Refine Search

New Search

Results in Journal İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi: 98

(searched for: journal_id:(2482284))
Page of 2
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Birol Akgül
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 6, pp 206-224; doi:10.25204/iktisad.914933

Abstract:
Dördüncü Sanayi Devrimi (Endüstri 4.0) sürecinde daha öncekilerden farklı özelliklere sahip yeni bilgi ve iletişim teknolojileri geliştirilmiş ve kullanılmaya başlanmıştır. Bu yeni bilgi ve iletişim teknolojileri tüm sektörlerde olduğu gibi medya sektörünü de hem örgütsel yapısında değişime hem de ekonomik sisteminde dönüşüme zorlamıştır. Bu çalışmanın amacı; medya sektöründe yaşanan büyük değişim ve dönüşümün öncelikle medya çalışanlarının örgüt kültürüne bakış açılarındaki dönüşümü daha sonra da medyanın okuyucu izleyici olan bireyler üzerindeki kültürel etkilerini incelemektir. Çalışmada betimsel araştırma yöntemi ile kurgusal araştırma yöntemleri aynı anda ve birlikte kullanılmıştır. Bu kapsamda Endüstri 4.0 sürecinde, 4.0 faktörlerinin kullanılmasıyla dijital medyanın dijital görsel kültür ile olan etkileşimi analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen araştırma sonucunda; Endüstri 4.0’ süreci ile birlikte geleneksel medya yapılanmasından dijital medya yapılanmasına doğru önemli oranda bir dönüşüm sürecinin başladığı tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak da dijital medyaya özgü yeni bir kültürel algı ve yapılanma oluştuğu görülmektedir. Medyada oluşan bu yeni kültürel oluşum hem medya çalışanlarını hem de izleyici/okuyucu bireyleri etkilemektedir. Aynı zamanda medya işletmeleri de medya çalışanları ve izleyici/okuyucu bireylerden etkilenmektedir. Medyadaki bu kültürel değişim ve dönüşümün döngüsel olarak süreklilik arz ettiği tespit edilmektedir.
Sinem Ateş, Özlem Usman
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 6, pp 225-248; doi:10.25204/iktisad.901030

Abstract:
Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilir kalkınma performanslarının incelenmesidir. Bu amaçla çalışmada Morgan Stanley Capital International gelişmekte olan piyasalar endeksine dahil olan 25 ülkenin sürdürülebilir kalkınma performansları çevresel, sosyal, yönetişim, finansal ve ekonomik olmak üzere beş alt boyut çerçevesinde ele alınmıştır. Söz konusu boyutlar göz önünde bulundurularak toplam 37 kriter belirlenmiştir. Ülkelerin sürdürülebilir kalkınma performanslarının değerlendirilmesinde Gri İlişkisel Analiz yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonucu elde edilen bulgulara göre sürdürülebilir kalkınma performansı en yüksek ülkeler Güney Kore, Çek Cumhuriyeti ve Yunanistan olurken, Pakistan, Hindistan ve Filipinler ise sürdürülebilir kalkınma performans sıralamasında son sıralarda yer alan ülkeler olarak belirlenmiştir. Son olarak çalışmada ülkelerin sürdürülebilir kalkınma performanslarını oluşturan her bir alt boyuta ait performans sıralamalarına da yer verilerek sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, daha yüksek bir finansal ve ekonomik performansın daha yüksek bir sürdürülebilir kalkınma performansını garanti etmediğini, bunun yerine sürdürülebilir kalkınma performansının çevresel, sosyal ve yönetişim performansları gibi diğer boyutlara da bağlı olduğunu göstermektedir.
Hicran Hamza Çelikyay
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 6, pp 185-205; doi:10.25204/iktisad.839408

Abstract:
Bu çalışmanın amacı, kalkınma planlarında yer alan çevre politikalarının çevre ana stratejileri, problemlerin teşhisi, müdahale yöntemleri ve kararların uygulanması yönüyle değerlendirilmesidir. Çalışmada, kalkınma planları hazırlandıkları dönem ve taşıdıkları belirgin özellikler göz önüne alınarak üç ana gruba ayrılmıştır. İlk gruba ilk beş kalkınma planı, ikinci gruba altı, yedi ve sekizinci kalkınma planları, son gruba ise dokuz, on ve on birinci kalkınma planlarını dahil edilmiştir. Çevre politikaları, politika uygulama aşamaları olan “problemlerinin teşhis edilmesi”, “müdahale yöntemlerinin incelenmesi” ve “kararların uygulanması” bağlamında incelenmiştir. Sonuç olarak, çevre politikalarının planların yayınlandığı dönemlerin şartları ve özelliklerini yansıttıkları, çevre problemlerinin tanımlanması ve çözüm yaklaşımlarının yeterli açıklık ve kararlılıkla planlarda yer aldığı ve politikaların uygulama aşamalarında önemli paradigma değişimlerinin olduğu görülmüştür. Türkiye, çevre sorunlarının farkında olarak değişen dünya dengeleri, uluslararası çevre politikaları ve ülke kalkınma hedefleriyle uyumlu politikalar geliştirmiş, gerektiğinde politika yaklaşımlarını değiştirmekten kaçınmamıştır. Ancak, ardışık dönemlerde yayınlanan bir kısım planlarda bazı çevre sorunlarının aynı haliyle yer aldığı ve çözüm önerilerinin tekrarlandığı görülmüştür. Bu durum, politikaların uygulama aşamalarında beklenilen sonucun alınamadığı yönünde değerlendirilmiştir. Eksik ve kısıtlı yönlerin yanı sıra başarı ile uygulanmış alanların ortaya konulması için politikaların son uygulama aşaması olan “belirlenen politikaların karar mekanizmaları içinde uygulanmasının” takip edilmesi önerilmektedir.
Halil Tunali, Tuğba GÜZ
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 6, pp 249-261; doi:10.25204/iktisad.843070

