Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi

Journal Information
ISSN : 2148-3590
Total articles ≅ 115
Filter:

Latest articles in this journal

Funda Tuncer Şahin, , Zeliha Kaya Erten
Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi, Volume 8, pp 167-177; https://doi.org/10.31125/hunhemsire.971404

Abstract:
Aim: This descriptive and correlational study was conducted to determine the attitudes of the health care staff who work for the institutions providing primary health care services in Kayseri. Material and Methods: The study was conducted with 259 individuals who agreed to participate in the study. In the quantitative part of the study, a questionnaire form and the Ageism Attitude Scale were used. In the qualitative part of the research, in-depth interviews were conducted with eight health care personnel who had the highest and lowest scores on the Ageism Attitude Scale and agreed to interview. Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis, and chi-square tests were used to analyze the data. The statistical significance level was taken as 0.05 in all tests. Results: In the study, it was found that while male health care personnel wanted to live with the elderly, female health care personnel did not (p <0.05). In the mean score distribution of the ageism attitude scale, it was determined that physicians and health officers had higher positive discrimination scores towards the elderly. Nurses' and midwives' negative discrimination scores against the elderly were higher than the other groups (p<0.05). As the education level increased, the scores of positive discrimination against the elderly also increased. Conclusion: In the research, we can say that healthcare personnel discriminates elderly at different points. The important thing is to reveal the prejudices of the health personnel about the elderly and ensure that the health personnel serving the elderly are aware of these prejudices. We think that this research will give health care professionals an insight.
Dilek Eryürek, Öznur Başdaş, Zübeyde Korkmaz, Ilknur Yildiz, Özlem Mumcu, Meral Bayat
Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi, Volume 8, pp 196-202; https://doi.org/10.31125/hunhemsire.968835

Abstract:
Amaç: Sağlıklı bir bebeğe kavuşmayı bekleyen anne, erken doğumu takiben Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerindeki (YYBÜ) koşullar nedeniyle kriz yaşayabilir. Bu krizin başarılı bir şekilde yönetilebilmesi için annelerin yaşadıkları duyguların ve beklentilerinin belirlenmesi önemlidir. Bu çalışma, YYBÜ’ye yatan bebeklerin annelerinin beklenti ve deneyimlerinin belirlenmesi amacı ile nitel çalışma olarak yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın verileri, YYBÜ’ye bebeği yatan 10 anne ile derinlemesine bireysel görüşme yapılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Annelerin; yaşadıkları duygular, bebeğin bakımına ilişkin görüşleri ve hemşirelerden beklentileri derlenerek sunulmuştur. Bulgular: Çalışmada annelerin bebekleri ile ilgili anksiyete, kaygı, korku ve üzüntü yaşadıkları, bebeğin durumu ile ilgili açık-anlaşılır bilgi almak ve bebeklerinin bakımına katılmak istedikleri belirlenmiştir. Sonuç: YYBÜ’ye bebeği yatan annelerin yaşadıkları duygular ve kriz durumu ile baş edebilmeleri için hemşirelerin annelere YYBÜ’yü tanıtmaları, bebeklerine ilişkin açık-anlaşılır bilgi vermeleri, anne bebek etkileşimini ve annenin bakıma katılmasını desteklemeleri önerilmektedir.
Yağmur ÇOLAK YILMAZER, Kadriye Buldukoğlu
Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi, Volume 8, pp 144-150; https://doi.org/10.31125/hunhemsire.966330

Abstract:
Amaç: Bu çalışma, hemşirelerin mesleki tatmin, tükenmişlik ve eşduyum yorgunluğu düzeylerini ve ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Nisan-Mayıs 2017 tarihlerinde 118 hemşirenin verileri incelenerek yürütülen tanımlayıcı bir çalışmadır. Veriler “Kişisel Bilgi Formu” ve “Çalışanların Yaşam Kalitesi Ölçeği” (ÇYKÖ) kullanılarak toplanmış olup SPSS 20.0 paket programında analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde, tek yönlü ANOVA ve t testi kullanılmıştır. Ayrıca ÇYKÖ alt boyutları olan mesleki tatmin, tükenmişlik ve eşduyum yorgunluğu arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Araştırmada hemşirelerin mesleki tatmin, tükenmişlik ve eşduyum yorgunluğu düzeylerinin, yaş, çocuk sahibi olma, mesleğini isteyerek seçme ve vardiyalı çalışma düzeniyle ilişkili olduğu bulunmuştur. Çalışmada ayrıca mesleki tatmin ve tükenmişlik düzeyleri arasında ters yönlü ve orta düzey bir ilişki olduğu (r=-0.618; p<0.001), tükenmişlik ile eşduyum yorgunluğu düzeyleri arasında ise pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (r=0.580; p<0.001). Sonuç: Bu çalışmada, çalışanların yaşam kalitesinin temel parametreleri olan mesleki tatmin, tükenmişlik ve eşduyum yorgunluğunun kişisel ve mesleki özellikler ile ilişkili olduğu saptanmıştır.
Gülfidan Başer, Filiz Hisar
Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi, Volume 8, pp 178-185; https://doi.org/10.31125/hunhemsire.966442

