Refine Search

New Search

Advanced search

Results: 128

(searched for: doi:(10.26453/*))
Save to Scifeed
Page of 13
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Mahmut Yaran, Sümeyye Belhan, Esma Özkan
Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi, Volume 5, pp 311-317; doi:10.26453/otjhs.608161

Abstract:
Amaç: Çalışmada Y ve Z kuşağındaki bireylerin öz yeterlilik durumlarının ve katılım kısıtlılıklarının incelenmesi amaçlandı. Materyal ve Metot: Çalışmaya dahil olan Y ve Z kuşağındaki bireylerin katılımlarını değerlendirmek amacıyla Katılım Ölçeği uygulandı. Y kuşağındaki bireylerin öz yeterlilikleri Öz Yeterlilik Ölçeği ile değerlendirilirken, Z kuşağındaki katılımcıların öz yeterlilikleri Ortaokul Öz Yeterlilik Ölçeği ile değerlendirildi. Çalışmaya Y ve Z kuşağından 40 birey dahil edildi. Bulgular: Y ve Z kuşağındaki bireylerin öz yeterlilik puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmedi (p>0,05). Y kuşağındaki bireylerin katılım ölçeği puan ortalaması 11,28±10,55; Z kuşağındakilerin katılım ölçeği puan ortalamaları ise 53,70±18,05 olarak belirlendi. Y ve Z kuşağındaki bireylerin katılım kısıtlıkları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edildi (p
Yüksel Bicilioğlu, Mustafa Bak, Erkin Serdaroğlu
Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi, Volume 5, pp 37-47; doi:10.26453/otjhs.560449

Abstract:
Amaç: Geriye dönük olarak yapılan çalışmamızda amaç; monosemptomatik nokturnal enürezis tedavisinde kullanılan desmopressin, alarm ve kombine tedavileri karşılaştırmaktır. Materyal ve Metot: Monosemptomatik noktürnal enürezis tanısı alan hastalar geriye dönük olarak değerlendirildi. Desmopressin (33 hasta), alarm (34 hasta) ve kombine (34 hasta) tedavi başlanan toplam 101 hasta (67 erkek/34 kız) çalışmaya dahil edildi. Yaş ortalaması 10,7±2,4 yıl (5-16 yaş) saptandı. Hastaların tıbbi öyküsü, fizik muayene bulguları, özgeçmiş ve soygeçmişi, verilen tedavi bilgileri kayıt altına alındı. Tedavi başlanmadan 1 ay önceki, tedavi süresi ve tedavi kesildikten sonraki dokuz haftalık izlem süresi boyunca ıslak gece sayıları tespit edildi. Tedaviye yanıt ve sonrasında nüks oranları tespit edildi. Bulgular: Tedavi öncesi ıslak gecelerin ortalaması ayda 14,9±6,1 gün bulundu. Aylık ıslak gece sayısı tedaviden sonra her üç tedavi grubunda da anlamlı olarak azaldı (desmopressin; 14,5±5,7 ila 4,8±6,5; p%50 azalma) ve tam yanıt (%100 kuru) oranları desmopresin, alarm ve kombine tedavi gruplarında sırasıyla %79, %91 ve %97, %30 ve %27, %35 idi. Başarılı tedavi edilen hastalarda nüks oranları desmopresin, alarm ve kombine tedavi grubunda sırasıyla % 67, % 11 ve % 22 (p=0,002) saptandı. Sonuç: Alarm tedavisi, düşük nüks oranları ve yan etki olmaması nedeniyle en iyi tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Desmopressin tedavisinde yüksek oranda nüks saptanmıştır.
Levent Bayam, Efstathios Drampalos, Sciprofile linkMehmet Erdem
Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi, Volume 5, pp 383-393; doi:10.26453/otjhs.669411

Abstract:
Hem diz ve hem de kalça artroplastileri, ortopedinin oldukta başarılı ameliyatlarıdır. Mükemmel ve uzun yaşam sonuçları vardır. Artan ameliyat sayılarına ve başarı oranlarına rağmen, genel ve ciddi komplikasyonları da artış göstermektedir. Literatürden yaptığımız derlemede, kalça ve diz artro-plastilerinin yaygın komplikasyonları olan enfeksiyon, dislokasyon, periprostatik kırıklar, septik gevşeme ve ven tromboembolisini taradık. Bu komplikasyonlar çok dramatik problemlere neden olabilmekte ve dikkatli tedavi gerekmektedir. Bu komplikasyonları minimuma indirgemek icin gerekenler, kendini geliştirmiş tecrübeli ortopedik cerrahlar ve konusunda özelleşmiş, uygun çevresel ortama sahip bir takım ve uygunluğu ispatlanmış protezlerin kullanılmasıdır.
Gurmeet Singh Sarla
Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi, Volume 5, pp 394-399; doi:10.26453/otjhs.723829

