International Journal of Social Inquiry

Journal Information
ISSN : 1307-8364
Published by: Bursa Uludag University (10.37093)
Total articles ≅ 74
Archived in
EBSCO
Filter:

Latest articles in this journal

Zuhal Çalik Topuz
International Journal of Social Inquiry, Volume 15, pp 209-222; https://doi.org/10.37093/ijsi.1057363

Abstract:
Gazze Şeridi, Kudüs’ün sahip olduğu kültürel ve dini özelliklerden yoksun olmasına rağmen her dönem tarım ve ticaretin merkezi konumunda olmuş ve bu yüzden sık sık imparatorlukların askeri çatışmaları arasında kalmıştır. Günümüzde ise Filistin ve İsrail arasında siyasi ve askeri çatışmanın odak noktası haline gelmiştir. 2005 yılında, İsrail’in tek taraflı olarak Gazze’den çekilmesinin ardından geçen 17 yıl boyunca, İsrail çeşitli gerekçelerle Gazze’ye yönelik operasyonlarda bulunmaya devam etmiş ve 2008-2021 yılları arasında dört şiddetli saldırıyla iki taraf arasındaki savaşta asimetrik güç dengesi daha net bir şekilde gün yüzüne çıkmıştır. Çalışmada İsrail’in 2005 yılında neden çekilme kararı aldığı sorusunun yanıtı aranmakla birlikte çekilme kararının ardından geçen 17 yıl boyunca bölgedeki operasyonlarının seyri takip edilerek bir bütünlük oluşturulmaya ve gelinen noktada Gazze’nin hukuki statüsü değerlendirilmeye çalışılmaktadır.
Serkan Kiliç, Büşra Tutan
International Journal of Social Inquiry, Volume 15, pp 223-250; https://doi.org/10.37093/ijsi.1080401

Abstract:
Advances in information and communication technologies have led to the growing and adoption of alternative channels to carry out transactions between retailers and consumers. This has encouraged the transition to a omnichannel strategy focused on the synergy and integration of existing channels, so retailers can improve the seamless customer experience, reduce data incompatibility and overcome the hassle of independently managing multiple channels. The main feature of the installation and performance of the omnichannel system is to ensure the quality of channel integration. In this context, the study aimed to determine the omnichannel integration quality that is essential for consumer service quality assessment and to investigate the impact of these dimensions on consumers purchase intention. The study was conducted through an online survey method, with the participation of 459 consumers. According to results obtained from SPSS and Smart PLS software, it is found that the omnichannel integration quality consist of channel service configuration, content consistency, process consistency, assurance and channel reciprocity quality dimensions. According to structural equity modeling anaysis results performed with Smart PLS program, quality of assurance, channel service configuration and process consistency dimensions have significant effects while channel reciprocity and content consistency quality dimensions have no significant effects on consumer purchase intention.
Ahmet Özgültekin
International Journal of Social Inquiry; https://doi.org/10.37093/ijsi.1065882