Abstract:
Bu çalışmanın amacı, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Gelişim Endeksi (BİTGE) ve ekonomik büyüme ilişkisinin panel veri modelleri ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmesidir. 2010-2016 yılları arasında, BİTGE hesaplamasında ele alınan 79 ülkenin endeks değeri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla panel veri analizinden yararlanılmıştır. Analizde kullanılan değişkenler ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemek için beş farklı model oluşturulmuştur. Birinci modelde sabit sermaye oluşumu, emek ve 79 ülkeyi kapsayan BİTGE bağımsız değişken olarak alınmıştır. Diğer dört modelde ise 79 ülke, BİTGE endeks değerlerine göre üst, üst-orta, alt-orta ve alt olmak üzere dört gruba ayrılmış ve her bir grubun BİT düzeyinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre Model 1, Model 2, Model 3 ve Model 4’te bağımsız değişkenler ile kişi başı GSYH bağımlı değişkeni arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bağımsız değişkenlerin, bağımlı değişken üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu ve BİTGE değişkeninin GSYH’ye katkısının tutarlı ve pozitif yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ömer Limanli
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 6, pp 156-171; doi:10.25204/iktisad.855528

Abstract:
Bireylerin ait oldukları sosyoekonomik sınıf nedeniyle kötü sağlık durumuna sahip olmaları adil değildir. Bu makalenin amacı Türkiye’deki öznel sağlık değerlendirmesine dayalı sağlık kutuplaşmasını ve eşitsizliğini sosyoekonomik sınıf perspektifinden incelemektir. Gelir ve meslek kategorisi sosyoekonomik sınıf göstergesi olarak alınmıştır. Bu doğrultuda yeni geliştirilen kutuplaşma ve eşitsizlik endeksleri kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan veri Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’ndan gelmektedir ve 2006-2017 dönemini kapsamaktadır. Endeks sonuçlarına göre sağlık kutuplaşması ve eşitsizliği ilgili dönemde, çalışma durumundan bağımsız olarak hem erkekler hem de kadınlar için azalmaktadır. Havuzlanmış veriden elde edilen bölgesel sonuçlara göre endeks en yüksek değerlerine ülkenin doğusunda ulaşmaktadır. Ayrıca bölgesel endeks sonuçları ile bölgesel ortalama gelir arasında ters-U ilişki tespit edilmiştir. Endeks değerleri hem gelire hem de bireyin meslek kategorisine göre değişkenlik göstermektedir. Yoğunlaşma bilhassa eğitim düzeyinin düşük ve beden gücüne dayalı meslek kategorilerinde gözlenmiştir. Sosyoekonomik sınıfın önemli sağlığın belirleyicilerinin tahmin edildiği çok düzeyli karma sıralı logit tahmini ile doğrulanmıştır.
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi pp 144-156; doi:10.25204/iktisad.855543

Abstract:
Türkiye ekonomisinin son 5 yılında gayrimenkul sektörü önemli bir yatırım aracı olarak değerlendirilmiştir. Konut talebinde bulunanların önemli bir kısmı, kârlarını kısa sürede maksimize etmek için spekülasyon gerekçesiyle tercihlerini yapmışlardır. Nispeten düşük konut (mortgage) faiz oranlarının beraberinde fiyat katılığını da getirdiği görülmüştür. Amacın, farkında olmadan konut sektörünü verimli bir pazara dönüştürmek olduğu söylenebilir. Bu çalışmada, “konut piyasasında etkin bir piyasanın varlığından söz edilebilir mi?” sorusuna cevap aranmaktadır. Bu doğrultuda, konut piyasası kavramının oluşumunda arz-talep pazarını temsil eden yeni konut fiyat endeksi (YKF), yeni olmayan konut fiyat endeksi (YOKF), konut fiyat endeksi (KFE) ve hedonik konut fiyat endeksi (HKFE) kullanılarak ampirik bir analiz yapılmıştır. İlk üç endeks için veri aralığı 1/2010 ile 1/2020 arasındadır. Hedonik konut fiyat endeksi veri aralığı ise 1/2011 ile 1/2020 arasındadır. Konut piyasasının özel durumunu gösteren Rastlantısal Yürüyüş Kuramını test etmek için birim kök testleri kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, konut piyasasından ortalamanın üzerinde sürdürülebilir getiri elde edilemeyeceğini, yani piyasanın zayıf bir şekilde verimli olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda Türkiye konut piyasasında, arz fazlası ile birlikte bulunan fiyat katılığı, düşündürücü bir durumdur.
, Ali Kestane
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi pp 117-129; doi:10.25204/iktisad.855531

Abstract:
Bu çalışmada muhasebe bilgilerinin kalitesinin işletmenin önemli süreçlerinden biri olan maliyet analizi süreçlerine etkisi üzerine literatür taraması yapılmıştır. Gaziantep Bölgesinde bulunan muhasebe meslek mensuplarının, muhasebe bilgilerinin kalitesinin maliyet analizi süreçlerine etkisine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlgili araştırmada anket yöntemi benimsenmiştir. Anket sonucunda ulaşılan veriler SPSS 24.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda maliyet kontrolü, faaliyet planlaması, mamul maliyetinin hesaplanması, rekabet gücü ve iş süreçlerinin kolaylaştırılması konularında sunulan muhasebe bilgilerinin kalitesinin, muhasebe meslek mensuplarının eğitim durumlarına göre anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Kaliteli muhasebe bilgilerinin, maliyet analizinin temelini oluşturan doğru fiyatlandırma, maliyetlerin azaltması ve maliyetlerin kontrolü noktasında pozitif etkiler bıraktığı kanısı oluşmuştur. İşletmelerin sürdürebilirliğinin, etkin maliyet analizi ile mümkün olacağı açıktır. Mali faaliyetlerin planlanması, mamul maliyetlerinin hesaplanması, genel üretim giderlerinin dağıtımı ve bütçeleme sistemi muhasebe bilgisinin kaliteli olması ile daha isabetli kararların alınabileceğini göstermektedir.
Ahmet Çetindaş, Gülendam Sevinç Kaya
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi pp 130-143; doi:10.25204/iktisad.842156

