Refine Search

New Search

Results: 209

(searched for: publisher_group_id:5203)
Save to Scifeed
Page of 5
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Ferah Burgul Adıgüzel
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 14; https://doi.org/10.21612/yader.2019.021

Antigone Laskarides, Alkistis Kontoyianni, Asterios Tsiaras, Christina Zoniou
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 14; https://doi.org/10.21612/yader.2019.014

Yaratıcı Drama Dergisi
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 14; https://doi.org/10.21612/yader.2019.020

Serkan Keleşoğlu, Ihsan Metinnam
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.014

Abstract:
Osyal adalet indekslerine göre Türkiye sosyal adalet eşitliğinde mesafe alması gereken bir ülke konumundadır. Sosyal adaletin sağlanması ise tüm yurttaşların farkındalığı ve katılımıyla gerçekleştirilebilir. Bu noktada eğitime önemli bir görev düşmektedir. Bireyleri merkeze alan, bireyin yaşamından yola çıkarak eleştirel düşünme becerisini geliştiren yöntem ve tekniklerin kullanılması gerekmektedir. Bir taraftan sosyal adaletin sağlanmasına diğer taraftan ise var olan eşitsizliklerin yeniden üretilmesine neden olabilecek yaratıcı drama bu amaca hizmet edebilecek yöntem ve tekniklerin başında gelmektedir. Bu noktada yaratıcı drama uygulamalarını gerçekleştirecek eğitmenin sosyal adalet tutumlarının belirlenmesi önem kazanmaktadır. Bu araştırmada yaratıcı drama eğitmenlerinin sosyal adalet tutumları ve tutumlarının çeşitli değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Betimsel tarama modelinde tasarlanan araştırmada 65 Yaratıcı drama liderinden Cırık (2015) tarafından uyarlanmış Sosyal Adalet Tutum Ölçeği ile veri toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre yaratıcı drama eğitmenlerinin sosyal adalet tutumları cinsiyete göre farklılaşmaktayken yaş, öğrenim düzeyi, mezuniyet alanı ve sosyal adaletsizliğe uğrama durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Sosyal adaletin başta öğretmen eğitiminde olmak üzere farklı konularda da çalışılması ve sosyal adaletsizliklerle mücadelede eğitimin araç olarak kullanılması önerilmektedir.
Yıldız Kaya, Serap Antepli
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.017

Abstract:
Araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocukları için hazırlanan “Yaratıcı drama yoluyla değerler eğitimi” uygulamalarının etkili olup olmadığını belirlemektir. Bu çalışmada okul öncesi dönemde bulunan çocukların sevgi, saygı, sorumluluk, iş birliği, paylaşma, temizlik, sabır, güven, dürüstlük, çalışkanlık ve eşitlik değerlerini fark etmelerine ve dolasıyla değerler eğitimi konusunda farkındalık geliştirmelerine yaratıcı drama yönteminin etkisi araştırılmıştır. alışma, yaşları 5 ve 6 arasında değişen toplam 16 çocuk ile yürütülmüştür. ocuklara değerler eğitimi için hazırlanan yaratıcı drama etkinlikleri 18 oturumda birer ders saati süresince uygulanmıştır. alışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan “Okul öncesi dönemde yaratıcı drama yoluyla değerler eğitimi değerlendirme anketi” kullanılmıştır. ocukların drama uygulaması öncesi ve sonrası değerler eğitimi ölçme aracından almış oldukları puanlar arasında anlamlı bir fark gösterip göstermediğine ilişkin sonuçlar için Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Analiz sonuçları araştırmaya katılan çocukların değerler eğitimi ölçme aracından aldıkları deney öncesi ve sonrası puanları arasında anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir (z=3.41, p<.01). Fark puanlarının sıra ortalaması ve toplamları dikkate alındığında, gözlenen bu farkın sontest puanları lehine olduğu görülmüştür. Bu sonuçlara göre yaratıcı drama yoluyla değerler eğitimi uygulamalarının çocukların değerler eğitimi puanlarına önemli düzeyde etkisinin olduğu söylenebilir. Sonuç olarak bulgular, değerler eğitimi kazandırma konusunda yaratıcı drama yönteminin etkili olduğunu göstermektedir.
Ferah Burgul Adıgüzel
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/280

Abstract:
Yaratıcı Drama Dergisi’nin 13. cilt 2. sayısını yayımlarken sizlerle güzel haberler paylaşmanın sevincini yaşıyoruz. 2006 yılından bu yana yaratıcı drama alanındaki akademik çalışmaların paylaşım platformu olan Yaratıcı Drama Dergisi, TÜBİTAK ULAKBİM Sosyal ve Beşeri Bilimler Veri Tabanı Komitesi tarafından 2017 yılından itibaren veri tabanına alınmaya uygun bulunmuştur. Bu güzel gelişme, dergimizin akademik düzeyinin ve yaygınlığının her sayıda gelişerek arttığını göstermekle birlikte bizleri de dergimizin uluslararası indekslere girmesi yolundaki çalışmalarımızı hızlandırmaya teşvik etmiştir. Elbette bu tür güzel gelişmeler bir anda gerçekleşmez, uzun bir çalışma evresinin ürünü olup “her hikâyenin bir başlangıcı vardır”. Dergimizin hikâyesini başlatan ilk editörümüz Dr. Fatma Akfırat, dergimizin akademik çerçevesini çizerek uzun bir süre dergimizin editörlüğünü yürütmüş, ardından Prof. Dr. Ömer Adıgüzel süreci devralarak derginin akademik çizgisini geliştirerek sürdürmüştür. Bu sürece yardımcı editörlük görevi ile katkıda bulunan Doç. Dr. Oylum Akkuş İspir, Doç. Dr. Pınar Şimşek Özdemir, Doç. Dr. Başak Uysal da dergimizin bugünlere gelmesinde önemli pay sahipleridir. Dergimizin başarısında en büyük etkisi olan kahramanlarımız ise elbette çalışmalarını dergimize gönderen yazarlarımız ve bu çalışmaları titizlikle değerlendiren hakemlerimizdir. 2006 yılından bu yana Yaratıcı Drama Dergisi’nin oluşumunda ve gelişiminde emeği geçen herkese; yaratıcı drama adına böyle bir akademik mirası oluşturdukları, geliştirdikleri, yaydıkları ve destekledikleri için ne kadar teşekkür etsek azdır, sizlere minnettarız. Her geçen gün yaratıcı drama alanında yapılan çalışmaların hem nitelik hem de niceliğinin artması, farklı disiplinlerle yaratıcı dramanın buluşturulması ve bu çalışmalara dergimizde yer vermek bizleri oldukça mutlu ediyor. Bu sayımızda yaratıcı drama yaklaşımlarından komisyon model, sanat eğitiminde yaratıcı drama, yaratıcı drama ve sosyal adalet ilişkisi, yaratıcı drama ve iletişim, kaynaştırma öğrencileri ve yaratıcı drama, değer eğitimi ve yaratıcı drama ile sosyal hizmet eğitimi ve yaratıcı drama gibi çeşitli disiplinlerde yedi yeni çalışma ile sizlerleyiz. Dergimizin bu sayısında; Zeki Özen ve Ömer Adıgüzel’inOkul-Gerçek Yaşam ve Sorumluluk Üstlenme İlişkisini Sorgulayan Yeni Bir Drama Yaklaşımı: Komisyon Modeli, Abdulgafar Terzi ve Nami Eren Beştepe’nin Leonardo Da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği” adlı Eserinin Yaratıcı Drama Yöntemiyle Çözümlenmesinde Öğrenci Görüşlerinin Belirlenmesi, Serkan Keleşoğlu ve İhsan Metinnam’ın Yaratıcı Drama Liderlerinin Sosyal Adalet Tutumlarının İncelenmesi, Fatih Kıvanç Erdoğan, Süleyman Arslantaş ve Ahmet Kurnaz’ın...
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.012

Abstract:
Bu çalışma, drama alanı öncülerinden Dorothy Heathcote’un son dönem drama yaklaşımlarından olan ve drama alanında yeterince bilinmeyen “Komisyon Model” yaklaşımını tanımlamak, bu tanımdan hareketle bir uygulama örneği geliştirmek ve uygulama örneğine dahil olan öğrencilerin yaşantılarını komisyon modelin amaçları doğrultusunda analiz etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması deseniyle yapılandırılmıştır. Araştırma grubunu, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde 2015-2016 eğitim öğretim döneminde farklı anabilim dallarında öğrenim görmekte olan öğretmen adayları oluşturmuştur. Uygulama sürecinde gözlem, görüşme, görsel sunumlar, yansıtıcı özetler, ses kaydı ve video kaydı yolu ile veriler toplanmıştır. Araştırma sürecinde toplanan veriler tümevarım analizi ve içerik analizi teknikleri kullanılarak çözümlenmiştir. Bu araştırmadan elde edilen bulgular, komisyon model yaklaşımının gerçek yaşamda var olan problem durumlarını çözen, sorumluluk üreten ve sosyal etkileşim yolu ile işbirlikli öğrenme ortamı sunan bir yaklaşım olduğunu göstermiştir. Bu bulgulardan hareketle, Komisyon model uygulamalarının drama disiplini içerisinde daha fazla yer bulması ve okul gerçek yaşam ilişkilerinin bu anlayışla yapılandırılması önerilmiştir.
Fatih Kıvanç Erdoğan, Süleyman Arslantaş, Ahmet Kurnaz
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.015

