Refine Search

New Search

Advanced search

Journal Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi

-
52 articles
Page of 6
Articles per Page
by
Erdal Atabek
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 459-471; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182270

Abstract:Tarım toplumundan sanayi toplumuna, sanayi toplumundan bilim toplumuna geçişler gerçekleşmiştir. Bütün bu toplumlarda, çocuklardan beklentiler de değişiklik göstermektedir. Tarım topluluğunda insan emeği kol gücüne dayanır. Bu sebeple çocuklardan beklenti de iş gücünü arttırmaktır. Daha fazla çocuğa sahip olmak, erkek çocuğunu iş gücünü arttırdığı için değerli görmek bu topluluktaki beklentilerin temelini oluşturmuştur. Sanayi toplumunda ise, kol gücünün yerini makine gücü almıştır. Bu toplumda bilgili kişi aile büyüğü değil ustabaşıdır. Bu dönemde çocukluk dönemi fark edilmiştir. Çocuğun ayrı bir gelişimi olduğu araştırılmıştır. Bilgi toplumunda ise, iletişim ve bilgiye ulaşım hiçbir zaman olmadığı kadar hızlıdır. İnternetin yaygınlaşması, Facebook Twitter gibi sosyal ağların kullanılması bu dönemdedir. Bu toplumda ise, aileler kendi kafalarındaki geleceği çocuklarına hazırlama telaşına düşmüşlerdir. Aileler çocuklarını düşündükleri için çocuğun yerine çocuğun hayatı hakkında karar vermiştir. Bu durum çocukların özerklik algısına ve sorumluluk alma özelliklerine olumsuz etki yaptı. Bu durumu değiştirmek için aileler çocuklara oto-kontrol eğitimleri vermeli ve çocukların dürtü kontrolü becerisini geliştirmelidir. Duygularını tanıyıp kararları akıl mantık ve muhakeme yoluyla almaları sağlanmalıdır.
Elizabeth Harry
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 383-396; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182272

Abstract:Cultural reciprocity is an approach that goes beyond the concept of cultural competence. The first step for service providers in a multicultural environment is to acknowledge that they cannot be competent in the cultures of all the families they serve. By recognizing the cultural assumptions and biases that underlie their own practice, service providers can then be open to learning about the beliefs of family members, and can engage in an exchange of cultural views. With mutual respect established, providers can collaborate with families in establishing and pursuing realistic goals for the children they serve.
Züleyha Yuvacı, Hacer Elif Dağlıoğlu
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 234-256; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182262

Abstract:Bu çalışmada, Kayseri ili merkez ilçelerinde (Melikgazi, Kocasinan, Talas) bulunan altı yaş çocuklarına sunulan yaratıcı sınıf ortamlarının, çocukların yaratıcı düşünme becerileriyle ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 51 öğretmen ve bu öğretmenlerin sınıflarında bulunan 357 çocuk oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak öğretmenlere sınıflarındaki yaratıcı ortamı kaydetmeleri için “Okul Öncesi Yaratıcı Sınıf Ortamı Ölçeği” ve çocukların yaratıcılık düzeylerini belirlemek için “Hibrit Yaratıcılık Testi” uygulanmıştır. Araştırma sonuçları; çocukların yaratıcılıklarının orta düzeyde, öğretmenlerin görüşlerine dayalı olarak sınıf ortamının yaratıcılık düzeyinin ise oldukça yüksek düzeyde olduğunu göstermiştir. Sınıf ortamının yaratıcılık düzeyine ilişkin elde edilen sonucun öğretmenlerin ortamın yaratıcılık düzeyini yapay bir olumlulukla yüksek görmeye eğilimli olmalarından kaynaklandığı söylenebilir. Ayrıca okul öncesi eğitim kurumunda bulunan sınıfların ortamlarının yaratıcılık düzeyi ile çocukların yaratıcılık düzeyi arasında pozitif yönde ancak düşük düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgu, öğretmenlerin okul ortamını çocukların ilgi, yetenek, beceri ve gereksinimleri doğrultusunda gerekli yaratıcı özellikler taşıyacak şekilde düzenleyemediklerini ya da çocukların yaratıcılıklarını ortaya koymalarını sağlayacak özellikte etkinlikler organize etmede zorlandıklarını düşündürmüştür.
Meziyet Arı, Meziyet Ari
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 450-455; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182276