Abstract:
Bu çalışmada havayolu yolcu taşımacılığında çevreci değerin kurumsal çevreci imaj ve tekrar satın alma üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Ayrıca kurumsal çevreci imajın tekrar satın almaya doğrudan ve dolaylı etkileri incelenmiştir. Bu amaçla Gaziantep havalimanından seyahat eden 465 yolcudan anket yoluyla veri toplanmış ve SPSS Process Macro yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sonucunda çevreci değerin kurumsal çevreci imaj ve tekrar satın almayı pozitif yönde etkilediği bulunmuştur. Böylelikle yüksek çevreci değer algılayan yolcuların daha yüksek kurumsal çevreci imaj algılayacağı ve tekrar satın almaya daha eğilimli olacakları ispatlanmıştır. Ayrıca kurumsal çevreci imajın tekrar satın almayı pozitif yönde anlamlı olarak etkilemiş olması çevreci yaklaşımlar açısından tatmin olan yolcuların bu deneyimi tekrar yaşamak isteyebileceklerini gösterilmiştir.
Kemal Coşkun, Talip Torun
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi pp 110-128; doi:10.25204/iktisad.841007

Abstract:
Bu çalışmanın amacı, Fama & French (1992, 1993 ve 1996) tarafından Sermaye Varlıklarını Fiyatlama Modeli’ne (SVFM) alternatif olarak geliştirilen Üç Faktörlü modelin (FF3F Modeli) ve daha sonra yine Fama & French (2015) tarafından geliştirilen ve mevcut çalışmalarını bir adım daha öteye taşıdıkları Beş Faktörlü modelin (FF5F Modeli) Borsa İstanbul’da test edilmesidir. Bu doğrultuda, aylık veriler kullanılarak Temmuz 2009 – Haziran 2018 döneminde BIST 100 Endeksi’nde kesintisiz işlem gören hisse senetlerinin 108 aylık kapanış fiyatları kullanılarak FF3F ve FF5F modelleri test edilmiştir. FF3F Modeli için kurulan 6, FF5F Modeli için kurulan 14 regresyon modeli çoklu zaman serisi regresyon analizi ile test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, FF3F ve FF5F modelinin BİST 100 Endeksi üzerinde uygulanabilir olduğunu göstermiştir. Ayrıca F istatistik ve Düzeltilmiş R2 değerleri incelendiğinde hisse senedi getirilerini açıklamada FF3F modelinin FF5F modeline kıyasla daha iyi performans gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Muhammet Hamdi Mücevher
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi pp 98-109; doi:10.25204/iktisad.855529

Abstract:
Biyoloji kökenli simbiyotik yaşam kavramı, canlıların birlikte ve birbirine bağımlı olarak ortak yaşaması demektir. Canlılar arasındaki bu türden bir ilişkide en dikkat çeken husus, canlıların birbirini yarar sağlama ya da zarar verme yönüyle etkilemeleridir. Simbiyotik yaşam mefhumu, bu yönü ile örgüt yaşamına indirgenebilir. Zira örgüt içinde de bu tür ilişkiler söz konusudur. Örgüt yaşamında, bir başkası üzerinden geçinenler (asalaklar), bir başkasının gölgesine sığınanlar (sığıntılar), kendini kullandıranlar (konaklar) ve tek taraflı ya da karşılıklı çıkar gözeterek iş ortaklığı gözetenler (işbirlikçiler) vardır. Disiplinler arası bir bakış açısıyla ele alınan bu çalışmada, simbiyotik ilişkilerin örgüt yaşamında varlığı tartışılmıştır. Çalışmanın sonucunda, örgütlerde simbiyotik ilişki içerisinde hareket eden üç farklı çalışan tipi ve davranışı tanımlanmıştır: İşbirlikçiler, sığıntılar ve asalaklar.
Seyhan Özdemir, Ramazan Erdem
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi pp 84-97; doi:10.25204/iktisad.855534

Abstract:
Çalışmanın amacı, yönetici nezaketsizliği ve sosyal dışlanma ilişkisinde yönetici sosyotelizmi ve yöneticiye güvenin sıralı aracılık rolünü tespit etmektir. Araştırmanın verileri 278 çalışan yetişkinden elde edilmiştir. Çalışma verileri için çevrimiçi anket kullanılmış olup, hazırlanan anket kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak uygulanmıştır. Toplanan verilerin analizinde, betimleyici istatistikler, doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon ve Bootstrap yöntemini esas alan regresyon analizleri kullanılmıştır. Yönetici nezaketsizliği ile sosyal dışlanma arasındaki ilişkileri incelemek için sıralı bir arabuluculuk modeli kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, değişkenler arasında yöneticiye güven haricinde pozitif ilişki bulunmuştur. Ayrıca, yönetici nezaketsizliği yönetici sosyotelizm davranışını pozitif yönlü ve anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Yönetici nezaketsizliği ile sosyal dışlanma arasındaki ilişkide yönetici sosyotelizmi ve yöneticiye güvenin sıralı aracılık rolü vardır. Son olarak, Bootstrap sonuçlarına göre, yönetici nezaketsizliğinin yönetici sosyotelizmi ve yöneticiye güven vasıtasıyla sosyal dışlanma üzerindeki dolaylı etkisi anlamlı bulunmuştur.
Celaleddin Serinkan, Muharrem Tülü
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi pp 48-70; doi:10.25204/iktisad.836186

