Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi

Journal Information
EISSN : 2687-2846
Total articles ≅ 57
Filter:

Latest articles in this journal

Mehmet Erguvan
Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi, Volume 2021, pp 61-86; https://doi.org/10.37599/ceviri.904565

Abstract:
Having made a remarkable contribution to social questions in translation studies, the sociological approach to translation explores the interaction between human agents, translated texts, and their context of production and reception (Chesterman, 2006; Wolf & Fukari, 2007; Wolf, 2011). The research in this study is focused on target text users/pro-consumers. In line with this aim, this study is centered on Turkish fans of South Korean popular culture, most of whom have consumed, produced, and distributed diverse Korean popular culture products largely through translation. The present research particularly intends to problematize Korean fandom in Turkey considering John Fiske’s approach to fandom, which is based on Bourdieu’s consideration of culture, operating like an economic system to distribute its resources unequally and therefore distinguishing between individuals who possess greater degree of capital and the others deprived of it. This research, based on the Internet-mediated interviews (with 43 Turkish fans of South Korean pop culture), argues that Bourdieu’s consideration of fans as a group that is devoid of social and cultural power and is considered undistinguished in their cultural preferences and interpretative practices partly fails to enlighten the case of the Korean Wave fans in Turkey. This study has revealed that, cultural capital is not fixed but open to struggles, disclosing the fact that accumulation of popular cultural capital can bring prestige to certain fans that are more involved in and possess high knowledge within the fan community. Then, it has been posited that social networks play a far more major role in the formation and persistence of the fan community than does the accumulation of cultural capital. It has also been observed that popular cultural capital of Korean Wave fans can readily be converted into high social capital since Turkish fans who display their accumulated popular cultural capital are able to broaden their reach to other fans. Lastly, this research discloses that, Turkish fans’ increasing visibility and their influence over mass culture appear to form a particular kind of fan habitus which allows for variability in tastes and actions of the fans.
Sevinç Ari
Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi; https://doi.org/10.37599/ceviri.880710

Abstract:
Romanlara konu olan çevirmen karakterleri, çevirmenlerin toplumsal konumuna işaret ederlerken, çevirmenlik mesleğinin toplum tarafından algılanışına da ışık tutmaktadırlar. Kurgusal dünyada yansıtılan çevirmen karakterlerinin gerçek hayattaki çevirmenleri ve çeviri gerçeğini ne derecede yansıttığı, gerçek hayat ve kurgusal hayat arasındaki bağın ne ölçüde birbirlerini yansıttığı, son yıllarda çeviri sosyoloji bağlamında yapılan çalışmalarda sıkça yer almaya başlamıştır. Romanlardaki kurgusal çevirmenlerin ve çeviri mesleğinin yansıtılma şekli, hem yazarın hem de toplumsal algılamanın bir yansıması olarak da değerlendirilebilir. Kimi yazarlar çeviri mesleğinde edindikleri deneyimleri karakterlerine yansıtırlarken, kimi yazarlarda eserlerinde çevirmenlikle ilgili gözlem yeteneklerinin bir sonucu olan karakterleri canlandırmaktadırlar. Bu veriler ışığında, eserin yazarı ile eserde kurgulanan karakterler arasında bir bağ kurularak, eserin yazıldığı dönemde çevirmene ve çeviri mesleğine yüklenen değer ve statü hakkında yararlı bilgiler edinilebilir. Sabahattin Ali, yaşadığı dönemin atmosferine uygun olarak yazarlığın yanı sıra çevirmenlik de yapmış ve eserlerinde, hayatının gerçekliği olan çevirmen karakterine yer vermiştir. İki dil ve iki kültür arasındaki zihinsel süreçlerin nasıl işlediğini kendi deneyimlerinden çok iyi bilen Ali, romanlarında ve öykülerinde çevirmeni ve çevirmenlik mesleğini rol model olarak seçmiştir. Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” (1943) adlı romanında ve Sırça Köşk (1947) isimli öykü kitabının içinde yer alan Dekolman isimli öyküsünde çevirmen karakteri, başkahraman olarak yer alır. Bu durum eserlerindeki karakterlerin çevirmenlik mesleğini seçmesinin bir tesadüften çok, bilinçli bir seçim olduğunu gösterir. Çevirmenlik gerçeğini tüm meslek hayatı boyunca yaşamış olan Sabahattin Ali ve eserinde kurguladığı çevirmen karakteri arasındaki bağı incelemek ve okuyucuya sunulan çevirmen karakterinin toplumsal gelişim sürecini saptayabilmek için, Pierre Bourdieu’nün habitus ve alan kuramları, kuramsal bir üst bakış sağlamaktadır. Habitus yaklaşımının sunduğu çözümleme yöntemleriyle, Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” (1943) eserinin kahramanı „Tercüman Raif Efendi“nin habitus özellikleri ve yazarın çevirmene ve çevirmenliğe bakışı ve toplumsal statüsü ve rolü, çevirmenlik ile ilgili toplumsal algı hakkında bilgiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bourdieu’nün alan kuramı ise, Tercüman Raif Efendi’nin fiziksel, ruhsal ve bilişsel özelliklerinin, çeviri alanına özgü toplumsal prototipini incelememizi sağlamıştır. Sabahattin Ali’nin 1943 yılında kaleme aldığı ve yirmi birinci yüzyılda yeniden popülerlik kazanan “Kürk Mantolu Madonna” eseri, yazarın gerçek hayatı edebiyata yansıtmasındaki başarısının sonucudur. Tercüman Raif Efendi karakteri, birçok batı klasiğini ölümsüzleştiren gerçekçi karakterlerin bir benzeri olarak, eserin başarısını döneminin ötesine taşımıştır. “Kürk Mantolu Madonna” romanı, gerçek hayatta çeviri mesleğine ve çevirmene bakışın edebiyat eserine yansıtılma biçimiyle de bir klasik haline gelmiştir.
Caner Doğan
Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi; https://doi.org/10.37599/ceviri.899155

