Refine Search

New Search

Advanced search

Results: 124,133,801

Save to Scifeed
Page of 12,413,381
Articles per Page
by
Show export options
  Select all
Maria Grazia Volpe, Daniela Ghia, Omid Safari, Sciprofile linkMarina Paolucci
Environmental Science and Pollution Research pp 1-11; doi:10.1007/s11356-020-08405-z

The publisher has not yet granted permission to display this abstract.
International Journal for Crime, Justice and Social Democracy, Volume 9; doi:10.5204/ijcjsd.v9i2.1397

Abstract:
This paper explores the 2004 Kilwa massacre in the Democratic Republic of the Congo (DRC) through a decolonial perspective, explaining how the massacre is situated within the history of colonial power and global capitalist relations. As such, the convergence of mining and political interests that created the context in which this violence was possible is examined, rather than the specific human rights abuses committed during the massacre. This approach highlights how such acts of violence are an ongoing factor of colonial and postcolonial exploitation, as well as the difficulties in holding the responsible parties accountable. This investigation shows the importance of developing a decolonial Southern criminology that contextualizes human rights abuses within local and international systems of power and locates acts of criminal violence within the broader networks of structural violence.
Sciprofile linkBüşra Tosun, Nuran Yanikoğlu
Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi, Volume 29, pp 326-331; doi:10.17567/ataunidfd.448472

Abstract:
GİRİŞ: Diş aşınmaları, diş çürükleri haricinde diş sert dokularının yıkımı ile karakterize bir hastalıktır. Aşınmanın türüne göre altta yatan sebepler farklıdır ve dolayısıyla tedavi seçeneği de buna bağlı olarak değişmektedir. Okluzal dikey boyutun artırılması gerektiği durumlarda kron boyu uzatma, alveolar kemiğin cerrahi repozisyonu, sabit protetik tedaviler, döküm hareketli overlay protezler tedavi seçeneklerinden bazılarıdır. Bu vaka sunumunda dikey boyutu yükseltilmesi gereken bir hastanın, akrilik geçici kronlar kullanılarak yeni dikey boyuta adaptasyonu ve daimi sabit protetik tedavisi anlatılmıştır. VAKA SUNUMU:65 yaşındaki erkek hasta Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi anabilim dalına, yetersiz çiğneme fonksiyonu, dişlerinde aşınma ve estetik görüntü şikayeti ile başvurmuştur. Hastanın intraoral muayenesinde alt ve üst dişlerin kron boylarının yarısına kadar aşınmış olduğu, insizal kenarlarda dentinin açığa çıkmış olduğu tespit edildi. Hastanın istirahat dikey boyutu Niswonger yöntemi kullanılarak belirlendi, okluzal dikey boyutu ise tam kapanış halinde ölçüldü. Freeway space 3 mm olacak şekilde dişler, chamfer tarzı basamak frez ile prepare edildi ve vertikal boyut akrilik geçici kronlarla aşamalı olarak artırıldı.5 hafta sonrasında hastada herhangi bir eklem ağrısı gelişmediğine emin olunduktan sonra additional silikon ile daimi ölçüsü alındı ve metal destekli porselen köprüleri yapıldı. SONUÇ: Dikey boyutun arttırılması gereken durumlarda, daimi sabit protezlere hemen geçilmemelidir. İlk önce, uzun vadede, yeni dikey boyuta uyum sağlanıp sağlanamayacağı takip edilmeli ve daha sonra protez tedavisi hastanın rahat olduğu bir dikey boyutta tamamlanmalıdır. Bizim vakamızda olduğu gibi, geçici kronlar ile dikey boyut kademeli olarak arttırılarak daimi sabit protetik tedavi yapılması, alternatif tedavi seçeneklerinden biridir. ANAHTAR KELİMELER: Diş aşınması, dikey boyut, protetik tedavi ABSTRACT Prosthetic Treatment of A Patient With Vertical Dimension Loss: A Case Report Büşra Tosun * , Nuran Yanıkoğlu * INTRODUCTİON: Tooth wear is a disease characterized by the loss of hard tissues of the teeth except tooth caries.The underlying causes are also different according to the type of wear and therefore, the treatment options vary accordingly. In cases where the occlusal vertical dimension needs to be increased, some of the treatment options are extension of the crown length, surgical reposition of the alveolar bone, fixed prosthetic treatments, casting overlay prostheses.This case report presents a patient who needs to be increased in vertical dimension, using acrylic temporary crowns, adaptation to the new vertical dimension and treatment with permanent fixed restorations. CASE REPORT: A 65 year-old male patient referred to department of the prostodontics at Atatürk University, faculty of dentistry with inadequate chewing function, complaints of aesthetic appearance and worn in his teeth. The intraoral examination of the patient, revealed that upper and lower teeth were worn halfway through the crowns and the dentin was exposed on the incisal edges. Vertical dimension of rest of the patient was determined using the Niswonger method, oclusal vertical dimension was measured in the case of full closure.By adjusting the freeway space 3mm, teeth were prepared with chamfer style step burs and the vertical size was gradually increased with acrylic temporary crowns. At the end of 5 weeks, after making sure that the patient did not develop any joint pain, the patient's permanent measure was taken with additional silicone and metal supported porcelain bridges were made. CONCLUSION: İn cases where the vertical dimension has to be increased, the permenant fixed prosthetic should not be immediately restorated. First, in the long term, whether the adaptation to the new vertical dimension can be achieved or not, should be followed in long term, and then the prosthetic treatment should be completed in a vertical dimension where the patient is comfortable.As in our case, permenant fixed prosthetic treatment by increasing the vertical dimension gradually with temporary crown is one of alternative treatment options. KEY WORDS: tooth wear, vertical dimension, prosthetic treatment
Gelengül Urvasizoğlu, Sciprofile linkBerkay Aşkin
Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi, Volume 29, pp 1-1; doi:10.17567/ataunidfd.479201