Abstract:Yüksek Öğrenim kurumlarında bilimsel araştırmalar ile alana katkıda bulunan kişilere akademisyen denir. Akademisyenliğe giden ilk yol ilgi duyulan alanda yüksek lisansa başlamaktır. Daha sonra yine ilgi duyulan alanda ve iyi olduğu düşünülen bir üniversitede doktora programına kayıt yaptırılır. Danışman ile akademisyen adayı arasında uyum sağlanmalıdır. Problemler oluştuğunda, yeni çözüm yolları bulunmalıdır Doktora eğitiminden sonra akademisyen olma ya hak kazanılır. Akademisyen, alandaki bilgisini arttırmak için, yurtdışındaki literatür hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Bu yüzden yabancı dil hâkimiyeti çok önemlidir. İyi bir akademisyen öğrencileriyle ve iş arkadaşlarıyla iyi sosyal ilişkiler geliştirir. Ülke içinde ve dışında yapılan kongrelere katılır ve alanda sosyal çevresini genişletir Ayrıca yayın sayısını artırmaktan çok kaliteli yayın çıkarmak ve alana katkıda bulunmak önemlidir.
Elif Demir, Fatma Elif Kılınç
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 284-308; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182264

Abstract:Okul öncesi dönemde gelişim alanlarının birbiriyle ilişkisi oldukça fazladır ve çocuğun gelişiminin desteklenmesi büyük önem arz etmektedir. Zihin kuramının gelişimi bireyin sosyal ve bilişsel gelişiminin bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Zihin kuramı becerilerine ilişkin alan yazında bulunan çalışmaların oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Drama eğitimi ile zihin kuramı becerilerinin karşılaştırıldığı çalışmalar literatürde yok denecek kadar azdır. Bu çalışmada çocukların farklı bilgi ve beceriler edinmesine önemli katkıları bulunan drama eğitiminin çocukların zihinsel düşünme becerilerinin kazandırılmasına etkisini incelemek amaçlanmaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen “Kişisel Bilgi Formu” ile anasınıfı çocuklarının zihinsel düşünme becerilerini ölçmek için Wellman ve Liu (2004) tarafından geliştirilen Gözün Kahraman (2012) tarafından Türkçe’ye uyarlanan Zihin Kuramı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek uygulayıcı tarafından çocuk ile yüz yüze uygulanarak ön test- son test- izleme testi olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara ili Çankaya ilçesinde okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 15 deney, 15 kontrol grubuna dahil olan toplam 30 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda drama eğitimi alan çocuklarda zihin kuramı becerilerini ölçen beş alt boyutta anlamlı farklılaşma belirlenmiştir. Bu durum verilen drama eğitiminin anasınıfına devam eden çocukların zihinsel becerileri üzerinde olumlu etkiye sahip olduğunu göstermektedir.
Mehtap Efe, Z. Fulya Temel
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 257-283; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182257

