Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi

Journal Information
ISSN : 2148-029X
Total articles ≅ 376
Filter:

Latest articles in this journal

Mehmet Dağ, Fatma Kizilkaya
Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi; https://doi.org/10.11611/yead.917255

Abstract:
Ekonomik büyüme, çevresel bozulma ve sağlık harcamaları arasındaki ilişki, son zamanlarda hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkeler için ekonomi literatüründe önemi giderek artan bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada, sağlık harcamaları, CO2 emisyonları ve ekonomik büyüme ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Türkiye için 1975-2019 dönemine ait yıllık veriler kullanılmıştır. Serilerin durağanlık özelliği ADF ve PP birim kök testleri kullanılarak sınanmıştır. İlk farklılıkları alındığında tüm değişkenlerin durağan olduğu tespit edilmiş ve ardından eşbütünleşme analizi yapılmıştır. Değişkenler arasında uzun dönemli pozitif ve anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Fourier nedensellik testi sonuçları ise CO2 emisyonundan sağlık harcamalarına ve büyümeden CO2 emisyonuna doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğunu göstermektedir.
Abdülkadir Öztürk, Önder Dilek
Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Volume 19, pp 58-75; https://doi.org/10.11611/yead.941192

Abstract:
With the Covid-19 pandemic process, it is thought that people who want to be protected from the negative effects of the virus will turn to complementary and alternative medicine products with modern medicine in order to increase their body resistance and stay healthy. It will be important for businesses to track changes in consumer purchase intention and behavior towards these products. This study aims to examine the behavior of buying complementary and alternative medicine products of the Covid-19 epidemic within the framework of theory of planned behavior. In the research, an online questionnaire was applied to 402 people using the convenience sampling method. The structural equation modelling was used to determine the factors affecting buying behavior. As a result of the structural equation modelling, it was confirmed that attitude and perceived behavioral control variables have a positive and significant effect on the intention of buying complementary and alternative medicine. It was determined that subjective norms did not have a positive and significant effect on the intention to purchase complementary and alternative medicine. It was concluded that buying intention and perceived behavioral control had a positive and significant effect on buying behavior for complementary and alternative medicine products Covid-19 salgın süreci ile virüsün olumsuz etkilerinden korunmak isteyen kişilerin vücut direncini arttırmak ve sağlıklı kalmak için modern tıp ile tamamlayıcı ve alternatif tıp ürünlerine yöneleceği düşünülmektedir. İşletmelerin bu ürünlere yönelik tüketici satın alma niyet ve davranışlarındaki değişiklikleri takip etmeleri önemli olacaktır. Bu çalışmada, Covid-19 salgınının tamamlayıcı ve alternatif tıp ürünleri satın alma davranışlarını planlı davranış teorisi çerçevesinde incelenmesi amaçlamaktadır. Çalışmada kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak 402 kişiye çevrimiçi anket uygulanmıştır. Satın alma davranışını etkileyen faktörleri belirlemek için yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Yapısal eşitlik modellemesi sonucunda tutum ve algılanan davranışsal kontrol değişkenlerinin tamamlayıcı ve alternatif tıp satın alma niyeti üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Öznel normların tamamlayıcı ve alternatif tıp satın alma niyetinde olumlu ve anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Satın alma niyeti ve algılanan davranışsal kontrolün tamamlayıcı ve alternatif tıp ürünlerine ilişkin satın alma davranışı üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Cihan Durmuşkaya, Ekrem Erdoğan
Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Volume 19, pp 139-172; https://doi.org/10.11611/yead.987469

