Refine Search

New Search

Results: 187

(searched for: publisher_group_id:15131)
Save to Scifeed
Page of 4
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Cennet Ceren Çavuş
Published: 10 June 2021
fe dergi feminist ele, Volume 13, pp 177-187; https://doi.org/10.46655/federgi.947009

Abstract:
The purpose of this paper is to provide a brief analysis of two confusable philosophical positions, Transhumanism and Posthumanism, and compare their approaches in terms of their social and ecological concerns through an examination of Donna Haraway’s “cyborg identity.” Haraway introduces a ground-breaking approach in A Cyborg Manifesto and her later works, which blurs the formerly defined, distinct categories and identities that underlie the oppression of animals, humans, men, women, machines etc. By using postmodernist deconstruction, she wants to challenge Western dualisms and all kinds of oppression it causes. While Transhumanists, who inherit anthropocentrism from Humanism, support technological advancement to enhance the human condition, Posthumanists draw attention to the harms of the anthropocentric approach in terms of social and ecological justice and offer a more comprehensive and compassionate approach to other species inhabiting the planet. Since both Transhumanists and Posthumanists promote enhancement, Transhumanists need Posthumanist insights to really enhance the human condition concerning her environment.
Sibel Ezgin Ağilli, Ebru Açik Turğuter
Published: 10 June 2021
fe dergi feminist ele, Volume 13, pp 1-15; https://doi.org/10.46655/federgi.876640

Abstract:
Toplumsal cinsiyet örüntüleri, günümüz toplumlarında kadına ve erkeğe özgü alanların yeniden inşa edilmesinde en önemli etkendir. Bu nedenle kadınların, erkeklerin tekelinde yer alan çalışma ve eğitim alanlarında olması, yadırganmaktadır. Buna karşın kadınlara özgü kabul edilen alanlarda yer alan erkeklerin erkekliği de sorgulanmaktadır. Kadın yoğunluklu olan alanlardan biri de çocuk gelişimi bölümüdür. Bu alanda az sayıda da olsa erkek öğrenci bulunmaktadır. Kadın yoğunluklu çocuk gelişimi bölümünde eğitim gören erkek öğrencilerin, eğitim alırken yaşadıkları deneyimleri, duygu ve düşüncelerini kristalize ederek feminen alanlarda erkeklerin kendilerini nasıl konumlandırdığı ve nasıl bir erkeklik inşa ettiklerini tartışmak bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Çocuk Gelişimi Bölümü erkek öğrencileri ile derinlemesine görüşmeler yapılmış, elde edilen veriler betimsel analizle ortaya konmuştur. Söz konusu verilerden hareketle, neo-liberalizm ve muhafazakarlık ethosu ilişkiselliği ile inşa edilen hegemonik erkeklikler, madun erkekler ve olumlu-eşitlikçi erkekler şeklinde farklı ve çoklu erkeklik biçimlerinin varlığı sonucuna ulaşılmıştır.
Deniz Kemik
Published: 1 June 2020
fe dergi feminist ele, Volume 12, pp 82-95; https://doi.org/10.46655/federgi.745825

Abstract:
Bu makale, Hong Kong’da yaşayan Filipinli ev işi ve bakım çalışanlarının ve kadın işverenlerinannelik deneyimlerini anlamayı amaçlar ve bu deneyimlerin sınıf, etnisite ve göç politikalarıkesişiminde nasıl farklılaştığını tartışır. Bu amaçla feminist duruş noktası epistemolojisindenyararlanılarak niteliksel bir araştırma yürütülmüştür. Araştırmada onsekiz Filipinli işçi ve onsekizkadın işveren ile derinlemesine görüşmeler yapılmış ve her iki gruptan beşer kadının katılımıyla dörtodak grup görüşmesi düzenlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre Filipinli ev işi ve bakımçalışanlarının ve kadın işverenlerin “iyi anneliği” sınıfsal konumları, etnik kökenleri ve göçdeneyimleri çerçevesinde farklı tanımladıkları ortaya çıkmıştır. Filipinli yardımcıların annelikdeneyimlerini çocuklarından ayrı yaşıyor olmaları, Hong Kong’un göç politikaları ve işverenleriylekurdukları ilişkiler dönüştürürken; kadın işverenlerin annelik deneyimlerini ise Hong Kong’dakirekabetçi çocuk yetiştirme pratikleri, eğitime verilen önem ve göçmen yardımcılarından aldıklarıdesteğin şekillendirdiği gözlemlenmiştir.
Özlem Akkaya
Published: 1 June 2020
fe dergi feminist ele, Volume 12, pp 1-15; https://doi.org/10.46655/federgi.745690

