RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi

Journal Information
ISSN: 21487782
Total articles ≅ 1,468

Latest articles in this journal

Iclal Arslan
RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi pp 964-979; https://doi.org/10.29000/rumelide.1193069

Abstract:
Bu makalede Arap dili ve edebiyatının kaynaklarının adları ve onların önemli özellikleri anlatılmaktadır. Birinci sırada şiir kaynakları ele alınmıştır. Şiirleri söyleyen şairlerin tespiti ve anlamlarının ortaya konulabilmesi için hangi kaynaklara başvurulabileceği araştırılmıştır. İkinci sırada belagat ve edebî tenkit kitaplarına yer verilmiştir. Daha sonra araştırma yapan kişinin bilmesi önem arz eden biyografi eserlerinin belli başlıları tanıtılmıştır. Son olarak kelime ve kavram analizinin gereği gibi yapılabilmesinde büyük rol oynayan klasik ve temel lügatler araştırmacının bilgisine sunulmuştur. Arap edebiyatı kaynaklarının, özellikle de yüksek lisans öğrencisinin istifade edeceği şekilde bir arada olması, bu çalışmanın amaçlarındandır. Böylelikle tez yazarken yaşayacağı karmaşa ve zorlukların önemli ölçüde bertaraf olması imkânı doğabilecektir. Elbette ki, birlikte çalıştığı öğretim üyesi ona gerekli şekilde yol gösterecektir. Ancak lisansüstü eğitimin hedeflerinden olan öğrencinin kaynaklara ulaşabilmesi ve bu kaynaklardaki bilgiyi gereği gibi kullanabilmesi, böylelikle araştırma yeteneğini elde edebilmesi hususu kolay olmadığı gibi uzun zaman da alabilmektedir. İşte bu durumda, bilhassa tez aşamasındaki bir araştırmacı için kaynak bilgisinin önemi ortaya çıkmaktadır. Yüksek lisans eğitiminin, öğrencinin bilmediği bir şey hakkında sadece birilerine soru sorarak bilgi edinmesi olmadığı açıktır. Aksine onun kütüphane kültürünü kazanarak kaynaklarla hemhâl olması gereklidir. Ki bu sayede araştırmanın ve öğrenmenin zevkine varabilsin ve çalışmasını kendi emeğiyle sonlandırabilsin. Öte yandan görüldüğü kadarıyla Arap edebiyatı kaynakları hakkında yapılan çalışmalar, daha çok kategorilere ayrılarak konunun bir bölümünün detaylı olarak ele alınması şeklindedir. Klasik dönem şiir kaynakları, tabakat kitapları vb. konularda kitap ve makale şeklinde çok değerli çalışmalar bulunmaktadır. Ancak Arap dili ve edebiyatı temel kaynaklarının teferruata girmeden öz bir anlatımla ortaya konulması, başlangıç düzeyinde olanlara ya da hiç bilgisi olmayanlara daha faydalı olabilecektir. Bu yazı Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin 2021-2022 öğretim yılına ait bahar yarıyılında okutulan ‘Arap Dili ve Edebiyatının Temel Kaynakları’ yüksek lisans dersindeki izlenimlere dayanılarak hazırlanmıştır. Çalışmanın amacı, hem yüksek lisansa başlayarak akademik camiaya adım atmış kişilerin ve hem de daha işin başında olup bu konuda kendini yetiştirmek isteyenlerin Arap dili ve edebiyatını yakından tanıyabilmesini ve kaynaklara kolaylıkla ulaşabilmesini sağlamaktır. Dolayısıyla bu alanda en çok başvurulan kaynaklar tanıtılmış olacaktır. Çalışmada temel eserler konu başlıkları altında kronolojik olarak sıralanmıştır. Eser ve müellif isimlerinin Arap harfleriyle yazımının ve müelliflerinin vefat tarihlerinin verilmesi, bu çalışmanın bir başka özelliğini teşkil etmektedir.
Fatma Şen Akdemir
RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi pp 609-618; https://doi.org/10.29000/rumelide.1193046