Abstract:
COVID-19 küresel salgını, dünyanın farklı yerlerinden olan insanların krizlerden çeşitli biçimlerde etkilendiğine yönelik önemli bir kesit oluşturmaktadır. Salgının küresel eşitsizlikleri gün yüzüne çıkarıcı, derinleştirici ve yenilerini yaratan yönü dikkat çekmektedir. Belirli risklerle yüz yüze gelme ve başa çıkabilecek imkanlara sahip olma bakımından bazı kişilerin o risklere daha açık olduğu görünmektedir. Salgın döneminde küresel istihdam kayıplarının geçici ve yarı zamanlı çalışanlara etkisi, sağlık ve işsizlik güvencesine sahip olma konuları birincil olarak öne çıkmaktadır. Çalışmak zorunda kalınan sektörler, eğitim düzeyi ve kazancı daha yüksek olan kişilerin iş faaliyetlerini evlerinden yapabilmeleri, evlerinde çocuklarını eğitecek yerlerinin olması, uzaktan eğitim imkanlarına sahip olma başlıkları bunları izleyen eşitsizliklerden yalnızca bazılarıdır. Salgın dönemi tedbirlerinden karantina altında kalma, ev içi ve dışı olmak üzere mekânsal eşitsizlikler yine küresel eşitsizliklerin bir parçasıdır. Küresel ekonomik faaliyetler sonucu ortaya çıkan bölüşüm adaletsizliklerinin, çeşitli eşitsizlikleri nasıl ve ne biçimde yeniden ürettiği salgın döneminde daha fazla dikkat çekmekte, adaletin uluslararası boyutu sorgulanmaktadır. Adaletin küresel yükümlülüklerine vurgu yapan kozmopolitan eşitlikçiler, zenginlik ve kaynakların bölüşümünde John Rawls’ın iki adalet ilkesinin uluslararası boyutta uygulanabileceği iddiasındadırlar. Bu noktadan hareketle çalışmamızda COVID-19 salgınının küresel eşitsizlikler üzerindeki etkilerini, salgın dönemi yardım uygulamalarını kozmopolitan eşitlikçilik bağlamında ele almaya çalışacağız.
Ayda Aslan, Işın Kirişkan
International Journal of Social Inquiry; https://doi.org/10.37093/ijsi.1034519

Abstract:
Toplumsal olguların dayattığı cinsiyetçi rol paylaşımı başta aile olmak üzere toplumun tüm katmanlarında özümsenmekte ve içselleştirilmektedir. Dolayısıyla aile içinden tüm topluma yayılan cinsiyet eşitsizliği, kadınların ekonomik ve sosyal alanda birçok ayrımcılığa maruz kalmasına neden olmaktadır. Öte yandan, erkek egemen kültürün toplumda yarattığı kadın ve erkek arasındaki asimetrik güç ilişkisinden yani toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan kadına yönelik şiddet, kadının üzerindeki güç ve baskının daha da artmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla kadına yönelik şiddet hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde görülen evrensel bir kalkınma sorunudur. Bu bağlamda kadına yönelik şiddetin bir sonucu olarak ortaya çıkan kadın cinayetlerinin yeniden üretilmesine neden olan değerler, mekanizmalar ve araçlar sorgulanmalıdır. Bu çalışmada, 2008-2021 döneminde, Türkiye’de kayıtlara geçen kadın cinayetleri, nitel ekonometrik yöntemler çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu amaçla, kayıtlara geçen kadın cinayetlerine ait haber verileri tek tek ele alınmıştır. Çalışmada toplam 4508 kayıtlı kadın cinayeti haber verileri kullanılarak, haberlerin medyaya yansıma biçimlerinden hareket edilerek haber içeriklerinin nitel analizi yapılmış ve Nvivo paket programı kullanılmıştır.
Şura Ünver, Cihad Demirli
International Journal of Social Inquiry, Volume 15, pp 143-156; https://doi.org/10.37093/ijsi.944705

Abstract:
Günümüz modern aile yapısında kadın ve erkek rolleri, eğitim seviyesinin yükselmesi ve her iki eşin çalışmasına bağlı olarak geleneksel düzenden ayrışıp daha eşitlikçi yönde paylaşılmaktadır. Buna rağmen ailede para kazanma rolünün kadın ve erkek arasındaki paylaşımı, ev içi rollerin paylaşımını aynı oranda artırmamaktadır. Bu bağlamda çalışma, beyaz yakalı çalışan evli kadın ve erkeklerin aile içi rol paylaşımının toplumsal cinsiyet rol algısı bağlamında incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak yürütülen bu çalışmada kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler, temalara ayrılarak yorumlanma sürecini içeren yöntemlerden olan betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Çalışma grubunu çocuk sahibi ve çalışan 10 evli çift olmak üzere toplamda 20 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda, ailede her iki eşin çalışması karar alma durumu ve rollerin paylaşılması noktasında geleneksel rol anlayışıyla kıyaslandığında eşitlikçi yönde anlamlı bir artış olduğu görülmektedir. Buna rağmen ev içi rollerin büyük çoğunluğunun kadında ve ev dışı sorumlulukların büyük çoğunluğunun erkekte olması toplumsal cinsiyet rol algısının içselleştirilmiş olduğundan kaynaklandığı gözlemlenmektedir.
Şeyma Bozkaya, Hakan Kum
International Journal of Social Inquiry, Volume 15, pp 177-194; https://doi.org/10.37093/ijsi.1007970