Abstract:
Devlet radyosunu çok katmanlı bir mücadele ve müzakere alanı olarak kabul eden bu çalışmada, Ağaoğlu’nun ilk iki radyo oyunu (Yaşamak ve İki Kişi Arasında), cinsiyet ideolojisiyle nasıl ilişkilendiklerini görmek üzere, kadınlık temsilleri ve anlatı yapıları temelinde eleştirel bir analize tabi tutulacaktır. Çalışmada radyonun bu ihtilaflı doğasının bir radyo çalışanı ve radyo oyun yazarı olarak Adalet Ağaoğlu’nun oyunlarına nasıl yansıdığı tartışılacak ve kadın kahramanların söz konusu oyunlarda daha büyük davaların sembollerine indirgenmiş yok-özneler olarak mı yoksa kendileri olarak mı yer aldıkları sorulacaktır. Bu oyunlara kulak vermek, devlet sponsorluğundaki cinsiyet ideolojisinin çelişkili ve tamamlanmamış doğasına ışık tutmanın yanı sıra, “kadınsı” popüler anlatıların değersizleştirilmesine de yanıt olacaktır.
Emel Coşkun, Özge Sarialioğlu, Cemile Gizem Dinçer
Published: 1 June 2020
fe dergi feminist ele, Volume 12, pp 70-81; https://doi.org/10.46655/federgi.745812

Abstract:
Uluslararası göç çalışmaları, ulusal ve uluslararası göç politikalarındaki söylemlerden etkilenen vegittikçe politikleşmiş bir araştırma alanıdır. Maddi kaynakları açısından devlet odaklı politikadanbağımsızlaşamayan göç araştırmaları uluslararası göç yönetimi söylemini meşrulaştırarak ulus-devletlerin göçü önleme çabalarında araçsallaşabilmektedir. Göç araştırmalarının politikleşen yapısı,benimsenen teorik yaklaşımdan veri toplama yöntemlerine kadar tüm araştırma tasarımını dayöntemsel ve etik açıdan etkilemektedir. Özellikle son zamanlarda göçmen kadınlara odaklananaraştırmaların sayısı hızla artarken, bu araştırmalarda kullanılan yöntem yeterince açıklanmadığıiçin hem bilimsel bilginin üretimi hem de etik açıdan ciddi sorunlar barındırabilmektedir.Bu anlamdaana akım araştırma yöntemlerini eleştiren, araştırma sürecini eşitsiz güç ilişkileri perspektifindensorunsallaştıran feminist yöntem göç araştırmalarında önemli bir sorgulama zemini sağlamaktadır.
Selda Tunç Subaşi
Published: 1 June 2020
fe dergi feminist ele, Volume 12, pp 16-29; https://doi.org/10.46655/federgi.745699

Abstract:
Türkiye’de 2000’li yıllarda neoliberal ekonomi politikalarıyla yoğunluğunu artıran tüketim piyasasındaki ürün ve hizmetler, üniversitelerin varlığıyla yatırımların arttığı, nüfusu görece az olan küçük kentlerde pazar olarak hacmini genişletmektedir. Büyük kentlerdeki tüketim tarzlarıyla açığa çıkan yeni eğlence biçimlerinin küçük kentlere aktarılmasıyla farklı görünümler alan ve yerel dinamiklerle eklemlenen eğlence biçimleri, öğrencilerin varlığıyla farklı sosyal ve kültürel özellikler sergilemektedir. Çalışmada mezuniyet kınasının muhafazakâr kültürel bir atmosferde aldığı konum, kadın homososyalliği bağlamında ele alınmaktadır. Çalışma, feminist bir perspektifle kadın öğrencilerin boş zaman ve deneyim ilişkisine odaklanmakta, etnografik bir metotla analiz edilmektedir. Bu bağlamda yaşları 18 ile 24 arasında değişen 35 kadın üniversite öğrencisi ile derinlemesine görüşme yapılmış ve 1 kadın öğrencinin mezuniyet kınasına dâhil olunmuştur. Kadın öğrenciler, kına eğlencesinde yurt ya da evle sınırlı hareket alanlarını kent merkezine çevirmektedirler. Eğlence üzerinden gerçekleşen bu kamusal alan deneyimi, çevrimiçi ve çevrimdışı etkileşimlerle yeni bir birlikteliktir. Erkek bakışından uzak kalmak isteyen kadın öğrenciler, mezuniyet kınasında özgürce dans edip eğlenerek yeni bir homososyallik deneyimi yaşarlar. Bu eğlence kolektif bir şekilde inşa edilerek eğlencenin aşamaları kurumsal bir gözetim olmadan gerçekleşir.
Ayla Deniz
Published: 1 June 2020
fe dergi feminist ele, Volume 12, pp 113-124; https://doi.org/10.46655/federgi.745831

Abstract:
This study discusses the changing geographies of intimacy by focusing on the experiences of femaleTinder users in Istanbul. Within the scope of the study, in-depth interviews were conducted with 28women in Istanbul. Based on these interviews, the flows of how women use Tinder have been createdand the locations in which the app is used have been identified. The study revealed that women usethis mobile application secretly and they do not actively use it in the neighborhoods where they liveand work. The way women look for relationships varies considerably and they choose among varyingtypes of relationships. Tinder allows women to rapidly expand their pool of potential partners andeliminate other intermediaries and their social supervision in building relationships. These factsindicate that the geographies of intimacy and the gender relationships within these geographies havestarted to change for some women.
Gizem Gülmez
Published: 1 June 2020
fe dergi feminist ele, Volume 12, pp 96-112; https://doi.org/10.46655/federgi.745827