Abstract:
Henrik Ibsen (1828-1906), ünü yalnız Norveç’le sınırlı kalmamış, tüm dünyaya yayılmış önde gelen tiyatro yazarlarından biridir. Peer Gynt, Hedda Gabler, Yaban Ördeği, Nora, Yapı Ustası Solness; Ibsen’in tüm dünyaya mâl olmuş piyesleri arasında yer almaktadır. Modern dramın öncülerinden addedilen Ibsen, aynı zamanda gerçekçilik akımının da dünya tiyatrosundaki önemli temsilcilerinden sayılmaktadır. Tanzimat’la beraber batılılaşmanın devletin resmî politikası haline gelmesiyle, batı tarzı bir tiyatro yaratma yolunda, batının seçkin tiyatro eserleri Türkçeye aktarılmaya başlamıştır. Bu anlayış doğrultusunda, Ibsen’in de piyeslerinin Türkçeye kazandırılmasına ve sahnelenmesine gayret edilmiştir. Bu durum doğal olarak Türk tiyatro yazarlarının Ibsen’den etkilenmeleriyle sonuçlanmıştır. Bu yazarlardan biri de Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli isimlerinden Çetin Altan’dır. Çetin Altan (1927-2015) roman, şiir, deneme, polisiye gibi birçok edebî türde eser vermiş, edebiyat dünyasında adını, ilk olarak piyesleriyle duyurmuştur. Toplam on bir piyes yazan Altan’ın hemen hemen bütün oyunları sahnelenme imkânı bulmuştur. Tıpkı gazete yazılarında olduğu gibi oyunlarında da genel olarak toplumsal sorunları irdeleyen Altan, farkındalık yaratma yolunda tiyatroyu etkili bir araç olarak değerlendirmiştir. Altan’ın yine böyle bir saikle yazdığı Yedinci Köpek (1964) adlı oyununun, Henrik Ibsen’in Bir Halk Düşmanı (1882) adlı piyesinden izler taşıdığı görülmektedir. Nitekim Altan’ın ve Ibsen’in anılan oyunları karşılaştırıldığında, her iki eser arasında konu, başkişilerin özellikleri ve yaşam serüvenleri gibi açılardan önemli benzerlikler bulunduğuna tanıklık edilmektedir. Bu çalışmada, anılan iki oyun arasındaki benzerlikler tespit edilmeye çalışılacaktır.
Halis Aydin, Süleyman Anıl TOMBAK
RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi pp 661-676; https://doi.org/10.29000/rumelide.1193049

Abstract:
Osmanlı tarihine adını altın harflerle yazdırmış ve İstanbul’u fehtetmesinin yanında mesaisini ülkesini önemli imaretlerle âbâd etmek için harcamış Fatih Sultan Mehmet Han’ın üç oğlundan en küçüğü olan Cem Sultan, küçük yaşından itibaren devrin önde gelen lala ve hocalarından terbiyesini alarak kendisini geliştirmiş bir şahsiyettir. Cem Sultan, Konya sancağındayken defterdar, nişancı gibi memuriyetlere edebiyatla uğraşan kişileri getirmeye özen gösteren yapısı sayesinde kendi etrafında bir edebiyat çevresi edinmiştir. Kendisinin edebiyata olan ilgisi onun maharetli bir şair olarak yetişmesini sağlamıştır. Bu durum sebebiyle XVI. yüzyıl tezkirelerinde sultanın şairliğiyle ilgili değerlendirmeler de bulunur. XVI. yüzyıldaki bütün tezkirecilerin ortak noktası sultanın şairlikte kabiliyetli ve maharetli oluşudur. Âşık Çelebi, Kınalı-zâde Hasan Çelebi, Latîfî, Sehî Bey ve Beyani tezkirelerinde sultanın yaşam öyküsünün yanında şairliği de bahis konusu olurken Gelibolulu Âli’nin Künhü’l-ahbar’ının tezkire kısmında yaşam öyküsünden bahsedilmez. Belirtilen tezkirelerde Cem Sultan’ın, Bâyezîd ile girdiği taht mücadelesi ve bu mücadelede başarısız olduğu aktarılır. Ahdî’nin tezkiresinde ise Cem Sultan bulunmamaktadır. Bu makalede XVI. yüzyıl tezkirelerinden hareketle Cem Sultan ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Bu değerlendirmeler; padişahla ilgili kullanılan başlıklar, saltanatının nasıl geçtiği, hamilikleri, verilen şiir örneklerinde bulunan odak unsuru, şairin biyografisinde kullanılan kelime kadrosu, sultanın ön plana çıkarılan özelliği, verilen şiir örneklerinin adeti ve içeriği, sultanın mahlasının sunum şekli, bilgilerin aktarılış sırası gibi bilgileri ihtiva etmektedir.
Özge Nazlı DALGIÇ, Merve Geldi, Erdoğan KARTAL
RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi pp 991-1021; https://doi.org/10.29000/rumelide.1193070