Abstract:
The purpose of this study is to develop an employee-oriented, valid and reliable scale that measures the quality of working life in Turkey. In this study, the components of the quality of working life thematically are limited to the ILO conventions/recommendations, the scales supported by the ILO and the practices in Asian, Middle Eastern and African countries, and also for applying our recommended scale, there is ona another limitaiton. This study is limited with the unionized workers working in the metal sector in Sakarya. It has been determined that there is an important theoretical and practical gap in measuring the quality of working life in Turkey with a valid and reliable scale in the standards of the International Labor Organization and in an employee-oriented manner. If we fulfill the deficiencies about quality of working life with the suggested scale, it is predicted that the quality of working life in Turkey will improve thematically or in general. In this study, quantitative research methodology was adopted. In the scale development process of the study; defining the structure to be measured, examining the scales in the literature and including the expressions suitable for the content in the draft form, creating the expression pool, determining the type of measurement, reviewing the draft form of the scale by experts and making the necessary adjustments, making the pilot application and eliminating the necessary expressions, making the field application of the scale, data analysis and finalization of the scale were followed. The findings obtained as a result of the scale development process were subjected to exploratory factor analysis. As a result of the factor analysis, a valid and reliable quality of working life scale proposal, consisting of 9 themes and 36 statements, was developed from the themes and parameters of the ILO conventions and existing scales. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de çalışma hayatı kalitesini ölçen çalışan odaklı, geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Bu çalışmada tematik açıdan çalışma hayatının kalitesinin bileşenleri ILO sözleşmeleri/tavsiye kararları, ILO tarafından desteklenen ölçekler ve Asya, Ortadoğu ve Afrika ülkelerindeki uygulamalarla ve uygulama açısından Sakarya İlinde metal sektöründe çalışan sendikalı işçilerle sınırlı tutulmuştur. Türkiye’de geçerli ve güvenilir bir ölçekle çalışma hayatı kalitesinin Uluslararası Çalışma Örgütü standartlarında ve çalışan odaklı bir biçimde ölçülmesi konusunda teorik ve pratik önemli bir boşluğun olduğu tespit edilmiştir. Önerilen ölçekle çalışma hayatı kalitesinde tespit edilen eksikliklerin giderilmesi halinde Türkiye’de çalışma hayatı kalitesinin tematik veya genel olarak iyileşme göstereceği öngörülmektedir. Bu çalışmada, kantitatif (nicel) araştırma metodolojisi benimsenmiştir. Çalışmada ölçek geliştirme sürecinde; ölçülmek istenen yapının tanımlanması, literatürdeki ölçeklerin incelenmesi ve içeriğe uygun olan ifadelerin taslak forma dahil edilmesi, ifade havuzunun oluşturulması, ölçüm türünün belirlenmesi, ölçeğin taslak formunun uzmanlar tarafından gözden geçirilmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılması, pilot uygulamanın yapılması ve gerekli ifadelerin elenmesi, ölçeğin saha uygulamasının yapılması, verilerin analizi ve ölçeğin son halinin verilmesi adımları izlenmiştir. Ölçek geliştirme süreci sonucunda elde edilen bulgular açıklayıcı (exploratory – keşifsel) faktör analizine tabi tutulmuştur. Yapılan faktör analizi sonucunda 9 tema ve 36 ifadeden oluşan geçerli ve güvenilir, ILO sözleşmelerinden ve mevcut ölçeklerin temalarından ve parametrelerinden bir çalışma hayatı kalitesi ölçek önerisi geliştirilmiştir.
Yasemin Başarir, Alpaslan Serel
Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Volume 19, pp 77-93; https://doi.org/10.11611/yead.970584

Abstract:
According to the efficient market hypothesis, rational individuals use all the available information to ensure that all information is reflected in prices, and as a result there is no systematic error in the market. The validity of this hypothesis includes the assumptions that individuals behave rationally and that there is arbitrage opportunity in the market. However, in the observation and application studies conducted over the years, the results contrary to these assumptions has been observed. In this study, it is tested whether the foreign exchange market in Turkey is efficient in weak form and semi-strong form by using daily spot and forward exchange rates of TL against Euro and Dollar. As a result of the study, it is determined that the foreign exchange markets are efficient in the weak form, but not efficient in the semi-strong form in the period studied for Turkey, considering the structural. Etkin piyasalar hipotezine göre rasyonel bireyler ulaşılabildikleri tüm bilgileri kullanarak bilginin hepsinin fiyatlara yansımasını sağlamakta ve piyasada sistematik hata söz konusu olmamaktadır. Bu hipotezin geçerli olması bireylerin rasyonel davranması ve piyasada arbitraj imkanının bulunması varsayımlarını içermektedir. Ancak yıllar boyunca yapılan gözlem ve uygulama çalışmalarında, bu varsayımların aksine sonuçların meydana geldiği gözlemlenmiştir. Bu çalışmada TL’nin Euro ve dolara karşı günlük spot ve forward döviz kurları kullanılarak Türkiye’de döviz piyasasının zayıf formda ve yarı güçlü formda etkin olup olmadığı test edilmiştir. Çalışma sonucunda Türkiye için ele alınan dönem içerisinde yapısal kırılmaları da dikkate alan testler sonucunda Döviz piyasalarının zayıf formda etkin olmasına rağmen yarı güçlü formda etkin olmadığı tespit edilmiştir.
Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Mehmet Öçal
Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Volume 19, pp 173-191; https://doi.org/10.11611/yead.991462