Abstract:
Ülkemizde öğrenme güçlüğüne sahip kaynaştırma öğrencileri akademik ve sosyal yönden de problemler yaşamakta, arkadaşlarıyla etkileşimde zorlanmakta, sınıf içi etkinliklere ya sınırlı olarak katılmakta ya da hiç katılamamaktadırlar. Kaynaştırma eğitiminin temelinde yetersizlikten etkilenmiş bireyin normal gelişim gösteren akranlarıyla bir arada eğitim alması, böylece sosyal ve akademik açıdan en fazla faydayı sağlaması amaçlanır. Akademik ve sosyal yönden yetersizlikleri olan kaynaştırma öğrencilerinin de faydalanabileceği yaratıcı drama; öğrenci merkezli, aktif öğrenmeyi sağlayan, öğrencilerin birbirleri ile etkileşim kurmasına, sosyal becerilere, iletişim becerilerine, dil gelişimine katkı sağladığı bilinen bir disiplindir. Araştırmanın amacı; yaratıcı drama çalışmalarının ilkokula devam eden öğrenme güçlüğü tanılı kaynaştırma öğrencilerinin sınıf içi etkinliklere katılım düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla araştırmada, yaratıcı drama etkinliklerinin akran etkileşimini sağlamada, öğretmenle etkileşim kurmada, sınıf içi etkinliklere olumlu tutum geliştirmede, etkinliklere katılmada ve katılımı sürdürmede ne düzeyde etkili olduğu sorularına cevap aranmıştır. Araştırmanın deneği öğrenme güçlüğü tanısı almış bir kaynaştırma öğrencisidir. Araştırma, öğrencinin bulunduğu Konya’daki düşük/orta sosyo-ekonomik düzeyde yirmi kişilik bir ilkokul sınıfında yürütülmüştür. Kaynaştırma öğrencisi, öğretmen gözlem ve ifadelerine göre akranları tarafından dışlanmış, arkadaşlarıyla etkileşimde bulunmayan, etkinliklere katılmayan bir öğrencidir. alışma tek denekli araştırma yöntemlerinden ABA modeliyle yürütülmüştür. Veriler, gözlem formuyla üç farklı gözlemci tarafından puanlanmış ve nitel verilerle desteklenmiştir. Elde edilen veriler gra ğe dönüştürülerek yorumlanmış, nitel veriler betimsel analizle çözümlenmiştir. Araştırma sonunda kaynaştırma öğrencisinin arkadaşlarıyla ve öğretmeniyle etkileşimde bulunma düzeyinin arttığı, etkinliklere karşı olumlu tutum geliştirdiği ve etkinliklere katılım düzeyinin arttığı saptanmıştır. Buna göre kaynaştırma öğrencilerinin sınıf içi etkinliklere katılımlarını sağlamada (söz hakkı alma, grupla çalışma, iletişim) yaratıcı drama uygulamalarından yararlanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Mustafa Yeler
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.016

Abstract:
Yaratıcı dramanın bir öğretim yöntemi olarak kullanıldığı bu çalışma 2016-2017 öğretim yılı bahar döneminde Sosyal Bilgiler Öğretmenliği 3. sınıfında zorunlu olarak okutulan “insan ilişkileri ve iletişim” dersini alan 54 öğrencinin katılılımı ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada kontrol grupsuz deneysel araştırma deseni kullanılmış ve araştırma verileri görüşme yoluyla elde edilmiştir. Ders dönemi başında ve sonunda uygulanan görüş alma formuyla yazılı elde edilen nitel veriler ayrı ayrı irdelenmiştir. Öğrenci görüşleri kelime, cümle, paragraf ve anlam boyutu ile ayrıntılı şekilde kodlanmıştır. Anlam bakımından bir araya gelen kodlar birleştirilerek temalar oluşturulmuştur. alışma öncesi ve sonrasına ilişkin ortaya çıkan aynı temalar birlikte, farklı olan temalar ise ayrıca tablolaştırılmıştır.Elde edilen verilerin analizi sonucunda “öğrenme, kişisel gelişim, mesleki gelişim, duygular, sosyal ilişkiler, değerler” olmak üzere altı tema ortaya çıkmıştır. alışma sonunda öğrencilerin iletişim konusunda farkındalık kazandıkları, iletişim çatışmalarını nasıl çözeceklerini öğrendikleri; kendine güven duyma, kendini tanıma ve ifade etme gibi kişisel konularda gelişim gösterdikleri gözlenmiştir. Yapılan etkinliklerin öğretmenlik mesleğini sevdirdiği, mesleki bilgi ve beceriler konusunda öğretmen adaylarına katkı sağladığı belirlenmiştir. Yine bu süreçte öğrencilerin mutlu oldukları, eğlendikleri, derse katılmada istekli oldukları; etkinliklerin öğrencilerin işbirliği, paylaşma, yardımlaşma gibi sosyal özelliklerini geliştirdiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin eskisine oranla birbirlerine daha çok saygı duydukları, daha demokratik ve önyargısız davranmaya çalıştıkları gözlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda yaratıcı drama uygulamalarına yönelik örneriler geliştirilmiştir.
Ecem Naz Nazlıer, Gizem Akoğlu
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.018

Abstract:
Sosyal hizmet, insanın değerini göz önüne alan insan hakları ve sosyal adalet ilkesi çerçevesinde mikro, mezzo ve makro düzeyde çalışmalar yapan uygulamalı bir disiplin ve meslektir. Sosyal hizmet eğitimi bilgi, beceri ve değer temeline dayanmaktadır. Yaşa ve öğren metoduna dayanan yaratıcı drama ise sosyal hizmet eğitiminde sosyal hizmet beceri ve değerlerinin kazandırılmasında bir yöntem olarak kullanılabilmektedir. Yaratıcılığı ve iletişim becerilerinin gelişimini de hede eyen yaratıcı drama, sosyal hizmet uzmanlarının mesleki müdahalelerinde adeta onlara yol gösterici bir rehber niteliğindedir. Günümüzde yaratıcı drama bazı üniversitelerin sosyal hizmet lisans bölümlerinde seçmeli ders olarak verilmektedir. Yaratıcı dramanın sosyal hizmet eğitiminde yaygınlaştırılmasının öğrencilerin hem kişisel hem de mesleki gelişimlerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Yaratıcı Drama Dergisi
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.019

Abstract:
Yaratıcı Drama Dergisi’nin 13. cilt 2. sayısında yer alan tüm makaleler bu dosyada yer almaktadır.
Abdulgaffar Terzi, Nami Eren Beştepe
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.013

Abstract:
Drama ve sanat eğitimi ilişkisi son yıllarda artmaya başlamıştır. Dramanın sanat alanını ve sanat eğitimini olumlu etkileyebileceği düşünülmektedir. Özellikle son yıllarda okullarda dramanın sanat eğitiminde yöntem olarak kullanılması, sanatı dolayısıyla da sanat eğitimini öğrenciler tarafından daha eğitici ve öğretici hale getirmiştir. Bu çalışmada 15. yüzyılın sonlarında (1495-1498) Leonardo Da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği” adlı tablosu temel alınmış olup, öğrencilerin yaratıcı drama yöntemiyle bir eseri çözümleme ve alımlamalarına ilişkin görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu noktadan hareketle çalışmanın genel amacı, öğrencilerin Leonardo Da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği” adlı eserini yaratıcı drama yöntemiyle çözümlemelerini ve alımlamalarını sağlamaktır. alışma grubu, MEB’e bağlı bir devlet okulunun 6. ve 7. sınıf öğrencilerinden 11 ve 13 yaş aralığında, daha önce drama yaşantısı olmayan 14 kız, 2 erkek öğrenci olmak üzere toplam 16 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada nitel araştırma yönteminden yararlanılmış, odak grup görüşmesiyle veriler toplanmış ve elde edilen verilerin betimsel analizi yapılmıştır. Drama yöntemiyle işlenen sürecin sonucunda öğrencilerin eleştirel anlamda daha fazla pratik yapmalarına olanak sağlandığı, öğrencilerin bir resme nasıl bakılacağını, resmin biçim içerik özelliklerini ve sanatsal düzenleme ögelerini kavradıkları görülmüştür.
Nazife Tosun, Kenan Demır
Published: 31 January 2018
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.008

Abstract:
Bu çalışmada okulöncesi 5-6 yaş grubu çocuklarının geri dönüşüm ile ilgili farkındalığını artırmak amaçlanmıştır. Proje 2014-2015 eğitim-öğretim yılı birinci döneminde TOKİ Yahya Kemal Beyatlı İlkokulu okulöncesi kurumunda kurumunda 2 kız 13 erkek toplam 15 öğrenciyle yürütülmüştür. Ekim 2014-Ocak 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen çalışmalar yaklaşık 45 saat sürmüştür. Görüşme ve gözlem yoluyla elde edilen araştırma verileri çalışmaya katılan okulöncesi öğrencileri, öğretmeni, bu sınıfa gözlem amacıyla gelen okulöncesi öğretmen adayları (4 öğrenci) ile proje danışmanı, video kamera ve fotoğraflar olmak üzere altı farklı kaynaktan elde edilmiştir. Yazılı görüş alma, bireysel görüşme yoluyla elde edilen görüşme verileri ile gözlem verileri birlikte kelime, cümle ve paragraflar dikkate alınarak betimsel olarak irdelenmiştir. Çalışmanın öğretme öğrenme sürecinde yaratıcı drama tekniklerinden dramatizasyon, doğaçlama ve rol oynama ile çoklu zekâ etkinlikleri, gezi-gözlem, oyun, gösteri, müzik, dans gibi birçok öğretme-öğrenme yolu birlikte kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda öğrencilerin eğlenerek öğrendikleri, süreçten mutlu oldukları gözlenmiştir. Ayrıca yaratıcı dramanın öğrencilerin geri dönüşümle ilgili öğrenme ve farkındalıklarını, işbirliği, özgüven, yaratıcılık, çevreye ve doğaya saygılı davranma gibi özelliklerini olumlu etkilediği belirlenmiştir.
Ayşe Didem Konate, Derya Atalan Ergin
Published: 31 January 2018
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.005