Abstract:
Uluslararası göç teorileri genel anlamda geliştirilen ilk teoriden itibaren emek göçü üzerine odaklanmaktadır. Bu teorilere göre göçmen akışı ekonomik sistem içinde bir emek arzı oluşturmaktadır. Oluşan bu emek arzı emek talebini de beraberinde getirmektedir. Göç teorileri ülkeler arasındaki ücret düzeyi farklılıkları, gelir farklılıkları, istihdam imkanları göçü harekete geçiren önemli unsurlar üzerinde durmaktadır. Ülkeler arasındaki ekonomik farklılıklardan hareketle bu çalışma Uluslararası Göç Enstitüsüne göre en çok göç alan ülkelerin göç alma faktörlerini Neo-klasik Makro Göç Teorisi çerçevesinde ele almaktadır. Çalışma 1990-2017 dönemini kapsamaktadır. Heterojen panel nedensellik testi olan Dumitrescu-Hurlin nedensellik testinden faydalanılmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen bulgulara göre göçün, kişi başı GSYİH, istihdam oranları ve ortalama yıllık ücret ile arasında çift yönlü bir nedenselliğin varlığı tespit edilmiştir.
Ibrahim Durmuş
International Journal of Social Inquiry; https://doi.org/10.37093/ijsi.951910

Abstract:
In the activities of the employees in an organization, trust, positive behavior, and dysfunctional behavior can be investigated as a whole, in addition to the universal principles of the theory of values. In previous studies, the concepts of trust among colleagues (TYC), dysfunctional behavior (EDB), and positive behavior of management towards employees (PBM) in organizations were examined separately in different areas. Unlike in previous studies, these concepts were, in this study, applied together to employees in different organizations. In this research, employees' trust in one another positively and significantly affected their dysfunctional behavior. Employees' trust in one another also positively and significantly affected their management's positive behavior towards employees. The positive behavior of the management towards their employees in turn affected the dysfunctional behavior of the employees in a positive and meaningful way. In the study, the positive behavior of the management towards their employees had a full mediator effect on the impact of employees' trust one another on employees' dysfunctional behaviors.
Onur Gürel
International Journal of Social Inquiry, Volume 15, pp 195-208; https://doi.org/10.37093/ijsi.974910

Abstract:
1991 yılı Aralık ayı itibariyle sona eren Soğuk Savaş sürecinin akabinde George Bush, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) süper güç olarak “yeni dünya düzeni” içerisinde yerini alacağını belirtmiştir. Bush dönemi sonrası, Demokrat Parti adayı olarak başkan seçilen Bill Clinton, yeni düzen dizaynının gereklilikleri çerçevesinde, bir yol haritası oluşturmuştur. Realist parametreler ile hareket etmiş olan Bush yönetiminin aksine Clinton göreve gelir gelmez, güvenlik ve terör politikaları konusunda idealist bir bakış açısıyla hareket edileceğine dikkat çekmiştir. Clinton bu durumu, uluslararası örgütler, müttefikler ve diğer devletler ekseninde “sert güç”ten “yumuşak güç”e geçiş olarak değerlendirmiştir. Bu bağlamda, 1990 yılı Ağustos ayında başlayan Körfez Savaşı’ndan itibaren ortak müttefik anlayışıyla sürdürülen Türkiye-ABD ilişkileri, Clinton dönemi ile birlikte yakın işbirliği hedefli olarak ilerlemiştir. Türkiye’nin, Irak Savaşı sırasında oynadığı etkin rol ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) kapsamında ABD’nin yanında yer alması, Clinton dönemi itibariyle ilişkileri, kimileri tarafından kabul görmüş olmasa da “stratejik ortaklık” boyutuna taşımıştır. Çalışma, Clinton’un başkanlık dönemi içerisinde, Türkiye ile ABD’nin birbirlerine karşı aldıkları pozisyonu, dış politika analizleri üzerinden, realist konstrüktivist analitik bakış açısı doğrultusunda değerlendirmeyi amaçlamıştır.
Nihal Metin
International Journal of Social Inquiry, Volume 15, pp 127-142; https://doi.org/10.37093/ijsi.1017831