Abstract:
The phenomenon of social justice, which can be defined as equal access to services, opportunities and opportunities provided by the public authority, which is included in the principle of citizenship, constitutes one of the basic building blocks of the understanding of the social state. The principle of social justice, which is the basic dynamic of the public authority to provide equal, minimum and decent welfare services to all its citizens, regardless of language, religion, race or sect, can be seen as one of the most important factors in ensuring social peace. In this respect, the “Graduation Policy” adopted by the public authority in the process of providing welfare services in Turkey in recent years has the potential to be a turning point in terms of ensuring social justice. Within the scope of the research carried out, the geographical distribution of sports investments in Turkey in a historical perspective was analyzed; The change in the distribution of investments has been examined in the context of the adopted “Floor Spreading Policy”. In addition, sports and the promotion of sports as an important social inclusion policy in the fight against social exclusion were discussed, and the rates of benefiting from sports facilities opened by investment were compared according to years. It has been observed that the rate of benefiting from investments made in regions where social development is low and cannot fully benefit from welfare services, within the framework of the "Ground Spreading Policy", which was finally adopted, is quite high. Yurttaşlık ilkesinin bünyesinde barındırdığı, kamu otoritesi tarafından sağlanan hizmet, olanak ve fırsatlara eşit ulaşım imkânı şeklinde tanımlanabilecek olan sosyal adalet olgusu sosyal devlet anlayışının temel yapı taşlarından bir tanesini teşkil etmektedir. Kamu otoritesinin dil, din, ırk, mezhep gibi farklılıklara bakmaksızın tüm yurttaşlarına eşit, asgari ve onların onuruna yakışır bir refah hizmeti sağlamasının temel dinamiği olan sosyal adalet ilkesi toplumsal barışın sağlanmasında da en önemli faktörlerden bir tanesi olarak görülebilecektir. Bu minvalde Türkiye’de kamu otoritesi tarafından son yıllarda refah hizmetlerinin sunulması sürecinde benimsenen “Tabana Yayılma Politikası” sosyal adaletin temini anlamında bir dönem noktası olabilecek potansiyele sahiptir. Gerçekleştirilen araştırma kapsamında Türkiye’de spor yatırımlarının tarihsel bir perspektifte coğrafi dağılımı analiz edilmiş; benimsenen “Tabana Yayılma Politikası” nezdinde yatırımların dağılımın meydana gelen değişim irdelenmiştir. Bunun yanında sosyal dışlanma ile mücadelede önemli bir sosyal içerme politikası olarak spor ve sporun teşviki ele alınmış, yatırımı gerçekleştirilerek açılmış spor tesislerinden faydalanma oranları yıllara göre karşılaştırılmıştır. Nihayetinde benimsenmiş olan “Tabana Yayılma Politikası” çerçevesinde özellikle sosyal gelişmenin düşük olduğu, refah hizmetlerinden tam anlamı ile faydalanamayan bölgelerde gerçekleştirilen yatırımlardan faydalanma oranlarının bir hayli yüksek olduğu görülmüştür.
Ibrahim Gül, Mustafa Öcal
Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Volume 19, pp 192-210; https://doi.org/10.11611/yead.675920

Abstract:
Meslek seçimi bireyin hayatında önemli bir yer işgal etmektedir. Meslek seçiminde birçok faktör etkilidir. Meslek seçiminde önem arz eden bu faktörlerden biri de toplumsal cinsiyet rolüdür. Türkiye’de bazı mesleklerin sadece erkekler bazılarının ise sadece kadınlar tarafından yapılacağına ilişkin bir inanç bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı, meslek seçiminde toplumsal cinsiyet rollerinin ne kadar etkili olduğunu ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın evrenini 2019-20 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören Samsun Meslek Yüksek Okulu öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma evreninden yeterli sayıda tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 500 öğrenci örneklemi oluşturmaktadır. Araştırmada Gökçen ve Kavas Büyükgöze (2018) tarafından geliştirilen “Meslek Seçiminde Toplumsal Cinsiyetin Rolü Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçek öğrencilere uygulanmadan önce Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmış ve söz konusu yapıyı ölçmede geçerli ve güvenilir bulunmuştur. Verilerin çözümlenmesinde parametrik testler kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin eşitlikçi toplumsal cinsiyet rollerini benimsedikleri, ikinci sınıfların birinci sınıflara göre eşitlikçi cinsiyet rollerini daha yüksek oranda benimsemiş oldukları görülmüştür. Öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin görüşlerinin cinsiyet, sınıf ve bölüm değişkenlerine göre farklılık gösterdiği bulgularına ulaşılmıştır. Choosing a profession occupies an important place in an individual's life. Although many factors are effective in choosing a profession, one of them is gender roles. Some professions in Turkey only if some of the men there is a belief that only done by women. The aim of this study is to reveal the effect of gender roles in the choice of profession. The population of the study consists of Samsun Vocational High School students studying in 2019-20 academic year. The sample consisted of 500 randomly selected students. 'The Role of Gender in the Choice of Profession Scale' used in the study was developed by Gökçen and Kavas Büyükgöze (2018). Confirmatory Factor Analysis is performed before the scale was applied to the students and it is found to be valid and reliable in measuring the structure in question. Parametric tests are used to analyze the data. According to the findings of the research, it is seen that students adopt egalitarian gender roles and second grade students have higher egalitarian roles than first grade students. It is found out that the opinions of the students on gender roles differed according to gender, class and department variables. It is recommended to provide information on non-gender discrimination at every education level.
Sevilay Küçüksakarya, Mustafa Özer
Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Volume 19, pp 94-114; https://doi.org/10.11611/yead.972141