Abstract:
Ergenlerin gelecek beklentileri oluşturmaları onların pek çok gelişim alanını destekleyici bir değişken olarak belirtilebilir. Bu çalışmada ergenlerin gelecek beklentilerini artırmak amacıyla tasarlanmış bir farkındalık programının etkililiğini değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmanın alt amaçlarından biri olarak ise programın umutsuzluk düzeyini düşürmedeki etkililiği değerlendirilmiştir. Programın tüm oturumları yaratıcı drama yöntem ve teknikleri kullanılarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Ankara ili Çankaya ilçesinde bulunan bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinden 10. sınıfa devam eden ve katılıma gönüllü olan 32 (nkız=16, nerkek=16) öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada ön test son test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Veri toplama araçları “Kişisel Bilgi Formu”, “Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği” ve “Beck Umutsuzluk Ölçeği”dir. Aynı zamanda etkinlikler süresince kullanılan formlar nitel analiz ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar deney grubunun geleceğe yönelik tutumlarının programdan sonra arttığını ve umutsuzluk düzeylerinin ise azaldığını göstermiştir. Kontrol grubunda ise puanlar arasında anlamlı bir fark belirlenmemiştir. Nitel analiz sonuçlarına göre, öğrencilerin gelecekten en çok bir meslek sahibi olmayı bekledikleri, gelecekleri için ailelerinden ve arkadaşlarından gelen çabayı ve desteği önemsedikleri, internetin ve yaşadıkları çevrenin gelecekleri konusunda etkisinin olduğunu düşündükleri görülmüştür. Uygulanan programın ergenlerin gelecek beklentilerini ve umut düzeylerini artırmada etkili olduğu belirtilebilir.
Fatih Kıvanç Erdoğan, Sema Baş
Published: 31 January 2018
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.007

Abstract:
Bu araştırmada çocuk edebiyatı ürünlerinden faydalanarak 4-6 yaş çocuklarına yaratıcı drama yöntemiyle özel gereksinimli birey farkındalığının kazandırılması amaçlanmıştır. Amaç doğrultusunda çocuk edebiyatı ürünlerinden yaş grubu çocuklarına uygun olan kitaplar belirlenmiş bu kitaplar içerisinden ortopedik, işitme ve zihin olmak üzere üç yetersizlik üzerinde çalışılmıştır. Nicel araştırma modellerinden deneme öncesi, tek grup ön test son test modeliyle ve nitel araştırma modellerinden eylem araştırmasıyla karma olarak desenlenmiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı uygulayıcı tarafından geliştirilen, 6 uzmanın görüşleriyle oluşturulmuş bir ölçme aracıdır. Bu ölçme aracı engel ve farklılıklara karşı genel bilgi ve tutum düzeyini, yetersizlik türüne göre bilgi düzeyini ve özel gereksinimli bireylere karşı tutum düzeyini ölçmektedir. Araştırma sosyo ekonomik düzeyi yüksek 11 çocuğun katılımıyla 10 oturum sürmüş, tüm çocukların son test puanında anlamlı bir artış görülmüştür. Çocukların tamamı farklılık ve engel durumunu fark etme, yetersizlik alanlarında bilgi ve farkındalık kazanma, olumlu tutum geliştirmede puan artışı sağlamıştır.
Efe Levent
Published: 31 January 2018
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.009

Abstract:
This paper examines the oscillations of Western stereotypes regarding the Chinese. The research uses a multidisciplinary approach by combining a genealogical study of the character of Fu Manchu with recent fieldwork in Taiwan among Western expatriates. The combination of these studies reveal an insight regarding the staging of whiteness from the global scale of international relations down to micro performances of quotidian expatriate life. A particular focus is on how expatriates make use of spatial configurations to accentuate their fantasies of superiority. The paper identifies the universalism of such Western performances as a parochial cultural element and embraces a method of conducting fieldwork without denying the subjectivity of the ethnographer.
Yaratıcı Drama Dergisi Yaratıcı Drama Dergisi
Published: 31 January 2018
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.011

Abstract:
Yaratıcı Drama Dergisi Cilt 13 Sayı 1
Alev Çelik Bayramoğlu, Songül Başbuğ
Published: 31 January 2018
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.004

Abstract:
Araştırmanın amacı, 8. Sınıf T.C İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersi “Ya istiklal Ya ölüm” ünitesi kapsamındaki içeriklerin yaratıcı drama yöntemiyle işlenmesine ilişkin öğrenci görüşlerini incelemektir. Sosyal bilgiler dersi içerisindeki tarih konularının anlatımı sırasında ders öğretmenlerinin, yaratıcı drama tekniklerinden faydalanmaları konuların öğrenciler açısından daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. Öncelikle, konuların geçmişte olan olaylar, durumlar olduğunu düşünürsek bunlarla ilgili canlandırmalar, öğrencilerin geçmişi daha iyi anlamalarına yardım edebilir ve o dönemde yaşayan insanların durumları, yaptıkları daha iyi anlaşılabilir. Öğrencilerimizin, çağın sorunları ile başa çıkmalarını ve tarihi konuları bilimsel bir tutumla incelemelerini istiyorsak onlara öğretim dönemleri içerisinde yaratıcılıklarını geliştirecek faaliyetlere katılma konusunda uygun ortamlar hazırlamamız gerekmektedir. Yaratıcı drama etkinlikleri, öğrencilerde bu özelliklerin kazanımı için uygun bir yoldur, İlköğretim okulları sosyal bilgiler dersindeki tarih konularında, yaratıcı drama etkinliklerinden faydalanmak öğrencilerde tarihsel anlama ve beceri yeteneklerini geliştirmesi bakımından önemlidir. Araştırma nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilmiş olup, görüşme ve doküman analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarından toplanan veriler “içerik analizi” yöntemi uygulanarak analiz edilmiştir. Yapılan görüşmeler farklı başarı düzeylerini temsil eden ve gönüllülük esasına göre seçilen 23 öğrenci ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda, T.C İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde drama yönteminin kullanılmasının öğrencilerin bilişsel, duyuşsal öğrenme alanlarında etkili olduğu ve bununla birlikte öğrencilerde özgüven, iletişim becerileri ve öğrenme heyecanı yarattığı görülmektedir.
Ömer Çetinkaya,
Published: 31 January 2018
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.001

Abstract:
Bu çalışmada, Absürd Tiyatro’nun öğretiminde yaratıcı dramanın bir yöntem olarak kullanılmasının üniversite tiyatro topluluğu öğrencilerinin içerik bilgileri ile oyunculuk ve oyun yorumlama becerilerinin gelişimine etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmanın katılımcıları Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Tiyatro Topluluğu’nun üyesi olan 8 kadın ve 4 erkek toplam 12 öğrenciden oluşmaktadır. Tiyatro topluluğu öğrencileri, tiyatro çalışmaları kapsamında yaratıcı drama ile ilgili temel kavram ve uygulamalara ilişkin farkındalık düzeyine sahiptir. Bu çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada yer aldığı karma yöntem kullanılmıştır. Veriler, açık uçlu sorulardan oluşan “Absürd Tiyatro” soru kâğıdı ve katılımcılarla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla elde edilmiştir. Çalışma öncesinde ve sonrasında, katılımcıların Absürd Tiyatro’ya ilişkin bilgi düzeyini belirlemek üzere “Absürd Tiyatro” soru kâğıdı kullanılarak katılımcıların çalışma öncesi ve sonrasındaki alan bilgisi düzeyleri arasındaki fark ortaya çıkarılmıştır. “Absürd Tiyatro” soru kâğıdında, akıma ilişkin iki, gelişime ilişkin iki, akımın temsilcilerine ilişkin bir soru yer almaktadır. Yaratıcı dramanın, katılımcıların oyunculuk becerisi ve oyunu anlamalarına etkisini belirlemek üzere katılımcılarla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda tiyatro ile uygulamalı çalışmalar yapan üniversite öğrencilerinin yaratıcı drama yöntemiyle çalışılmasının etkili ve verimli olduğu görülmüş, Absürd Tiyatro’nun eleştirel yanı ve yaratıcı dramanın sorgulatan yanının örtüştüğü, elde edilen bulgularda oyuncu ile oyun açısından olumlu sonuçların ortaya çıktığı belirlenmiştir.
Tuba Çay Sağlam, Nami Eren Beştepe
Published: 31 January 2018
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.006

Abstract:
İnsanın insan olarak varlığını sürdürmesinin birçok düşünürce olmazsa olmazı sayılan toplum yaşamı, artık çok kültürlülükle yaşayabilme becerisi geliştirmeyi gerektiriyor. Bu durum da dünya üzerindeki farklı kültürleri tanımayı gerekli kılıyor. İnsanın gelişim süreci düşünüldüğünde, soyut gelişimin başladığı dönemlerden itibaren “öteki”, “yabancı”, “farklı” gibi kavramlara yönelik yapılacak çalışmaların kişiyi bu anlamda istenilen olgunluğa ulaştıracağı düşünülmektedir. Genel olarak, çalışmaya katılan çocukların dünya üzerinde yaşayan farklı kültürleri yaratıcı drama yöntemiyle tanımaları amaçlanmıştır. Çalışma grubu, ilkokul öğrencisi olan, yedisi yedi yaşında, beşi sekiz yaşında olan ve daha önce drama yaşantısı olmayan toplam on iki çocuktan oluşmuştur. Araştırma, temel yorumlayıcı nitel bir çalışmadır. Araştırmada gerçekleştirilen uygulamalar yaratıcı drama yöntemiyle yapılandırılmış olup, sekiz oturumda toplam yirmi saatlik atölye gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında ulaşılan veriler odak grup görüşmesi aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda hazırlanan on üç tane açık uçlu soru ilk oturum öncesi ve son oturumun bitiminden sonra gruba yöneltilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Verilerin betimsel analizi, “Farklılıklar”, “Farklı kültürler”, “İnsanın değerli oluşu” ve “Farklı kültürden olanla işbirliği ve birlikte yaşayabilme” temaları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonunda, çocukların, her insanı, insan olmasından dolayı değerli buldukları, çocukların farklı olanı “öteki” olmaktan çıkardıkları, kültürlere karşı ilgi duydukları, bilgi edinmek istedikleri, beraber de yaşanabileceğine ilişkin olumlu düşünceler geliştirdikleri ve karşı tarafın gereksinim, ilgi ve isteklerini de göz önüne alarak düzenleme yaptıkları ve yapabilecekleri sonucuna varılmıştır.
Aylin Çallıoğlu Çalışkan,
Published: 31 January 2018
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.002