Abstract:
Örgütsel özdeşleşme ve örgütsel sinizm, kurumlar açısından önemli araştırma konuları olmaya başlamıştır. Örgütsel özdeşleşmenin kurumlar için verim arttırıcı faydaları olduğu kabul edilirken, örgütsel sinizmin verim düşürücü olduğu değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, örgütsel özdeşleşme ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Diğer bir amaç ise, Pamukkale Üniversitesinin Kınıklı Yerleşkesindeki Fakültelerde görev yapan idari personelin örgütsel özdeşleşme ve örgüt sinizm düzeylerini incelemektir. Çalışmanın diğer bir amacı da idari personelin demografik özellikleri açısından gruplar arasında farklılıkların olup olmadığını tespit etmektir. Bu amaca ulaşmak için idari personele anket yöntemi uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi, 174 veri setinden oluşmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, örgütsel özdeşleşme ve örgütsel sinizm arasında negatif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel özdeşleşme açısından cevaplayıcıların demografik özelliklerine göre farklılıklar tespit edilememiştir. Ancak örgütsel sinizm açısından gruplar arasında yaş, eğitim ve maaş düşüncelerine göre bazı anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
Ahmet Oğuz Akgüneş
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 6, pp 71-83; doi:10.25204/iktisad.837722

Abstract:
Bu çalışmanın amacı Türkiye özelinde CDS primleri, borsa endeksleri, tahvil faizleri ve döviz kuru arasındaki ilişkilerin analiz edilmesidir. Bu amaçla değişkenler arasındaki ilişkiyi tahmin edebilmek için 29.04.2018-22.11.2020 tarihleri arasındaki haftalık veriler kullanılmıştır. Çalışmada değişkenlerin durağanlıkları birim kök testleri ile analiz edilmiştir. Durağan olduğu sonucuna ulaşılan değişkenler arası nedensellik ilişkisi Toda-Ya  mamoto testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre BIST banka endeksi BIST Tüm, tahvil faizleri ve CDS primlerinin granger nedenidir. Ayrıca BIST Tüm ve döviz kurları arasında çift yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Son olarak Zivot-Andrews testi sonuçlarına göre tahvil faizleri hariç tüm değişkenlerde Covid-19 hastalığının dünya sağlık örgütüne bildirildiği tarih olan 31.12.2019 tarihinden sonra kırılmalar meydana gelmektedir. Bu sonuçlar pandemi sonucunda BIST Banka endeksinde kırılmalar meydana geldiğini ve bu kırılmaların ise diğer BIST Tüm, tahvil faizleri ve CDS primlerinde değişmelere neden olduğunu göstermektedir.
Hamit Kahraman, Merve Kirbiyikoğlu
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi pp 32-47; doi:10.25204/iktisad.779385

Abstract:
İşletmelerin tüketicileri plansız satın almaya yöneltirken kullanabileceği çeşitli alternatifler bulunmaktadır. Plansız satın alma ile ilgili literatürde birçok araştırma yapılmış fakat bu araştırmalar genellikle mağazadaki müzik, renk ya da fiyat gibi unsurları ele alarak raf yönetimine yüzeysel olarak değinmişlerdir. Dolayısıyla bu çalışmada raf yönetiminin plansız satın alma üzerinde etkili olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında Kütahya Sera AVM müşterisi olan 400 kişiye ait anket verileri kullanılmıştır. Veri analizinde öncelikle güvenilirlik analizi yapılmış sonrasında değişkenlere faktör analizi uygulanmıştır. Raf yönetimi boyutlarının plansız satın alma üzerindeki etkisini test etmek için de regresyon analizi yapılmıştır. Regresyon analizi sonucunda, “mağaza içi raf yerleşimi ve düzeni boyutu” ve “etiket kullanımı ve yönetimi boyutu”nun plansız satın alma üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu ancak “rafların idaresi ve mamul teşhiri boyutu”nun plansız satın alma üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçtan hareketle de mağazalarda tüketicileri plansız satın almaya yönlendirmek için koridorların geniş ve rahat hale getirilmesi, raf diziliminin alışveriş yapmayı kolay ve hızlı hale getirecek şekilde tasarlanması ve ürünlerin müşteriler tarafından kolaylıkla ulaşabilecek yükseklikte ve genişlikteki raflarda sergilenmesi yönünde düzenlemelerin yapılması gerektiği önerilebilmektedir.
Muhammed Ti̇ryaki̇, İlkut Elif Kandil Göker
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 6, pp 1-18; doi:10.25204/iktisad.834547

Abstract:
Bu çalışmada, ekonomik kalkınma ve istihdam üzerinde büyük etkisi olan tarım sektörünün finansmanında karşılaşılan güçlüklere alternatif bir çözüm önerisinin sunulması amaçlanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından oluşturulan 2009-2019 yılları arasına ait sektör mali tablolarından faydalanılarak sektörün finansal yapısı ve riskliliğine ilişkin analizler gerçekleştirilmiştir. Türkiye’de tarım sektöründe özellikle kısa vadeli borç yükünün oldukça fazla olduğu, sektörde kısa vadeli likidite sıkışıklığının yaşandığı görülmüştür. Bununla birlikte tarım sektörünün doğası ve niteliği itibarıyla sermaye devir hızının düşük olması, doğal koşullara bağımlı olması, tasarruf yetersizliği gibi nedenlerle kısa vadeli finansmana ihtiyaç duyduğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, tarım sektörünün borç yükünü azaltırken ihtiyacı olan finansmanın da temin edilebilmesini sağlayacak bir finansman modeli olan Selem Sözleşmeleri’nin hukuki altyapı bakımından uygulanmasında herhangi bir engel olmaması ve faiz hassasiyetine sahip olan üreticilerin de finansal sisteme dâhil edilebilmesi gibi yönleriyle Türkiye’de uygulanabilir bir finansman yöntemi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Muhammed Çelik, Günay Deniz Dursun
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 6, pp 19-31; doi:10.25204/iktisad.786034