Abstract:Araştırma düşük sosyo-kültürel özellikteki okul öncesi dönem 48-66 ay çocuklarına Etkileşimli Kitap Okuma Programı’nın yazı farkındalığına etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma amaçları bakımından yarı deneysel desen modeline uygun bir şekilde düzenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2016-2017 eğitim öğretim yılında Diyarbakır’da okul öncesi eğitime devam eden toplam 23 tipik gelişim gösteren çocuk oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve Karaman (2013) tarafından geliştirilen Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı’nın Yazı Farkındalığı alt testi kullanılmıştır. Araştırmaya, 2016 yılının Ekim ayında her iki gruba da Karaman (2013) tarafından geliştirilen Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı’nın Yazı Farkındalığı alt testi uygulanarak başlanmıştır. Çalışma 10 haftalık bir uygulama olup haftanın üç günü(Pazartesi-Çarşamba-Cuma) ve her uygulama yaklaşık 45 dakika olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucu için, verilen programın etkiliğinin incelenmesinde ANCOVA kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında gerçekleştirilen etkileşimli kitap okuma uygulamalarının, düşük sosyo-kültürel özellikteki ailelere sahip çocukların ve buna ek olarak anadili eğitim dilinden farklı olan çocukların yazı farkındalığı performanslarını yüksek oranda desteklediği sonucuna ulaşılmıştır.
Burcu Güngör
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 180-193; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182255

Abstract:Appropriate conditions and suitable materials can inspire young children to learn a new language effortlessly. The present study attempted to investigate the effects of English talking toys as teaching materials on vocabulary learning of very young learners (VYL) based on their gender. The study was conducted at one of the public preschools in Yenimahalle/Ankara with 48 five-year old children from two classes. The first group of students was the experimental group and they were instructed using English talking toys as a teaching material. On the other hand, the other class was the control group and was instructed using flashcards. The target vocabulary for this study, which was incorporated into a Vocabulary Checklist Test, was developed after a close scrutiny of the relevant literature (i.e. vocabulary learning in young learners) and examination of the theme-related curriculum employed in the chosen preschool. To assess preschoolers' learning of target words in English, a new Vocabulary Checklist Test was developed by the researcher. The results of a series of t-tests showed that the class instructed with English talking toys performed better on both receptive and expressive/productive vocabulary. The results also indicated that there was not any significant difference between males and females in terms of the effect of English talking toys on preschool children's vocabulary learning. The findings suggest that English talking toys are not only used for entertainment and recreational purposes, they can also be used as teaching material particularly when it comes to teaching basic English vocabulary. The current study contributed to areas such as early childhood education, foreign/second language learning, foreign language testing and evaluation.
Maya Kalyanpur
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 397-413; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182273

Abstract:Using examples from the author’s experiences in Cambodia, India and the US, the paper cautions against the trend of unconditional transfer of policies and practices in inclusive education prevalent in the US, or “first generation inclusive education” countries (Kozleski & Artiles, 2014) to “second generation inclusive education countries”. Differences in political, economic, social and cultural climates make these transfers less applicable in the new contexts and therefore less effective. The paper examines specific challenges relating to implementing inclusive education and in identifying and labeling students, and suggests the need to consider indigenous or local knowledge to develop more appropriate policies and practices.
Admin Admin
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182284

Bilge Selçuk, H. Melis Yavuz
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 334-363; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182271

Abstract:Erken çocukluk, beynin gelişiminin en yoğun olduğu, bilişsel ve sosyal becerilerin temellerinin atıldığı bir dönemdir. Bu makalede, erken çocukluk döneminde ortaya çıkan becerilerin bağlantılarını ve gelişimlerinde rolü olan unsurları farklı örneklemlerde (tipik ve atipik gelişim gösteren çocuklar, tipik ve atipik gelişimsel bağlamlarda yetişenler) incelediğimiz araştırmalarımızı özetliyor, sonuçlarını diğer literatür bulgularıyla birlikte değerlendiriyoruz. Bulgular iki becerinin, alıcı dil ve yönetici işlev becerilerinin çocuğun psikolojik esenliği ve optimal gelişimi için kritik olduğunu ortaya koyuyor. Bu becerilerin gelişimine hangi unsurların nasıl etki ettiğini gösteren araştırma sonuçlarımızı derliyor, uygulamaya dair önermelerini tartışıyoruz.
Page of 6
Articles per Page
by