Abstract:
Amaç: Bu çalışmanın amacı, bölgemizde odontojenik kist görülen hastaların demografik bilgilerini ve lezyon lokalizasyonlarını tespit etmek ve bu verileri dünya geneli ile karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Odontojenik kistler oral patolojik lezyonların önemli bir bölümünü oluşturmasına rağmen, çeşitli popülasyonlardaki dağılım modelleri henüz açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu çalışma, Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı’na 2017-2018 yılları arasında başvuran hastalardan odontojenik kist tanısı alan 100 olgu seçilerek gerçekleştirildi ve tanıyı doğrulamak için histopatolojik inceleme yapıldı. Hastaların demografik bilgileri (yaş ve cinsiyet) ve lezyonun yeri tanımlayıcı istatistikler kullanılarak kaydedildi ve analiz edildi. Bulgular ve Sonuçlar: Çalışma popülasyonunda erkek-kadın oranı 1.66: 1 olarak bulundu. Hastaların ortalama yaşının 31,2 yıl (yaş aralığı 3-75) olduğu görüldü. Kistlerin % 48'i maksillada, % 52'si ise mandibulada bulundu. Radiküler kist(%56) en sık görülen tipti ve bunu takiben dentigeröz kist(%16), rezidüel kist(%15), paradental kist(%5), odontojenik keratokist(%5) diğer sık görülen kistler arasındaydı. Ayrıca lateral periodontal kist(%1) ve erüpsiyon(%2) kisti de az sayıda vakada gözlendi. Erzurum’daki odontojenik kistlerin dağılım modeli, dünyanın diğer bölgeleriyle benzerdir. lezyonların kesin tanısı için rutin takibin ve histopatolojik bulguların önemi vurgulandı. Anahtar Kelimeler: Odontojenik Kist, Histopatoloji, Demografik Faktör ODONTOGENIC CYST: Clinical and Radiological Examination of Odontogenic cysts of 100 patients who referred to the Ataturk University Oral and Maxillofacial Surgery Department. Aim: The aim of this study is to determine the demographic information and lesion localization of patients with odontogenic cysts in our region and to compare these data with the rest of the world. Materaial and Methods: Despite the odontogenic cysts constitute a major part of oral pathological lesions, information about their distribution patterns in different populations has been unclear. This study was carried out by collecting 100 patients with a diagnosis of odontogenic cyst from patients admitted to the Department of Oral and Maxillofacial Surgery, Faculty of Dentistry, Ataturk University between 2017-2018 and these were histopathologically re-evaluated to confirm the diagnosis. demographic information of patients (age and sex) and location of the lesion were recorded and analyzed using descriptive statistics. Results: The male to female ratio was 1.66:1 in study population. The mean age of the patients was 31.2 years (range 3-75 years). 48% of cysts were found in maxilla and 52% in mandible. Radicular cyst(%56) was the most common type, followed by dentigerous cyst(%16), residual cyst(%15), paradental cyst(%5), and odontogenic keratocyst(%5). Lateral periodontal cyst(%1) and eruption cyst (%2) were also observed in limited number of cases. Conclusion: The distribution pattern of odontogenic cysts in Erzurum is relatively similar to that in other parts of the world. The importance of routine follow-up examinations and histopathological finding are reported for final diagnosis. Key Words: Odontogenic Cyst, Histopathology, Demographic Factor
Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dergisi, Volume 35, pp 1333-1352; doi:10.17341/gazimmfd.640984