Abstract:
XVIII. yüzyıl Anadolusu’nda reayanın göç etmesinin nedenlerinden biri de bölgedeki nüfuz sahibi mütegallibelerdi. Eğinli İshak Paşa da bunlardan biriydi. Nitekim paşanın ele geçirdiği Arapgir sancağına dair bir hükümde, ahalinin malikâne olarak yönetilmeye başladıkları günden itibaren rahat görmediği ve bir süre sonra da dağılmaya başladığı ifade edilmekteydi. Bu makalede, Arapgir Sancağı Mutasarrıfı Eğinli İshak Paşa’nın eşkıyalıktan paşalığa giden sürecinin bölgedeki sosyal ve idarî alanda etkileri incelenmektedir. Uzun yıllar Eğin ve Arapgir ahalisinin kendisi hakkında İstanbul’a şikâyette bulunduğu paşa, hakkında çıkan pek çok yakalama emrine rağmen bir türlü ele geçirilip cezalandırılamamıştır. Mahkemeler ve evler basmış, vergi yolsuzluğu yapmıştır. Ancak bazen suçunu inkâr edip af dilemiş, bazen nüfuzlu akrabalarına sığınarak onlardan yardım almış, bazen de bölgedeki Kürt aşiretlerden aldığı destekle kendisini yakalamaya gelen valilere karşı koymuştur. Bölgenin malikâne olarak tasarrufunu ele geçirdiğinde ise yalnızca maddî bir güce sahip olmamış, idarî olarak da nüfuzunu arttırmıştır. Paşanın hayatı boyunca huzur görmeyen ahali, ölümünden sonra dahi kurtulamamış, bu defa da malikânesinin zaptı için bölgedeki diğer mütegallibeler birbirine düşmüştür. Bölgeden göçleri önlemek isteyen devlet ise bu duruma çare olarak Arapgir’in malikâne kaydına müdahalelerde bulunmuştur.
Durmuş GÜR, Sinan Yilmaz
International Journal of Social Inquiry, Volume 15, pp 105-126; https://doi.org/10.37093/ijsi.928546

Abstract:
Geç Antik Çağ’da Anadolu’da birçok dini kültün etkisi görülmektedir. Azizler özellikle, Anadolu ve imparatorluk sınırlarındaki çoğu yerleşimin dini yapısının gelişmesine ve şekillenmesine etki ederek dini yapıların inşa edilmesini hızlandırmıştır. Bu durum kentlerin gelişmesine ve zamanla zenginleşmesine katkı sunmuştur. Farklılık gösteren aziz kültleri, Anadolu’nun diğer bölgelerinde olduğu kadar Karadeniz ve yakın çevresinde de büyük öneme sahiptir. Karadeniz Bölgesi’nde etkin güce sahip olan azizlerin, inanış kapsamında pagan kültleri ve yerleşik inançlarından etkilendikleri belirlenmiştir. Batıdan doğuya Karadeniz Ereğlisi, Safranbolu, Bartın, Amasra, Sinop gibi çeşitli yerlerde görülen; Alypios Stylites, Georgios, Hyakinthos, Hypatius, Anthimus, Niketas, Nikholaos, Philaretos, Phokas, Stephanos ve Theodoros gibi bazı azizlerin, bölgenin dini inanışı, yapılaşması ve sosyoekonomisine katkısı incelenmiştir.
Back to Top Top