Abstract:
Bu çalışmada, hidroelektrik santrallerinin (HES) çevresel etkilerinin eğitiminde yaratıcı dramanın bir yöntem olarak kullanılması amaçlanmış, böylelikle çevre eğitiminde yaratıcı dramanın etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma grubunu Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde öğrenimlerine devam eden 16 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Yaşları 19-25 arasında değişen katılımcı öğretmen adaylarının 10’u kadın, 6’sı erkektir. Araştırma grubuyla birlikte toplamda 21 saatten oluşan yedi atölye çalışması gerçekleştirilmiştir. Her atölye öncesinde planlanmış, uygulanmadan önce uzman görüşleri alınmıştır. Öğretmen adaylarının gösterdiği gelişmenin değerlendirilmesi için öntest-sontest uygulanmıştır. Öntest ve sontestte alınan puanlar Wilcoxon testiyle incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, yaratıcı drama yönteminin HES’lerin çevresel etkilerini öğrenmede %3-%57 arasında değişen oranlarda başarıyı arttırdığı anlaşılmaktadır. Artan başarının yanı sıra yaratıcı drama ile grup içinde minimum ve maksimum puan arasındaki farkın da azaldığı görülmüş, yaratıcı dramanın başarının adil bir şekilde dağılmasına etkisi olduğu bulunmuştur. Katılımcıların çevre eğitimi konularındaki bilgi, birikim ve deneyimleri arttırmakla birlikte dönüştürülebilir becerilerinde de artış olduğu gözlenmiştir.
Selen Korad Birikiye
Published: 31 January 2018
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.003

Abstract:
Tarih yazımının erkeklerin tekelinde olduğu ve erkeklerin tarihini anlattığı uzun süredir tartışılmaktadır. Bu önermeden yola çıkarak tarih yazımına bakıldığında “özel alanla” sınırlandırılmış kadınların, resmi ideolojiler ve “kamusal hayatın” yürütücüsü erkeklerin tarihi içinde yer almasının gerçekten de çok zor olduğunu görürüz. Oysa tarih yazımı, artık sadece “history” erkeğin tarihini değil, “herstory”yi yani kadınların kişisel tarihlerini de hesaba katmak zorundadır. Çünkü erkeklerle aynı dönemde yaşamış olsalar da kadınların öyküsü bambaşka bir tarih bakışı içermektedir. Bu duruştan hareketle drama ve tiyatro da kadını ve kadının tarihini şiirsel dili vasıtasıyla yeniden oluşturmaya başlamıştır. Bu makalede kadını sessizliğe mahkum eden erkek dünyasını ve kadınların bu sistemdeki var olma mücadelelerini anlatan iki oyun incelemiştir. Bunlardan birincisi Mario Buffini’nin yazdığı ve XI. yüzyıl İngiltere’sinde yaşamış bir Kraliçe olan Ymma üzerinden anlatılan “Sessizlik”, diğeri ise Hamlet’i -Shakespeare’in önemli tüm kadın karakterlerini de oyuna sokarakyeniden okuduğu/yazdığı Byrony Lavery’nin “Ophelia” adlı oyunudur. Bu oyunlarda iktidara yakın kadınlar, kadınların tarihi, erk, şiddet, cinsel istismar, arzu nesnesi olma, yok sayılma/yok edilme, ilişkiler hiyerarşisinde kadınların mücadelesi ve resmi tarih ile anlatılan tarih eksenlerinden ele alınmaktadır. Erke bu kadar yakın olmalarına rağmen çok uzağında durduğu var sayılan, erkin kendisini var etmek için ihtiyacı olan nirengi noktalarından birisi olan kadınların, tarihte ve erkeklerin baş rolü ele aldıkları kamusal alan içinde yok sayılmalarına rağmen, aslında tam da sessizlikleri vasıtasıyla bu yok edici oyunda var olabilmelerinin nedeni belki de Darwin’in evrim kuramının yeniden yorumlanışına tekabül eder: “Güçlü olan değil, uyum sağlayan hayatta kalır.” Bu iki feminist okuma, formalist dramaturji incelemesi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Söz konusu inceleme vasıtasıyla yerli dramatik yazımda son yıllarda son derece popüler olan “tarihte yaşamış güçlü kadınların öykülerini, ya kurban ya da bir entrika silsilesi içinde erkekleşmiş ve olumsuzlanmış kadınlar” olarak ele alma anlayışına da yeni bir bakış getirilebileceği umulmaktadır.
Ferah Burgul Adıgüzel
Published: 31 January 2018
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 13; https://doi.org/10.21612/yader.2018.010

Abstract:
Yaratıcı Drama Dergisi’nin 13. cilt 1. sayısı ile sizlerle buluşmanın sevincini yaşıyoruz. Yayın kurulumuz bu sayıdan itibaren haziran ve aralık ayı olarak belirlenen yayımlanma zamanını ocak ve temmuz olarak değiştirme kararı almıştır. 2018 yılından itibaren dergimiz ocak ve temmuz aylarında olmak üzere yılda iki kez yayımlanmayadevam edecektir. Gün geçtikçe yaratıcı drama alanında yapılan çalışmaların artması dergimize gelen makale sayısını ve niteliğini arttırarak bizleri mutlu etmekte. Bu sayımızda yaratıcı drama, tiyatro ve eğitim gibi çeşitli disiplinlerde dokuz yeni çalışma ile sizlerleyiz. Dergimizin bu sayısında; Ömer Çetinkaya, Ömer Adıgüzel’in Yaratıcı Drama ve Absürd Tiyatro, Aylin Çallıoğlu Çalışkan ve Zeki Özen’in Hidroelektrik Santrallerin Çevresel Etkilerinin Yaratıcı Drama Yöntemiyle İşlenmesi, Alev Çelik Bayramoğlu ve Songül Başbuğ’un T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürk.ülük Dersinin Yaratıcı Drama Yöntemi ile İşlenmesine İlişkin Öğrenci G.rüşleri, Selen Korad Birikiye’nin Kadınların Tarih Boyunca Suskunluğuna İki Örnek: Sessizlik ve Ophelia, Ayşe Didem Konate ve Derya Atalan Ergin’in Ergenler İçin “Gelecek Beklentisi Farkındalık Eğitimi” Programının Etkinliğinin Sınanması, Tuba Çay Sağlam ve Nami Eren Beştepe’nin Yaratıcı Drama Yöntemiyle Farklı Kültürleri Tanıma ve Bir Arada Yaşama Çalışmaları, Fatih Kıvanç Erdoğan ve Sema Baş’ın Özel Gereksinimli Birey Farkındalığının 4-6 yaş Çocuklarına Kazandırılması, Nazife Tosun ve Kenan Demir’in Minik Ayaklar Geri D.nüyor, Efe Levent’in Fu Manchu Hayatta mı? Tayvan’da Yaşayan Beyazlar Arasında Cinsellik ve ‘Sarı Tehlike’ Stereotipleri başlıklı makalelerini okuyacaksınız.Dergimizin 13. cilt 1. sayısını yaratıcı drama alanında yapılan yeni çalışmalar açısından değerlendireceğinizi umuyor ve yayınlarımızı takip etmenizi diliyoruz. Bu sayımızı çalışmalarıyla destekleyen yazarlarımıza, titizlikle değerlendirme yapan hakemlerimize ve emeği geçenlere çok teşekkür ediyor, sizlerin de çabamıza ortak olmanızı bekliyoruz. Yaratıcı drama alanına katkı sağlamak amacıyla yapılacak yeni araştırma ve projelerin yer alacağı 2018 yılının ikinci sayısında buluşmak dileğiyle...
Kadriye Tezcan Akmehmet
Published: 15 December 2017
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.009

Abstract:
Müzecilik alanyazınında ‘yaşayan müze’ kavramı farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ‘yaşayan müze’ kavramının kullanımlarını incelemek ve müzebilim alanındaki terminoloji çalışmalarına katkıda bulunmaktır. Çalışmada, alanyazında ‘yaşayan müze’ kavramına olan yaklaşımlar doküman incelemesi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi ICOM (Uluslararası Müzeler Konseyi) tarafından yayınlanan ‘Museum International’ dergisidir. Derginin 2000- 2016 yılları arasındaki sayıları ‘living museum’ anahtar kelimesi ile taranmış, içinde ‘yaşayan müze’ kavramı geçen makaleler tespit edilmiştir. Bu makalelerde ‘yaşayan müze’ kavramının nasıl ele alındığı öncelikle tek tek incelenmiş; daha sonra tüm makaleler için toplu bir değerlendirme yapılmıştır. Tüm bu çalışmaların yaşayan müze kavramını hangi anlamda kullandıklarını değerlendirdiğimizde yaşayan müze kavramına olan yaklaşımlarının ‘müze türleri ile ilgili olan’ ve ‘müze iletişim yöntemleri ile ilgili olan’ olarak iki temel gruba ayrılabileceği sonucuna varılmıştır. Tespit edilen makalelerden ü. tanesi ‘yaşayan müze’nin bir türü ile ilgilidir. Diğer dört makale ise müze iletişimi yöntemleri açısından ele alınmakta; ‘nesne merkezli’ ya da ‘durağan müze’ kavramının karşıtı olarak, etkinliklerini ‘etkileşim’, ‘katılım’, ‘yorum’ ve ‘kapsayıcılık’ gibi kavramlarla ilişkili ve aktif izleyici anlayışı ile biçimlendiren müzeler için kullanılmaktadır.
Dilek Yıldız Karakaş, Aynur Eğitmen
Published: 15 December 2017
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.013