Abstract:
Son yıllarda karbondioksitin (CO 2 ) giderimi ve yapılı dolgulu kolonlarla ilgili çalışmalar ön plana çıkmaktadır. Bu doğrultuda yapılan bu çalışmada, kendi imkanlarımızla tasarlanarak imal edilen yeni özgün bir yapılı dolgulu kolonunun hidrodinamik ve kütle transfer katsayılarının karakterizasyonu yer almaktadır. İlk olarak basınç düşüşü ölçümleri ile kolonun yükleme ve taşma noktaları tespit edilmiş ve kolona beslenecek sıvı ve gaz akış hızlarının limitleri saptanmıştır. Sıvı ve gaz akış hızları için bu aralıklar sırasıyla 0,002-0,0047 [m/s] ve 0,07-0,68 [m/s] olarak belirlenmiştir. Belirlenen gaz ve sıvı akış hızlarında, sıvı tarafı ve gaz tarafı bazlı bireysel fiziksel hacimsel kütle transfer katsayıları deneysel olarak elde edilmiştir. Daha sonra iki direnç teorisi ile CO 2 -su sistemi için gaz tarafı bazlı toplu fiziksel hacimsel kütle transfer katsayısı hesaplanmıştır. Ayrıca belirlenen gaz ve sıvı akış hızı aralıklarında, CO 2 ve sodyum hidroksit çözeltisi sistemi ile deneyler yapılarak gaz tarafı bazlı toplu kimyasal hacimsel kütle transfer katsayıları , Hatta sayıları (Ha) ve artış faktörleri (E) hesaplanmıştır. Bu kimyasal sistem için elde edilen deneysel bulgular, hızlı sözde birinci dereceden reaksiyon rejiminin kabul edilebilir olduğunu göstermiştir. Son olarak farklı gaz ve sıvı akış hızlarında dolguların etkin ara yüzey alanı değerleri de belirlenmiştir.
Shuhan Lu, Fang Li, Qiubing Chen, Jing Wu, Junyi Duan, Xinlin Lei, Ying Zhang, Dongming Zhao, Sciprofile linkZhigao Bu, Sciprofile linkHao Yin
Cell Discovery, Volume 6, pp 1-10; doi:10.1038/s41421-020-0151-5