Abstract:
Bu çalışma, yeni sanayileşen ülkelerde 1982 ve 2019 yılları için doğrudan yabancı yatırım, brüt sabit sermaye oluşumu, reel döviz kuru ve ticarete açıklığın ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini panel ARDL yöntemiyle araştırmaktadır. Panel ARDL'yi tahmin etmeden önce, ülkeler arasında yatay kesit bağımlılığının varlığını test edilmiştir. İkinci nesil panel birim kök testleri kullanarak değişkenlerin entegrasyon derecesi belirlenmiş ve aralarındaki eşbütünleşme incelenmiştir. Son olarak değişkenler arasındaki nedensel ilişkinin yönünü belirlemek için Dumitreuscu Hurlin nedensellik testi yapılmıştır. Çalışma sonuçları, ekonomik büyüme ile DYY, brüt sermaye oluşumu ve reel döviz kuru arasında uzun dönemli pozitif bir ilişkiye ve ticari açıklık ile uzun dönemli negatif bir ilişkiye işaret etmektedir. Çalışmanın bulguları, bu ülkelerin gelişmiş ülkelere ulaşmak için benimsemeleri gereken sanayi politikaları üzerinde önemli etkilere sahiptir. This study examines the effects of foreign direct investment, gross fixed capital formation, real exchange rate, and trade openness on economic growth in newly industrialized countries for 1982 and 2019 by using the panel ARDL method. Before estimating panel ARDL, we tested the existence of cross-sectional dependence among the countries, determining the degree of the integrations of variables by using second-generation panel unit root tests and examining the cointegration among the variables. Finally, we carry out the Dumitreuscu Hurlin causality test to determine the direction of the causal relationship between variables. The study results indicate a positive long-run relationship between economic growth and FDI, gross capital formation and real exchange rate, and a negative long-run relationship with trade openness. The study's findings have significant implications for the industrial policies that these countries should adopt to reach developed countries.
Edip Örücü, Ömer Gizlier, Filiz Akin
Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Volume 19, pp 1-21; https://doi.org/10.11611/yead.679070

Abstract:
The purpose of this study is to examine the relationship between emotional labor and work engagement. The research was conducted on 110 public and private bank employees in Bandırma district of Balıkesir province. The collected data in this study were analyzed by correlation and regression analysis in a packet program. As a result of the research, it has been determined that there is a significant negative relationship between the faking emotion in the emotional labor dimensions of the bank employees and the vigor which is a dimension of work engagement, and there is also a significant negative relationship between the hiding emotion which is a dimension of emotional labor and dedication to work which is a dimension of work engagement. It is also noted that there is a significant negative relationship between work engagement and hiding emotion which is a dimension of emotional labor. The result of the regression analysis showed that emotional labor had no statistically significant effect on the work engagement. The end of the study, various suggestions were presented to the managers, practitioners and researchers. Bu çalışmanın amacı işe tutkunluk ve duygusal emek arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma Balıkesir ili Bandırma ilçesinde yer alan kamu ve özel 110 banka çalışanı üzerine yapılmıştır. Araştırmada toplanan veriler bir paket programda korelasyon ve regresyon analizleriyle incelenmiştir. Araştırma sonucunda banka çalışanlarının duygusal emek boyutlarında yer alan sahte duygunun işe tutkunluk boyutu olan işe istek duyma boyutuyla aralarında anlamlı negatif bir ilişki olduğu, yine duygusal emek boyutlarından gizlenen duygular ile işe tutkunluk boyutu olan işe adanma arasında da anlamlı negatif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda işe tutkunluk ile duygusal emek boyutu olan gizlenen duygular arasında anlamlı negatif yönde bir ilişki olduğu da sonuçlarda yer almaktadır. Yapılan regresyon analizi sonucunda ise duygusal emeğin işe tutkunluk üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir etkisinin olmadığı bulgulanmıştır. Araştırma sonucunda yöneticilere, uygulayıcılara ve araştırmacılara çeşitli öneriler sunulmuştur.
Nilhun Doğan
Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Volume 19, pp 22-34; https://doi.org/10.11611/yead.878373

