Refine Search

New Search

Advanced search

Journal Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi

-
52 articles
Page of 6
Articles per Page
by
Ayşe Sanem Şahlı, Fatih Mehmet Şahin, Erol Belgin
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 474-484; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182386

Abstract:The children with early language and speech delay have the risk to face with learning disabilities as well as psychological and behavioral adjustment problems in the preschool period. The aim of this study to analyse the language and speech disoders in the children aged between 3 and 6 years who attend kindergarden. 503 children who attend the kindergarden were determined in Beypazarı. However, 101 children were out of study for various reasons (N:402). The implementation of the study consists of two stages. In the first stage, the language and speech development of the children was questioned. The Turkish Preschool Language Scale–5 (TPLS-5) test was administered to the risky children in the second stage. A moderate (0,30<|r=0,49|0) and a significant correlation (p0) and significant correlation (p<0,01) was found between the chronological and expressive language of the children. The language and speech disorder has an important potential negative effect on families and societies both in the short and the long term. For this reason, it is quite important to follow the language and speech development of children closely in the preschool period.
Ayşe Sanem Şahlı
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 592-603; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182387

Abstract:Hearing loss is an important problem interfering with the propagation of acoustic signal starting from the external ear to the primary auditory center of the brain. The congenital hearing loss is an important and common disorder that can lead to many consecutive negative conditions when it is not diagnosed and treated within the first few months of life. Early Hearing Diagnosis and Intervention programs becoming more increasingly popular in recent years aim to avoid the negative effects of hearing loss. The main goal of these programs is to maximize the linguistic proficiency and literacy development of children with hearing loss. Children who are not given the appropriate opportunities for learning language fall behind their peers with normal hearing in communication, reading, cognitive and socio-emotional development. Delays occurring in these fields manifest as a lower educational status and vocational employment problem in adulthood. Therefore, diagnosing and treating hearing loss as early as possible is extremely important.
Hale Dere Çiftçi
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 485-513; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182391

Abstract:Erken çocukluk döneminde görülen görme yetersizlikleri, çocukların ve ailelerin yaşantılarını önemli derecede etkilemektedir. Bu çalışmada da görme yetersizliğine sahip 2-10 yaşlar arasındaki çocukların demografik, tanılanma, eğitim ve aile destek çalışmaları incelenmiştir. Araştırmaya 2-10 yaşlar arasında görme yetersizliğine sahip 51 çocuğun ebeveyni katılmıştır. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Görme yetersizliğine sahip çocukların ebeveynlerine anket uygulanmıştır. Görme yetersizliğine sahip çocukların çoğunun 0-3 aylar arasında fark edildiği ve aynı dönemde tanısının konduğu belirlenmiştir. Ebeveynlere görme yetersizliğinin nedeni sorulduğunda, kalıtım, annenin hamilelik döneminde geçirdiği hastalıklar ve enfeksiyonlar, kuvözde yatarken bebeğe fazla oksijenin verilmesi ve çocukluk döneminde geçirilen hastalıklar yanıtları alınmıştır. Ebeveynlerin görme yetersizliğinden şüphelenmelerine ve doktora gitmelerine neden olan davranışlar arasında en fazla çocuğun gözlerini aşırı şekilde ovuşturma yanıtı olmuştur. Araştırmaya katılan çocukların en fazla görme engelliler ilköğretim okuluna devam ettiği, 0-1 yaşlarından itibaren özel eğitim ve rehabilitasyon desteği almaya başladığı hem bireysel eğitimi hem de grup eğitimi aldıkları ve çalışma sırasında eğitim kurumunda eğitim modüllerinden en fazla Türkçe ve Matematik Modülü aldığı belirlenmiştir. Ebeveynlere aile destek çalışmalarına yönelik sorulan sorularda ise ebeveynlerin çoğunun aile eğitim çalışmalarına katıldığı ve çocuğa davranış şekilleri, çocukla iletişim, çocuğun gelişimini destekleme konuları hakkında eğitim aldıkları belirlenmiştir.
Pambas Tandika Basil, Laurent Ndijuye
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 571-591; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182397