Abstract:
Özet Bursa’nın kendi tarihsel gelişimini çeşitli eserlerle sergileyen Bursa Kent Müzesi’nin kuruluş amaçlarının en başında kentlilik bilinci ve bu amaca yönelik yapılması .ng.rülen eğitim çalışmaları yer almaktadır. Okul öncesi öğrencileri ile Bursa’nın eski mesleklerinin Bursa Kent Müzesi’nde işlenmesi konulu çalışma 6 yaş çocukların gelişim özellikleri gözetilerek şekillendirilmiştir. Bursa’nın belli başlı mesleklerinin 6 yaş çocuklarına anlatılabilmesi için hem bilgileri somut olarak sunan ortamlardan en önemlisi olan müzelerden, hem de birden fazla duyuya aynı anda seslenebilen yaratıcı drama yönteminden yararlanılmıştır. Dolayısıyla 6 yaş çocuklarına yaşadıkları şehir olan Bursa’nın geçmişten bugüne taşıdığı tarihsel önemi, kaybolmak üzere olan meslekler üzerinden işlemek bu çalışmanın problemini oluşturmaktadır. Çalışmanın uygulandığı grup özel bir anaokulunun hazırlık sınıfına devam eden 6 yaşında 10 kız 8 erkek toplam 18 çocuktan oluşmaktadır. Çalışma nitel bir araştırmadır. Çalışmada kullanılan desen, temel yorumlayıcı nitel araştırmadır. Bu araştırma yöntemi kullanılırken yararlanılan veri toplama araçları; “kontrol listesi”, “eğitmen gözlemi” ve “ürün bilgi kartı soruları” şeklinde belirlenmiştir. Araçlardan elde edilen bulguların yorumlanmasında ise betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışma sonunda çocukların hem yaşadıkları şehir Bursa’nın eski meslekleri hakkında bilgi sahibi oldukları hem de kaybolmakta olan meslekler ve el sanatları hakkında farkındalık kazandıkları gözlemlenmiştir.
Erdem Erem
Published: 15 December 2017
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.011

Abstract:
Özet Sanat eğitimi özelinde “Müze Eğitimi” kavramı ülkemizde son yıllarda önem kazanmaya ve .rgün eğitim kurumlarında klasik gezi hareketliliği dışında tanımlanmaya başlanmıştır. Bunun yanında gezi hareketliliği klasik gez, gör, soru, cevapla anlayışından çıkarak, gez, gör, yaşa, içselleştir ve yeni bağlantılar kur başlıklarına doğru everilmektedir. Bu araştırma, okul öncesi öğretmenliği programının sekizinci yarıyılındaki seçmeli derslerden biri olan Müze Eğitimi dersini alan okul öncesi öğretmen adaylarının, programlarında yer alan seçmeli müze eğitimi dersinin programdaki gerekliliğine ilişkin g.rüşlerinin neler olduğunu açığa çıkarma amacını taşıyan betimsel bir çalışmadır. Eğitim alanında var olan sorunları açığa çıkararak betimleme yapılmaksızın derinlikli çalışmalara geçmek çoğu zaman olanaklı değildir. Betimsel nitelik taşıyan bu çalışmada veri toplama aracı olarak açık uçlu sorularla oluşturulmuş yarı yapılandırılmış g.rüşme formu kullanılmıştır. Araştırma grubunu 2012 yılı bahar döneminde seçmeli “Müze Eğitimi” dersini seçen ve Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim B.lümü2 okul öncesi ö ğretmenliği lisans programı 4.sınıf öğrencisi 25 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde yarı yapılandırılmış açık uçlu g.rüşme sorularıyla bireysel g.rüşmeler yapılmıştır. Bu g.rüşmeler sonucunda elde edilen veriler betimsel analizle ..zümlenmiştir. Veri analizi sonucunda ulaşılan kodlar ve temalar doğrultusunda seçmeli olan dersin zorunlu olup olmaması gerektiği konusu öğretmen adaylarının bakış açısına göre ortaya konmaya çalışılmıştır.
Published: 15 December 2017
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.014

Abstract:
Özet Son yıllarda kültür, sanat, bilim ve teknolojideki ilerlemelerin müzeleri de etkilediği g.rülür. Müzelerin tüm işlevlerinin yanı sıra eğitim işlevinin son yıllarda daha da öne çıktığı açıktır. Bireyin değişen eğitim gereksinimleri yeni yöntem, yaklaşım ve öğrenme ortamları arayışlarını hızlandırmıştır. Günümüzde müzeler koleksiyonlarıyla birlikte önemli bir öğrenme ortamı olarak kabul edilir. Müze Eğitimi ve Uygulamaları dersi Resim İş Öğretmenliği Programında müzelerin eğitim olanaklarından etkin yararlanma amacıyla yer alan bir derstir. Bu çalışmanın amacı, Müze Eğitimi ve Uygulamaları dersinin Resim İş Eğitimi programı kapsamında işlevlerini belirlemektir. Betimsel bir çalışma olarak planlanan araştırmada literatür taramasıyla elde edilen veriler çalışmanın amacı doğrultusunda yorumlanmıştır. Çalışmada, Müze Eğitimi ve Uygulamaları dersinin işlevleri; yüzyıllar boyunca insanlığın ürettiği kültürel, sanatsal, bilimsel ve teknolojik birikimi yine insanlara sunan müzelerden etkili yararlanma yollarını göstermek; müzelere kaşı ilgi uyandırarak bir müze bilinci oluşturmak; sanata ilişkin konuların müze ve galerilerle işbirliği halinde işlenmesini desteklemek ve bunun yollarını göstermek; sanat eğitimi bağlamında izleyici ile orijinal sanat eserlerinin bir araya gelebildiği ve izleyicinin doğrudan eserle bağ kurabildiği müze, galeri ve sergilerin bu açıdan önemini göstermek; Müze Eğitimi ve Uygulamaları dersi kapsamında yapılacak müze ve galeri ziyaretleriyle, kültür ve sanat mekanlarına karşı ilgi uyandırmak, alışkanlık geliştirmek ve varsa çekingenlikleri gidermek olarak belirlenmiştir
Published: 15 December 2017
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.018

Abstract:
Özet Müze, yaşama dair her alanın objelerini, anılarını, tüm yaşanmışlıklarını içinde barındıran mekândır; yaşam boyu öğrenmenin gerçekleştiği en önemli yaygın eğitim kurumlarındandır. Müzeler, sergi salonları, konferans salonları, kütüphaneleri, alış veriş alanları, bahçeleri ve kafeteryaları ile yaşamın tam içerisinde yer alan, yaşayan ve içerisinde barındırdığı dünyayı en etkili şekilde izleyicisine yaşatan mekânlar olarak karşımıza çıkmaktadır. On dokuzuncu yüzyıldan sonra müzenin eğitim boyutu en önemli görevlerinden biri olmuştur; müzeler eğitim birimleri oluşturarak okullara, öğrenci ve öğretmenlere, ailelere, her tür engel grubuna, resmi kurum ve kuruluşlara yönelik eğitim hizmetleri vermeye başlamıştır. Çalışmanın amacı, araştırmacı tarafından Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne yönelik programlanan iki ayrı öğrenci grubu ile gerçekleştirilen müze ziyaretlerinin, öğrencilere yaşattıklarını, kazanımları ve öğrenmedeki etkisini vurgulamaktır. Betimsel özellikler taşıyan çalışmada, Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Görme Engelliler Eğitimi Anabilim Dalı’nda 2007-2008 eğitim öğretim yılında 3. sınıfa devam eden, görme yetersizliği olan beş öğrenci ile gerçekleştirilen “Görme Yetersizliği Olan Üniversite Öğrencilerinin Müzelerden Beklentileri” ve Gazi Üniversitesi Vakfı Özel Fen Lisesi 9A ve 9B Sınıfl arına devam eden 42 öğrenci ile gerçekleştirilen “Tarih Dersi Kapsamında Programlı Bir Müze Ziyareti” başlıklı iki ayrı müze ziyareti süre.leri ele alınmış; müzelerin içinde barındırdıkları dünyayı en etkili biçimde sunan ve yaşatan mekânlar olarak öğrenmedeki önemi vurgulanmak istenmiştir. Çalışma sonucunda, iki ayrı öğrenci grubu ile Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne yapılan programlı müze ziyaretlerinin, Anadolu Uygarlıklarına ait bilgilendirmelerin ve yaşanmışlıkların öğrenmedeki gü.lü etkisi g.rülmüştür.
Ferah Burgul Adıgüzel
Published: 15 December 2017
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.020