Abstract:
Bu çalışmada, Türkiye’deki üniversitelerin yabancı diller bölümlerinde görev yapan öğretim üyelerinin Scopus veri tabanındaki yayın performanslarının 3 (üç) değişken (makale, bu makalelerin atıf sayıları ve h-indeks ortalamaları) açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Tarama modeline göre yapılandırılan bu betimsel araştırmanın bütüncesi Yükseköğretim Akademik Arama (https://akademik.yok.gov.tr/AkademikArama/) platformu aracılığıyla oluşturulmuştur. Yapılan tarama neticesinde platformda bilim alanını; yabancı dil eğitimi, dünya dilleri ve edebiyatları, eski çağ dilleri ve edebiyatları, çeviribilim, dilbilim ve karşılaştırmalı edebiyat olarak belirlemiş 1762 öğretim üyesine ulaşılmıştır. Unvanları, bilim alanları, görev yaptıkları üniversiteler ve bölümlerine göre öğretim üyeleri öncelikle bir Excel dosyasında listelenmiş ve ardından Scopus veri tabanındaki “yazar arama” kısmından isim bazında tek tek aratılarak makale, atıf ve h-indeks sayıları derlenmiştir. Derleme neticesinde; 1821 makale, 6152 atıf ve 0,96 h-indeks ortalamasına ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular bölüm bazında incelendiğinde, yabancı diller eğitimi bölümlerinde görev yapan öğretim üyesi sayısının, dil ve edebiyat bölümlerinde görev yapan öğretim üyesi sayısına oranla daha az olmasına rağmen yayın bazında en yüksek performansı bu bölümlerinin gerçekleştirdiği bilgisine ulaşılmıştır. Bilim alanlarıyla ilgili bulgulara bakıldığında ise yayınlar İngilizce, Almanca ve Fransızca gibi dünyada en çok konuşulan ve uluslararası platformlarda en çok dergisi bulanan ülkelerin dillerinde yoğunlaşmıştır. Makale ve atıf sayılarının unvanla ilişkisine gelindiğinde ise akademik unvan yükseldikçe yayın sıklığının da arttığı gözlemlenmiştir. Söz konusu durum öğretim üyelerinin unvanda yükselmek için belli sayıda makale yayımlama zorunluluğuyla bağdaştırılmıştır. Bu durum aynı zamanda her iki değişken arasında pozitif bir korelasyon olduğunu da ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonunda araştırma verilerinden elde edilen bulgulardan hareketle öğretim üyelerinin bu ve benzeri uluslararası nitelikli bilimsel platformlardaki yayınlarının niceliği ve niteliğini arttırmak için neler yapılabileceği konusunda birtakım önerilerde bulunulmuştur.
Çare Tufaner
RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi pp 1416-1437; https://doi.org/10.29000/rumelide.1192532

