Refine Search

New Search

Advanced search

Journal International Journal of Innovative Approaches in Science Research

-
34 articles
Page of 4
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Jalil I.J, Gombe State University, Muhammad S.M, Dorcas A.B, Sandra G.Z, Abubakar Aisami
International Journal of Innovative Approaches in Science Research, Volume 4, pp 1-14; doi:10.29329/ijiasr.2020.237.1

Zana Hamagharib Yarwais, Akre Technical College, Hawnaz Othman Najmalddin, Zhulia Jamal Omar, Shad Arif Mohammed, Azmar College for Gifted Students
International Journal of Innovative Approaches in Science Research, Volume 4, pp 15-22; doi:10.29329/ijiasr.2020.237.2

International Journal of Innovative Approaches in Science Research; doi:10.29329/ijiasr

Hatice Duman, Canakkale Onsekiz Mart University, Pınar Ulupınar, Gaye Pisiren, Zeynep Rumeysa Kaymaz, Sercan Karav
International Journal of Innovative Approaches in Science Research, Volume 3, pp 117-127; doi:10.29329/ijiasr.2019.219.3

Abstract:
Recombinant protein production has become a growing sector all around the world such as in therapeutic applications, pharmaceutical, agriculture etc. Although, a number of systems for protein expression have been developed and there is an increasing requirement for efficient methods of large-scale production. Therefore recombinant proteins are produced by various ways to generate large quantities for commercial and research applications in a different host such as in bacteria, yeasts, insects, and mammalian culture. Among these, plant systems are mostly preferred since they have a developed eukaryotic system. The expression of recombinant proteins in plants and plant cells has been promoted as an alternative cost-effective production platform. In this review we described, challenges and advantages of plants as expression systems for proteins and discussed unique advantages of producing proteins recombinantly in different plants; tobacco, rice, and maize.
Sefa Polatöz, Onsekiz Mart Üniversitesi Lapseki Myo, Sefa Polatöz & Turgut Yeşiloğlu, Çukurova University
International Journal of Innovative Approaches in Science Research, Volume 3, pp 106-116; doi:10.29329/ijiasr.2019.219.2

Abstract:
Turunçgiller dünyada yetiştiriciliği yapılan en önemli meyve gruplarından biridir. Subtropik iklim kuşağında yer alan ülkemizde, turunçgil yetiştiriciliği bakımından kaliteli sofralık turunçgil üretimi yapılmaktadır. Çalışma killi toprak koşullarında yetiştirilen, 1964 yılında 7x7 m aralıkla dikilmiş Yerli turunç üzerine aşılı olan Kütdiken limon çeşidinde Ekim, Şubat, Mayıs ve Ağustos ayları olmak üzere yılda 4 dönemde ve 2 yıl süreyle 3’er yinelemeli olmak üzere örnekler alınarak yapılmış olup, ağaçlardan alınan tohum, meyve eti, meyve kabuğu, yaprak, ana dal, kalın dal, normal dal, ince dal, kalem, anaç, kök boğazı, kalın kökler, normal kökler ve kılcal kökler çalışma materyali olarak kullanılmıştır. Kütdiken limon çeşidinde çinko (Zn) ve mangan (Mn) besin elementlerinin mevsimsel dağılımları incelenmiştir, Araştırma sonucunda Zn ve Mn bitki besin elementleri bakımından organlar arasında önemli farklılıklar bulunmuştur. Kütdiken limon çeşidinde dönemlerin tamamında en yüksek çinko ve mangan değerleri kılcal köklerde bulunmuştur.
Sefa Polatöz, Onsekiz Mart Üniversitesi Lapseki Myo, Sefa Polatöz & Murat Şeker, Agriculture Faculty
International Journal of Innovative Approaches in Science Research, Volume 3, pp 98-105; doi:10.29329/ijiasr.2019.219.1

Abstract:
Originating in southeast Asia, citrus currently have a large geographical distribution around the world. Sourced in tropical and semitropical regions, cultivation of citrus for the table is mainly focused in subtropical regions. The study aimed to fully determine the compatibility status for the Carrizo citrange with new mandarin varieties and the rootstock-scion relationships. As rootstock Carrizo citrange (Poncirus trifoliata x Citrus sinensis) was used with Dart, Mandalate, Mihowase, Tango and W. Murcott mandarin used as varieties. Grafting was completed on 10 April 2016 with T bud grafting and the graft band was opened 1 month after grafting with rootstock diameter (mm), scion diameter (mm) and shoot length (cm) measured one time per month and the differences between varieties in terms of these characteristics were revealed. The highest rootstock diameter measurement was in the Dart variety, with highest scion diameter value in the Mihowase variety. When seedling development is evaluated, sapling crown height of 60-65 cm was first reached by the Tango variety at the end of October, followed by W. Murcott, Mihowase, Mandalate and Dart varieties.
İsmail Hamit Hancı, Ankara Universitesi Tıp Fakültesi, İsmail Hamit Hancı & Leyla Didem Kozacı, Ankara Yıldırım Beyazıt University
International Journal of Innovative Approaches in Science Research, Volume 3, pp 128-143; doi:10.29329/ijiasr.2019.219.4

