerinin ortalamaları kül oranı % 1,2, lif oranı % 2,3, protein oranı % 8,2, nişasta oranı % 60,1 ve yağ oranı %3,1 olarak belirlenmiştir. Bunlara ek olarak hasıl ot verimi için ölçülen ortalama değerler ise yaprak ağırlığı 191,4 g, sap ağırlığı 278,7 g, koçan ağırlığı 402,1 g ve tüm bitki yeşil ağırlığı ise 875,7 g olarak ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre Aydın İlinde ekonomik olarak üretimi yapılacak tane mısır çeşidi; P2088, silajlık mısır çeşidi ise İnove önerilebilir.
Hikmet Teber, Iskender Yildirim
Published: 1 October 2020
Ziraat Mühendisliği pp 46-57; doi:10.33724/zm.676105

Abstract:
Bu çalışma, broyler kuluçkalık yumurtalarının amniyon sıvısına in ovo besleme yöntemi ile propolis ekstraktı enjeksiyonunun kuluçka sonuçlarına etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Denemede toplam 500 adet Ross 308 döllü broyler kuluçkalık yumurtası kullanılmıştır. Çalışma 5 muamele grubu (negatif kontrol grubu, pozitif kontrol grubu, %5' lik propolis 1 grubu, %10' luk propolis 2 grubu, %15' lik propolis 3 grubu) ve her muamele grubuna ait 4 tekerrürden oluşturulmuştur. Enjeksiyonlar 18. günde her bir muamele grubu için 0.5 ml' lik dozlarda (negatif kontrol grubu (uygulama yok) ve yumurtanın küt tarafından 18 mm derinlikte amniyon sıvılarına uygulanmıştır. Çalışma sonunda in ovo propolis enjeksiyonunun kuluçka sonuçlarından çıkış gücü, iç pip, dış pip ve toplam ölüm oranlarını istatistiki olarak olumsuz etkilediği görülmüştür. Tepside ölüm oranı bakımından muamele grupları arasındaki farklılıklar ise istatistiki olarak önemsiz bulunmuştur (P>0.05). Araştırma bulgularına göre, propolisin kuluçka sonuçları değerlerindeki etkilerinin net olarak tespiti için, en az propolis kaynağı ve uygulama dozu kadar çözücü olarak kullanılacak solventin çalışma başarısı için çok kritik bir faktör olduğu sonucuna varılmıştır.
Hüseyin Güngör, Ilker Yüce, Ziya Dumlupinar
Published: 1 October 2020
Ziraat Mühendisliği pp 58-68; doi:10.33724/zm.706722

Abstract:
Kuraklık, özellikle tane dolum döneminde gerçekleşen kuraklık buğdayda tane verimini sınırlandırmasının yanı sıra kalite parametrelerini de olumsuz etkileyen önemli faktörlerden biridir. Bu araştırma, sekiz farklı ekmeklik buğday genotipinin (Midas, As-14, Rumeli, Esperia, Gl-14, Krasunia odes’ka, Masaccio ve Lucilla) 8 x 8 yarım diallel melezlemesi ile elde edilen 28 adet F4 döl kuşağı popülasyonunun, sulanan (IR) ve yağmura dayalı (RF) koşullar altında tane verimi açısından heterotik etki, kuraklığa toleranslarını saptamak amacıyla yürütülmüştür. Araştırma Lüleburgaz-Kırklareli lokasyonunda 2017-2018 üretim sezonunda tesadüf blokları deneme deseninde 4 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Bulgulara göre, tane verimi bakımından sulanan koşullarda negatif, yağmura dayalı koşullar altında ise pozitif heterosis değeri bulunurken, yağmura dayalı koşullarda pozitif heterobeltiosis, sulanan koşullarda negatif heterobeltiosis değerleri saptanmıştır. Sulanan koşullarda heterosis % -5.25 belirlenirken, heterobeltiosis ise % -10.73 olarak tespit edilmiştir. Diğer taraftan, yağmura dayalı koşullarda heterosis % 7.61, heterobeltiosis ise % 2.39 olarak belirlenmiştir. Kuraklığa direnç göstergelerinden kuraklığa tolerans etkinliği (DTE) % 62.39 ile 83.11 arasında değişim gösterirken, kuraklığa duyarlılık indeksi (DSI) 0.624 ile 1.390 arasında değişmiştir. Bu çalışma sonucuna göre, araştırmada incelenen F4 döl kuşağı popülasyonun normal ve stres koşulları altında tane verimleri bakımından uygun genotipler olduğu gözlenmektedir. Rumeli×Lucilla, Midas×As-14, Midas×Lucilla, G1-14×Masaccio ve Masaccio×Lucilla kombinasyonlara ait F4 döl kuşağı popülasyonlarının, ümitvar popülasyonlar olarak öne çıkmışlardır.
Ahmet Şen, Salih Karabörklü
Published: 1 October 2020
Ziraat Mühendisliği; doi:10.33724/zm.706687