Abstract:
Günümüzde girişimcilik, erkekler kadar kadınların da ilgisini çeken bir alan haline gelmiştir. Ancak, erkek girişimcilerle kıyaslandığında kadınların girişimcilik faaliyetlerinin arzu edilen seviyede olmadığı görülse de gün geçtikçe kadınlar ekonomik yaşam içerisinde daha çok yer almaktadır. Bununla birlikte, kadın ve erkek girişimciler arasında bazı farklılıklar vardır. Söz konusu farklılıklar, kültürel, sosyal, çevresel ya da ekonomik faktörlerden kaynaklanabilmektedir. Bu farklılıkların ortaya konulması, kadın girişimciliğine olan bakış açısı için oldukça önemlidir. Bu çalışmada; kadın girişimciliğine ilişkin literatürde yer alan bazı önemli araştırmaların bulguları kapsamında, kadın girişimci özellikleri ve erkek girişimcilerden farklılıkları incelenmiştir. Nowadays, entrepreneurship has become a field that attracts the attention of women as well as men. Even though it has seen that women' entrepreneurship activities are not at the desired level when compared to male entrepreneurs, women are increasingly taking part in economic life. However, there are some differences between male and female entrepreneurs. These differences may arise from cultural, social, environmental or economic factors. Revealing these differences are extremely important for the perspective on women’ entrepreneurship. In this study; within the context of the findings of some significant studies in the literature on women entrepreneurship, the characteristics of women entrepreneurs and their differences from male entrepreneurs have been examined.
Ismail Şahin, Hanefi Yazici
Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Volume 19, pp 115-138; https://doi.org/10.11611/yead.974239

Abstract:
Bu makalenin amacı Yunanistan’ın Mısır ile İsrail politikalarını bölgesel gelişmeler bağlamında incelemektir. Konu sadece bu iki ülkeyle sınırlandırılmamıştır. Ayrıca Atina’nın Türkiye’ye tarihsel bakış açısı da konu bütünlüğünü sağlamak adına analize dahil edilmiştir. Makale boyunca Yunan hükümetlerinin İsrail’e yönelik dış politikasını belirleyen faktörlere yer verilerek bu politikadaki süreklilik ve kopuş unsurları irdelenmiştir. Benzer yöntem Yunanistan-Mısır ilişkilerine de uygulanmıştır. Mukayeseli bir şekilde Yunanistan’ın benimsediği İsrail politikasının neden değiştiği; Mısır politikasının ise neden değişmediği, Atina’nın tehdit algılamaları üzerinden sorgulanmıştır. Yine bu bağlamda İsrail ile Yunanistan’ı birbirine yakınlaştıran nedenler üzerinde durulmuştur. Bu doğrultuda bölgesel gelişmeler karşısında iki ülkenin pragmatist nedenlerden dolayı önce normalleşme dönemine ardından da yakınlaşma sürecine girdiği tespit edilmiştir. The purpose of this article is to examine Greece’s policies related to Egypt and Israel in the context of regional developments. The issue is not limited to those two countries only. In addition, Athens’ historical perspective on Turkey is also included in the analysis in order to ensure the integrity of the issue. The factors determining the foreign policy of the Greek governments towards Israel are included and the elements of continuity and rupture in that policy are examined throughout the article. A similar method is used related to the Greece-Egypt relations. The reason why Greece’s Israeli policy changed and its Egyptian policy did not change is questioned comparatively through the threat perceptions of Athens. The reasons bringing Israel and Greece closer to each other are dealt with in this context. Accordingly, it has been determined that the two countries first entered a normalization period and then a rapprochement process due to pragmatist reasons in the face of regional developments.
Back to Top Top