Abstract:
African swine fever virus (ASFV) is a dsDNA virus responsible for a severe, highly contagious, and lethal disease affecting both domestic and wild pigs. ASFV has brought enormous economic loss to a number of countries, and effective vaccine and therapy are still lacking. Therefore, a rapid, sensitive, and field-deployable detection of ASFV is important for disease surveillance and control. Herein, we developed a Cas12a-mediated portable paper assay to rapidly and precisely detect ASFV. We identified a robust set of crRNAs that recognized the highly conserved region of essential ASFV genes. The Cas12a-mediated detection assay showed low tolerance for mismatch mutations, and no cross-reactivity against other common swine pathogens. We further developed a paper-based assay to allow instrument-free detection of ASFV. Specifically, we applied gold nanoparticle–antibody conjugate to engineer homemade strips and combined it with Cas12a-mediated ASFV detection. This portable paper, instrument-free diagnostics, faithfully detected ASFV in swine samples, showing comparable sensitivity to the traditionally instrument-dependent qPCR method. Taking together, we developed a highly sensitive, instant, and economic Cas12a-mediated paper diagnostics of ASFV, with a great application potential for monitoring ASFV in the field.
Sciprofile linkAltaf Saadi, Kristen R. Choi, Sae Takada, Fred J. Zimmerman
BMC Public Health, Volume 20, pp 1-8; doi:10.1186/s12889-020-08462-6

Abstract:
Older adults complete suicide at a disproportionately higher rate compared to the general population, with firearms the most common means of suicide. State gun laws may be a policy remedy. Less is known about Gun Violence Restricting Order (GVRO) laws, which allow for removal of firearms from people deemed to be a danger to themselves or others, and their effects on suicide rates among older adults. The purpose of this study was to examine the association of state firearm laws with the incidence of firearm, non-firearm-related, and total suicide among older adults, with a focus on GVRO laws. This is a longitudinal study of US states using data from 2012 to 2016. The outcome variables were firearm, non-firearm and total suicide rates among older adults. Predictor variables were [1] total number of gun laws to assess for impact of overall firearm legislation at the state level, and [2] GVRO laws. The total number of firearm laws, as well as GVRO laws, were negatively associated with firearm-related suicide rate among older adults ages 55–64 and > 65 years-old (p < 0.001). There was a small but significant positive association of total number of firearm laws to non-firearm-related suicide rates and a negative association with total suicide rate. GVRO laws were not significantly associated with non-firearm-related suicide and were negatively associated with total suicide rate. Stricter firearm legislation, as well as GVRO laws, are protective against firearm-relate suicides among older adults.
Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dergisi, Volume 35, pp 1159-1170; doi:10.17341/gazimmfd.606484

Abstract:
Aşındırıcı macun ile yüzey işleme metodu geleneksel olmayan yüzey bitirme yöntemlerinden biridir. Üretim teknolojilerinin ilerlemesiyle birlikte endüstride kullanılan parçalar giderek daha karmaşık bir şekil almıştır. Özellikle havacılık, medikal ve otomotiv endüstrisinde kullanılan bu karmaşık geometrili parçaların yüzey kalitesini iyileştirmek klasik yöntemlerle pek mümkün değildir. Ayrıca zamanın iyi kullanılması ve maliyetin düşürülmesi endüstride çok önemli bir beklentidir. Bu çalışmada, havacılık sektöründe sıklıkla kullanılan yüksek ısı ve korozyon direncine sahip Titanyum alaşım malzeme yüzeyinin aşındırıcı macun ile yüzey işleme metodu kullanılarak yüzey iyileştirmesi yapılmıştır. Elektriksel tel erozyon ile kesilerek hazırlanan numuneler için aşındırıcı macun ile işlem parametrelerini belirlemek ve deney tasarımı için Taguchi metodu kullanılmıştır. Deneysel çalışmada aşındırıcı macun ile işleme parametreleri tur sayısı, aşındırıcı tane boyu, aşındırıcı macun oranını, çıktı parametreleri yüzey pürüzlülük (R a ) değerleri, malzeme kaldırma oranları (MKO) ve beyaz katman tabakası kalınlığına olan etkileri ölçülmüştür. Elektriksel erozyon ile kesme sırasında açığa çıkan yüksek ısının etkisiyle oluşan beyaz tabakası giderilmesi SEM analizleri ile tespit edilmiştir.
Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dergisi, Volume 35, pp 1187-1198; doi:10.17341/gazimmfd.488518