Abstract:
Geçmişte insanlar göç, savaş, ticaret gibi yollarla kültürel etkileşim kurarken çeviri faaliyetleri ile bu etkileşim edebi eserler üzerinden de gerçekleşmeye başlamıştır. Başlangıcından günümüze dek kültürel etkileşime ve çok kültürlü toplum anlayışına katkı sunan çeviri eserler modern Türk çocuk edebiyatının da temel taşlarından birisidir. Bu noktadan yola çıkarak çeviri çocuk edebiyatı eserlerindeki kültürel unsurları tespit etmek amacıyla araştırma yürütülmüştür. Araştırma nitel bir çalışma olup tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2010-2022 yılları arasında Hans Christian Andersen Ödülü’nü kazanan/ödüle aday olan yazarların Türkçeye çevrilmiş 9-12 yaşa uygun kitaplardan oluşmaktadır. Bu ölçütlere uygun olarak araştırmada beş farklı kültüre ait çeviri çocuk edebiyatı eseri üzerinde çalışma yürütülmüştür. Araştırmada incelenen eserlerde dil, günlük yaşam, çevresel alan, eğitim, eğlence, değerler ve inançlar gibi kodlarda birçok kültürel öge tespit edilmiştir. Bu ögeler, eserlerin ait olduğu kültürü yansıtması noktasında çocuklarda deneyim oluşturabilecek niteliktedir. Eserlerde yer alan milli kültüre ait ögelerin; özendirici, dikte edici, farklı bir kültürü rencide edici bir ifadeyle kullanılmadığı tespit edilmiştir.
Başak ÖZKER
RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi pp 1219-1227; https://doi.org/10.29000/rumelide.1193095

Abstract:
Bir göstergeler bütünlüğü olarak değerlendirilebilecek evren, yalından karmaşığa, somuttan soyuta sayısız göstergeden ibarettir. Kendisi o şey olmadığı halde o şeyi çağrıştıran bir birim olarak izah edilen böylece temsil ettiği her bir şeyin yerini tutabilme niteliğine sahip olan “gösterge”, yaşamın her alanında yer almakla birlikte hem görsel hem de sözel iletişime temel teşkil eder. Göstergelerin bilimsel açıdan incelenmesiyle “göstergebilim” kavramı, yapıtlar arasındaki etkileşimin artmasıyla da “göstergelerarasılık” kavramı doğar. Hızla küreselleşen dünyada, gelişen teknolojiyle birlikte yeni medyalar devreye girer ve postmodern çağın getirdiği melezlik ortamında farklı disiplinler birbirleri ile etkileşim içerisine girer. Böyle bir ortamda medya ve edebiyatın etkileşimi ise kaçınılmazdır. Zira hangi gösterge dizgesi üzerinden olursa olsun, iletişim, her zaman bir medya aracılıyla yürütülür. Bu açıdan, görsel-işitsel medyanın ürünü olan müzik klipleri ya da şarkı videoları, pek çok farklı şeye gönderme yapan göstergelerle bezelidir. Bu bağlamda, Amerikalı şarkıcı Katy Perry’nin beşinci albümü Witness’ın çıkış şarkısı olan ve Şubat 2017’de video klip olarak yayınlanan “Chained to the Rhytm” şarkısının, hem sözleri hem de klibiyle, iç içe geçmiş göstergeler içerdiği ve de farklı olay, şahıs ve olgulara gönderme yaptığı görülmektedir. “Chained to the Rhytm” şarkısının video klibiyle birlikte incelendiği bu çalışmada, şarkının sözlerinde ve klibinde kullanılmış olan farklı göstergeler tespit edilerek bu göstergelerin yaptığı göndermeler açığa çıkarılıp yorumlanacaktır.
Hüssam Serhat Daşci
RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi pp 842-853; https://doi.org/10.29000/rumelide.1193051