Abstract:
Bu çalışmanın amacı BIST100 endeksinde faaliyet gösteren Tekstil, Giyim Eşyası ve Deri İmalat Sanayi Sektörü işletmelerinin iflas etme olasılıklarının tahmin edilerek işletmelerin ilerleyen dönemlerde karşılaşabilecekleri finansal sorunlara yönelik çözüm bulmaktır. Bu amaçla işletmelerin 2017-2018-2019 yıllarına ait finansal verileri kullanılarak, Altman Z Skor iflas tahmin yöntemi ile iflas etme olasılıkları tahmin edilmiştir. Yapılan tahminin ardından işletmelerin aldıkları Z skorlarının gerekçeleri ilgili finansal rasyolar incelenerek tespit edilmiştir. Bu tespitler ışığında işletmelerin ilerleyen dönemlerde karşılaşabilecekleri finansal sorunlar tahmin edilmiştir. Z skor yöntemiyle yapılan analiz sonucunda ilgili sektör işletmelerinin gelecek yıllarda iflas etme olasılıklarının yüksek olduğu ve sektördeki birçok işletmenin ilerleyen dönemlerde likidite, aşırı borçlanma ve yüksek finansal maliyetlerin ortaya çıkması gibi problemlerle karşılaşma ihtimallerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Necla Yilmaz, Elif Kaya, Ramazan Erdem, Ahmet Alkan
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 347-361; doi:10.25204/iktisad.759890

Taha Bahadır Saraç, Özgür Emre Koç
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 331-346; doi:10.25204/iktisad.753639

, Bekir Parlak
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 318-330; doi:10.25204/iktisad.693091

Çağlar Karaduman
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 287-304; doi:10.25204/iktisad.767467

Abstract:
Bu çalışma, patent başvuruları, ithalat ve beşerî sermayenin yanında absorbe edilebilir doğrudan yabancı yatırımlar (DYY) ve makroekonomik performans verilerini de dikkate alarak seçilmiş 14 gelişmekte olan ülke için 1980-2017 döneminde teknoloji difüzyonunu incelemektedir. Bu amaç bağlamında makroekonomik performansı endekslemeye yönelik farklı bir yaklaşım önerilmiş ve dengeli bir panel veri seti üzerinde iki ayrı ekonometrik yaklaşım ile çalışılmıştır. Elde edilen bulgular şunlardır: (i) önerilen makroekonomik performans indeksi karma ortalama grup ve dinamik ortak korelasyonlu etkiler tahminlemeleri kapsamında iyi performans sergilemiş ve makroekonomik görünümün gelişen ülkeler için önemini ortaya koymuştur, (ii) beşerî sermayenin toplam faktör verimliliği üzerindeki pozitif etkisi ortak faktörlerin analize dahil edilmesiyle negatife dönmektedir. Bunun anlamı, uluslararası teknoloji yayılımı etkilerinin gelişmekte olan ülkeler için anahtar verimlilik kaynaklarından biri olduğudur.
Nejla Binici Demir, Ömer Faruk Rençber, Ramazan Akbulut
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 270-286; doi:10.25204/iktisad.771854

Abstract:
Bu çalışmada, Hindistan ve Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların finansal oranları dikkate alınarak ülkeler ve sermaye sahipliğine göre bankalar arasındaki farklılıklar araştırılmıştır. Çalışma, 2005-2017 yılları arasını kapsamakta olup, Kredi/ Mevduat oranı, Faiz Geliri/ Toplam Varlıklar, Net Faiz Marjı, Faiz Dışı Gelir/ Toplam Varlıklar, Aktif Karlılığı oranı ve Öz sermaye Karlılığı oranı olmak üzere toplam 6 oran dikkate alınmıştır. Banka grupları arasındaki farkları belirlemek için t testinden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, Türkiye’deki ve Hindistan’daki bankalar arasında Kredi/ Mevduat oranı, Faiz Geliri/ Toplam Varlıklar, Net Faiz Marjı, Aktif Karlılığı ve Öz sermaye Karlılığı oranları açısından anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, Faiz Dışı Gelir/ Toplam Varlıklar oranı bakımından ise farklılık bulunmamıştır. Ayrıca bankalar sermaye sahipliğine göre karşılaştırıldığı durumda, tüm oranlar açısından anlamlı farklılıkların olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Ece Mihçi, Sinan Aytekin
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi pp 251-269; doi:10.25204/iktisad.743578

Abstract:
Bu çalışmanın amacı, 2011 yılında SPK tarafından yapılan ilk yasal düzenleme sonrasında Türkiye’de foreks piyasasının gelişimini mercek altına almak ve 2017 yılında yapılan son yasal düzenlemenin piyasaya olan etkilerini değerlendirmektir. Bu amaçla, Türkiye foreks piyasasında faaliyet gösteren aracı kurum sayıları, teminatlı yatırımcı sayıları, işlem hacimleri, kârda ve zararda olan müşteri hesaplarının oransal dağılımları ve yatırımcı şikâyet sayıları yapısal düzenlemeler doğrultusunda yıllara göre incelenmiştir. Sonuç olarak, 2011 yılında yasal bir zemine oturtulmasıyla beraber aracı kurum sayısı, işlem hacmi ve yatırımcı sayısı artan Türkiye foreks piyasasında 2017 yılında yapılan yasal düzenleme sonrasında yatırımcı sayısının azaldığı anlaşılmıştır. Ayrıca piyasada kayıt dışı uygulamaların arttığı ve yasal kurumlar üzerinden yapılan işlem hacimlerinin düştüğü görülmüştür. Bu nedenle alınacak ek önlemlerle gerek piyasa dinamiklerinin gerekse de yatırımcının korunması hedeflenmelidir. Bu noktada yatırımcı tipine göre başlangıç teminatlarının ve kaldıraç oranlarının yeniden düzenlenmesi, aracı kurum denetimlerinin artırılması, bu kurumlarda eğitim departmanlarının kurulmasının sağlanarak yatırımcılara yönelik eğitim süresinin ve deneme işlem sayısının artırılması gerekmektedir.
Elveda Özdilek, Mustafa Akal
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 240-250; doi:10.25204/iktisad.731887