Abstract:
Özet Yaratıcı Drama Dergisi’nin “Müze Özel Sayısı” olarak hazırlanan 12. cilt 2. sayısı ile sizlerle buluşmanın sevincini yaşıyoruz. Yaratıcı Drama Dergisi’nin en önemli işlevi, alanda yapılan tüm akademik üretimlerin bir tür buluşma ve tartışma ortamı olmasıdır. Bu nedenle dergimizin bu sayısında Çağdaş Drama Derneği ve Bursa Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile 2-5 Mayıs 2017 tarihleri arasında Bursa’da gerçekleştirilen “Yaşayan Müze” temalı 27. Uluslararası Eğitimde Yaratıcı Drama Kongresi’nde sunulan bildirilere yer verilmiştir. Müzeler, temel işlevlerinden olan toplamak, depolamak, nesnelerin bakımını sağlamak gibi amaçların yanı sıra sahip olduğu objeler çerçevesinde günümüzde eğitime de doğrudan katkıda bulunmaktadırlar. Müzeler bu nedenle yaratıcı drama çalışmaları için önemli çalışma mekânları olarak görülmektedir. Müzelerin yaratıcı drama açısından mekânsal öneminin yanı sıra, yaratıcı drama yöntemi de müzeler açısından ziyaretçi ve nesneler arasında birebir iletişim kurmada etkili bir yöntem olarak değerlendirilir. Bu nedenle Türkiye’de müze eğitiminin gelişmesinde yaratıcı drama çalışmalarının çok önemli bir etkisi vardır. Yaratıcı drama alanının her boyutunda yeni projeler ve özgün makalelere yer veren dergimiz böylelikle bu sayısıyla yaratıcı drama ve müze eğitimi alanlarındaki çalışmaları paylaşarak alanın gelişimine katkı sağlamaktadır. Dergimizin bu sayısında; Kadriye Tezcan Akmehmet’in Yaşayan Müze Kavramı Üzerine Bir İnceleme, Yaşare Aktaş Arnas’ın Oyun, Öğrenme ve Deneyimin Birleşimi: Çocuk Müzeleri, Erdem Erem’in Okul Öncesi Öğretmenliği Öğretim Programında Yer Alan Seçmeli Müze Eğitimi Dersinin Gerekliliğine İlişkin Öğrenci Görüşlerinin İncelenmesi, Gökhan Karaosmanoğlu’nun Yaratıcı Drama ile Müzede Öğrenme Deneyimi: İstanbul Arkeoloji Müzeleri Örneği,, Dilek Yıldız Karakaş ve Aynur Eğitmen’in Bursa Kent Müzesi’nde 6 Yaş Çocukları İle Bursa’nın Kaybolan Mesleklerinin Yaratıcı Drama Yöntemiyle İşlenmesi, Nami Eren Beştepe’nin Resim İş Öğretmenliği Programında Müze Eğitimi ve Uygulamaları Dersinin İşlevi, Ayşe Okvuran’ın Aileyle Müze Ziyaretinin Değeri, Ayşe Çakır İlhan’ın Müze Eğitimi Alanında Yapılmış Tezler, Ali Akın Akyol ve Aysel Köksal Akyol’un Müzelerde ve Arkeolojik Alanlarda Drama Uygulamaları, Serap Buyurgan’ın Yaşayan ve Yaşatan Müze ve Özlem Kaf’ın Sosyal Bilgiler Öğretiminde Yaratıcı Drama ve Müze başlıklı makalelerini okuyacaksınız. Dergimizin 12. cilt 2. sayısını “Müze Özel Sayısı” olarak “müze” ve “yaratıcı drama” alanları açısından değerlendireceğinizi umuyor ve yayınlarımızı takip etmenizi diliyoruz. Bu sayımızı çalışmalarıyla destekleyen yazarlarımıza, titizlikle değerlendirme yapan hakemlerimize ve emeği geçenlere çok teşekkür ediyor, sizlerin de çabamıza ortak olmanızı bekliyoruz. Yaratıcı drama alanına katkı sağlamak amacıyla yapılacak yeni araştırma ve projelerin yer alacağı 2018 yılının ilk sayısında buluşmak dileğiyle... Dr. Ferah Burgul Adıgüzel Editör
Gökhan Karaosmanoğlu
Published: 15 December 2017
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.012

Abstract:
İstanbul Arkeoloji Müzeleri yaklaşık 130 yıllık geçmişiyle pek çok medeniyete ait izleri bünyesinde barındırmaktadır. Her yıl on binlerce insanın ziyaret ettiği müze yerli-yabancı pek çok insanın bir biçimde buluştuğu ortak bir noktadır. Günümüzde, ziyaretçilerin müze mekânlarını ve yapıtlarını daha nitelikli deneyimleyebilmeleri amacıyla müze eğitiminde bazı yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemlerden biri de aynı zamanda bir sanat eğitimi biçimi olan ve gün geçtikçe daha çok kişiye ulaşan yaratıcı dramadır. Bu çalışmada müzede drama uygulaması gerçekleştiren katılımcıların bu deneyimlerine ilişkin g.rüşlerini anlamaya çalışmak ve müzede drama deneyimi ile önceki müze deneyimleri arasındaki farkla ilgili g.rüşlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma öncesinde müze yönetiminden gerekli izinler alınmış ve uygulama süresince müze bahçesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Arkeoloji Müzesi binaları kullanılmıştır. Çalışma grubunu, yaratıcı drama liderliği eğitimi alan 17 yetişkin (15 kadın, 2 erkek) oluşturmaktadır. Müzede drama çalışmasında uygulama amacıyla altı saatlik yaratıcı drama etkinlikleri tasarlanmıştır. Temel nitel araştırma (Merriam, 2009) deseninde tasarlanan çalışmada nitel veriler odak grup ve yarı yapılandırılmış g.rüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen nitel veriler içerik analizi tekniğiyle analiz edilmiş ve bulgular temalara ayrılmıştır. Elde edilen bulgular katılımcıların yaşantıya dayalı bir öğrenme biçimi olan yaratıcı drama yöntemiyle daha nitelikli ve eğlenerek öğrendiklerini, kullanılan yöntemin sanat yapıtlarını anımsamalarında onlara yardımcı olduğunu ortaya koymaktadır. Müze deneyimlerini önceki müze ziyaretleriyle karşılaştıran katılımcılar müzenin belirli alanlarına odaklanarak, sanatsal bir biçimde öğrenmenin daha kalıcı bir deneyim olduğunu ifade etmişlerdir.
Ali Akın Akyol, Aysel Köksal Akyol
Published: 15 December 2017
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.017

Abstract:
Müzeler ve arkeolojik alanlar, bir taraftan tarihsel süre.te yaşananalar ile ilgili bilgileri somut buluntular üzerinden bizlere ulaştırırken, bir taraftan da alternatif eğitim ortamları olarak kalıcı öğrenmelerin sağlanması açısından önemli mekânlar olarak değerlendirilirler. Okullarda geleneksel eğitim anlayışı ile çocuklara sunulan tarih, müzelerde ve arkeolojik alanlarda yapılan eğitim çalışmaları ile çocuklar için daha anlamlı bir hale gelir. Halihazırda .rgün eğitimde okullar, özellikle de müzeler haftasında, müze ve arkeolojik alanlara geziler düzenlemeyi tercih etmektedirler. Herhangi bir ön çalışma ya da planlamayı içermeyen bu gezilerin öncesinde, sürecinde ve sonrasında yapılan eğitim etkinliklerinde çoğu, çocukların katılımına izin vermeyen didaktik yöntemlerdir. Buna karşın çocukların aktif katılımına fırsat veren drama gibi yöntemlerin müzelerde ve arkeolojik alanlarda yapılan eğitim etkinliklerinde kullanılması öğrenmelerin kalıcılığı açısından vazgeçilmezdir. Müzelerde ve arkeolojik ortamlarda yapılan drama çalışmaları ile çocuklar geçmişi, geçmişe ait mekânlarda yaparak ve yaşayarak öğrenirler. Yaşamın ilk dokuz/on yılını içine alan erken çocukluk döneminde çocukların işlem öncesi ve somut işlemler döneminin başlarında oldukları düşünülürse, bu çocuklarla yapılacak eğitim çalışmalarında alternatif eğitim ortamları ve yaparak yaşayarak öğrenmeye fırsat veren drama gibi yöntemlerin kullanılması çok daha büyük önem taşımaktadır. Bu dönemlerde olan çocuklar için geçmişi anlatan müzelerin anlamlı bir hale gelmesinde drama gü.lü bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, “Magnesia Kazısı Çocuk Şenlikleri”, “Leonardo: Evrensel Deha Sergisi”, “Frig Kostümleri Tasarımı Projesi”, “Kaunos Çocuk ve Arkeoloji Çalıştayı” ve “Müzeler Haftası Çocuk Şenliği»nde çocuklar ile yapılan drama çalışmalarına yer verilecek ve bu çalışmalardan yola çıkılarak “müzede eğitim” adına çeşitli önerilerde bulunulacaktır.
Published: 15 December 2017
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.019

Abstract:
Özet Sosyal bilgiler disiplinler arası bir alandır. Sosyal bilgilerin bu disiplinler arası özelliğini, sosyal bilgilerin tarih, coğrafya, ekonomi, siyaset, antropoloji, sanat, popüler kültür, medya, günlük yaşam, hukuk, okul, beşeri bilimler, fen bilimleri, tüketici konuları, sosyoloji, psikoloji, güncel olaylar, çevre gibi yararlandığı bilgi kaynaklarını inceleyerek görmek olasıdır. Bu çerçevede Sosyal Bilgiler Programında, öğrencilerde öğrenme süreci içerisinde kazanılması, geliştirilmesi ve yaşama aktarılması hedefl enen becerileri eleştirel düşünme, iletişim becerisi, problem çözme becerisi, karar verme becerisi ve gözlem becerisi dikkat çekmektedir. Hem sosyal bilgiler dersinin disiplinler arası yapısı hem de bireye kazandırılması .ng.rülen beceriler birlikte ele alındığında nasıl sorusu ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada nasıl sorusu öğretimin yönetimini diğer bir ifadeyle yöntem sorununu ve öğretim ortamının sorgulanmasını beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda, yaratıcı drama yöntemi kullanılarak müzede gerçekleştirilecek bir sosyal bilgiler dersi, öğrencilerde hem disiplinler arası öğrenmeyi gerçekleştirmek hem sosyal bilgiler programında .ng.rülen becerileri geliştirmek hem de öğrencilerin tüm yönleriyle gelişmesine katkıda bulunmak adına önemlidir. Yaratıcı drama bireyi etkin kılan, grup bütünlüğü içinde bir öğretmen eşliğinde öğrenmenin etkili bir şekilde gerçekleşmesinde rol oynayan yöntemlerden biridir. Yaratıcı dramanın eğitimde kullanılması öğrenenin yaparak yaşayarak öğrenmesine olanak tanıyarak, üretken bir birey olmasına ve kendini gerçekleştirmesine, sosyal becerilerinin gelişmesine, kısaca bireyin tüm yönleriyle gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Bu katkının sadece sınıf ortamında gerçekleştirilmesi de söz konusu değildir. Farklı mekânlar, ortamlar öğrenme öğretme sürecinde etkili öğrenme ve öğretme açısından öğrenme sürecinin paydaşlarından olan öğretmen ve öğrencilere kolaylıklar sağlayacaktır. Bu çalışma sosyal bilgiler öğretiminde yaratıcı dramanın kullanımı ve müzelerdeki uygulamaların önemini vurgulamak ve okuyucuya örneklerle fi kirvermek için yürütülmüştür.
Yaşare Aktaş Arnas
Published: 15 December 2017
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.010