Abstract:
Uyuşturucu maddeler belirli miktarda alındığında, kişinin sinir sistemine etki ederek, akli, fiziki ve psikolojik dengesini bozan, kişi ve toplum içerisinde ekonomik ve sosyal çöküntü meydana getiren, alışkanlık ve bağımlılık yapan maddelerdir. Madde analizleri, madde ile mücadelenin önemli unsurlarından biridir. Madde analizlerinde tarama ve doğrulama yöntemleri kullanılmaktadır. Maddelerin ve metabolitlerinin alındıktan sonra ne kadar süre ile tespit edilebileceği madde analizinden önce bilinmelidir. Tespit süresini belirleyen en önemli faktörler maddenin emilimi ve daha sonra vücut sıvılarına geçiş süresidir. Madde ve metabolitlerinin varlığını tespit etmek için çok çeşitli biyolojik örnek türleri (idrar, kan, tükürük, saç,vb) kullanılabilir. Özellikle, trafikte madde etkisi altında sorgulama yapılırken tükürük analizleri hızlı, güvenilir ve kolay uygulanabilir, noninvaziv olmaları yönünden kan ve idrar örneklerine alternatif olarak kullanılmaktadır. Tükürükte uyuşturucu madde tespiti amacı ile immünolojik kitler tercih edilmektedir. Tükürük örneği alınması görsel olarak takip edilebilir. Ülkemizde POCT temelli UTC Uyuşturucu Test Cihazı’nın (ARMAS) doğruluk oranı %90’ın üzerinde saptanmış ve Trafik Birimleri tarafından tarama testi amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Dikkat edilmesi gereken bir nokta kullanılan POCT cihazlarının performans değerlendirmelerinin düzenli yapılması gerekliğidir.
Mehtap Kılıç Eren, Nur Betül Kartal, Aydin Adnan Menderes University
International Journal of Innovative Approaches in Science Research, Volume 3, pp 83-97; doi:10.29329/ijiasr.2019.213.2

Abstract:
Sağlıklı hücreler genom bütünlüğünü, hücre döngüsündeki ilerleyişi erteleyen/durduran ve DNA tamirini devreye sokan korunmuş bir DNA hasarı yanıtı yolağını aktive ederek sürdürürler. Bu sinyal yolağının düzgün olarak çalışmasını engelleyen moleküler bozukluklar genellikle kansere yatkınlık kazandırırlar. DNA hasarı yanıtı (DDR), hücreleri genomik kararsızlıktan korur ve kanser gelişimini önler. DNA hasarının moduna ve seviyesine bağlı olarak, DDR sinyal ağı hücre döngüsünün geçici durdurulmasını (kontrol noktası), kalıcı büyümenin durdurulmasını (yaşlanma, senesens) veya programlanmış hücre ölümünü (apoptozis) teşvik eder. DDR'ye katılan proteinleri kodlayan genler tipik olarak tümör baskılayıcılardır ve yaygın olarak kanserde mutasyona uğrarlar. DDR yolağı temel olarak proteinlerin fosforilasyon ve defosforilasyonlarını kapsayan bir mekanizma ile düzenlenir. Yabanıl tip p53 ile indüklenen fosfataz veya (Wild-type p53-inducible phosphatase (Wip1)), veya protein fosfataz tip 2C delta (protein phosphatase type 2C delta (PPM1D)) olarak da bilinen Wip1, DDR’ ın merkezinde yer alan ve önemli tümör baskılayıcıları hedef alan bir onko-proteindir. Bu derleme de, DDR’nin ince ayarında Wip1 aktivitesinin rolü ve bir onkogen olarak apoptozis ve senesens gibi hücresel stres yanıtları üzerine etkileri tartışılmıştır.
Seyhun Yurdugül, Abant Izzet Baysal University
International Journal of Innovative Approaches in Science Research, Volume 3, pp 66-82; doi:10.29329/ijiasr.2019.213.1

Abstract:
The purpose of the current study is to evaluate the effect of edible fruit and vegetable coatings, the echinacea and the hawthorn tea solutions, solely or in combination of increasing the shelf-life of chicken meat by the inhibition of the microbial flora at the refrigeration temperature (+4˚C), without disrupting certain chemical and physical properties. Eight different combinations of treatment groups were formed as follows: (E): echinacea tea, (E+M): echinacea tea-hawthorn tea combination, (E+S): Semperfresh®-echinacea tea combination, (E+M+S): Semperfresh® -echinacea tea-hawthorn tea combination, (M): hawthorn tea, (M+S): Semperfresh®-hawthorn tea combination; (S): the edible coating (Semperfresh®), including the control. The total mesophilic aerobic bacteria(TMAB), yeast-mold, Salmonella spp., E. coli and Staphylococcus species were determined. The pH, firmness, weight and total sugar content were analyzed. It was found that the sole hawthorn tea and triple combination of Echinacea tea-hawthorn tea-edible coating SemperfreshTM(E+H+S) showed significant inhibitory effects on the mesophilic aerobic bacteria (MAB), Staphylococci, Salmonella and Escherichia coli. Except for the Echinacea treatment group, the overall evaluation of taste panel showed a likeness of the remaining applications(p≤0.05). On the other hand, no significant effect was observed (p>0.05) on the pH, the firmness, the total sugar content and the weight of chicken meat among the groups. Different combinations, especially the triple combination was found to be successful on chicken thighs, due to the microbiological, chemical and physical findings. It can be inferred from the study that echinacea, hawthorn, and SemperfreshTM show a synergetic effect
Çağan Berker Iyi, Dumlupınar University, Martha Mecartney, Daniel R. Mumm
International Journal of Innovative Approaches in Science Research, Volume 3, pp 20-40; doi:10.29329/ijiasr.2019.197.1

Page of 4
Articles per Page
by
Show export options
  Select all