Abstract:
COVID-19, asemptomatik olmayandan solunum yetmezliği tanısı konan klinik durumlara kadar çeşitli derecelerle kendini gösterebilir. Hastalığın tedavisi çoğunlukla oksijen takviyesi, invaziv olmayan ventilasyon ve ağır durumlarda ise mekanik ventilasyon uygulanması şeklindedir. Şu anda hastalığa karşı etkili bir antiviral ilaç veya aşı mevcut değildir. Enfeksiyonun yayılmasıyla mücadele için izolasyon, sosyal uzaklaşma, iç mekanda kalma, kitle buluşmalarından stratejik olarak mesafeyi koruma Hindistan'ın takip ettiği ve etkili sonuç almak istediği temel, pratik ve uygun yöntemlerdir. Burada maske kullanımı hakkında büyük bir tartışma bulunmaktadır ve bu konu üzerinde durulmaktadır. Bu derleme çalışmada el temizliği, elleri yıkamak için sabun ve su kullanımı, el dezenfektanı kullanımı, iç mekanda kalmanın psikolojik etkileri gibi farmakolojik olmayan önlemler ve bu enfeksiyonun tedavisi için araştırılan seçenekleri Hint perspektifinden tartışılmıştır.
Yasemin Gümüş Şekerci
Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi, Volume 5, pp 339-346; doi:10.26453/otjhs.621207

Abstract:
Amaç: Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin Halk Sağlığı Hemşireliği dersine yönelik tutumlarını belirlemek ve farklı değişkenlerle ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Bu tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan çalışma Türkiye’nin güneyinde yer alan bir üniversitenin lisans hemşirelik bölümünde öğrenim gören öğrenciler üzerinde yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini 109 hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında sosyodemografik ve derse ilişkin özelliklerin yer aldığı kişisel bilgi formu, Sapçı ve Güngörmüş tarafından geliştirilen Halk Sağlığı Hemşireliği Dersi Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Veriler sayı, yüzde dağılımı, min., max. değerleri, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi ve One-way ANOVA testi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 22,38 ± 1,61 olup, %63,3’ü kadındır. Katılımcıların çoğu dersi ilk defa aldıklarını ve %54,1’i bu alanda lisansüstü eğitim almayı düşündüklerini bildirmişlerdir. Hemşirelik öğrencilerinin dersin teorik ve uygulamasına ilişkin tutum puanlarının birbirlerine yakın ve orta seviyede olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin derse yönelik tutumlarının bazı değişkenlerle ilişkisi olduğu bulunmuştur. Sonuç: Çalışmada hemşire adayların derse yönelik tutumlarının olumlu olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin eğitimleri sırasında makale okumaya ve bilimsel çalışma yapmaya teşvik edilmesinin derse yönelik olumlu tutum geliştirmede katkısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Hüseyin Ünübol, Gökben Hizli Sayar
Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi, Volume 5, pp 48-58; doi:10.26453/otjhs.572671

Abstract:
Amaç: Çalışma, gelişmeleri kaçrıma korkusunun, cinsiyet, yaş ve tütün bağımlılığı açısından dikkat eksikliği-hiperaktivite ve dürtüsellik semptomlarıyla olan ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Materyal ve Metot: Çalışma örneği toplam 732 kişiden oluşmaktadır. Katılımcıların 425'i kadın, 307'si erkekti. Çalışma örnekleminde 258 sigara içen ve 474 sigara içmeyen kişi vardı. Katılımcılara bir sosyodemografik anket, Yetişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Öz-Rapor Ölçeği (ASRS), Barratt Dürtüsellik Ölçeği (BIS-11) ve Üsküdar Fomo Ölçeği uygulanmıştır. Cinsiyet, yaş ve sigara içme durumu arasındaki farklılıkları test etmek için Mann Whitney U testi kullanıldı. Ölçekler arasındaki ilişkiyi incelemek için Spearman korelasyon analizi ve doğrusal regresyon analizi yapıldı. Bulgular: Gelişmeleri Kaçırma korkusunun yoğunluğu cinsiyet veya sigara içme durumu ilişkili değilken, yaş açısından anlamlı fark vardı. Regresyon analizinde yaş, cinsiyet, sigara içme durumu, dikkat eksikliği ve dürtüsellik özelliklerini değerlendiren modelin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu. Verilerin analizi gelişmeleri kaçırma korkusu şiddetinin dikkat eksikliği ve hiperaktivite skorlarıyla arttığı ancak yaşla birlikte azaldığını ortaya koydu. Sonuç: Çalışma sonuçları, dikkat eksikliği hiperaktivitesinin özellikleri konusunda eksiklik korkusu ile doğrusal bir ilişki olduğunu göstermiştir.
Dilek Yilmaz, Esra Polatdemir
Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi, Volume 5, pp 69-76; doi:10.26453/otjhs.578577