Abstract:
Bu çalışma fındık yaprak bitleri, Myzocallis coryli ve Corylobium avellanae’nin Düzce’deki durumunun belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Farklı yükselti aralıklarına sahip 29 fındık bahçesinde Mayıs-Ekim periyodu boyunca inceleme ve sayım yapılmıştır. M. coryli ve C. avellanae’nin yaygınlık oranları sırasıyla %100 ve %96.55 olarak bulunmuştur. M. coryli’nin ocak ve sürgündeki bulunma oranı Haziran-Eylül dönemi için %100, Mayıs ayı için %96.90 ve %94.77 ve Ekim ayı için %76.55 ve %68.28 olarak hesaplanmıştır. Corylobium avellanae’de ise ocak ve sürgündeki en yüksek bulunma oranları %38.97 ve %31.38 ile Haziran ayında belirlenmiştir. Diğer aylardaki bulunma oranları ise %25.86-31.38 ve %17.77-%27.82 arasında değişiklik göstermiştir. Myzocallis coryli ve C. avellanae’nin yoğunluklarının Haziran ayında zirveye ulaştığı, Temmuz ayından itibaren de kademeli bir şekilde azaldığı görülmüştür. Sürgün ve yaprak başına düşen en yüksek zararlı yoğunluğu Haziran ayında kaydedilmiş ve M. coryli için 49.22 ve 10.8, C. avellanae için ise 8.92 ve 1.96 olarak hesaplanmıştır. Yalnızca Eylül ayında artan rakıma bağlı olarak M. coryli’nin yoğunluğunda istatistiksel açıdan önemli bir azalma görülmüştür. Sürgün ve yaprak başına düşen yoğunluk 0-249 m için sırasıyla 30.57 ve 6.51 iken bu yoğunluk 500 m ve üzerinde sırasıyla 13.65 ve 3.13’e kadar gerilemiştir. Her iki türünde yoğunluğunun ekonomik zarar eşiğinin altıda kaldığı belirlenmiştir.
Nihal Acarsoy Bilgin
Published: 1 October 2020
Ziraat Mühendisliği pp 94-107; doi:10.33724/zm.728393

Abstract:
Badem, ülkemizde yetiştiriciliği yapılan en eski meyve türlerinden birisidir. Geç çiçeklenen çeşitlerin geliştirilmesi nedeniyle son dönemlerde bu çeşitlerle tesis edilen bahçe sayısı artış göstermektedir. Diğer yandan, organik yetiştiricilik açısından da dikkat çeken bir türdür. Meyvecilikte çeşitlerin değişik ekolojilere adaptasyonunun tespiti ve yaygınlaştırılması önem taşımaktadır. Bu bağlamda, Manisa ili Demirci ilçesinde yürütülen çalışmada, organik olarak yetiştiriciliği yapılan Ferragnes ve Ferraduel badem çeşitlerin bazı meyve özellikleri ve verim durumlarının tespiti amaçlanmıştır. Buna göre, kabuklu meyve boyutları, ağırlığı ve kabuk kalınlığı çeşitler ve yıllara göre değişim göstermiştir. Çeşitler ikinci yılda nispeten daha yüksek verime sahip olmuştur. Ortalama kabuk kalınlığı Ferragnes 3.472 mm ve Ferraduel 3.838 mm olarak belirlenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda çeşitlerin yöreye uyum sağladığı ve organik olarak yetiştirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Page of 5
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Back to Top Top