Abstract:
Amaç: Bu çalışmada yaşlı bireylerde uyku sorunlarını gidermeye yönelik nonfarmakolojik müdahaleleri içeren randomize kontrollü çalışmaların sistematik olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma için, Nisan-Haziran 2019 tarihleri arasında; Google Akademik, Wiley, Web of Science, Springer Link, Scopus, Science Direct, Clinical Key, CINAHL, PubMed, Ulusal Tez Merkezi (https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/), Dergipark ve Ulakbim arama motorlarından tarama yapılmıştır. Sistematik derlemeye Ocak 2014-Mayıs 2019 yıllarında yayımlanmış, yaşlılıkta uyku sorunlarına yönelik kullanılan nonfarmakolojik yöntemleri bildiren randomize kontrollü çalışmalar dahil edilmiştir. Bulgular: Tarama sonucunda altı çalışma ile veri çekme işlemi gerçekleştirilmiştir. İncelenen çalışmalarda yaşlı bireylerde uyku ile ilgili görülen sorunlara yönelik kullanılan yöntemler; bilişsel davranışçı terapi, müzik terapi, anımsama terapisi, fitoterapi (papatya özü), akupres, refleksoloji ve ayak banyosu olarak sıralanmaktadır. Sonuç: Sonuç olarak bu sistematik derlemeye dahil edilen çalışmalarda uygulanan yöntemlerin hiçbir yan etkisi bildirilmemiştir. Kullanılan yöntemlerin hepsinde uyku kalitesinde iyileşmeler olduğu görülmektedir. Bu yöntemler uyku sorunlarını gidermeye yönelik kolaylıkla kullanılacak yöntemler olmakla birlikte bu çalışmaların tekrarlanıp daha güçlü kanıtların sunulmasına ihtiyaç vardır.
Bekir Ertuğrul, Sevil Albayrak
Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi, Volume 8, pp 186-195; https://doi.org/10.31125/hunhemsire.966461

Abstract:
Amaç: Araştırma, ebeveynlerin sağlık okuryazarlığı düzeyinin çocukluk dönemi aşılarına yönelik tutum ve davranışlarıyla ilişkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipte yapılan araştırma Kırıkkale ili merkez ilçesinde 0-12 aylık yaş grubunda çocuğu olan 279 ebeveynle yürütüldü. Örnekleminde lot kalite tekniği kullanıldı. Yazılı izin ve etik kurul onayı alındı. Araştırmanın verileri Tanımlayıcı Soru Formu ve Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği Türkçe Uyarlaması kullanılarak öz-bildirime dayalı toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve ki-kare kullanıldı. Bulgular: Ebeveynlerin ortanca yaşının 30 (25-34) olduğu, annelerin %45.1'inin, babaların %47.4'ünün üniversite ve sonrası eğitim düzeyine sahip olduğu belirlendi. Ebeveynlerin sağlık okuryazarlık puan ortalamasının 30.57±8.30 olduğu, %62.8'inin genel sağlık okuryazarlık düzeyinin yetersiz ve sorunlu-sınırlı olduğu belirlendi. Ölçek puan ortalaması ile anne-baba olma durumu ve en uzun yaşanan yer arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Ebeveynlerin %98.6'sının çocuklarına aşı yaptırdığı belirlendi. Sonuç: Ebeveynlerin sağlık okuryazarlık düzeyinin çocukluk dönemi aşılarına yönelik tutum ve davranışlarıyla ilişkisi olmadığı belirlendi.
Mukaddes Demir Acar, Elif Bulut
Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi, Volume 8, pp 223-230; https://doi.org/10.31125/hunhemsire.968914