Abstract:This paper investigated the perceived role of the social relationships in the pre-primary school children’s learning. It basically focused primary school principals’ perspectives on social relationship among pre-primary children and in relation to the school community. To achieve the study purpose, four specific objectives guided the study that engaged 12 school principals in Mbozi district in Mbeya region through the use of purposive sampling strategy. Informed by the phenomenographic research design, a semi-structured interview was used to collect data from the school principals using face-to-face conversations that lasted for 30 - 50 minutes. The analysis followed the three conceptual tasks and revealed that school principal’s conceptions about a child’s social relationship staved off the development of inacceptable manner made possible through collaboration between family members (parents) and other community members. Cooperation and respecting child’s needs are the two essential elements of positive teacher-child and child-child relationships. Importantly, teaching children to be cooperative and respect one another and adults help in strengthening social relationship in the society.
Ömür Gürel Selimoğlu, Selda Özdemir
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 514-555; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182399

Abstract:Bu araştırmada, Etkileşim Temelli Erken Çocuklukta Müdahale Programı'nın (ETEÇOM), otizm spektrum bozukluğu (OSB) sergileyen çocukların sosyal etkileşim becerileri üzerine etkililiği araştırılmıştır. Araştırma, üç OSB'li çocuk ve anneleri ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcı çocukların ikisi erkek biri kızdır. Birinci katılımcı çocuğun yaşı, çalışmaya başlandığı tarih itibariyle 6, ikinci katılımcı çocuk 4, üçüncü katılımcı çocuk 3 yaş 2 aylıktır. Katılımcı annelerin yaşları 33-35 yaş arasıdır. Bu araştırmanın uygulamaları, Ankara’da bir devlet üniversitesinin özel gereksinimli çocuklar için açılmış araştırma ve uygulama merkezi ile bir katılımcı çocuğun devam ettiği kurumda (özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi) gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın izleme oturumları ise katılımcıların evlerinde doğal ortamlarında gerçekleşmiştir. Araştırmada, ETEÇOM Programı'nın çocuk katılımcıların sosyal etkileşim becerilerine etkisi tek denekli deneysel desenlerden denekler arası çoklu başlama düzeyi desenine yer verilerek uygulama öncesi, sırası ve sonrası gözlem verileri yoluyla toplanmıştır. Araştırmanın uygulamaları 4 aşamada tamamlanmıştır. Bu aşamalar, katılımcıların başlama düzeylerinin belirlenmesi, ETEÇOM Programı'nın uygulanması, ETEÇOM Programı sonu değerlendirme ve izlemedir. Araştırma sonunda, çocukların sosyal etkileşim becerilerinde (etkileşimi başlatma, etkileşime yanıt verme ve etkileşimi sürdürme sayı ve yüzdesi) ilerlemeler gösterdikleri belirlenmiştir.
Zeynep Temiz, Güliz Karaarslan Semiz
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 556-570; doi:10.24130/eccd-jecs.1967201823103

Abstract:The purpose of this study was to integrate nature and natural materials in art activities in pre-school education setting. Eight pre-service early childhood teachers taking practicum course participated in this study. Pre-service teachers were encouraged to use nature and natural materials in art activities through ten weeks period. Qualitative data consisted of art activities conducted with natural materials in the practicum course and interviews conducted with pre-service teachers before and after they applied their activities. Findings of the study revealed that pre-service teachers used unusual and engaging material compared to conventional stationary materials generally used in art activities. Pre-service teachers’ art materials included stones, leaves, soil, sand, bones, fruits, animal products and parts but not limited to those materials. Pre-service teachers used these materials in their art activities in two different ways. First, they used these materials as substitutes of stationery materials. For instance, they filled the bird picture with stones and leaves instead of filling with colourful papers, beads and silver. Second use of natural materials fit better to aim of this study since pre-service teachers lead children to create authentic art products with natural materials that they provide to them. Moreover, throughout the course pre-service teachers’ self-confidence to apply nature based art activities developed.
Nilgün Metin
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 428-439; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182279

Abstract:Kaynaştırma programlarının temel amacı, özel gereksinimli çocukların içinde yaşadığı topluma uyum becerileri kazandırmaktır; aynı zamanda bu uygulamaların toplumda farklılıklara saygı ve özel gereksinimli bireylerin sosyal kabulünde artış sağlayacağı da düşünülmektedir. Kaynaştırma programlarının amacına ulaşmasında en etkili kişi olan öğretmenler bu uygulamalarda genel olarak üç önemli sorunla karşılaşmaktadır: Özel gereksinimli çocukla nasıl iletişim kurabilirim; problemlerle nasıl baş edebilirim? Eğitim programını nasıl uyarlayabilirim? Öğretmenler genellikle kaynaştırma programlarına karşı olumsuz tutuma sahiptirler, bunun nedeni ise özel gereksinimli çocuklar ve ihtiyaçları konusunda yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır. Kaynaştırma programlarının amacına ulaşabilmesi ve tutumların iyileştirilmesi için öğretmen yetiştirme programlarında ve hizmet içi çalışmalarda, öğretmenleri özel gereksinimli çocuklar ve ihtiyaçları konusunda yeterli düzeyde bilgilendirmenin yanı sıra danışman destekli uygulama çalışmalarına yer verilmelidir.
Ayla Oktay
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 447-449; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182275