Abstract:
Özet Okul öncesi dönemdeki çocuklarda öğrenmelerin kalıcı olması, çocukların doğrudan deneyimlemesini gerektirmektedir. Bu amaçla öğretmenler sınıf içindeki sınırlı öğrenme alanlarının yanı sıra sınıf dışında da birçok öğrenme kaynağı oluşturmalıdırlar. Bu amaçla öğretmenler çocuklara günlük hayatı da içine alacak çeşitli eğitim ortamları ve eğitim etkinlikleri sunmalıdırlar. Bu anlamda günümüzde pek çok ülkede çocukların öğrenme deneyimlerini artırmak amacıyla okul dışı mekânlar olarak çocuk müzeleri, bilim merkezleri, doğa merkezleri ve keşif odaları gibi çeşitli mekânlar oluşturulmuştur. Çocukları temel alarak kurulan bu mekânlara en güzel örneklerden biri “çocuk müzeleri” dir. Geçmişi 1899’lara uzanan çocuk müzeleri, diğer geleneksel müzeler gibi kültürel değerleri belgeleyen ve sergileyen kurumlar olmanın yanı sıra çocuklara pek çok eğitim aktivitesi de sunmaktadır. Çocuk müzeleri, çocuklara oyunlar yoluyla öğrenmeleri için tasarlanan müzeler olup etkinliklerin odağında çocuklar yer almaktadır. Bu müzeler açık ve kapalı alanda sundukları sergiler, programlar ve atölye çalışmaları yolu ile çocuklara çeşitli öğrenme fırsatları sunmaktadırlar. Bu çalışmada okul öncesi dönemde oyun, öğrenme ve öğrenme mekanları olarak çocuk müzeleri hakkında bilgi verilecek ve çocuklarla çocuk müzesinde yapılabilecek bir drama etkinliğine yer verilecektir.
Published: 15 December 2017
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.016

Abstract:
Özet Çağdaş müze; müze koleksiyonu, müze yönetimi ve müze çalışanı ile müze ziyaretçisinden oluşan ü. saç ayağı üzerine kurulmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından başlayan çağdaş müze anlayışı alana yeni bakış açıları getirmiştir. 1917’den 1950’li yıllara kadar müzede öğrenmenin gerekliliği ve önemi ile müzelerin üniversiteler gibi araştırma merkezleri olması fi kri kabul görmeye başlamıştır. 1950’lerde eğitim bilimlerinde yaşanan gelişmelerde öğrencinin araştırarak kendisinin bilgi üretmesi gerekliliği vurgulanmış, böylece müzeler, laboratuvar ve kütüphaneler önem kazanmıştır. Bu bağlamda müzelerin toplumu eğlendirecek ve eğitecek tarzda koleksiyonlarını kullanmaya başladığı g.rülür. 1965’den sonra müzelerde kültür merkezleri kurulmaya, çok kültürlü eğitim, müze eğitimi ve kültürel dersler öğretim programlarında yer almaya başlamıştır. Nesneler hakkında akademik bilginin aktarımının yanında, toplumun farklı kesimlerinin özellikleri, insan gelişimi, iletişim teorileri, grup dinamizmi, kültürlerarasılık önem kazanmıştır. Nesne temelli bilgi aktarımından nesneyi bağlamsal açıdan yorumlama, deneyim oluşturma yaklaşımına geçilmiştir. 1990’lı yıllarda müze görevli kadrosuna; araştırmacı, uzman, konservatör, restoratör, mimar, içmimar, eğitimci-pedagog, metin yazarı, halkla ilişkiler uzmanı gibi görev alanları girmeye başlamıştır. Müze işlevlerinde ise; toplama, belgeleme (arşivleme), koruma (bakım - onarım) ve sergilemenin yanı sıra eğitim de önem kazanmaya başlamıştır. 2000’li yıllarda Türkiye’de Öğretmenlik Programlarında müze eğitim konusuna yer verilmiştir. İlk ve orta öğretimde okul dışı öğrenmenin birinci adresi MÜZELER olarak gösterilmiş, başta görsel sanatlar dersi olmak üzere pek çok derste müze eğitimi konusuna yer verilmiştir. Üniversitelerde Müzecilik alanında lisans ve lisansüstü programlar açılmıştır. Müze, müzecilik ve müze eğitimi alanında tezler ve projeler yapılmıştır. 2017 verilerine göre YÖK tez tarama merkezinde (05.02.2017) müzecilik alanında 284 yüksek lisans, 18 doktora ve 6 sanatta yeterlik tezinin olduğu saptanmıştır.
Ayşe Okvuran
Published: 15 December 2017
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.015

Abstract:
Günümüzde müzeler eserlerin çekici biçimde sergilendiği, müze içinde ya da eğitim b.lümünde keyifl i etkinliklerin gerçekleştiği, yaşlıların, ,engellilerin rahatlıkla gezebildiği, öğrencilerin eğlenerek öğrendikleri merkezler olmaya başlamıştır. Müzeler başlangıçta halkı müzeyi ziyaret etmesi gereken kişiler olarak g.rüyordu. Son yıllarda ise müzeler halkı kendi gereksinmesi olan, kendi g.rüşlerini oluşturan gruplar olarak görmeye başladılar (Onur, 2014). Müzeler artık ziyaretçi kavramını, ziyaretçilerin var olmasını, gereksinimlerini çok önemsemektedirler. Müzeleri kimler ziyaret eder? Müze ziyaretçisi kimdir? Soruları bu araştırmanın giriş sorularını oluşturmaktadır. Müze ziyaretçileri içinden aileyle müze ziyareti yapmanın değeri ise bu araştırmanın temel problemidir. Bu amaçla Ankara’da bulunan farklı resmi ya da özel müzede aileleriyle müze ziyareti yapan çocuklar ve ebeveynleriyle g.rüşmeler yapılmıştır. Araştırmada aileyle yapılan müze gezilerinin çocuklar için birlikte bir etkileşim sağladığı, birlikte hoşça vakit geçirdikleri ve bu durumdan memnun oldukları gibi olumlu sonuçlar ortaya çıkmıştır.
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.002

Abstract:
Çalışmanın amacı lise düzeyindeki ergenlerin okul, aile ve akran grupları içindeki hiyerarşik yapıya dair algılarını ortaya çıkarmak, içinde bulundukları kurumsal ilişkilerde hiyerarşik yapının eşitlik/eşitsizlik bağlamında onları etkileyip etkilemediğinin yaratıcı drama yöntemi ile tartışılıp, sorgulanmasıdır. 18 saat uygulaması olan bu çalışmaya İstanbul ilinin Üsküdar ilçesinde bulunan, MEB Hacı Rahime Ulusoy Denizcilik Anadolu Meslek Lisesi 10. sınıfta okuyan 14-15 yaş grubundaki 16 gönüllü öğrenci katılmıştır. Çalışmanın konusunu oluşturan hiyerarşi kavramının sorgulanması amacıyla mesleki iş bölümü, toplumsal iş bölümü, okullar, akran grubu ve aile kavramlarının hiyerarşi ile ilişkisine dair beş ayrı tema belirlenmiştir. Belirlenen her temaya göre atölyeler uygulanmış ve son olarak her birine değinilen bir genel değerlendirme oturumu uygulanmıştır. Araştırma deseni olarak nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışması kullanılmıştır. Hiyerarşi kavramının tartışılıp sorgulanmasına yönelik olarak oluşturulan her üç saatlik yaratıcı drama oturumun sonunda yapılan değerlendirme etkinliklerinde kullanılan ölçme değerlendirme formlar ve öğrencilerin süreç içinde oluşturdukları ürünler betimsel analiz ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizi sonucunda katılımcıların süreç içinde belirlenen beş tema etrafında hiyerarşi kavramını kurgusal bir bütünlük içinde tartışıp sorguladıkları ve kendi çözüm önerilerini getirdikleri görülmüştür.
Sırma Seda Bapoğlu Dümenci
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.006

Abstract:
Özet Bu çalışmada Çocuk Gelişimi bölümü öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmede drama eğitiminin etkililiğini saptamak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2011–2012 eğitim-öğretim yılında Düzce Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1. sınıfta eğitim görmekte olan 25 kişiden oluşan üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. 10 hafta/1 saat eğitim programı içinde rol oynama, doğaçlama, pandomim, manşet atma, fotoğraf karesi oluşturma gibi drama tekniklerinden faydalanılmıştır. Yarı deneysel (tek grupta öntest-sontest düzeni) olarak planlanan çalışmada öğrencilere 10 hafta süren eğitim sonunda veri toplama aracı olarak Cornell Eleştirel Düşünme Testi Düzey X, uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri verilmiş ve istatistiksel analizinde eşleştirilmiş t-testi (paired t-test) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde tümdengelim ve varsayım alt boyutlarında ve ön test ve son test toplam puanlarında istatistiksel olarak anlamlı artış bulunmuştur. Çalışmanın sonuçlarına göre üst düzey düşünme becerilerinden eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilebileceği ve bu geliştirmede kullanılacak yöntemlerden birinin de yaratıcı drama eğitimi olabileceği düşünülmektedir. Öğrencilerin aldıkları yaratıcı drama eğitimi sürecinde parça bütün ilişkileri, gözlem yapabilme ve varsayımlar üretme konusunda da testin alt boyutlarının da bir artış olduğu görülmüştür.
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.003