Abstract:
Amaç: Bu araştırma, bir üniversite hastanesi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (YYBÜ) görev yapan hemşirelerin motivasyonlarını belirlemek amacı ile yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma nitel yöntemle, Mayıs-Haziran 2020 tarihleri arasında 10 yenidoğan yoğun bakım hemşiresi ile yapıldı. Veriler birebir derinlemesine görüşme tekniği ile toplandı. Görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanıldı ve ses kaydı yapıldı. Görüşmelerden elde edilen veriler nitel içerik analizi yöntemiyle değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerinin yaş ortalaması 26, YYBÜ’de çalışma yılı ortalaması 4.5 yıl ve tümü kadındır. YYBÜ hemşireleri ile derinlemesine yapılan görüşmelerin içerik analizi sonucu iki ana tema ortaya çıkarıldı. İlk temanın “Başarı” ve alt temaların bebek sevgisi, deneyim, toparlanma olduğu, ikinci temanın ise “Yönetim” ve alt temaların ise aile, ekip, iş yükü olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Hemşirelerin bebek sevgisinin ve bebeklerin iyileşme bulguları göstermesinin motivasyonlarını arttırdığı ancak ekip, iletişimden kaynaklı sorunlar ve iş yükünün getirdiği güçlüklerin motivasyonlarını azalttığı belirlenmiştir. Çözümlenebilir nitelikte olan bu güçlüklerin ve sistem kaynaklı sorunların minimalize edilmesi için ekip çalışmasının benimsenmesi önerilmektedir.
Ayşe DOST, Şura Kaya, Ayşenur SUSOY, Filiz Tosçu
Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi, Volume 8, pp 239-244; https://doi.org/10.31125/hunhemsire.968948

Abstract:
Ulaşım araçlarının gelişmesi ile şehirler ve ülkelerarası seyahatteki artışı görmek mümkündür. Seyahat edilecek bölgenin beslenme koşulları, gıda ve su hijyeni ve sık rastlanılan hastalıklar bireylerin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu durum seyahat sağlığı kavramını ortaya çıkarmıştır. Son yıllarda seyahatlerdeki artışla ülkeler arasında çeşitli bulaşıcı hastalıkların yayılımı söz konusu olmaktadır. 31 Aralık 2019 tarihinde Çin’de başlayarak kısa sürede küresel salgın haline gelen COVID-19 bu duruma örnektir. Halk sağlığının korunması amacıyla koruyucu sağlık hizmetlerinin uygulanması seyahat sağlığı hizmetleri için büyük önem taşımaktadır. Bu uygulamalar tüm dünyada seyahat sağlığı hizmetlerinde büyük roller alan ve yeni bir hemşirelik alanı olarak kabul edilen seyahat sağlığı hemşireliği sayesinde sunulmaktadır. Ülkemizde bulunan seyahat sağlığı merkezlerinde hemşireler tarafından bağışıklama hizmetleri ve seyahatle ilgili eğitim ve danışmanlık hizmeti verilerek bulaşıcı hastalıkların yayılmasının önüne geçilmek istenmektedir. Bu derlemede, dünyada yaygınlaşan seyahat sağlığı hemşireliği kavramı açıklanarak ülkemizde COVID-19 pandemisi sürecinde uygulanan seyahat sağlığı hizmetleri ve hemşirelik uygulamalarına ilişkin bilgi verilmesi amaçlanmıştır.
Emel Güven
Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi, Volume 8, pp 245-251; https://doi.org/10.31125/hunhemsire.968960

Abstract:
Ulaşım ve iletişim teknolojisinin gelişmesiyle birlikte kültürel çeşitlilikte bir artış meydana gelmektedir. Ortaya çıkan kültürel farklılıklar, hemşirelerin farklı kültürel geçmişleri olan hastalara verdiği bakımın kalitesini etkilemektedir. Heeseung Choi, Kültürel Marjinallik Teorisini, farklı kültürlere sahip bireylerin eşsiz deneyimlerinin daha iyi anlaşılmasını sağlamak ve kültüre özgü bakımı sağlamaya rehberlik etmek amacıyla geliştirmiştir. Teorinin gelişiminde Choi’nin göçmenlerle yaptığı kalitatif çalışmaların yanı sıra Kültürleşme, Kültürel Stres ve Marjinallik Teorilerinin de katkısı olmuştur. Kültürlerarası çatışmayı tanıma, marjinal yaşam ve kültürel gerilimi hafifletme teorinin üç temel kavramlarını oluştururken, teorinin bir boyutu bağlamsal/kişisel etkilerdir. Kültürlerarası çatışmanın tanınmasıyla marjinal yaşam başlamaktadır. İnsanlar marjinal yaşam ile karşılaştıkça, uyum yanıt modelleri/kalıpları aracılığıyla kültürel gerginliği hafifletmeye çalışmaktadır. Teorinin kavramları arasındaki ilişkinin anlaşılması, göçmenlere yönelik verilecek kültüre özgü bakımı sağlamada hemşirelere bir çerçeve oluşturmaktadır. Teorinin diğer kullanım alanları arasında sağlığı geliştirme programları, kültüre özgü yeme bozuklarının değerlendirilmesi, sağlık eşitsizlikleri ve kültürel olarak terapötik hemşire-hasta etkileşimi yer almaktadır. Bu makalede amaç, Kültürel Marjinallik Teorisinin gelişimini, kavramlarını, kavramların birbiri ile olan ilişkilerini ve teorinin hemşirelikte kullanımını açıklamaktır.
Çiğdem Bayzat, Şenay Sarmasoğlu Kilikçier
Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi, Volume 8, pp 134-143; https://doi.org/10.31125/hunhemsire.966317