Abstract:
Sağırların, işitme ve görme engellilerin yayın hizmetlerine erişiminin iyileştirilmesine ilişkin usul ve esaslar hakkındaki RTÜK yönetmeliği, 2019 yılı Ekim ayında Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Söz konusu yönetmeliğe göre, yayıncı kuruluşlar ana haber bültenlerinden birini günlük olarak işaret diliyle yayımlamaları gerekmektedir. Türkiye'de 5'ten fazla televizyon kanalı, işaret dili tercümanlığı ile haber yayınlamakta ve bunu Sağır bireyler için erişilebilir, kamu erişilebilirlik biçimlerinden biri haline getirmektedir. Türk İşaret Dili Tercümanlığı çeviribilimin ülkemizde istenilen seviyede olmadığı bilinmektedir. Bu boşluğu doldurmak için sağır bireylerin televizyon içeriklerine erişmeleri konusunda seçenek sunulması ve bu değerlendirmeler ele alınmalıdır. Bu çalışmanın amacı; ülkemizdeki televizyon haber bültenlerindeki Türk İşaret Dili çeviri hizmetlerinin hem teknik hem de çeviri kalitesi açısından değerlendirilmesi ve toplumdaki sağır bireylerin beklentilerinin belirlenmesidir. Televizyon haber bültenlerinin Türk İşaret Dili Tercümanlarının, kavrayışı engelleyen faktörleri tanımlayan bu çalışmada, veri toplamak amacıyla yapılan araştırma sürecinde çalışmaya gönüllü olarak katılan 1068 sağır bireye toplam 79 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Çalışma süresince online anket yöntemi kullanılmış olup buna göre verilen yanıtlar değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, Sağır izleyicinin işaret dili tercümanını anlamakta zorlandığı tespit edilmiştir. Bu analiz, tercümanların Türk İşaret Dili akıcılığındaki eksikliklerinin Sağır bireylerin daha az anlamalarına sebep olduğuna katkıda bulunmuştur. Hedeflenen amaca ulaşılmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sonuca göre ülkemizdeki sağır bireylerin beklentileri karşılanamamaktadır.
Burcu Yaman
Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi; https://doi.org/10.37599/ceviri.917234