Abstract:
The concept of othering includes all oppositions of "other" (ness) that are opposite to "me" and "us" with me-you, we-you, according to semiotics that gives meaning to each concept with its opposite and analyzes the relations between them. Since this is the case, we believe that the "I, We, and the Other Relation" should be examined at the beginning. The main issue of the individual or social dimension, in which the aforementioned opposition is semantically "relevant," will be highlighted under the aforementioned heading, and the distinctive qualities of the concept of othering will be embodied with some examples. One of the issues, for instance, is how the other contributes to the formation of "me" or "us." The topics to be covered include how the idea of the other develops in the context of social and individual identity, as well as the type of relationship that is created between me, you, and the other(s). The concept of the other will be specifically examined in light of the migration from Syria to Turkey and Germany, as well as the migration from Turkey to Germany in the 1960s as a labor force. The current study adopted the meta-synthesis approach, which is based on a systematic review, interpretation, and assessment of the results obtained from studies in a particular field.
Oğuz Baykara
RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi pp 1468-1486; https://doi.org/10.29000/rumelide.1193111

Abstract:
The Tale of Genji, (Genji Monogatari) is a written by a Japanese noble woman, Murasaki Shikibu, and is the perhaps the earliest novel ever which is revered today as a chef-d'oeuvre in the world, even though it dates back to early eleventh century. The Tale of Genji covers almost three quarters of a century. This work, which was partially translated into English by a Japanese politician, Suematsu Kenchō, in 1882 (1974) was later translated into English by three native speakers of English: Arthur Waley (1937), Edward G. Seidensticker (1976), and Royall Tyler (2001). The retranslations of The Tale of Genji provide attractive material for Translation Studies, enabling scholars to observe the dynamics of literary translation. This study was conducted within the structure of certain fields such as polysystem theories, paratexts, retranslations hypotheses and translation strategies in the domain of Translation Studies. The article focuses on the global and local translation strategies of the three English translators and compares them in order to show how these strategies affect the target text.
Ayşegül GÖKSEL
RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi pp 1503-1506; https://doi.org/10.29000/rumelide.1193106

Abstract:
Gürbilek, N. (2018). Mağdurun Dili. İstanbul: Metis. (ISBN: 978-975-342-660-2)
Arzu Çevirgen
RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi pp 1237-1247; https://doi.org/10.29000/rumelide.1193098

Abstract:
On yedinci yüzyılın en üretken ve sıra dışı kadın figürlerinden biri olan Newcastle Düşesi Margaret Cavendish (1623-1673) erkek egemen edebiyat dünyasında bir hayli eser yazmayı ve yayınlamayı başarır. Karşılaştığı tüm engellere rağmen, kendisinin olağanüstü hayal gücü, kadın yazarlar için uygun görülmeyen bilim alanına adım atması konusunda onu harekete geçirir. Özellikle, on yedinci yüzyıl filozofları ve bilim adamları tarafından yeniden canlandırılan atomizme ve materyalizme olan ilgiden hareketle, kendi evren anlayışını birbirinden ayrılmaz iki kavram olan “madde” ve “hareket” üzerinden sunar. Atomizmin, madde ve hareket gibi, sadece birkaç terminolojisini eserlerinde sıklıkla kullanırken bilimsel teori yerine hayal gücünü, yani doğuştan gelen zekâsını, kullanır çünkü onun için eserlerini yazmada strateji olarak kullandığı hayal gücü zihnindeki fiziksel hareketlere bağlıdır ve bu yüzden maddeseldir. Atomlar canlılığı bünyesinde barındırdığından, Cavendish “dirimselci materyalizmini” anlatmak için “Atom Şiirleri”ni yazarken tema olarak atomları seçer ve hatta onları kendi benliğinin bir metaforu olarak sunarak erkeklerin egemen olduğu bilimsel ve edebi camiada var olduğunu ileri sürer. Bu bağlamda bu makalenin amacı, Margaret Cavendish’in Poems, and Fancies (Şiirler ve Hayal Güçleri) (1653) adlı şiir kitabında yer alan “Atom Şiirleri”ni atomizmi kendi algıladığı hâliyle nasıl kullandığını göz önünde bulundurarak incelemektir ve nasıl hayalci bir üslupla yeni bir madde teorisi ortaya atarak aslında bin dokuz yüz doksanların ikinci yarısında adı konacak olan yeni materyalizm adlı teoriye ışık tuttuğunu göstermektir.
Back to Top Top