Abstract:
Bu çalışmada, Türkiye’de lezbiyen, gey, biseksüel (LGB) yetişkin örnekleminde yakın partner şiddetikonusu incelemiş, gey ve lezbiyen partnerler arasında ortaya çıkan şiddet türleri ve yaygınlığı,yönelim bakımından fark olup olmadığı, içselleştirilmiş homofobi ile partner şiddeti arasındaki ilişkive sosyal destek düzeyi ile partner şiddeti arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanınkatılımcıları; 105 lezbiyen (%32,51), 148 gey (%45,82) ve 70 biseksüel (%21,67) olmak üzere 323yetişkinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak, “Demografik Bilgi Formu”,“Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeğinin Gözden Geçirilmiş Formu (ÇBASDÖ)”,“İçselleştirilmiş Homofobi Ölçeği” ve “Çatışmaların Çözümüne Yaklaşım Ölçeği (ÇÇYÖ)”kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS (21.0) ile analiz edilmiştir. Katılımcıların cinsel yönelimlerinegöre partner şiddetine maruz kalmalarına ilişkin dağılımları arasında anlamlı fark bulunmamıştır.Ancak geylerin cinsel şiddet yaygınlığı ortalamaları, lezbiyenlerin ortalamalarından anlamlı şekildeyüksek bulunurken; geylerin içselleştirilmiş homofobi ortalamaları da lezbiyenlerin ortalamalarındananlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Ayrıca lezbiyenlerin uzlaşma yaygınlığı ortalamaları, geylerinortalamalarından anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Partner şiddetine maruz kalanların algılanansosyal destek ortalamaları, kalmayanların ortalamalarından anlamlı şekilde düşüktür. Algılanan ailesosyal desteği azaldıkça psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddet yaygınlığı artmaktadır. Aynı zamandaalgılanan sosyal destek azaldıkça içselleştirilmiş homofobi artmaktadır. Cinsel yönelimi açıkolanların içselleştirilmiş homofobi ortalamaları, cinsel yönelimi açık olmayanların ortalamalarındananlamlı şekilde düşük bulunmuştur. Aynı zamanda cinsel yönelimi açık olanların algılanan sosyaldestek ortalamaları, cinsel yönelimi açık olmayanların ortalamalarından anlamlı şekilde yüksektir.Partner şiddeti karşısında yardım alanların aile sosyal desteği ortalamaları almayanlarınortalamalarından anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur.
Ayşem Sezer Şanli
Published: 1 June 2020
fe dergi feminist ele, Volume 12, pp 44-58; https://doi.org/10.46655/federgi.745795

Abstract:
Bu makale, Cumartesi Anneleri’nin sürekli protesto eyleminden yola çıkarak gündelik hayatındönüşümünü sorunsallaştırmaktadır. Çalışmada öncelikle gündelik hayatın tekdüze yapısından çıkışınprotesto eylemi ile mümkün olduğu iddia edilmektedir. İkinci olarak, gündelik hayatın sıradanaktörleri gibi değerlendirilen kadınların bir protestoya sürekli katılım sağladıklarında, toplumsalhareket aktörü olarak gündelik hayatlarını dönüştürebildikleri ileri sürülmektedir. Bununla birlikte,Cumartesi Anneleri’nin eylemlerinin Türkiye’de en uzun süren sivil itaatsizlik eylemi olduğu gözönüne alındığında, kadınların protesto aktörü olarak sosyal konumlarını değerlendirmenin gerekliliğiortaya çıkmaktadır. Bu makale, protestocu kadınların gündelik rutinlerinden yola çıkarak siyasi vetoplumsal hayata katılma süreçlerini ele almakta; protestonun gündelik hayatı kalıcı biçimdedeğiştirdiğini saptamaktadır.
Miki Suzuki Him
Published: 1 June 2020
fe dergi feminist ele, Volume 12, pp 59-69; https://doi.org/10.46655/federgi.745803

Abstract:
This paper discusses a paradoxical implication of employment for women’s empowerment in flexiblecapitalism. Export-oriented factories employ women from the poorer sections of a society and theirearnings make substantial contribution to poverty reduction at a household level. However, animplication of wage work for women’s empowerment is contentious. Many socialist feminist criticshighlight exploitative aspects of export-oriented industries. The micro-level studies point out women’sempowering experiences through employment in daily life. Employing a materialist feministperspective and Bourdieu’s theory of practice, this paper examines the discussion on women’semployment and empowerment in the past fifty years and attempts to understand women’smultifaceted exercise of agency within patriarchal power relations and explain a paradox ofexploitative employment and women’s empowering experiences. It argues that flexible employmenthas empowered many women in the world, yet, in a way to serve flexible capitalism and patriarchy.
Page of 4
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Back to Top Top