Abstract:
Amaç: Bu çalışmanın amacı; hemşirelik bölümü üçüncü ve dördüncü sınıfta öğrenim gören öğrencilerin profesyonel davranışlarının ve bunu etkileyen değişkenlerin belirlenmesidir. Materyal ve Metot: Araştırma, 2018-2019 Eğitim-Öğretim Bahar yarıyılında Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri üzerinde yürütüldü. Araştırmanın örneklemini araştırmanın yapıldığı tarihlerde ulaşılabilen ve araştırmaya gönüllü katılmayı kabul eden 180 öğrenci oluşturdu. Araştırma verileri “Öğrenci Tanıtım Formu” ve “Hemşirelik Öğrencileri Profesyonel Davranış Ölçeği (HÖPTÖ)” ile toplanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalamalarının 21,48±1,47 yıl olduğu, %71,7’sinin kız, %63,9’unun üçüncü sınıfta öğrenim gördüğü, %63,9’unun isteyerek hemşirelik mesleğini tercih ettiği, %68,3’ünün hemşirelik mesleğini sevdiği, %46,7’sinin hemşirelik mesleğini değiştirmek istemedikleri bulundu. Öğrencilerin HÖPTÖ toplam puan ortalamaları 117,95±12,84 (min:56, max: 135) olarak saptandı. Kız öğrencilerin, hemşirelik mesleğini isteyerek tercih edenlerin, hemşirelik mesleğini sevenlerin, mesleki eğitimin profesyonel davranışlarını geliştirmede etkili olduğunu düşünenlerin ve mesleğini değiştirmeyi istemeyenlerin HÖPTÖ toplam puan ortalamaları diğer öğrencilere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p
Şengül Üzen Cura, Şeyda Ferah Arslan, Esra Özkan, Elif Dönmez, Ebru Soğlu, Hale Gülçin Kaya
Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi, Volume 5, pp 28-36; doi:10.26453/otjhs.543736

Abstract:
Amaç: Bu araştırma üriner kateteri olan hastaların katetere ilişkin bilgi ve uygulamalarını incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Materyal ve Metot: Çalışmanın örneklemini Çanakkale ili içerisinde bir hastanede yatan ve üriner kateteri olan 100 hasta oluşturdu. Veriler literatür doğrultusunda hazırlanan, hastaların demografik özelliklerini sorgulayan ve üriner katetere ilişkin bilgi ve uygulamalarını inceleyen 32 soruluk anket formu kullanılarak toplandı. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 20.0 paket programı kullanıldı. Bulgular: Hastaların %70’inin üriner kateter takılmadan önce bilgi almadığı, %76’sının üriner kateter bakımının yapılmadığı, %80’inin üriner kateteri varken duş alabileceğini bilmediği, %30’unun günde yalnızca 100-500 cc arasında sıvı tükettiği saptandı. Üriner kateterden memnun olan hastaların yaş ortalamasının memnun olmayanlardan anlamlı derecede yüksek olduğu (p
Özlem Doğu Kökcü, Öznur Tiryaki
Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi, Volume 5, pp 364-374; doi:10.26453/otjhs.581600

Abstract:
Amaç: Bu araştırma, kalp yetersizliği (KY) olan hastaların, öz bakım davranışları ve bakım bağımlılığı durumlarını belirlemek amacıyla planlandı. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki araştırmaya 250 hasta dahil edildi. Veriler, Bakım Bağımlılığı Ölçeği, Avrupa Kalp Yetersizliği Öz Bakım Davranışı Ölçeği ve Hasta Bilgi Formu ile toplandı. Bulgular: Hastaların, yaş ortalaması 65,58±11,71 olup, öz bakım davranışları ortalama puanı 33,14±9,41 ve bağımlılık düzeyi 54,83±19,59 ile orta düzeyde bağımsız olarak bulundu. Bireylerin öz bakım davranışların arasında en iyi solunum problemlerini yönettikleri (2,55±1,48) en kötü ise dinlenme (3,11±1,76) olduğu görüldü. Benzer şekilde insan gereksinimlerine yönelik hazırlanan bakım bağımsızlığı maddelerinden en iyi beslenme aktivitesi puanı ile(3,36±1,57) gösterdiği, en kötü ise tehlikelerden korunma (3,05±1,44) konusunda bağımsızlık gösterdiği görüldü. Hastaların, Avrupa kalp yetersizliği öz bakım davranışları ölçeği toplam puanı ile trigliserit değeri arasından anlamlı bir farklılık ve pozitif yönde ilişki olduğu bulundu (p
Ayça Sultan Şahin, Mahmut Boray Altunay
Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi, Volume 5, pp 400-405; doi:10.26453/otjhs.590326

Abstract:
Massive subcutaneous emphysema is a rare complication in laparoscopic surgery. Complications such as insufflation, pneumothorax, pneumomediastinum to the preperitoneal area during pneumoperitoneum have also been reported in laparoscopic surgery. A 32-year-old woman was admitted for laparoscopic cystectomy because of right ovarian cyst. The end-tidal carbon dioxide values of the patient started to increase (end-tidalCO 2 :49mmHg) 20 minutes after starting CO 2 insufflation (P:15mmHg). Subcutaneous emphysema was detected in face and neck, eyelids and PaCO 2 was 59mmHg. Patient was extubated after positive pressure ventilation. Emphysemia in the face area including the eyelid continued in the 12th hour of the patient's emphysema completely regressed. Prolonged surgery, CO 2 gas insufflation pressure ≥15mmHg, 6 or more trocar access, older age may reduce subcutaneous resistance and causes emphysema. In our case, we would like to highlight to massive subcutaneous emphysema.
Page of 13
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Back to Top Top