Abstract:
Bu çalışmanın amacı Davranışsal Ekonomi’nin önemini vurgulamaktır. Sosyal Bilimlerin bir parçası olan Ekonomi çoğu zaman matematik ile ilişkili olarak sorunları rasyonel davranışlar çerçevesinde çözmeye çalışmıştır. Ancak ekonomik kararların alınmasında her zaman maliyetler, getiri ya da gelir aktif rol oynamamaktadır. Bireyin içerisinde bulunduğu toplum ve psikolojik durumunun özellikle bireysel kararlar üzerinde büyük bir etkisi vardır. Bu çalışmada, alana yaptığı katkılar ile 2017 yılında Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Richard Thaler’in çalışmalarına yer verilerek ekonomi ve psikoloji arasındaki ilişki üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak, bireylerin aldığı kararların arkasında her zaman rasyonelliğin bulunmadığı ve bu irrasyonel varsayılan psikolojik faktörlerin bireysel tercihleri ne yönde etkileyebileceği ortaya konulmuştur.
Mustafa Altintaş
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi pp 1-23; doi:10.25204/iktisad.742480

Abstract:
Bu çalışmanın amacı, psiko-sosyal ve örgütsel-yönetsel motivasyon faktörlerinin, havayollarında çalışan kabin memurlarının iş tatminlerine etkisinin araştırılmasıdır. Araştırmada kullanılan anket formu 3 kısımdan meydana gelmektedir. Ankette yer alan ilk kısımda çalışanların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla 6 soru yer almıştır. İkinci bölümde 13 ifadeli psiko-sosyal motivasyon faktörleri ölçeği ile 8 ifadeli örgütsel-yönetsel motivasyon faktörleri ölçeği ve son bölümde iş tatminine etkisini ölçmesi için 20 ifadeli Minnesota iş tatmini ölçeği kullanılmıştır. İlk aşamada elde edilen verilerin frekans dağılımları, normal dağılımdan gelip gelmediği, geçerlilik güvenirlik ve faktör analizleri yapılmıştır. İkinci aşamada ise ilişki ve etkinin belirlenmesi amacıyla bağımsız örneklemler t testi, anova testi ile korelasyon ve regresyon testleri yapılmıştır. Analizler sonucunda sosyal ve örgütsel-yönetsel motivasyon faktörlerinin iş tatminini pozitif yönlü fakat düşük kuvvette etkilediği tespit edilmiştir. Bu sonuç daha önceki çalışmaları doğrular nitelikte olup, en güçlü motivasyon faktörlerinin aslında ekonomik araçlar olduğunu, psiko-sosyal ve örgütsel-yönetsel motivasyon araçların ise daha az etkili olduğunu göstermiştir.
Cebrail Telek
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 181-193; doi:10.25204/iktisad.733813

Abstract:
Bu çalışmanın amacı, D-8 ülkeleri (Türkiye, Mısır, İran, Malezya, Pakistan, Endonezya, Bangladeş, Nijerya) için nominal faiz oranı ile enflasyon ilişkisini Fisher etkisi kapsamında incelemektir. Bu amaçla ülkelerin 2003Q1-2019Q4 dönemi üçer aylık tüketici fiyat endeksi ve mevduat faiz oranları verileri kullanılarak ikinci nesil panel veri analizi yöntemlerinden CADF-CIPS birim kök testi, Westerlund ve Edgerton (2007) LM Bootstrap eşbütünleşme testi ve katsayıların tahmini için de CCE testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgularda Nijerya ve Malezya’da Fisher etkisinin geçerli olmadığı; İran’da zayıf Fisher etkisinin geçerli olduğu, Endonezya, Mısır, Bangladeş, Pakistan ve Türkiye’de ise tam Fisher etkisinin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Ömer Limanli
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 156-167; doi:10.25204/iktisad.740043

Abstract:
Bu çalışmanın amacı iktisadi gelişme ve gelir eşitsizliği arasında ters-U ilişkisinin olduğunu ifade eden Kuznets Hipotezi’nin Türkiye için geçerli olup olmadığını ortaya koymaktır. Çalışmada 1964-2015 dönemini kapsayan gelir eşitsizliği verisi University of Texas Inequlity Project’ten, gayri sayi yurtiçi hasıla verisi ise Penn World Table version 9.1’den alnımıştır. Ayrıca, kullanılan diğer kontrol değişkenleri de çeşitli veri kaynaklarından elde edilmiştir. Hipotezi test etmek ve değişkenler arasında uzun dönemli ilişkinin mevcudiyetini ortaya koymak amacıyla Pesaran vd. (2001) tarafından geliştirilen ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. Bulgular Kuznets Hipotezi’nin yanı sıra Milanovic (2018) tarafından ortaya konan Kuznets dalgalanmalarının da Türkiye için geçerli olduğunu ortaya koymuştur. Sınır testi yaklaşımına dayalı eş bütünleşme testi sonucuna göre değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişki söz konusudur.
Mortaza Ojaghlou, Özge Demirkale
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 141-155; doi:10.25204/iktisad.695741