Abstract:
ÖZET Çocuklar için hem oyun hem de dil geliştirme aracı olan tekerlemeler aynı zamanda onların farklı kültürleri tanımalarına yardımcı olmaktadır. Sayışmalarda, parmak ve el oyunlarında, sokak oyunlarında, ninnilerde ve bilmecelerde söylenen tekerlemelerde yer alan ses tekrarları ve kelime oyunları çocukları eğlendirirken dile ait sesleri ve kelimeleri öğrenmelerini sağlamaktadır. İlk olarak sözlü gelenekle başlayan tekerlemeler gelişen teknolojiyle birlikte animasyonlar, çizgi filmler ve videolar yoluyla elektronik ortamlarda da aktarılmaya başlanmıştır. Bunların bir kısmını youtube kanallarında yayınlanan İngilizceden Türkçeye çevrilmiş tekerleme şarkı videoları oluşturmaktadır. Özel alan çevirilerinden biri olan şarkı çevirilerinde en çok karşılaşılan problemler anlam eşdeğerliği ile birlikte biçim ve melodiye uyumun da sağlanması gereğinden doğan zorlukları kapsamaktadır. Bu zorlukların değerlendirilmesi ve giderilmesi için Peter Low, pentathlon adını verdiği beş aşamalı bir yöntem sunmaktadır. Çevirmenin karşılaştığı zorlukların üstesinden gelebilmesi ve başarılı bir çeviri ürün ortaya çıkarabilmesi için söylenebilirlik, anlam, doğallık, ritm ve uyak faktörlerini göz önünde bulundurması gerekmektedir. Bu kapsamda çağımızda çocukların ve gençlerin vazgeçilmez eğlence ve öğrenim aracı olan internet kanallarından biri olan youtube kanalında yayınlanan İngilizceden Türkçeye çevrilmiş tekerleme şarkı videolarından beş örnek seçilmiş, Low’un pentathlon prensipleri doğrultusunda incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda örneklerin bazılarında kelimesi kelimesine çevirinin tercih edildiği, melodiye uyum ve söylenebilirliğin göz önünde bulundurulmadığı anlaşılmıştır. Tekerlemelerin önemli diğer özelliği olan ayrıca söylenebilirliği ve akılda kalıcılığı kolaylaştıran ritim ve uyağında bazı çeviri örneklerinde dikkate alınmadığı görülmüştür. Çocuklar her bir ulusun kültürel mirasının ve kültürlerarası iletişiminin vazgeçilmez parçası olan tekerlemelerin en önemli koruyucuları ve aktarıcılarıdır. Bu sebeple tekerlemelerin onlara en doğru ve en iyi şekilde aktarılması gerekmektedir. Bu amaçla yapılan çalışmada inceleme örnekleriyle sunulan yöntem ve yaklaşımın çevirmen ve çevirmen adaylarına disiplinlerarası bir bakış sunacağı ve tekerleme şarkıların çevirilerinde karşılaşabilecekleri problemlerin çözümüne katkı sağlayacağı düşünülmüştür.
Cemal Topcu
Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi; https://doi.org/10.37599/ceviri.885370

Abstract:
Using the Bourdieuan thinking tools to analyze a historically important translation movement and its leading translator might demonstrate how a field creates the necessary environment for such a period of intense translation and how a person comes to be leading figure in this movement. This paper discusses the Toledo translation school and Gerard of Cremona from a sociological perspective by collecting data from biographies, articles, books about the era and Gerard himself. The results show that Gerard, educating himself on the limited knowledge that his hometown could offer, comes to Toledo in order to accumulate more cultural capital. In Toledo, the conditions of the field form the necessary environment that a translation movement requires. Through his habitus and cultural, symbolic and social capitals, Gerard came to the forefront of this movement. Furthermore, his high cultural capitals earn a scarcity value, which also makes him a dominant figure in his field. From the example of Gerard, it is clear that a sociological perspective to translator history could reveal more about the background of translation movements and prominent translators involved in them.
Şirin Okyayuz
Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi; https://doi.org/10.37599/ceviri.933092