Abstract:
Amaç: Bu çalışma, hemşirelik ve tıp alanında eğitim gören öğrencilerin klinik öğretiminde 360° değerlendirmenin kullanımını kapsamlı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Hemşirelik ve tıp alanında eğitim gören öğrencilerin klinik öğretiminin 360° değerlendirildiği çalışmaları incelemek amacıyla Academic Search Complete, MEDLINE, Complementary Index, Science Citation Index, Social Sciences Citation Index, ScienceDirect, [email protected], Scopus®, ERIC ve ULAKBİM veri tabanlarında tarama yapılmıştır. 1999-2019 yılları arasında İngilizce ve Türkçe olarak yayımlanmış makaleler için belirlenen anahtar kelimeler ile yapılan tarama sonucunda 1110 çalışma bulunmuştur. Belirlenen kriterleri karşılayan 23 çalışma kapsamlı olarak incelenmiştir. Bulgular: İncelenen çalışmaların yedisi (%30.4) son beş yıla aittir. Çalışmaların on ikisi (%52.1) tanımlayıcı araştırma desenine sahip olup; yirmi biri (%91.2) tıp eğitimi alanında gerçekleştirilmiştir. 360° değerlendirme ile en sık iletişim becerileri (%65.2) değerlendirilmiş ve yirmi iki çalışmada (%95.6) hemşireler değerlendirici olarak yer almıştır. Sonuç: Çalışmaların çoğunun tanımlayıcı özellikte ve asistan hekimlerin değerlendirilmesine yöneliktir. Çalışmaların tamamına yakınında hemşireler değerlendirici olarak yer almıştır. 360° değerlendirme çoğunlukla klinik öğretimde teknik olmayan becerilerin değerlendirilmesinde kullanılmıştır.
Yasemin Sazak, Keriman Aytekin Kanadli, Nermin Olgun
Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi, Volume 8, pp 203-212; https://doi.org/10.31125/hunhemsire.968858

Abstract:
Amaç: Bu sistematik derleme ile yoğun bakım hastalarında müzik uygulamasının hastalar üzerindeki fizyolojik ve psikolojik etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Konuyla ilgili 1 Ocak 2014-25 Eylül 2019 tarihleri arasında “intensive care units”, “music therapy”, “music”, “critical care” MesH terimleri ve Türkçe olarak “yoğun bakım”, “müzik terapi” ve “müzik” terimleri kullanılarak CINAHL, Pubmed, Medline, Ovid, Web of Science, Complementary Index, Science Direct, Academic Search Complete, Scopus, ULAKBİM Ulusal Veri Tabanları ve Google Akademik veri tabanlarında tarama yapılmıştır. Araştırma kapsamına 12 çalışma dahil edilmiştir. Bulgular: Müzik uygulamasının; sistololik kan basıncı değerlendirilen çalışmaların %85.7’sinde, diyastolik kan basıncı değerlendirilen çalışmaların %57.1’inde, ortalama arter basıncı değerlendirilen çalışmaların %33.3’ünde, nabız hızı değerlendirilen çalışmaların %70’inde, solunum hızı değerlendirilen çalışmaların %66.7’sinde, oksijen satürasyonu değerlendirilen çalışmaların %55.5’inde, anksiyete düzeyi değerlendirilen çalışmaların %87.5’inde, ağrı değerlendirilen çalışmaların %85.7’sinde olumlu etkisinin olduğu saptanmıştır. Müziğin hastaların; konfor düzeyi, sedasyon düzeyi, dispne durumu, ventilasyondan ayırma süresi, subjektif uyku kalitesi, serum kortizon değerleri üzerinde de olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Müzik uygulamasının yoğun bakım hastalarının yaşam bulgularına, anksiyete, sedasyon, ağrı, uyku kalitesi ve konfor düzeylerine olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir.
Back to Top Top