Abstract:
Özet Çalışma 3. ve. 4. sınıf okul öncesi öğretmen adaylarının medya okuryazarlığı seviyelerine süreçsel drama yoluyla katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır. . Bu amaca ulaşabilmek için 21 saatlik medya okuryazarlığı ile ilgili süreçsel drama oturumları oluşturulmuştur. Bu çalışma 15 kadın ve 1 erkek olmak üzere toplam 16 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Araştırma boyunca veriler, katılımcı paylaşımları ve dokümanlar olmak üzere nitel olarak toplanmış ve çalışmada nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Verilerin analizi içerik analizi yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Çalışma sonucunda süreçsel drama atölyelerinin katılımcıların medya okuryazarlığı seviyeleri üzerinde olumlu etkiler bıraktığı görülmüştür.
Ferah Burgul Adıgüzel
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.008

Abstract:
TrYaratıcı Drama Dergisi’nin 12. cilt 1. sayısı ile sizlerle buluşmanın sevincini yaşıyoruz. Yaratıcı drama alanında Türkiye’de tek olan Yaratıcı Drama Dergisi’nin en önemli işlevi, alanda yapılan tüm akademik üretimlerin bir tür buluşma ve tartışma ortamı olmasıdır. Yaratıcı drama alanında gerçekleştirilen yeni projeler ve özgün makalelere yer veren dergimiz böylelikle her yeni sayısıyla yaratıcı drama alanının akademik sürekliliğini ve yaygınlığını nitelikli üretimlerle geliştirmektedir. Daha öncekilerde olduğu gibi bu yeni sayısında da yaratıcı drama alanına ilişkin yapılmış önemli çalışmaları okumak mümkün. Dergimizin bu sayısında; Zeki Özen ve Ömer Adıgüzel’in Dorothy Heathcote’un Yaratıcı Drama Yaklaşımları, Deniz Devrim Şahin ile Nejat Akfırat’ın Ergenler Yaratıcı Drama Yöntemiyle Hiyerarşi Kavramını Tartışıyor, Şule Alıcı ile Özlem Öznur Gökbulut’un Süreçsel Drama Oturumlarının Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Medya Okuryazarlığı Seviyelerine Etkisi, Serkan Keleşoğlu ile Nurdan Kalaycı’nın Dördüncü Sanayi Devriminin Eşiğinde Yaratıcılık, İnovasyon ve Eğitim İlişkisi, Gökhan Karaosmanoğlu ile Ömer Adıgüzel’in Yaratıcılık Engellerinin Yaratıcı Drama ile Fark Edilmesine Yönelik Bir Araştırma, Sırma Seda Bapoğlu’nun Yaratıcı Drama Tekniklerinden Faydalanarak Çocuk Gelişimi Programı Öğrencilerinin Eleştirel Düşünme Düzeylerinin Geliştirilmesine Yönelik Çalışma ile Erim Koçyiğit’in Yaratıcı Drama Lider Adaylarının Ölçme ve Değerlendirme Konularındaki Profilleri ve Yeterlilik Algıları adlı makaleleri okuyacaksınız. Dergimizin 12. cilt 1. sayısını da alan yazın açısından değerlendireceğinizi umuyor ve yayınlarımızı takip etmenizi diliyoruz. Yazarlarımıza, titizlikle değerlendirme yapan hakemlerimize ve emeği geçenlere çok teşekkür ediyor, sizlerin de çabamıza ortak olmanızı bekliyoruz. Yaratıcı drama alanına katkı sağlamak amacıyla yapılacak yeni araştırma ve projelerin yer alacağı 2017 yılının ikinci sayısında buluşmak üzere... Dr. Ferah Burgul Adıgüzel Editör
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.004

Abstract:
Özet Dünya yeni bir sanayi devriminin içinden geçmektedir. Bu devrim ile üretimdeki insan etkisi rol değiştirmekte ve yerini robotlara, ışıksız fabrikalara bırakmaktadır. Bu gelişmelere dayalı olarak 21. yüzyılda eğitim sistemlerinin bireyleri farklı bilgi, beceri ve değerlerle donatması gerekmektedir. 21. yüzyıl becerileri olarak tanımlanan bu özelliklerin başında yaratıcılık ve inovasyon gelmektedir. İnovasyon son yıllarda toplumun bütün alanlarında kullanılan popüler sözcüklerden birisi haline gelmiştir. Türkçe’ye “yenileşim” olarak çevrilmesine rağmen bu çevirinin, kavramı tam olarak karşılamadığı eleştirileri bulunmaktadır. Bu durum kavramın yanlış algılanmasına ve kavram yanılgısının yayılarak kavramın önemsizleşmesine yol açmaktadır. Oysaki inovasyon insanlığın gelişimi için yalnızca ekonomi alanına değil insanlıkla ilgili tüm alanlarda yer alması gereken bir kavramdır. Bu çalışmanın amacı, yaratıcılık, inovasyon ve eğitim ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırmada alan yazın taraması yapılmış, inovasyon kavramı tanımlanmış eğitimde inovasyonun nasıl uygulandığı ya da uygulanabileceği örneklendirilmiştir. Ekonomik gelişmelerden doğrudan etkilenen eğitim alanının özellikle sosyal inovasyonu ön plana çıkarması gerektiği önerilmektedir.
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.007

Abstract:
Özet Bu araştırmanın amacı; yaratıcı drama lider ve lider adaylarının; yaratıcı drama süreçlerinde kullanılan/kullanılabilecek ölçme ve değerlendirme konularındaki profillerini ve yeterlilik algılarını belirlemektir. Araştırma, tarama desenindedir. Araştırmaya veri toplamak amacıyla on iki sorudan oluşan “Yaratıcı Drama Lider/Lider Adaylarının Ölçme ve Değerlendirme Konusundaki Görüşlerini Belirleme Anketi” geliştirilmiştir. Taslağı 18 sorudan oluşan anket üçer ölçme değerlendirme uzmanı ve yaratıcı drama lider adayı tarafından incelenmiş ve nihai 12 maddelik anket oluşturulmuştur. Anketin uzman geçerliği, üç ayrı ölçme değerlendirme uzmanından görüş alınarak sağlanmıştır. Çevrimiçi olarak toplam 114 lider ve lider adayına uygulanan anket sonucunda; Lider ve lider adaylarının nicel veya nitel araştırma yöntemleri konusunda eğitim aldıkları, YD atölyelerinde ağırlıklı olarak sonuç değerlendirmeye yönelik olarak sözlü değerlendirmeler yaptıkları, değerlendirme sonuçlarını genellikle kayıt altına almadıkları ve büyük oranda katılımcıya geri bildirim vermedikleri, ölçme ve değerlendirme konusunda yeterlilik algılarının orta düzey veya altında yer aldıkları görülmüştür.
Zeki Özen,
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.001

Abstract:
Özet Bu çalışmada eğitimde yaratıcı dramanın öncülerinden olan Dorothy Heathcote’un özgün yaklaşımları incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden anlatıya dayalı biyografik çalışma türünde gerçekleştirilen araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme, doküman inceleme ve gözlem notları kullanılmıştır. Araştırmada Dorothy Heathcote yaklaşımını incelemek üzere görüşme soruları hazırlanmış, hazırlanan görüşme soruları iki farklı alan uzmanı tarafından değerlendirilerek geliştirilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından 13 sorudan oluşan bir görüşme formu hazırlanmış, 3 farklı atölye oturumu gözlemlenmiş ve 40 farklı doküman incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular, Dorothy Heathcote’un eğitimde yaratıcı drama alanına sunmuş olduğu ve uygulama açısından kimi benzerlikler gösteren dört farklı yaklaşımının; öğrenenleri toplumsal duyarlılık açısından bilinçlendirdiği, okul ortamında öğrenilen bilgilerin gerçek yaşamla bağlantısının daha kolay kurulabildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yaratıcı Drama Dergisi, Volume 12; https://doi.org/10.21612/yader.2017.005

Abstract:
Özet Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin yaratıcılığı engelleyen etmenleri öğrenmelerinde ve bu konuda farkındalık kazanmalarında, yaratıcı dramanın rolünü incelemektir. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada olduğu karma yöntemlerden birleşik desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2012-2013 öğretim yılında öğrenim görmekte olan 6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Nicel ve nitel veriler seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örneklem yardımıyla seçilen araştırma gurubundan elde edilmiştir. Veri toplamak amacıyla, öğrenci ürünleri (mektup, poster, afiş, yazılı ürünler), her oturum sonunda öğrencilere yöneltilen açık uçlu sorular ve kavram listesi kullanılmıştır. Çalışmada yaratıcı drama bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Öğrencilerin yaratıcılıklarını engelleyen etmenler göz önünde bulundurularak okul, aile, çevre/toplum, teknoloji, kişisel özellikler gibi başlıklar belirlenmiş ve bu başlıklara uygun yaratıcı drama etkinlikleri kurgulanmıştır. Çalışmada elde edilen veriler betimsel analiz ve SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular ışığında, öğrencilerin yaratıcılık engellerini öğrenmelerinde ve farkındalık kazanmalarında kullanılan yaratıcı drama yönteminin etkili olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular, yaratıcı drama yönteminin öğrencilerin kendilerini ifade etmelerinde, hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını etkin bir biçimde kullanmalarında etkili olduğunu göstermektedir.
Page of 5
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Back to Top Top