Abstract:
Çalışmada yaratıcı altyazı çevirisi olarak betimlenen yenilikçi bir olgu üzerinde durulmuştur. İlk bölümde altyazı çevirisine çeviribilimsel bakış açısındaki değişimler evreler halinde özetlenmiş, bu evrimler içinde günümüzde önemle üzerinde durulan kaynakta erişim sağlanması, herkes için tasarım, tümleşik altyazı çevirilerinin oluşturulması gibi açılımlardan da ivme alarak ortaya konan yaratıcı altyazı çevirisi olarak adlandırılabilecek açılıma odaklanılmıştır. Yaratıcılığın altyazı çevir-sindeki kapsamına odaklanan bölümde ise, altyazı çevirisinde değişmeyen olgulardan söz edilmiş ve yaratıcılığın nasıl ve nerede devreye girdiği anlatılmıştır. Çalışmayla benzer konularda yapılan çalışmalara örnekler verilmiş, çok disiplinli çalışmalar, teknoloji uzmanlarının, tasarım uzmanları-nın çalışmaları ve çeviribilimcilerin kısıtlı çalışmaları örneklenmiştir. Yöntemin betimlendiği bö-lümde altyazı çevirmeninin temel bakış açısından, uyguladığı bir yöntemin, stratejinin ne amaca hizmet edeceği veya nasıl bir etki yaratacağı araştırılarak bir araya getirilen derlem sunulmuştur. Derlem internette çalışmada sözü edilen konuda bulunan örneklerden oluşmaktadır. Bulgular kısmında çalışma kapsamında yaratıcı altyazı çevirisinin beş açılımı olarak nitelendirilen sessel düzgüden kaynaklanan etkinin yansıtımı, kaynaktaki vurguların iletimi, ek bilgi iletimi, alımlama ve eşzamanlılık, alıcı odaklılık, duygu aktarımı konuları örneklerle betimlenmiştir. Örnekler tek tek açıklanmış bu örneklerde uygulanan altyazı çevirisi stratejilerinin ne amaca hizmet ettiği ve ede-bileceği konusunda görüş ve bulgular paylaşılmıştır. Tartışma ve sonuç bölümünde çalışmada sözü edilen açılımın günümüzde yaygınlığına ve ileriye yönelik potansiyeline odaklanılmıştır. Özellikle de araştırmacıların ve eğitimcilerin bu konuda üstlenmesi gerekebilecek sorumluluklara değinilmiştir.
Şirin Okyayuz, Mümtaz Kaya
Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi; https://doi.org/10.37599/ceviri.902942

Abstract:
Çalışmada, 1968-1969 yılları arasında Fransızcadan Türkçeye çevrilmiş olan pop şarkılarında aşk temasının aktarımı ve erek ürünlerde yansıtımı incelenmiştir. Çalışmanın ilk kısmında şarkıların kültürlerdeki öneminden yola çıkarak belli bir döneme, gerçekliğe ve bulgulara ışık tutabilecek kaynaklar oluğu olgusu üzerinde durulmuştur. Farklı disiplinlerden araştırmacıların görüşleri derlenerek şarkı çevirisi incelemelerinde disiplinlerarası yaklaşım ve bakışın öneminin altı çizilmiş-tir. Takip eden bölümde ise çeviribilim altında şarkı çevirisi alan yazınına değinilmiştir. Ayrıca, incelenecek bütünce verilmiş ve ayrıntılandırılarak açıklanmıştır. Bir sonraki bölümde ise benim-senen araştırma yöntemi açıklanmıştır. Özünde kaynak ve erek metin karşılaştırmasını içeren ampirik çalışmanın bulgular kısmında bütüncedeki veriler ilk önce tasnif edilmiş, ardından da kısa örneklerle açıklanmıştır. Yorum ve tartışma başlığı altında bulgular sosyal, politik, tarihsel ve benzeri bakış açılarından ele alınmış ve bir çerçeveye oturtulmaya çalışılmıştır. Sonuç bölümünde ise, aranjmanlar dönemi diye adlandırılan dönemde şarkı çevirisi olgusuna üstsel bir bakış açısıyla yaklaşarak, verilere dayalı bazı sonuçlar ortaya konmuştur. Çalışmada ele alınan bağlamda şarkı çevirisinde yaratıcılığın ön planda olduğu, yerlileştirmenin ve bu şarkıları erek kültürde benim-setmenin öncelik olduğu savunulmuştur. Bu bağlamda şarkı çevirisi uğraşının bir kaynağı erek kültüre aktarmaktan çok erek kültürde popüler olacak bir ürün sunma uğraşı olarak görülmesi gerektiği ortaya konmuştur. Sonuç olarak, örneklenen türden çalışmaların kültürel tarih ve miras araştırmalarına katkısı üzerinde durulmuştur.
Selen Tekalp
Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi; https://doi.org/10.37599/ceviri.903813