Abstract:
Havalı güneş kollektörleri genellikle endüstriyel ve tarımsal ürünlerin kurutulmasında ve mahal ısıtma sistemlerinde kullanılmaktadır. Fosil yakıtların azalması ve enerji fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günümüzde güneş enerjisine daha fazla önem verilmektedir. Bu çalışmada, tek geçişli, zorlanmış taşınımlı bir havalı güneş kollektörü geliştirilmiş, imal edilmiş ve Konya iklim şartlarında deneysel olarak analiz edilmiştir. Kollektör ile üç ayrı kütlesel debide, farklı günlerde ve açık hava koşullarında deneyler yapılmıştır. Deneysel veriler kullanılarak güneş ışınımı, havanın kollektöre giriş, çıkış, cam örtü, yutucu plaka sıcaklıkları, faydalı ısıl enerji ve ısıl verimin saatlik değişimleri incelenmiştir. Sonuçlar, kütle debisindeki artış ile havanın kollektörden çıkış sıcaklığının azaldığını, kollektörün ısıl veriminin ise arttığını göstermektedir.
Sciprofile linkTimur Inan, Ahmet Fevzi Baba
Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dergisi, Volume 35, pp 1213-1230; doi:10.17341/gazimmfd.603464

Abstract:
Gemi kazalarının çoğunluğunun insan hatalarından kaynaklanması, bu hataları en aza indirgeyecek karar destek sistemleri ile alakalı çalışmaların artmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada, gemi çarpışmalarını önleyebilecek bir karar destek sistemi ortaya konulmuştur. Sistem üç ana parçadan oluşmaktadır. Gemilerin ileriki pozisyonlarını tahmin edebilen bir yapay sinir ağı sistemi, çevredeki gemilerin hangisi ile çarpışma riskinin daha fazla olduğunu hesaplayan bir bulanık mantık sistemi ve CSGA (Cuckoo Search-Genetic Algorithm) algoritması kullanarak çarpışma önleme rotası hesaplayabilen sistem. Bu çalışmada, çarpışma önleme sisteminin başarısının ölçülmesi amacıyla senaryolar oluşturulmuştur. Çarpışma önleme rotalarının hesaplanması aşamasında kullanılan CSGA algoritması ile literatürde daha önce kullanılmış olan KKA (Karınca Kolonisi Algoritması), PSO (Parçacık Sürü Optimizasyonu), ve GA (Genetik Algoritma) algoritmaları, elde edilen sonuçların verimliliği açısından karşılaştırılmıştır. Algoritmaların verimliliği ölçülürken; hesaplama için harcadıkları zamanın az olması ve önerdikleri çarpışma önleme rotalarının gemiyi rotasından en az sapma ile tekrar rotasına döndürmesi kriterleri gözönüne alınmıştır. CSGA algoritması ile çarpışma önleme sisteminde, hesaplama süreleri gözönüne alındığında, ortalama olarak, KKA’ya nazaran 29,47 kat, PSO’ya nazaran 5,78 kat, GA’ya nazaran 2,72 kat daha hızlı sonuç vermiştir. Algoritmaların hesapladığı yolların uygunluğu gözönüne alındığında CSGA algoritması, yapılan hesaplamalarda, ortalama olarak karınca KKA’ya nazaran %7,85, PSO’ya nazaran %2,62, GA’ya nazaran %1,18 daha uygun sonuçlar bulabilmiştir.
Page of 12,413,381
Articles per Page
by
Show export options
  Select all