Abstract:Akademisyen olmayı sadece bir meslek olarak göremeyiz. Akademisyen olmayı hayat tarzına dönüştürmüş insanlar başarılı olabilir. Akademisyen olmak, başlıca iki konuda incelenebilir. Akademisyen olacak hocaları yetiştirmek açısından ve akademisyen olmayı seçen genç elemanlar açısından olarak ele alınabilir. Akademisyen olacak hocaları yetiştiren akademisyenler öncelikle objektif bir alım yapmalıdır. Daha sonra, hoca asistanının mesleki gelişimi desteklemeli ve alanda etkin bir konuma getirmelidir. Akademisyen olmayı seçen genç elemanlar ise, alanda deneyimli bir hoca ile çalışarak kendilerini geliştirmelidir. Bunun yanında bilgi birikimlerini artırmalı ve genel kültürlerini geliştirmedirler. Ders verme, araştırma ve yayın konularında kendilerini olabildiğince geliştirmelidirler. Puan kaygısıyla değil; alana katkı yapma kaygısıyla yapmalıdırlar.
Nurdan Cankuvvet Aykut, Merve Çinar, Merve Çınar
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 414-427; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182256

Abstract:Öz: İşitme kaybına işitme cihazlarıyla müdahaledeki amaç, mümkün olan en erken dönemde ses ve konuşma uyaranına erişimi sağlamaktır. Ancak çocuklarda cihazlandırma, işitme kaybına müdahale için bir başlangıç olarak kabul edilmelidir. İşitme kaybının müdahalesinde kullanılan yardımcı teknolojiler diğer engel türlerinden işitme kaybını ayırmakta, ebeveynlerin müdahale hakkında detaylı bilgilendirmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bilgilendirme işitme kaybının doğasını, işitme cihazlarının özelliklerini, kullanım süresini, idamesini ve bakımını kapsamalıdır. İşitme kaybı ve müdahalesine ilişkin yeterli bilgi sağlanmadığında, işitme cihazlarını düzenli kullanılmamakta veya teknik sorunların çözülmesi gecikmektedir. Doğru bir bilgilendirme ebeveynlerin tüm bu zorlukların üstesinden gelmesini sağlayarak, müdahalenin verimliliğini artıracaktır. Bu bağlamda mevcut derlemede çocuklarda işitme cihazı uygulamalarında ebeveynlerin rolleri ve bu rollerin müdahale sürecine getirdiği açılımlar betimlenmiştir. Erken çocukluk döneminde işitme cihazı uygulamalarını ve ebeveynlerin rollerini betimlemeyi amaçlayan derlemede, işitme kaybının müdahale sürecinde ebeveynlerin yaşadıkları sorunlara kavramsal olarak değinilmiş, ebeveynlerin yaşadığı bu sorunları en aza indirebilmek adına yapılacak doğru bir bilgilendirme sürecine yönelik farklı önerilere yer verilmiştir. Bu amaç doğrultusunda yapılanan derleme türü bu çalışmada yazarların erken çocukluk dönemi işitme cihazı uygulamalarına ilişkin klinik deneyimi temelinde alanyazın bilgilerinin sentezi, yorumu ve değerlendirilmesi yapılmıştır.
Rebecca Staples New
Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, Volume 2, pp 364-382; doi:10.24130/eccd-jecs.196720182274

Abstract:This paper proposes a reconceptualization of an early childhood curriculum as an imagined childhood such that children’s early childhood education is linked to, rather than separated from, families and communities. Drawing on research by psychological anthropologists in cultures as diverse as Italy, Norway, China and Japan, the concept of cultural models is used to explain cultural differences in parenting and early childhood education. Globalization consequences, including changing national goals, dramatic population shifts, and research on immigrant parenting are used to highlight the possibilities of cultural change. The sort of change envisioned here requires ongoing intentional and inclusive deliberations involving teachers, families and community members who imagine and negotiate better ways to care for and educate their young children. Examples from the municipal services of Reggio Emilia and other Italian communities are used to highlight the array of possibilities available when adult relationships are prioritized along with those among children. Examples of recent research by Turkish scholars is used to highlight the possibilities of change and collaboration in Turkey.
Page of 6
Articles per Page
by