Abstract:
The purpose of this paper is to evaluate the English translation of Elif Shafak’s Bit Palas from the perspective of ecocriticism. As ecocriticism has emerged as a subdiscipline of cultural studies which has affected translation studies to a large extent, one can readily establish a relationship between ecology, culture, literature, and translation. In a translation carried out with ecocritical awareness, what matters is the extent to which the ecological orientations in the source text are transferred to the target text, rather than the fact that a translation is faithful or correct. In this way, translation can foster the construction or restoration of ecological thought. Bit Palas, which is examined in this study, deals with human life in tandem with the phenomenon of garbage. In this respect, it is obvious that the novel contributes to the ecological awareness of society. The novel which reflects the history, culture, and chaos of Istanbul through different characters centers upon the pollution that prevails the city in the second half of the twentieth century. Pollution which could turn into one of the most devastating ecological disasters manifests itself in different aspects throughout the novel. The garbage piles as the sole reason in the novel that triggers pollution is a phenomenon that integrates human beings with history, nature, and the city they live in. The main endeavor in this study will be to discuss how an ecocritical text is recreated in a new cultural and ecological environment. The ecological dimension of the study will be examined through the concepts of çöp [garbage], koku [smell], böcek [insect], and bit [louse]. Based on this, it will be determined how the translator tackles these ecological elements while transferring them to the target text.
Ensa Filazi
Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi; https://doi.org/10.37599/ceviri.880319

Abstract:
Çevirmenlik mesleği, uluslararası iletişim ve işbirliği sağlamada önemli bir konuma sahiptir ve uluslararası sahada her zaman etkili bir biçimde kendini göstermiştir. Bu çalışmada çevirmenlik mesleğinin tarihsel gelişimiyle ilgili hangi aşamalardan geçtiğini dönemlere bağlı olarak hangi sorunları yaşadığını ve bunların aşılması için hangi çabaların gösterildiğini hangi engellerle karşılaştığını ve çevirmenin bu süreçte kazandığı anlamı ve çeviri mesleğinin görünür hale gelmesini incelmeye ve bu konuda saptamalar yapmaya gayret edilmiştir. Bunun en iyi örneği, 20. yüzyılın başlarında ilk evrensel örgüt olan Milletler Cemiyetidir. Uluslararası ilişkilerin artmasıyla birlikte “çevirmenliğin” bir meslek olarak geliştiği ve diplomasi alanında da çeviri faaliyetinin ön plana çıktığı söylenebilir. Bu çalışmada, çevirmenin konumu, görünürlüğü ve mesleki gelişimi Milletler Cemiyeti özelinde değerlendirilmiştir. Günümüzde çevirmenlik mesleğinin Türkiye’de gereken ilgiye ulaşamamasının sebebini açıklayabilmek için 1919-1939 yılları arasındaki çeviri tarihi çalışmaları kronolojik biçimde ele alınmış ve diplomatik çeviriye yönelik yeterli duyarlılığın gösterilmediği saptanmıştır. Aynı zamanda uluslararası ilişkiler konulu birkaç tarih kitabı incelenmiş ve bu kitaplarda çevirmenlikle ilgili yeterli bilgiye yer verilmediği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda Türkiye’de çevir-menlik mesleğinin somut görünürlüğünün artabilmesi için önerilerde bulunulmuştur.
Aslı Özlem TARAKCIOĞLU, Müge Kalipci
Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi; https://doi.org/10.37599/ceviri.798592

Abstract:
In translating a text, a translator will have to take several elements into account among which allusions play a significant role. Allusion is a literary device that many authors employ in their writing for various purposes. Usually defined as a brief, indirect reference in text to something that is typically well-known, an allusion can refer to anything from a literary work to a famous person, a significant event in history, famous products, or catchphrases. The interweaving of the allusive meanings and the intended effects with the source culture render the translation of allusions a challenging process as those special effects and implied meanings are not necessarily the same in other cultures or languages. Considering this fact, the present study aims to investigate the literary and religious allusions in five books selected from Simpsons Comics series to find out the most common strategies used in their translations into Turkish language. In accordance with this purpose, the study also aims to contribute to the less widely examined aspect of allusion studies in Turkey by addressing the way the above-mentioned allusions are used as a device for characterization. To this end, first the literary and religious allusions in the source text are identified and categorized into PN and KP allusions according to Leppihalme’s (1997) classification for translating allusions, and analyzed to see what specific strategies are used in their Turkish translations. Finally, the allusions used to establish characters through implicit means are examined with selected examples from the data.
Back to Top Top