Abstract:
Bu çalışma Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası para politikası kararlarının ve parasal değişkenlerin Borsa İstanbul üzerindeki uzun dönemli etkisini ölçmeyi amaçlamaktadır. Söz konusu amaca ulaşabilmek için HP filter (Hodrick–Prescott) ve Uzun Dönem (F matris) Yapısal VAR Modeli yöntemlerinden yararlanılmıştır. Analiz 2005Q04 ve 2019Q03 dönemlerini kapsamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası para politikası kararlarının ve parasal değişkenlerin BIST100 üzerindeki etkisini ölçebilmek için M2 ve M3 para arzının dahil edildiği iki model kurulmuştur. Çalışmada kullanılan değişkenler M2, M3 para arzı, enflasyon ve kısa dönem faiz oranı, döviz kuru, S&P500 ve GDP değerleridir. Uzun Dönem Yapısal VAR modeli analize dahil edilen değişkenlere verilen ani şokların Borsa İstanbul’u ne yönde etkileyeceğini görmek amacıyla kullanılmıştır. Analizden elde edilen ampirik bulgular döviz kuru, para arzı (M2 ve M3), enflasyon ve faiz oranının BIST100 üzerinde ki etkilerinin kurulan iki modelde de negatif olduğu fakat GDP ve S&P etkisinin farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Tuğba Dayioğlu, Yılmaz Aydin
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 141-153; doi:10.25204/iktisad.682728

Abstract:
 Bu çalışmanın amacı Yeni Klasik yaklaşımın odak noktasını oluşturan iktisat politikaları uygulamaları ile beklentiler arasındaki karşılıklı etkileşim Rasyonel Beklentiler çerçevesinde incelemek ve olası sonuçları değerlendirmektir. Uyarlamacı Beklentiler yaklaşımına göre, sadece geçmiş dönem verilerini dikkate alan ekonomik birimlerin enflasyonla ilgili beklentilerinin, gerçekleşen enflasyona uyum sağlaması zaman almaktadır. Enflasyon oranı gerçekte artarken, tahmin edilen enflasyon daha düşük olur. Rasyonel beklentiler yaklaşımı ise enflasyona ilişkin tahminlerin sadece geçmiş değil, mevcut tüm bilgilerin değerlendirilmesiyle gerçekleştirildiğini ve dolayısıyla beklenen ve gerçekleşen değerlerin kısa dönemde de uyumlu olduğunu ileri sürmektedir. Gerçekleşen ve beklenen değer arasındaki sapma reel ücretleri etkileyerek üretim ve istihdam üzerinde miktar uyumuna yol açar. Kısa dönemde ortaya çıkan bu gelişme zamanla beklenen ve gerçekleşen değerlerin uyum sağlaması ile sadece fiyat uyumu ile sonuçlanmaktadır. Buna göre, politika yapıcılar düzenli bir şekilde para arzını arttırarak üretimi yönlendirmeye çalıştıkları takdirde, rasyonel beklentilere sahip bireyler, modeli anlayarak bu politikaları boşa çıkaracaklardır.
Mehmet Kara, Gizem Baş
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 106-115; doi:10.25204/iktisad.708797

Abstract:
Bu araştırmada, para politikası araçları ile istihdam düzeyi arasındaki ilişki 2011:01-2019:01 dönemi verilerinden yararlanılarak Türkiye ekonomisi için belirlenmeye çalışılmıştır. Tahmin yöntemi olarak, ARDL modeli kapsamında UECM ve sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. ARDL analiz yöntemi kapsamında ilk olarak sınır testi uygulanmış değişkenler arasında uzun dönemli ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca hem kısa hem de uzun dönemde, Geç Likidite Penceresi (GLP) Faiz Oranı ve para arzı(M3) ile istihdam düzeyi arasında istatistiki ve ekonomik olarak anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.
Hüseyin Koçarslan
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 106-119; doi:10.25204/iktisad.741547

Abstract:
Bu çalışmanın amacı, tedarik zinciri yönetimi açısından serbest bölgelerin işlevi ile serbest bölgelerin tedarik zincirlerine entegre edilmesinin tedarik zinciri maliyetine olan etkisini tespit etmektir. Kavramsal nitelikte olan bu çalışmada tedarik zinciri yönetimi ile serbest bölgelerle ilgili literatür taraması yapılarak serbest bölgelerin tedarik zinciri üzerine olan etkisi analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, gümrük ve vergi mevzuatı açısından gümrük bölgesi dışı kabul edilen oldukça geniş teşviklerin tanındığı serbest bölgeler yasal mevzuat çerçevesinde daha ucuz üretim, montaj ve depolama imkanları sunduğu dolayısı ile bu avantajlarından dolayı serbest bölgelerin tedarik zincirine entegre edilmesinin işletmelerin tedarik zinciri maliyetlerini düşürmelerine katkılar sağlayacağı bulgusuna ulaşılmıştır. Küreselleşme ile birlikte kaynakların birbirine olan bağımlılığı ve rekabetin daha önce görülmemiş seviyelere yükselmesi, işletmeleri tedarik zinciri performanslarında mükemmel olmaya zorlamaktadır. Bu amaçla, üretim maliyetlerini düşürebilecek teşviklerin sağlandığı serbest bölgeler tedarik zincirlerinin kârlılığını artırmasına yardımcı olabilir. Üretimin denizaşırı ülkelere kayması ve küresel eğilimler, düzenlemeler ve prosedürlerdeki son değişiklikler, serbest bölgelerin işletme perspektifi açısından yeniden değerlendirilmesi durumunun gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Hakan Eryüzlü, Selda Ekici
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 97-105; doi:10.25204/iktisad.650420

Abstract:
Çalışmanın amacı, Türkiye ekonomisi açısından önemli olduğu kabul edilen konut sektörü ile yine ülke açısından belirleyici bir makro değişken olan döviz kuru ilişkilerini ekonometrik yöntemlerle analiz ederek belirlemektir. Analiz için “konut fiyat endeksi” ve “reel döviz kuru” serilerine Dolado-Lütkepohl nedensellik testi uygulanmıştır. Çalışmada nedensellik analizi uygulanırken seriler pozitif ve negatif bileşenlerine ayrılmıştır. Böylece söz konusu bileşenler arasındaki nedensellik sınanırken, asimetrik nedensellik testi yöntemiyle analiz daha duyarlı bir düzeyde gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda, Türkiye açısından döviz kurunun konut fiyatları üstünde daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 53-68; doi:10.25204/iktisad.678892

Abstract:
Günümüz rekabet ortamında marka kavramının hayatın her alanında kendine yer bulmaya başlamasıyla birlikte insan markası öne çıkan çalışma alanlarından biri olmuştur. Öte yandan, toplum yapısında ortaya çıkan değişimlere paralel olarak, üniversitelerin ruhu ve temel insan unsuru olan akademisyenlerin markalaşması ve aynı zamanda marka değerinin belirlenmesi de bir zorunluluk haline gelmiştir. Genel olarak, akademisyenlerin bilgi birikimi, çalışma arkadaşları ve öğrencileri ile olan ilişkileri marka değerinin belirleyicileri olarak kabul edilir. Kavramsal olarak tasarlanan bu çalışmanın amacı akademisyenlerin marka değerinin belirlenmesine yönelik bir ölçek geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle kapsamlı bir literatür çalışması yapılarak akademisyenlerin marka değerini belirlemeye yönelik bir model ortaya konulmuştur. Bu modele göre performans ve popülerlik gibi özelliklerin birleşimiyle güçlü bir akademisyen markası ortaya çıkmaktadır. Daha sonra ortaya konulan araştırma modeli çerçevesinde akademisyenlerin marka değerini belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirilmiştir.
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 5, pp 69-85; doi:10.25204/iktisad.618930

Abstract:
Bu çalışmanın amacı katılım bankaları ve konvansiyonel bankaların Türkiye’nin ekonomik büyümesine olan etkisini analiz etmektir. Analiz materyalleri olarak 2006 – 2017 yılları arası çeyrek dönemlik veriler kullanılarak ekonomik büyümeyi temsilen Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla verileri ile bankaların finansal sisteme olan etkilerini ölçmek için konvansiyonel ve katılım bankalarının kredi hacim verileri kullanılmıştır. Analiz testleri olarak Adf birim kök testi ile durağanlıkları sınanan serilerin Zivot–Andrews testi ile yapısal kırılma noktaları belirlenmiştir. Johansen eşbütünleşme ve Granger nedensellik testleri ile sınanmıştır. Analiz sonucunda Johansen eşbütünleşme testi uygulanan değişkenler arasında uzun dönemde eşbütünleşme ilişkisine dair izlere rastlanmamıştır. Granger nedensellik testi ile nedensellik ilişkileri test edilen değişkenlerin aralarında uzun dönemde konvansiyonel bankalar için ters yönlü bir tek yönlü ilişkiden bahsedilebilirken katılım bankaları için ise iki yönlü nedensellik ilişkisine de rastlanmamıştır.
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi pp 1-20; doi:10.25204/iktisad.618942

Abstract:
Çalışmamızın amacı gelir dağılımı adaletinin bir ölçütü olan Gini katsayısı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) hazırladığı insani gelişme endeksini (HDI) birleştirerek yeni bir uluslararası gelişme endeksi elde etmek ve tüm ülkeler için insani gelişmenin daha gerçekçi bir sıralamasını yapmaktır. UNDP’nin hazırladığı HDI için ülkelerin eğitim, sağlık ve gelir boyutlarını içeren üç gösterge kullanılmaktadır. Ancak bu hesaplamada gelir dağılımı adaleti yer almadığı için gelişmişlik sıralamaları ekonomik gerçekliği bütünüyle yansıtmamaktadır. Çalışmamızda HDI’nın üç göstergesine gelir dağılımı adaleti boyutu dâhil edilmiştir. 189 Ülkeyle 2017 yılı için hesaplanan insani gelişme endeksi, tüm ülkelerin Gini katsayısı verileri dâhil edilerek yeniden hesaplanmıştır. Çalışmamızda türettiğimiz “Gini İçeren İnsani Gelişme Endeksi”ni (HDIG) ülkelere uyguladığımızda 13 ülke hariç tüm diğer ülkelerin insani gelişme sıralaması büyük oranda değişmektedir. Bu çalışma ile HDI revize edip geliştirilerek yeni bir endeks elde edilmektedir. Bu çalışma gelir dağılımı adaletinin ülkelerin gelişmişlik seviyelerini ne ölçüde etkilediğini ortaya koymakta ve yeni bir insani gelişme endeksi kullanımını önermektedir.
Birol Erkan, Abdualaziz Aclan Ahmed Saeed, Elif Tuğçe Bozduman
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 4, pp 262-268; doi:10.25204/iktisad.605930

Abstract:
Çalışmanın amacı 2000 ile 2016 yılları arasında Lafay İndeksi kullanılarak MENA Ülkeleri’nin dış ticarette uzmanlaşma düzeyinin ortaya koyulmasıdır. Bu bağlamda, SITC Rev. 3, 2 haneli ürün grubu kullanılarak sözü edilen ülkelerin dış ticaretindeki uzmanlaşma düzeyleri incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda elde edilen skorlara göre, ülkeler katma değeri düşük faktör donanımına sahip ürünlerin dış ticaretinde uzmanlaşma sağlamıştır. Diğer ifadeyle, ülkeler sözü edilen dönemde yüksek katma değerli ürünlerin dış ticaretinde rekabet avantajı elde edememiştir. Bununla birlikte, MENA ülkelerinden Ürdün, Fas, İsrail, Tunus bazı inovatif ürün gruplarının dış ticaretinde uzmanlaşma sağlamıştır. Diğer ülkelerin yüksek katma değerli ürünlerin üretim ve ihracatında net dış alıcı olması küresel rekabet güçlerine olumsuz bir şekilde tesir etmektedir.
Cevriye Yüksel Yildirim
İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, Volume 4, pp 119-145; doi:10.25204/iktisad.537689

Page of 2
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Back to Top Top